Darbelerin Panzehiri Demokrasi Ve Özgürlüklerdir

Darbeciler de; bu darbeyi gerçekleştiren, insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğüne dayalı demokrasiye, özgür ve demokratik seçimlere karşı olan anti demokrat kişilerdir.

Darbelerin Panzehiri Demokrasi Ve Özgürlüklerdir
AKP Genel Başkanı ve yandaşları gündem değiştirerek, virüsle mücadelenin ekonomik boyutlarını yönetememenin sıkıntılarını gizleyebilmek için,  CHP'yi darbe çığırtkanlığı yapmakla itham ederek, hiç gündemde olmayan ve varsa dahi, siyasal iktidar olarak önlemekle görevli oldukları darbe söylentileriyle halkımızı oyalamaya çalışmaktadırlar.
Bize göre de, ülkemizde darbe yapacak tek güç Türk Silahlı Kuvvetleri olup, o da siyasal iktidarın sıkı denetim ve kontrolü altındadır.
Bu nedenle, AKP Genel Başkanının CHP'yi darbecilikle suçlaması,  abestir.
Bu makale, darbeleri kutsama, iyi görme, övme, siyasal iktidarı darbe ile tehdit etme veya korkutma amacıyla yazılmamaktadır. Tamamen bir düşüncenin açıklanmasıdır. Kimse kusura bakmasın,  eğip bükerek vay sende mi darbecisin diyerek suçlamaya yeltenmesin. Herkes haddini bilerek, isterlerse bu makaleden  sadece bir ders çıkarmaya kalkışsın.
Darbe ve darbeci kimlerdir ve niçin darbe yaparak meşru seçimle iş başına gelen siyasal iktidarları iş başından uzaklaştırmayı düşünürler, darbeler niçin kötüdür, halk darbelere niçin ve ne zaman karşı çıkarlar?
Bu soruların cevapları, CHP'nin darbe yandaşı olup olamayacağını, halkın darbeye yaklaşımını,  açıkça gösterecektir.
Darbe; meşru bir seçimle iş başına gelen bir siyasal iktidarı,  zorla ve hukuk dışı yollarla iş başından uzaklaştırarak,  insan hak ve özgürlüklerine ve hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik rejime son verip onun yerine insan hak ve özgürlüklerinin, hukukun üstünlüğünün bulunmadığı antidemokratik bir rejimin kurulmasına yönelik şiddet içeren bir eylemdir.
Darbeciler de; bu darbeyi gerçekleştiren, insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğüne dayalı demokrasiye, özgür ve demokratik seçimlere karşı olan anti demokrat kişilerdir.
Bu nedenle, bir toplumda insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğüne dayalı bir demokrasi tüm kurum ve ilkeleriyle işliyorsa, kimse darbe yapamaz, darbeye yeltenemez, halkı karşısında bulur. Aksi söz konusu ise; yani,  demokrasi tüm ilke ve kurumlarıyla işlemiyorsa, demokrasi, insan hak ve özgürlükleri, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı, hak hukuk ve adalet yok edilmişse, iş başındaki siyasal iktidarın,  zora dayalı bir darbeyle düşürülerek, darbecilerin kuracakları yönetim ile eski yönetim arasında üç aşağı beş yukarı özgürlükler ve demokrasi adına fazla bir fark oluşmayacağından, halkın darbelere ve darbecilere karşı çıkmalarını da bekleyemezsiniz.
Şayet, bir ülkenin ana muhalefet partisi; insan hak ve özgürlüklerine ve hukukun üstünlüğüne, bağımsız ve adil yargıya, hak, hukuk ve adalete, seçmen iradesine, meşru seçimlere saygılı ve demokrasiden yana ise;  insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğüne, adil ve bağımsız bir yargıya saygısı olmayan iş başındaki siyasal iktidarı, darbelerle değil,  meşru seçimlerle halkın iradesiyle, demokratik yollarla  iş başından uzaklaştırarak,  kendisi iktidara gelmeyi amaçlar,  darbecilere asla taviz vermez ve yeşil ışık yakamaz.  darbecilerle asla işi olamaz ve darbelerden medet umamaz. Zira, bilir ki; iş başına gelecek olan darbeciler de,  hukukun üstünlüğüne, insan hak ve özgürlüklerine, adil,  tarafsız ve bağımsız bir yargıya karşıdırlar.
Bu itibarla; yapılacak olan ilk meşru seçimlerde halkın oylarıyla, tek başına olmasa da büyük ortağı olacağı koalisyonla iktidara geleceği kuvvetle muhtemel olan ana muhalefet partisi CHP,  niçin darbe istesin, aklını peynir ekmekle mi yedi?
Siyasal iktidar;  darbelerden korkuyorsa, bu ülkede darbe olmasını istemiyor ve iktidarını sürdürmek ve yeniden seçim kazanmak istiyorsa; insan hak ve özgürlüklerini,  hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrımını, adil, tarafsız ve bağımsız bir yargıyı üstün ve hakim kılmak,  demokrasiyi tüm kurum ve kurallarıyla yeniden tesis ederek uygulamaya koymak zorundadır.
En büyük tehlike; halk çoğunluğunun, hukukun üstünlüğüne, insan va hak ve özgürlüklerine, kuvvetler ayrımına, adil, tarafsız ve bağımsız yargıya olan umut ve güvenlerinin yok edilmesidir.
Şayet, halk; ister seçimlerle,  ister darbelerle iş başına gelsinler, her koşulda, ben özgür, mutlu olamayacaksam, güvenebileceğim adil, tarafsız ve bağımsız bir yargıya kavuşamayacaksam,  ne fark edecek düşüncesine kapılırlarsa,  hepimizin vay haline.
Darbeden korkanlar, darbe istemeyenler; önce,  kendilerine bakmalıdırlar.

Güner Yiğitbaşı

12/05/2020
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget