Bir Kurban Anısı - Cevat Kulaksız

Bir Kurban Anısı - Cevat Kulaksız Kurban Bayramını yaşadığımız şu günlerde, iki kurban anısını sizinle paylaşmak istedim; bu vesile ile herkesin kurban bayramını kutlarım, ülkemize barış ve huzur gelmesini dilerim.

Bir Kurban Anısı - Cevat Kulaksız
Kurban Bayramını yaşadığımız şu günlerde, iki kurban anısını sizinle paylaşmak istedim; bu vesile ile herkesin kurban bayramını kutlarım, ülkemize barış ve huzur gelmesini dilerim.
Bu kurban kesme anısını, Kıbrıs’ta görev yapmış Astsubay oğlum Ü. Bülent Kulaksız anlatmıştı:
“-1998-1999 da görevim gereği Kıbrıs Yeşilyurt-Çamlıca Karpaşa köyünde oturuyorduk. Görev yaptığımız birliğimiz de buraya yakın idi.
Birlikte görevli ve komşu arkadaşlarla, Kurban Bayramı da geldiği için kurban keselim, dedik. Evlerimize yakın oturan inek besleyip sütçülük yapan yaşlı komşu Kıbrıs Maroni Rumlarından birinden 400 liraya bir düve (dişi dana) aldık kesmek için.
Kurban keserken yanımıza gelen bu komşu yaşlı Rum, bize, “acı çektirmeyin, uyuşturun veya tabanca ile vurun” diyordu. Adam sattığı malını kurban ederken bile düşünüyordu. Biz kendi töremize göre, hayvanı yıkıp yatırdıktan sonra ayaklarını bağladık, kesmeye başlayınca yaşlı Rum dehşet içinde çabalıyor, gözleri yaşarıyor, çok üzüldüğünü belirten davranışlar gösteriyordu. Tam keserken komşu Maroni Rum’un şapkasını çıkarıp saygı duruşuna geçtiğini gördük ve biz de bundan etkilenmiştik. Bırakın insan sevgisini, adamın hayvanlara karşı sevgisini gördük, bu anıyı hiç unutmuyorum”.

Ben de Kıbrıs’a oğlumu ziyarete gittiğimde, aynı köyde Rum’u gördüm, konuştuk, adam yaşlıydı, çocukları Atina’da, Beyrut’ta okuyor ve çalışıyorlarmış; kendisi hayvancılık yapıyor, asker, sivil komşulara süt satıyordu. Öteki Rumlara göre daha bir dost canlısı idi. Evlere yakın taş yapı bir binada kilise vardı, pazar günleri Güney Rum bölgesinden ayin yapmaya geliyorlardı; kilise boş kalmasın diye sadece ibadet yapıp gidiyorlardı.  Ama nerede olursan ol, kişi çevresiyle barışık ve dost olmalı ki yaşam huzurlu olsun.
(Kıbrıs Marunileri ya da Kıbrıs Maronitleri, Orta Çağ'da Levant'tan dinsel ve siyasi çatışmalar sebebiyle kaçarak, Kıbrıs'a yerleşen ve Maruni Kilisesi üyesi olan, günümüzde de varlıklarını devam ettiren topluluk. Ana dilleri Arapça olmak üzere Yunanca ile Türkçe de konuşmaktadırlar. İbadet ve ayinlerini Arapça olarak gerçekleştirirler. Doğu Katolik Kilisesi ve Batı Suriye Ayini'ne bağlı olmakla birlikte topluluk olarak Roma Katolik Kilisesi'ne mensupturlar.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği  son verilerine göre Kıbrıs'ta 5000 civarı Maronit yaşamaktadır. KKTC de Koruçam yerleşiminde 165 Maronit yaşamaktadır…).
Kaynak: Vikipeki
SIĞIRLARI AĞLARKEN GÖRDÜM
Buraya kadar yazarken, hemen aklıma küçüklüğümde tanık olduğum bir kurban anısını paylaşmak istiyorum. Kendi köyümde, “Erikli bahçe” denilen çeşme kenarında bahçede kurbanlar kesilirdi. Kesimden sonra alelusul kurbanın kanını ağaçların dibine gömerlerdi.
Tabi aynı yerde çok kurban kesildiği için, etrafa kanlar saçılır ve kurudu.
Birkaç gün sonra köyün sığırları toplanma yerine giderken veya akşamüstü evlere dağılırken, işte kurbanların kesildiği o Erikli bahçede sığırlar yerdeki kanları koklayıp koklayıp feryat edip ağladıklarını, (acı acı böğürdüklerini) hem de gözlerinden yaşlar aktığını gördüm. Bir kez değil haftalarca her gün görüyordum. Demek ki hemcinslerini, akrabalarının kokusunu alıyorlar ve hüzünleniyorlardı. O sığırların feryadını yıllarca unutamadım, şimdi bile hüzünle anarım.
Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget