Bugün 3. Mart. 2018 Öğretim Birliği Devriminin Yıldönümü

Bir devrim yasası olan 3.3.1340 tarih ve 430 sayılı Öğretim Birliği yasası ile dini eğitim ve öğretime son verilerek, laik eğitim ve öğretim düzenine geçilmiş

Bugün 3. Mart. 2018 Öğretim Birliği Devriminin Yıldönümü
Bugünün mana ve önemini izah etmek amacıyla, 07/03/2012 tarihinde kaleme alıp yayınladığımız ve halen güncelliğini koruyan, “Bugünkü Haliyle İmam Hatip Liseleri Ve Öğretim Birliği Yasası”  başlıklı yazımızı, bazı bölümlerini atlayarak, tırnak içinde, aşağıda aynen yayınlıyoruz.

“Başbakan, boşuna mı dindar bir gençlik yetiştireceğiz diyor.

Bu sözlerinden hemen sonra da, eğitim sisteminde reform yapacağız bahanesiyle, 4+4+4 formülü ortaya atılıyor ve İmam Hatip Liselerinin orta bölümlerinin önü açılmak isteniyor.

AKP Genel Başkanı ve Başbakan; 28.Şubat sürecinin yıl dönümü münasebetiyle yaptığı konuşmalarında, 28.Şubat mağduru olduklarını, 28.Şubatın, kendisinin de ilim ve feyiz aldığı (!) İmam Hatip Liselerinin orta bölümlerinin sonunu getirdiğini belirterek, 28.Şubat hareketini bu yönüyle eleştiriyor.

Kendince haksız da sayılmaz tabi, laiklik karşıtı eylem ve faaliyetlerin odağı haline geldiği Anayasa Mahkemesinin kararıyla sabit olan AKP' nin, kendilerinin arka bahçesi konumundaki İmam Hatip Liselerini savunmasından doğal başka bir şey olamaz.

AKP lideri ve Başbakan Recep Tayyip ERDOĞAN, haksızlık yapmayalım, tıpkı kendisinden önceki çoğu Başbakan gibi, yürürlüğe girişinin yıl dönümünü geçtiğimiz 3.Mart gününde idrak ettiğimiz, Anayasamızın 174. maddesinde devrim yasası olarak kabul edilen ve koruma altına alınan, ülkemizin laik eğitime geçmesini sağlayan ÖĞRETİM BİRLİĞİ (TEVHİD-İ TEDRİSAT) YASASINI görmezlikten geliyor.

Oysa ki; Öğretim Birliği Yasamızın da, diğer devrim yasalarımız gibi, Türk toplumunu, çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laik niteliğini koruma amacını güden bir devrim yasası olduğu, Anayasanın 174.maddesinde açıkça belirtilmiştir.

Anayasamızın, devrim yasalarını koruma altına aldığı 174.maddesi; Anayasanın hiçbir hükmünün; Öğretim Birliği Yasasının yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılıp yorumlanamayacağını açıkça hüküm altına almıştır.

Bir devrim yasası olan 3.3.1340 tarih ve 430 sayılı Öğretim Birliği yasası ile dini eğitim ve öğretime son verilerek, laik eğitim ve öğretim düzenine geçilmiş ve eğitim ve öğretimde birlik sağlanmıştır.
Öğretim Birliği Yasasının;
1.maddesi ile Türkiye dahilindeki bütün ilim ve öğrenim müesseseleri Milli Eğitim Bakanlığına bağlanmış,
2.maddesi ile Şer’ iye ve Evkaf Vekaleti veyahut hususi vakıflar tarafından idare olunan bilcümle medrese ve mektepler, Milli Eğitim Bakanlığına devir ve bağlanmış olup,
4.maddesi ile de, Milli Eğitim Bakanlığının, yüksek din uzmanları yetiştirmek üzere, üniversitede bir ilahiyat fakültesi kurması, imamlık ve hatiplik gibi din hizmetlerinin ifasıyla görevli memurların yetiştirilmesi için ayrı mektepler açması öngörülerek, dini eğitim ve öğretim; yüksek din uzmanları ile imamlık ve hatiplik gibi din hizmetlerinin ifasıyla görevli memurların yetiştirilmesi amacıyla ve bu amaç ve ihtiyaçla sınırlı sayıda açılacak olan, ilahiyat fakültesi ve bir meslek okulu olan imam hatip okullarıyla sınırlı tutulmuş ve bu şekilde, Türk toplumunun, çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkması ve laik devlet düzenine kavuşmasının önündeki engellerin kaldırılması amaçlanmıştır.

Üzülerek söylemek gerekirse; dini eğitim ve öğretimi kaldırarak, eğitim ve öğretimi laik hale getiren ve Türkiye Cumhuriyetinin laik niteliğini korumak amacı taşıyan Öğretim Birliği Yasası, gelmiş geçmiş çoğu politikacılarımız tarafından, din siyasete alet edilerek, amacı doğrultusunda uygulanamamıştır.

Bu nedenle, en başta Sayın ERDOĞAN olmak üzere, politikacılarımızın, 28.Şubat hareketini, imam hatip liselerinin önünü tıkadı gerekçesiyle suçlamaya, vicdanen ve de yasal olarak hakları yoktur.

Gerçekten, bugün ülkemizdeki imam hatip liselerinin ve mezunlarının sayılarına bakıldığında, bu sayının, imamlık ve hatiplik gibi, dini hizmetlerin ifasıyla görevli memur ihtiyacının çok üzerinde olduğu görülecektir. İmam hatip lisesi mezunlarının tümünün, din hizmetlerinde çalışmadıkları, İslam dininin kurallarına göre, imam ve hatip gibi, bayan din hizmeti görevlisi olmadığı halde, kız çocuklarının devam etmeleri için, ayrıca kız imam hatip liselerinin açıldığı da dikkate alındığında; Türkiye Cumhuriyetinin laik bir devlet olduğuna ilişkin Anayasamızın 2.maddesine, eğitim ve öğretimin Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre yapılacağını ve bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yerlerinin açılamayacağına ilişkin 42.maddesine ve 430 sayılı Öğretim Birliği Yasasının 1,2 ve 4.maddelerine aykırı bir uygulamanın yürürlüğe sokulduğu, bütün çıplaklığı ile görülmektedir. Tüm Anayasal ve yasal engellere rağmen, böyle bir uygulamanın yürürlüğe sokulmasında, iyi niyet aramak, saflığın da ötesinde, açık bir aymazlıktır.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasasının, Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulan Hükumet Tasarısında, “ İmam hatip okulları, imamlık ve hatiplik gibi, din hizmetlerinin yerine getirilmesiyle görevli kimseleri yetiştirmek üzere, Milli Eğitim Bakanlığınca temel eğitime dayalı olarak ve yalnız erkek öğrenciler için açılmış, ayrı meslek okullarıdır” şeklinde bir hükme yer verilmiş iken, Türkiye Cumhuriyetinin laik niteliğini koruma amacı güden Öğretim Birliği Yasasına uygunluk arz eden Hükumet Tasarısındaki bu hüküm; Meclis Milli Eğitim Komisyonunda, Türkiye Cumhuriyetinin laik niteliğine ve Öğretim Birliği Yasasına aykırı olarak, tamamen değiştirilmiş ve meclisteki görüşmeler sonunda, tasarıdaki  imam hatip okullarıyla ilgili 31.madde; imam hatip okulu olan ismi de, ”İmam Hatip Lisesi” olarak değiştirilmek suretiyle, “İmam hatip liseleri, imamlık, hatiplik ve kur’ an kursu öğreticiliği gibi dini hizmetlerin yerine getirilmesi ile görevli elemanları yetiştirmek üzere, Milli Eğitim Bakanlığınca açılan orta öğretim sistemi içinde hem mesleğe hem yüksek öğrenime hazırlayıcı programlar uygulayan öğretim kurumlarıdır”  şekline sokulup, 32.madde olarak yasalaşmıştır.

Hükumet Tasarısındaki maddenin, Öğretim Birliği Yasasının 4.maddesine tamamen uygun olmasına rağmen; Mecliste değişiklik görerek yasalaşan ve halen yürürlükte bulunan imam hatip okullarını düzenleyen 32.maddeye göre, imam hatip okullarının; yalnız erkek öğrencilerin değil, kız öğrencilerin de öğrenim görebilecekleri, sadece din adamı yetiştiren meslek okulu olma niteliğine aykırı olarak, aynı zamanda, yüksek öğrenime hazırlayıcı programları da uygulayan genel liseler haline getirilmeleri, Demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyetine yapılmış en büyük kötülük ve ihanet olmuştur.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Yasasında, imam hatip liseleri ile ilgili olarak yapılan yasal düzenlemelerin sonraki aşamalarına da bir göz atacak olursak;

Sistemli ve sabırlı bir şekilde, dini eğitim ve düşünce sistemi ile dinin katı dogmatik kurallarına göre yetiştirilmiş kadrolar oluşturup, bu kadroları, devletin üst düzey bürokrasi mevkilerinde görevlendirip yetkilendirmek suretiyle, özledikleri, dini esaslara dayalı düzeni kolaylıkla kurmayı amaçlayan kökten dinci çevreler;

İmam hatip lisesi öğrencilerinin, sadece branşları ile ilgili yüksek öğrenim kurumlarında öğrenim görmelerini de yeterli bulmayarak, Milli Eğitim Temel Yasasının 31.maddesinde yer alan, “Orta öğretimin hem mesleğe hem de yüksek öğretime hazırlayan programlarını bitiren öğrencilere, yetiştirildikleri yönde, üniversitelere, akademilere ve yüksek okullara girmek için aday hakkı tanınır” şeklindeki hükmünü, siyasal yandaşlarının yardımıyla, 16.6.1983 tarih ve 2842 sayılı yasayla, ”Lise ve dengi okulları bitirenler, yüksek öğretim kurumlarına girmek için aday olmaya hak kazanır” şeklinde değiştirterek, İmam hatip lisesi mezunlarına, sınırlı olarak, sadece, yetiştirildikleri yönde yüksek öğrenim yapmaları imkanının tanınması ile aralanan kapı, ardına kadar açılmış ve İmam Hatip Lisesi mezunlarına da, tüm dallarda üniversitelere, akademilere ve yüksek okullara girme hakkı tanınmak suretiyle, Öğretim Birliği Yasasının 4.maddesine göre, sadece din adamı yetiştiren bir meslek okulu olan  imam hatip okulları, meslek okulu olma özelliklerini tamamen yitirerek, her dalda yüksek öğrenime aday öğrenci yetiştiren bir öğretim kurumu haline getirilmekle, Anayasamızın laiklik ilkesi ve Öğretim Birliği Yasası açıkça ihlal edilmiştir.

28.Şubat sürecinde; bugünkü haliyle Anayasanın 174 ve Öğretim Birliği Yasasının 4. maddelerine aykırı olan İmam Hatip Liselerinin orta bölümlerine son vermek amacıyla, ilk öğretimde zorunlu sekiz yıllık eğitime geçilmesi, İmam hatip lisesi mezunlarının, yukarıda belirttiğimiz sakıncalar dikkate alınarak, alanları dışındaki üniversitelere girmelerinin zorlaştırılması amacıyla, üniversitelere girişte kendilerine uygulanan katsayılarının azaltılması yoluna gidilmesi, Anayasamızın 174. maddesine göre bir devrin yasası olan ve Anayasa tarafından koruma altına alınmış bulunan Öğretim Birliği Yasasına aykırı uygulamalara son veren yasal ve Anayasal uygulamalar olup, Anayasaya bağlılık yemini etmiş bulunan AKP Genel Başkanı ve Başbakan ERDOĞAN'ın ve seçilmiş tüm milletvekillerinin, 28.Şubat sürecinin İmam Hatip Liselerine yönelik uygulamalarını eleştirmeye, hakları ve yetkileri bulunmamaktadır. 07.03.2012”

Son söz;

Ülkeyi, hatalı Ortadoğu politikası nedeniyle Suriye bataklığına sokan, ülkenin hiçbir  sorununa çözüm getiremeyen, ülke kaynaklarını çarçur eden, iş başındaki AKP iktidarının; on altı yıllık iktidarına ve tüm bu başarısızlıklarına rağmen, bugün hala en kuvvetli iktidar adayı olması, boşuna mı  sanıyorsunuz. Laiklik karşıtı dini eğitim ile yetiştirilen ve politikacıların dini istismarlarıyla uyutulmaya çalışılan halkımızdan, daha ne bekleyebilirsiniz ki?

03/03/2018
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu

Güner Yiğitbaşı

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget