Sayın Erdoğan sizin ayrıcalığınız mı var?

Sayın Erdoğan sizin ayrıcalığınız mı var?Siz, kendinizi, bu nasihatlerinizden ayrık ve ayrıcalıklı mı tutuyorsunuz? Zira, sizin AKP Genel Başkanı

Sayın Erdoğan sizin ayrıcalığınız mı var?

AKP Genel Başkanı ve partili Cumhurbaşkanı Sayın ERDOĞAN; AKP Kocaeli İl Kongresinde yaptığı konuşmasında; ”Her kim ki;  milletten koparsa,  halkla arasına duvarlar örerse,  kendini ulaşılmaz erişilmez bir yere koyarsa, hele hele kibir ve fitne belasına bulaşırsa,  artık bu partide yeri kalmamış demektir.  Hiçbir meşgale,  milletin gönlünü kırmanın,  milleti hor görmenin bahanesi olamaz. ” demiş. 

Harika ve çok doğru bir beyan ve değerlendirme. Altına, aynen imzamızı koyuyoruz. 

Özellikle politikacılar, ülkeyi yöneten iktidardakiler ve de Türk Milletinin birliğini temsil eden, herkesi kucaklaması gereken Cumhurbaşkanları için de, geçerli olması gereken ve aynı zamanda Cumhurbaşkanları için,  bir anayasal görevdir de; milletten kopmamak, milletle arasına duvar örmemek ve kendisini ulaşılamaz ve erişilemez bir konuma sokmamak ve kibirlenmemek, milletin gönlünü kırmamak ve milleti hor görmemek gibi uyarı ve tavsiyeler. . 

AKP Genel Başkanı ve partili Cumhurbaşkanı; insan olmanın ilk koşulu ve gereği olan bu nasihatleri, AKP Kocaeli İl Kongresinde partililere söylüyor ve bu nasihata uygun hareket etmelerini isteyerek, bu şekilde hareket etmeyen partililerin AKP de yerlerinin olamayacağını dile getiriyor. 

Sayın ERDOĞAN'a buradan soruyoruz. 

Siz, AKP Genel Başkanı olarak;  partili değil misiniz?

Siz partili ve taraflı da olsa, bu ülkenin ve milletin birliğini temsil eden Cumhurbaşkanı değil misiniz?

Sizin partililere yaptığınız ve uymalarını istediğiniz; bırakınız AKP'li olmayı,  herkesin insan olarak uyması gereken bu çok güzel ve yerinde olan uyarı,  nasihat ve tavsiyelere, aynı zamanda bir AKP üyesi ve Cumhurbaşkanı olmanız nedeniyle,  sizin de uymanız ve görevinizi, milletten kopmadan, milletle aranıza duvar örmeden,  kendinizi ulaşılamaz ve erişilemez bir yere koymadan, kibirlenmeden, milletin gönlünü kırmadan, milleti hor görmeden yapma gibi bir mecburiyetiniz yok mudur?

Siz, kendinizi, bu nasihatlerinizden ayrık ve ayrıcalıklı mı tutuyorsunuz?

Zira, sizin AKP Genel Başkanı olarak da, partili ve taraflı Cumhurbaşkanı olarak da, partililerinizden istediğiniz bu örnek davranışları yapamadığınıza, maalesef sık sık tanık oluyoruz. 

Milleti; siyaseten,  Cumhur İttifakı ve Millet İttifakı olarak, başka bir deyimle,  yandaş ve muhalif olarak iki kutba ayırdınız ve size muhalif olan herkesi, zaman,  zaman terörist olarak suçladığınız dahi oluyor. Bu da milletin bir kesimiyle diğer kesimine farklı baktığınızı, farklı davrandığınızı, milletin bir bölümü ile aranıza mesafe koyduğunuzu, aranıza duvar ördüğünüzü, milletin bir bölümünün gönlünü kırdığınızı, milletin bir bölümünü hor gördüğünüzü düşündürmektedir. 

Sayın ERDOĞAN; siz AKP üyesi ve Genel Başkanı olmanın da ötesinde, partili de olsanız, seçilmiş bir Cumhurbaşkanısınız, bu statünüz nedeniyle, anayasanın da gereğiyle, siz Kocaeli İl Kongresinde Partililere yaptığınız tavsiye ve uyarılara daha titizlikle uymak zorundasınız. 

Kaldı ki; partililerinize uyarı ve tavsiyede bulunmanız yeterli değildir, aynı güzel tavsiyelere uygun eylem ve söylemlerde bulunarak, partililerinize örnek olmalısınız. 

Gelelim, Hazine ve Maliye Bakanı Berat ALBAYRAK'ın istifasına. 

Bu istifa açıklamasının sosyal medya üzerinden paylaşılan bir mesajla yapılması, devletimizin köklü geleneklerine, devlet adamlığı ciddiyetine açıkça aykırı ve bakanın işgal ettiği kendi makamına saygısızlıktır. 

İkinci bir saygısızlık da, istifanın muhatabı Sayın ERDOĞAN tarafından yapılmıştır, Türk Milletine karşı. 

Zira, Bakan Berat ALBAYRAK'ın istifa açıklamasından 24 saati aşkın bir süre geçmesine rağmen,  istifanın kabulü konusunda suskun kalınmış ve zaten oynak olan para piyasaları ve milletimiz,  merak içinde bu istifa bilmecesinin cevabını beklemek zorunda bırakılmıştır. İstifanın kabulü için, bir günü aşan bir sürenin beklenmesi gerekmemektedir. İstifanın kabulünün geciktirilmesi bize göre Türk Milletine saygısızlıktır. 

Berat ALBAYRAK, sosyal medyada yayınladığı mesajla,  sonuç olarak bakanlık görevinden istifa ettiğini beyan etmiştir. 

Berat ALBAYRAK aynen; ”Yaklaşık beş yıldır sürdürdüğüm bakanlık görevime sağlık sorunlarım nedeniyle artık devam edememe kararı aldım.  “diyerek istifa iradesini ortaya koymuştur. Görevden af dileme gibi bir beyanı yoktur. 

Bir kamu görevlisinin görevini bırakmak, görevinden ayrılmak istemesi, istifa talebidir. 

Dolayısıyla bu talebin kabul edilmesi de,  istifa talebinin kabul edilmesidir.  Yasalarımızda,  istifa dışında,  görevden af talebi diye bir talep şekli yoktur.  

Bize göre, görevden af talebi, henüz bir görev almadan, bir kişi veya kamu görevlisinin; yetkili bir üst makam tarafından, kendisine teklif edilen bir  görevi,  şu veya bu nedenle kabul etmek istememesi halinde, lütfedip bu görevi kendisine teklif eden kişi ve makama,  kendisinin göreve talip olmadığını, bu görevi üstlenmek istemediğini,  kibarca ifade etmek için,  “beni bu görevden af edin” şeklinde verdiği bir cevap ve teşekkürdür.  

Hal böyle iken; partili Cumhurbaşkanının, onca saat bekledikten sonra, Hazine ve Maliye Bakanı Berat ALBAYRAK'ın görevden af talebi kabul edilmiştir, şeklinde kamuoyuna bir duyuru yaptırması dahi, yasalarda yeri olmayan, bize göre bir kibir ve kendini üstün gördüğünü ve kendisini beğendiğini gösterme gayretkeşliğidir.  

Sayın Cumhurbaşkanı; istifa talebinin kabulüne dair bu açıklamadan, bu haliyle,  haberdar mıdır? Bilemiyoruz. Umarız,  haberdar değildir, basın açıklamasını yapan görevlilerin bir işgüzarlığıdır. 

Güner Yiğitbaşı

10/Kasım/2020

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu


Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget