Ülkemizdeki politikacıların seviyesi! - Güner Yiğitbaşı

Ülkemizdeki politikacıların seviyesi!
Dün (17/Şubat/2015) yaş günümüzdü, eksik olmasınlar arkadaşlarımız,dostlarımız ve henüz yüzlerini dahi görüp tanıma fırsatı bulamadığımız değerli okurlarımızdan bir bölümü, facebook sosyal paylaşım sitesindeki sayfamıza, kutlama ve iyi dileklerini sunan mesajlar göndermişler.
Bir okurumuz'un mesajı dikkatimizi çekti, bizim yazdığımız okuduğu makalelerimizden hareketle, bizi Milletvekili olmaya layık görmüş olacak ki, aynen mesajını buraya alıyorum; “Milletvekili olarak görmek dileğiyle yeni yaşını kutlar mutluluklar dilerim.” yazmış. Duygulandım tabi, hiçbir maddi karşılık ve çıkar beklemeden yazan bir aydın kişi olarak, ne iyi bir iş yaptığımızı, okurların beğeni ve taktirlerine mazhar olduğumuzu görerek, mutlu olduk ve kendi kendimize, iyi ki yazıyorsun Güner dedik.
Ancak, bu okurumun beni ve benim gibileri milletvekili olarak görme dileğinin, bu ülkede asla gerçekleşemeyecek bir ütopya olduğunu düşününce de, üzüldük tabi.
O okuruma aynen;”SAYIN ÖZAKTAŞ; İYİ DİLEKLERİNİZ İÇİN TEŞEKKÜR EDERİM, BENİ MİLLETVEKİLİ OLARAK GÖRME DİLEĞİNİZİN, BU ÜLKEDE GERÇEKLEŞMESİ İMKANSIZ.YAZILARIMIZDAN DA ANLAMIŞ OLMALISINIZ Kİ, KİMSEYE EYVALLAHI OLMAYAN,KİM OLURSA OLSUN DOĞRULARI SÖYLEYEN, AĞIR BİR ŞEKİLDE ELEŞTİREN VE YAZAN, POLİTİK DAVRANAMAYAN BİR KİŞİLİĞİM VAR, ÜLKEMİZDE BU KİŞİLERİN SEVİLMEDİĞİNİ VE TUTULMADIĞINI BİLİRSİNİZ, MİLLETVEKİLİ OLMAK İÇİN, LİDERLERİN GÖZÜNE GİRİP, ONLARIN GÜVENİNİ KAZANMAK ŞART OLDUĞUNA GÖRE, İYİSİ Mİ BEN, MİLLETİN VEKİLLİĞİNİ, MAAŞ ALARAK MECLİSTE YAPMAYAYIM, MİLLETİN VEKİLLİĞİNİ, HİÇBİR KARŞILIK BEKLEMEDEN, DOĞRULARI YAZARAK, MİLLETİMİ AYDINLATARAK VE ONLARIN HİSLERİNE TERCÜMAN OLARAK YAPMAYA DEVAM EDEYİM. “ mesajıyla cevap verdik.
Evet, bugün Türkiye Büyük Millet Meclisinde, özellikle muhalefet kanadında, en az bizim kadar doğruları söyleyen ve yazan, liderinin boyunduruğu altına girmeyen,kişilikli birçok milletvekilimiz var, onları, bu olumsuz düşüncelerimden ayrı tutuyorum ve bizim göze alamadığımız bu kötü politik ortama rağmen mücadele ederek meclise girebildikleri ve milletimize hizmet etmeye çalıştıkları için, onları özellikle kutluyorum. Ancak, bu tespitimiz dahi, bugün ülkemizde geçerli olan lider sultası ve milletvekili olabilmenin dayanılmaz hafifliği ve zorluğu gerçeğini ortadan kaldırmamaktadır.
Geçtiğimiz günlerde,ORDU’da düzenlenen Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP) Eylem Planı toplantısında konuşan Başbakan Ahmet Davutoğlu; CHP ve MHP’nin İç Güvenlik Paketine yönelik olarak yaptıkları eleştirel açıklamalarını eleştirmiş ve "Tertemiz gençleri, biri bonzai ile zehirlemek isterse, biz buna sessiz mi kalacağız? Eğer Meclis’te yasayı engellemeye kalkarlarsa, onlara tek tek 'Bonzai Bahçeli', 'Bonzai Kılıçdaroğlu' deriz ve unvanları bu olur.” diyerek, konuyu saptırmaya ve iç güvenlik yasa tasarısında yer alan kişi özgürlüklerini yok eden antidemokratik hükümleri, halkın dikkatinden kaçırma kurnazlığı içine girmiştir.
Cumhurbaşkanlığını, Anayasaya aykırı bir şekilde ve yeminsiz olarak yapmaya çalışan (fiilen yemin etmişse de, yeminine hiç uymadığı için, bize göre yemin etmemekle eş değerdir )Tayyip Bey de, geçtiğimiz günlerde, 1150 odalı Aksarayın yapımcısı müteahhide ödül verdiği törende yaptığı konuşmasında, Cumhurbaşkanlığı görev ve sıfatına uymayan ve yakışmayan bir şekilde konuşarak, her zaman olduğu gibi, muhalefet partilerimizi eleştirmiş ve milletimize, muhalefet partisi liderlerinin, inşaat şantiye bekçisi dahi olamayacaklarını beyan eden bir Cumhurbaşkanına sahip olma talihsizliğini yaşatmış ve şantiye bekçiliğine dahi layık görmediğini ifade ettiği muhalefet partilerinin liderlerine ve onların şahsında, kendisine ve AKP'ye oy vermeyen milletimizin çok büyük bir kesimine hakaret etmiştir.
Avrupa Birliğinden sorumlu bakanımız, ÖZGECAN kızımızın Mersinde hunharca öldürülmesi nedeniyle, laf olsun torba dolsun faslından bir demeç vererek, mealen; “bu cinayet, benim kızıma karşı işlenseydi, ben silahımı alıp bu şahsı vurur ve cezasını kendi ellerimle verirdim” diyebilmiştir.
Halen,Avrupa Birliğinden sorumlu Bakan olan ve aynı zamanda hukuk fakültesini bitirmiş ve bakanlığından önce de,büyükelçilik yaparak, ülkemizi dış ülkelerde temsil etmiş olan, hukukçu kimliği taşıyan bir kişinin söylemiş olduğu, bizzat ihkakı hakkı meşru gösteren bu ilkel ve çağ dışı sözlerine karşılık, bu vahşi cinayetin acısını doğrudan yüreğinde ve ciğerinde hissetmiş ve yaşamış olan ve kor halinde düşen bu acı ateşin tam ortasında kalan, ÖZGECAN kızımızın çok değerli ve sevgili babasının; en başta politikacılarımız olmak üzere, hepimize insanlık dersi veren, gerçek baba yüreğinin ve sevgisinin ne olduğunu ortaya koyan, hukuka ve hukukun üstünlüğüne, adalete inanan ve güvenen olgun ve onurlu bir dik duruşu sergileyen; “Kızımı öldürenlere zulüm yapılmasın, adil bir şekilde yargılansınlar ve cezalarını çeksinler, onların da bir annesi ve babası var, Allah onlara kolaylık versin” sözlerine bir bakınız bakınız ve ikisi arasındaki; insanlık,olgunluk, çağdaşlık,aydınlık,aklıselim ve hukuka uyarlık farkını görünüz lütfen.
Bu her iki sözden, ÖZGECAN kızımızın babasının çağdaş ve aydınlık bir zihniyeti yansıtan sözlerinin yanında sırıtan ve millet olarak bizleri üzen ve utandıran Avrupa Birliğinden sorumlu Bakan'ın sözlerinin gerisindeki çağ dışı, hukuk dışı, insanlık dışı ve karanlık zihniyete ve kafa yapısına baktığımızda, bizleri kimlerin idare ettiklerini ve ülkemizdeki politikanın ve politikacıların seviyelerinin nerelerde olduğunu, çok iyi bir şekilde görmekteyiz.
Yazık, çok yazık, demekten başka elimizden hiçbir şeyin gelmediğini gördükçe, daha da kahroluyoruz.

18/02/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

Yorum Gönder

[facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget