Devletin itibarı deyince ne anlaşılmalıdır?

Devletin itibarı deyince ne anlaşılmalıdır?
Ülkemiz yöneticileri, kendilerine yönelik israf derecesindeki harcamalarına haklı olarak yapılan eleştirileri, aymaz bir şekilde “devletin itibarı” saçma savunması ile karşılamaya çalışmakta ve bu ülkenin yoksul vatandaşlarının vergileriyle oluşan kamu parasını gereksiz bir şekilde çarçur ettiklerini, asla kabul etmemektedirler.

Devletin itibarına geçmeden önce, kelime anlamı olarak itibar ne demektir ona bir bakalım.

İtibar; ”saygı görme, değerli bulunma, güvenilir olma” demektir.

Devletin itibarı deyince de, o devletin; bizzat kendi halkından, diğer devletlerden ve halklarından, uluslararası kuruluşlardan saygı görmesi, onlar tarafından değerli ve güvenilir bulunmasıdır. Devletin itibarlı olup olmadığının objektif ve evrensel kriterleri, saygı görme, değerli ve güvenilir olmadır.

İtibarın tarif ve içeriğinde, devleti yönetenlerin; oturdukları resmi konutların, sarayların, çalışma makamlarının, kullandıkları resmi otomobillerin, yiyip içtiklerinin, devlet resepsiyonlarında konuklara sundukları yiyecek ve içeceklerin maddi değerlerinin yeri yoktur.

Bir ülkenin ve devletin itibarı, maddi değerler ve yöneticileri için sarf edilen israf derecesindeki paralarla ölçülseydi, demokrasinin adının bulunmadığı, insan hak ve özgürlüklerinin yok sayıldığı, en başta Arap ülkeleri olmak üzere, yöneticileri; ülkelerinin tüm maddi zenginliklerinin tek sahibi olan krallık, monarşi ve her türden diktatörlüklerin, en itibarlı devletlerden sayılması gerekmeyecek miydi?

Devletin itibarını yönetenlerin harcadıkları kamu paralarının miktar ve değeriyle eş değer gören zihniyet; demokrasi karşıtı, halkın hak ve özgürlüklerine, ezilmişliklerine gözlerini kapayan antidemokratik şark zihniyetidir.

Bize göre, insan hak ve özgürlüklerine, yargının bağımsızlığına, demokrasinin evrensel ilkelerine saygılı itibarlı bir devlet olabilmek için;

O devlet ve ülkede, evrensel tüm kurum ve kurallarıyla tıkır tıkır işleyen gerçek bir demokrasi olmalıdır.

Yargısı tam bağımsız, en başta basın özgürlüğü olmak üzere, tüm insan hak ve özgürlükleri, sözde değil uygulanabilir olmalıdır.

Devleti yönetenler, yoksul halktan toplanan kamu paralarını, toplumun ihtiyaçlarını sıraya koyarak adil bir şekilde harcamalı, lüks ve şatafattan uzak olmalı, devletin parasını harcamaktan dolayı hesap verme yolları açık olmalıdır.

Devletin dış politikası tutarlı ve sürekli olmalı, günün koşullarına göre günden güne, haftadan haftaya, aydan aya sıkça ve kolaylıkla  değişmemeli, dünyada güçlerine göre iki kutba ayrılan süper devletlerin arasında gidip gelen zikzaklar çizmemelidir.

İtibarlı devletin ekonomisi güçlü olmalıdır. Bu anlamda, üreten dış ticareti açık vermeyen, cari açığı yıldan yıla sürekli artmayan, parası değerli, halkının büyük bölümü işsiz olmayan, halkının büyük bölümü yönetenlerin oy için çalışmadan doyurdukları yardımlar ile geçinen kişilerden oluşmamalıdır.

Devletin Milli Eğitim Politikaları her sene değişmemeli, modern, çağdaş, laik ve bilimsel eğitime öncelik verilmeli, dini eğitim, sadece din adamı ihtiyacı ile sınırlı ve istisnai olmalıdır.

Allah ile kul arasında olan din, politikaya alet edilmemeli, dinden siyasi çıkar sağlama yoluna gidilmemelidir.

Devletin en üst makam ve  koltuğunda oturan kişi, bir anonim şirketin yönetim kurulu başkanlığı koltuğuna kendisini layık görmemeli, bir A.Ş.'nin yönetim kurulu başkanlığı koltuğuna oturmak için, ara sıra da olsa, en üst koltuktan asla inmemelidir.

Dünyanın büyük bir lider olarak kabul etmek zorunda kaldıkları, değeri dünya tarafından bilinen Türkiye Cumhuriyeti Devletinin kurucusu olan ATATÜRK gibi tartışmasız değerlere sahip çıkılabilmeli, ona düşman gözüyle bakılmamalı, adı ATATÜRK olan, ülkenin en büyük şehrinin en büyük hava alanının kapatılacağını fırsat bilerek, onun yerine yapılan yeni hava alanına, faşizmin, istibdadın, demokrasi ve özgürlükler karşıtlığının sembol ismi olan ABDÜLHAMİT Han isminin verilmesi gündeme dahi getirilmemeli, böyle bir şeyin olması halinde ise, tüm Türk Halkı ayağa kalkarak, bu tasarrufa  karşı çıkabilmelidir.

Bunlardan hiçbirinin esamesi dahi okunmuyorsa, o ülkenin itibarsız olduğu, itibarının ayaklar altında ezildiği, üzülerek de olsa kabul edilmeli ve bu duruma yol açan  mevcut yönetim ve sistem, demokratik seçimlerle mutlaka sonlandırılmalıdır.

Güner Yiğitbaşı

12/09/2018
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget