Tayyip Bey'in İki Şapkası ve Yüksek Seçim Kurulu!..

Tayyip Bey'in İki  Şapkası ve Yüksek Seçim Kurulu!..
Şu anda Tayyip Bey'in giydiği iki şapkası var olup, buna, iki kisve de diyebiliriz.

Tabi bu bir benzetmedir.

Tayyip Bey'in giydiğ  birinci şapka, Cumhurbaşkanlığı şapkası, ikinci şapka da, illegal bir şekilde, fiilen yürüttüğü Başbakanlık ve AKP Genel Başkanlığı şapkasıdır.

Tayyip Bey'in Cumhurbaşkanlığı şapkası, hukuken giymesi gereken asıl ve legal şapkadır.

Ancak, Tayyip Bey; Cumhurbaşkanı seçildilkten sonra, Cumhurbaşkanlığı görevine başlarken, Meclis önünde namusu ve vicdanı üzerine yaptığı, Anayasaya göre zorunlu olan tarafsızlık ve Anayasaya bağlılık yeminini yaparken giydiği yasal olan Cumhurbaşkanlığı şapkasını, yemin edip, Cumhurbaşkanlığına başlar başlamaz çıkarmış ve 1150 odalı kaçak saray'ın en ücra köşesindeki kullanılmayan  bir odasına koyup saklayarak, bir daha giymemek üzere kilit altına almıştır.

Tayyip Bey, bu arada hiç kimseye sorup danışmadan, halkın oyu ile Cumhurbaşkanı seçildim diyerek, Anayasaya aykırı bir şekilde, parlamenter sistemi alaşağı ederek, hayal etmekte olduğu başkanlık şapkasını giyeceği günün özlemi içinde, alaşağı ettiği parlamenter sistemi de, başından çıkardığı Cumhurbaşkanlığı şapkasını sakladığı 1150 odalı kaçak sarayın en ücra köşesindeki odasına kilitleyerek, bekleme odasına almıştır.

Bu nedenle, Tayyip Bey; fiili Başbakan ve fiili AKP Genel Başkanı gibi çalışarak, halktan, AKP'ye oy talep ettiği propaganda  konuşmalarında, sık sık  parlamenter sistem bekleme odasına alınmıştır diyerek, Anayasaya aykırı bir şekilde,bugünden ilan edip uygulamaya koyduğu  fiili başkanlığına, halkımızın dikkatini çekmek istemektedir.

Bu duruma baktığımızda, şu anda ülkemizde hukuken Cumhurbaşkanlığı koltuğu dolu olarak gözükmekteyse de, aslında Cumhurbaşkanlığı koltuğu fiilen boş olup, Başbakanlık ve AKP Genel Başkanlığı koltuklarının ise; biri hukuki, diğeri fiili olmak üzere iki sahibi bulunmaktadır.

Hukuken Cumhurbaşkanı gözüken Tayyip Bey; tüm mesaisini, fiilen başına geçirdiği Başbakan ve AKP Genel Başkanı şapkası altında, ülkenin fiili Başbakanı ve AKP'nin Genel Başkanı gibi çalışarak harcamakta, hergün ve günün her saatinde bir yerlerde konuşarak, başkanlık sistemine geçilmesinin gerekliliğini anlatarak, bunun için önümüzdeki seçimlerde Anayasayı değiştirecek oranda milletvekili çıkarması için AKP'ye oy talep etmektedir.

Bununla da yetinmeyen fiili Başbakan ve AKP Genel Başkanı Tayyip Bey, tarafsız ve partisiz Cumhurbaşkanı olamadığı için kendisini eleştiren her kesimden kurum ve kişilere anında ayrı ayrı laf yetiştirmekte, hükümetin icraatlarını eleştirenlere de, fiili Başbakan refleksi içinde cevap verme ve onları azarlama lüzumunu hissetmektedir.

Tayyip Bey, ülkede olup biten herşeyden haberdar olmak ve hoşuna gitmeyen bir şey olduğunda, görevine girse de girmese de, anında o işe burnunu sokarak, birşeyler söyleme ihtiyacı duymaktadır.

Muhtarlarla sıkça buluşup onlara hitap ettiği, başkanlık sistemine onlardan destek istediği için olsa gerek, bugünlerde muhtarlarımıza özenmiş ve Cumhurbaşkanlığını bir kenara iterek, kendisini Türkiye'nin muhtarı ilan etmiştir.

Tayyip Bey, Türkiyenin muhtarı olmayı bile göze almasına rağmen, Cumhurbaşkanlığını bir türlü sevip benimseyememiş, hayalindeki başkanlık koltuğuna oturana kadar, Türkiyenin muhtarı olmayı yeğlemiştir.

Tayyip Bey; bize göre, artık ne olduğunu unutmuş, uçan kuş dahil, herşeyden sorumlu ve herkese laf yetiştiren otomatik cevap makinası olmuş, bu arada, Eyyy Baro Başkanı diyerek, İstanbul Baro Başkanını muhatap almış ve onu da eleştirmeye kalkmış, ancak, pek televizyon izlemiyor ve İstanbul Baro Başkanının; sözünü esirgemeyen, haklı oldu mu, korkusuzca ağzına geleni söyleyen ve en ağır eleştirileri yapmaktan çekinmeyen kişiliğini pek tanımıyor olsa gerek, bu sefer sert bir kayaya çarptığını fark edememiş ve İstanbul Baro Başkanından gerekli cevabı ve dersi almıştır.

Fiili Başbakan ve AKP Genel Başkanı şapkası ile konuştuğu Sakarya mitinginde, TÜSİAD Başkanının enflasyon eleştirisine ağır bir şekilde karşılık vermiş, iş adamlarını şımarıklıkla suçlamış, TÜSİAD eski başkanını da hedef alarak, hükümeti eleştiren bugünkü TÜSİAD Başkanına hitaben, al birini vur öbürüne diyerek, başkanları küçük düşürmeye çalışmıştır.

Demokrasinin; karşı görüşlere saygı duyan, eleştirilere tahammül eden, çoğulcu bir sistem olduğunu bir türlü kabullenemeyen Tayyip Bey; AKP'nin seçim propagandasını yaptığı konuşması sırasında, Ağrıda PKK teröristleriyle güvenlik güçleri arasında baş gösteren silahlı çatışmadan, canlı maç nakleder gibi, sıcak bilgiler sunmuş ve çözüm sürecinin mimarı benim diye övünmesine rağmen, çözüm sürecine zarar vereceği endişesiyle, bu PKK saldırısının bir provakasyon olduğunu, çözüm sürecinin bundan zarar görmeyeceğini beyan edecek yerde, adeta bu çatışmayı, 7 Haziran seçimlerinde AKP lehine can kurtaran simidi gibi kullanarak, bu çatışmadan, PKK militanlarına dokunmamakla,onları şımartıp yüz vermekle suçlanan ve  eleştirilen AKP iktidarına, seçim propaganda malzemesi çıkarmaya çalışan bir görüntü vermiştir.

Biz, seçim sonuçlarının ne olacağı henüz bilinmeden, buradan ve bugünden söylüyor ve ilan ediyoruz; tüm devlet imkanları ve iktidar olmanın nimetleri kullanılarak, bir yandan tarafsız ve partisiz olması gereken ve fiili Başbakan ve AKP Genel Başkanı gibi çalışan, Anayasayı korkusuzca ve pervasızca ihlal eden  Tayyip Bey'in, öbür yandan hukuki Başbakan Ahmet Bey'in, aynı şekilde devlet ve iktidar olanaklarını kullanarak,  muhalefete karşı  orantısız  güç ve imkanları kullanarak, iki kanaldan yaptıkları ve yapmaya devam edecekleri yoğun propaganda toplantı ve mitingleri sonunda gidilecek olan 7 Haziran seçimleri, asla meşru bir seçim olmayacak ve AKP yeniden tek başına çoğunluğu elde ederse, bu sonuç kamu vicdanını yaralayacaktır.

Anayasamızın 79. maddesi çok açıktır. Anayasamızın, SEÇİMLERİN GENEL YÖNETİM VE DENETİMİ başlıklı bu 79. maddesine göre; seçimler,yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır. Seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzluklar, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama görevi,Yüksek Seçim Kurulunundur.

Bu nedenle, 7 Haziran seçimlerinin meşruiyetine gölge düşürmemek adına, Yüksek Seçim Kurulu, Anayasanın kendisine tanıdığı yetkileri kullanarak, bu ülkenin hukuken Cumhurbaşkanı olmasına rağmen, Cumhurbaşkanı şapkasını çıkararak, bu şapkayı 1150 odalı kaçak sarayın en ücra köşesindeki bir odaya gizleyerek, parlamenter sistemle birlikte bekleme odasına alan Tayyip Bey'e müdahale etmeli ve Anayasamızın açık hükümlerine göre, kendisinin tarafsız ve partisiz bir Cumhurbaşkanı olması gerektiği anayasal gerçeği hatırlatılarak, Tayyip Bey tarafsızlığa ve adı ne olursa olsun, AKP'nin propagandasını yaptığı seçim mitinglerine son vermeye davet edilmelidir.

Yüksek Seçim Kurulu tarafından seçimin başlangıcı olarak belirlenen 10.Mart.2015 tarihinden itibaren, seçimlerin düzen içinde ve dürüst bir şekilde yürütülmesinin önünde engel teşkil eden, Tayyip Bey dahil, kimden gelirse gelsin, her türlü yasa ve Anayasa dışı davranışlar, seçimlerin düzen içinde ve dürüstlükle yapılmasından sorumlu olan ve bunun denetimi ile görevli ve yetkili olan Yüksek Seçim Kuruluna şikayet edilebilmeli ve Yüksek Seçim Kurulu da, topu taca atmadan, bu haklı şikayetleri esastan değerlendirerek, seçimlerin düzen içinde ve dürüst bir şekilde yürütülmesinin önündeki engelleri kaldıracak kararları alarak, uygulamak zorundadır.

Hatta, Anayasanın bu 79. maddesinde yer alan açık hüküm gereğince, Yüksek Seçim Kurulu, seçimlerin düzenini ve dürüstlüğünü bozan davranışlara bizzat tanık olursa, bu davranışlara resen müdahale etmek zorundadır.

Tayyip Bey'in; 7.Haziran seçimleri için, AKP yararına meydanlara çıkarak seçim propaganda miting ve konuşmaları yapması da, seçimlerin dürüstlüğü ilkesinin ağır bir ihlali olup, Anayasanın 79. maddesine göre,Yüksek Seçim Kurulu buna da müdahale etmek ve Tayyip Bey'in, bu tür miting, konuşma ve meydan toplantılarına son vermesi için karar alıp yaptırım uygulamak mecburiyetindedir.

Seçimlerin tarafsız ve dürüst bir şekilde yapılması ve milli iradenin tecellisine gölge düşürülmemesi için dir ki; Anayasamızın 114. maddesine göre,Türkiye Büyük Millet Meclisi genel seçimlerinden önce, Adalet, İçişleri ve ulaştırma bakanlarının çekilmeleri, yani bakanlık görevlerinden istifa etmeleri ve onların yerlerine Türkiye Büyük Millet Meclisi içinden veya dışarıdan bağımsız kişilerin Başbakan tarafından bakan olarak atanmaları zorunluluğu getirilmiştir.

Cumhurbaşkanı Tayyip Bey'in; görevinden dolayı sorumsuz olması ve kendisinden hesap sorulamaması, tarafsız bir Cumhurbaşkanı şapkası altında, hukuken Anayasanın açıkça kendisine tanıdığı yetkileri kullanırken  ve görevleri icra ederken yaptığı faaliyetleri kapsamakta olup, Anayasayı çiğneyerek, Anayasanın kendisine tanımadığı ve hatta tarafsız ve partisiz olmasını emrettiği için, üstüne vazife olmayan yetkileri kullanmaya ve görevleri yapmaya kalkıştığı, bu cümleden olarak, taraflı ve partili bir Cumhurbaşkanı profili çizerek, AKP şapkası altında,fiilen AKP'nin Genel Başkanı gibi, AKP'nin propagandasını yapan mitingler düzenlemeye kalkıştığında, kendisine tarafsız ve yaptıklarından sorumlu olmayan bir Cumhurbaşkanı gibi muamele edilemeyeceğini, Yüksek Seçim Kurulu görmek ve buna göre Tayyip Bey'e karşı gereğini yapmak zorundadır.

Aksi halde, Yüksek Seçim Kurulu görevini yapmamış ve meşru olmayan bir seçimin doğracağı olumsuz tüm sonuçlara ortak olmuş sayılacaktır.

13/04/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

Yorum Gönder

[blogger][disqus]

Kemalın Askeri

{blogger#https://www.blogger.com/profile/11745102543774252838}

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget