Koreli gazetecinin "Türkiye ekonomisi batıyor” haberi ve ötesi

Türkiye’deki son ekonomik kriz üzerine Kore’de ekonomi çevreleri, Kore’li entellektueller arasında “Türkiye batıyor” sözleri yayılır.

Dinin din adamının insan üzerindeki etkisi
Koreli  gazetecinin "Türkiye ekonomisi  batıyor” haberi ve ötesi
Suudi Arabistan’ın Suudi Telekom şirketi, Türk Telekom’un yüzde 55 hissesini almaya hazırlanıyor. Türk Telekom hisselerinin çoğunluğunu elinde tutan Oger Telekom’un milyarlarca dolarlık bir borç yükü altında olduğu için kendi hissesini satacağı söyleniyor.
Türk Telekom’da yüzde 55 pay Oger Telecom’un sahip olduğu Otaş’a ait. Eğer satış gerçekleşirse büyük hissedar artık Suudi Telekom olacak.
Hazine ise Türk Telekom’da altın hisse dâhil yüzde 25 paya sahip.
https://www.gazeteduvar.com.tr/ekonomi/2017/08/25/turk-telekom-tekrar-satiliyor/
Zaten Araplardan yana yönünü çeviren, ülkemizi Araplara doğru sürüklemeye çalışan R. T. Erdoğan, Katar’a ve de Araplara duyduğu dinsel sempati, yakınlık nedeni ile Telekom’u Araplara satmıştır bence. Düşüne biliyor musunuz, bir Arap bizim malımızı bizim paramızla, bizim bankaların verdiği kredi ile satın alıyor, işletiyor, her türlü eldeki her türlü mülkü bakır tele kadar satıyor, borcunu ödemeden adeta kaçıp gidiyor.  Böylesine avantajlı bir satış her başka ülkeye yapılamaz sanırım?
Bu bağlamda aşağıda, bir öğretmen Müfettiş arkadaşın (Mehmet Ayhan’ın)  e-postama gönderdiği minik öykülerde dinsel baskının, din adamının insan üzerindeki baskısını etkisini açıkça gördüğümüz gibi, R.T. Erdoğan da, Araplara duyduğu engin yakınlık nedeni ile tercihen bu Lübnan’lı Arap’a bu olağanüstü kolaylıkla satmış olmalı.
(Oger Telekom’un Türk Telekom sebebiyle 4,75 milyar dolarlık kredi bulunuyor. Oger Telekom eylül ve mart aylarında yapması gereken ödemeleri yapamamıştı
Hazine, ağustosun ilk haftasında Otaş’a gönderdiği mektupla, kredi sorununun çözümü için 60 gün süre tanımıştı).
https://www.birgun.net/haber-detay/turk-telekom-tekrar-satiliyor-iddiasi-176516.html
Aşağıda gördüğünüz Kore’li gazetecinin bu konudaki görüşü de ilginç olduğu için aşağıya alıyoruz.
Türkiye’deki son ekonomik kriz üzerine Kore’de ekonomi çevreleri, Kore’li entellektueller arasında “Türkiye batıyor” sözleri yayılır.  Bunun üzerine Kore’nin Türkiye muhabiri ile temas kurulur. Türkiye'de yaşayan,  Koreli birkaç farklı Kore Tv kanalı ve gazetesinden haberci, ülkesindeki Tv ye bağlanarak Türk tarihinden, İslam’a kadar akla gelmeyen şeyler söyleyerek, kısa kısa şunları anlatır:
“1. Türkiye'den çok yüksek döviz çıkışı oldu, Türkiye'nin kurulduğundan beri en büyük yolsuzluğu geçen hafta patladı.  Adı ise “Türk Telekom Yolsuzluğu”. Parası olmayan Arap bir adama Türk bankalarından kredi çekilerek Telekom satıldı, Arap adam bakır kablolara kadar satıp kaçtı, Türklerden yaklaşık 27 milyar dolar çaldı…”

2.“Türk medyası AKP'nin eline geçtiğinden ayrıntılı haber yapılamıyor, artı olarak yolsuzluğu yapan Arap olduğu için AKP nin Türkleri ümmetleştirme projesine zarar verir endişesiyle olay saklanmaya çalışılıyor, zira Türklerde ciddi bir Arap düşmanlığı başlayabilir, Türk halkı bunu öğrenirse…
Koreli kadın, “ümmet nedir?” telefona bağlanan Kore’li: “Ümmetleştirme; bütün Müslümanları Arap kılık kıyafetlerine, Arap alfabesine, Arap kültürüne çevirerek, herkesi tek tip Arap insanına çevirme” hayali diye özetleyebiliriz. Ama çok farklı din mezhepleri ve Türkler gibi ırklarını çok seven milletler Araplaşmak istemediğinden uygulanması zor bir proje olarak görülüyor”.

“3.“Başkan Erdoğan, işi savaş ekonomisi, rahip Bronson olayına getirip geçiştirmeye çalışıyor ama Amerika’dan ciddi bir uyarı geldiği için bu sıralar rahip olayını ağzına almıyor, Türk halkına  -bizim Tanrımız (Allah’ımız) var ekonomiyi boş verin- diyerek halkı etkilemeye çalışıyor ama halk marketlere girip her şeye zam geldiğini fark etmeye başladıkça Erdoğan'ın bu taktiği de işe yaramayabilir. Zira önümüzde 2 defa elektrik ve doğal-gaza büyük zam yapılması bekleniyor...

“4. Yine kış ayından sonra seçim var, Erdoğan bu Arapların çaldığı dolarları halka gizli zam yaparak gizlemeye çalışabilir ama ülkeden çıkan döviz çok büyük olduğu için dolar patlayacaktır... Erdoğan son çare olarak yine dine sarılıp ortaya Tanrısını' (Allah'ı) öne sürerek İslamcı halkı etkilemeye çalışabilir.

“5. Erdoğan ailesinden bir adamı (damat demek istiyor) ekonomi Bakanı yaparak yabancı yatırımcıyı kaçırdı ve merkez bankası başkanı kendisi arayacağından bu finans çevresinde şok etkisi yaptı.

“6. Yine Erdoğan yaklaşık 5 milyon Suriye’liye 40 milyar harcadı ve Bizim yaptığımız köprülere (Kore’lilerin) ağır paralar ödemek zorunda kaldı, bunların götürüleri de Türk ekonomisine yansıyınca kış ayı için Türkler adına çok  zararlı olacaktır ve dün Halk Bankası’da inanılmaz bir şey oldu, 3.67 den AKP lilere dolar satışı yapıldı, buradaki bilinçli hata anında elektrik ve doğalgaz zammı olarak Türklere yansıtıldı... Kısacası Türkler batıyor...”

Tilkinin biri yavrusuna demiş ki: (Dinsel baskıyı burada da görüyoruz)
- Yavrum, bütün bu bağlardaki üzümlerden yiyebilirsin. Sadece köyün mollasına ait bağın üzümleri hariç... Hatta aç kalsan dahi o bağı aklına bile getirme.
Genç tilki, babasına sormuş:
- Neden? O bağın üzümleri zehirli mi?
Tilki yavrusuna cevap vermiş:
- Hayır, çocuğum. Eğer molla bağından üzüm yediğimizi anlarsa yarın hemen “tilki eti helaldir” diye fetva verir ve neslimizi yok eder.
Gücü, insanların cehaleti üzerine kurulmuş toplumlara hiç bir zaman bulaşma.

*
Kıtlama Çay Dinen Uygun! (Dinsel baskı daha başka şekilde karşımıza çıkıyor)
Anadolu'da, çay içilirken genellikle şeker çaya karıştırılmıyor, kıtlama yapılıyor. Bunun çıkışı ise çok ilginç...
Eskiden İran'da çaya tatlandırıcı olarak hurma ve üzüm katılıyordu.
İngilizler İran'a şeker satmaya kalktıklarında bunu başaramadılar. Sonra İranlı Mollalarla irtibat kurdular.
İngilizler Mollaların vereceği fetva karşılığında kazancın % 10'nu teklif ettiler...
Nitekim bir cuma namazında (İran'da cuma namazları o bölgenin en büyük camisinde ve çok kalabalık olarak kılınıyor ) Cuma hutbesinde mollalar şu vaazı verdi: "Siz Allah'ın nimeti olan hurma ve üzümü nasıl olur da çaya katarsınız! Bundan böyle çaya şeker katacaksınız!" Bu vaazdan sonra İran'lılar çaya şeker katmaya başladılar. İşler yoluna girince İngiliz'ler, mollalara verdiği % 10 payı satışların iyi gitmediği gerekçesiyle vermemeye başladılar.
Bunun üzerine mollalar ikinci bir fetva verdi cuma hutbesinde: "Gâvur icadı şekeri çaya katmak caiz değildir "!... Bu fetva üzerine İran'lılar evlerindeki şekerleri sokaklara döktüler.
İngiliz firmaları mecburen, mollalarla yeniden masaya oturdu. Fakat mollalar bu sefer % 20 pay istedi. Eee dinsizin hakkından imanlı (!) gelir(miş). İngiliz'ler çaresiz kabul ettiler.
Mollalar cuma hutbesinde bu sefer: "Biz size 'çaya şeker katmayın” dedik ama 'sokaklara dökün de' demedik, şekeri sokağa dökmeyeceksiniz, şekeri çaya batıracak ve böylece gâvur icadı şekere boy abdesti aldırarak içeceksiniz!" diye fetva verdiler.
Tabii ki bu fetva İran halkı tarafından yaşama geçirildi. Dinin cahil insanları aldatmak, yönlendirmek, onları sömürmek açısından ne kadar etkili olduğunu gösteren bir örnektir bu yaşanmışlık. (Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk’ten alıntı)

Cevat Kulaksız

Cevat Kulaksız 

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget