Ermeniler Tarafından Katledilen Cemal Paşa’nın Ermenileri Öven Sözleri

21 Temmuz 1922’de Tiflis'te Ermeniler tarafından intikam amacıyla öldürüldü. Ermeniler tarafından katledilen ve “Anılarım” adlı kitapta Ermenileri öven Cemal Paşa

Katillerini Öven Bir Paşa
Ermeniler Tarafından Katledilen Cemal Paşa’nın Ermenileri Öven Sözleri
İttihat ve Terakki Partisinin üç paşası, Talat Paşa, Enver Paşa Cemal Paşa,(1)Osmanlının 1914-1918 yılları arasındaki Birinci Dünya Savaşında bağlaşık devletleri ile yenilmesinden, hezimetinin ardından yurt dışına kaçtılar. Cemal Paşa 5 Temmuz 1919 günü, Osmanlı’da yaşayan Arapların isyanına sebep olduğu gerekçesiyle Divan-ı Harb-i Örfi (Sıkıyönetim Mahkemesi) tarafından gıyabında idama mahkûm edildi. 21 Temmuz 1922’de Tiflis'te Ermeniler tarafından intikam amacıyla öldürüldü. Vasiyeti üzerine Erzurum’da bulunan Kars kapı Şehitliğinde gömülüdür.
Ermeniler tarafından katledilen ve “Anılarım” adlı kitapta Ermenileri öven Cemal Paşa (1872-1922)
 Cemal Paşa Anılarım adlı kitabının 333. sayfasında onları överken aynen şöyle diyor:
Biz Ermenileri ve özellikle onların isyancılarını Rumlardan ve Bulgarlardan daha fazla severiz. Çünkü onlar diğer iki unsurdan daha fazla kahramandırlar…”
İşte bu sözleri, Cemal Paşa, Gürcistan’da (Tiflis’te) Ermeniler tarafından suikastla katledilmeden önce anılarında anlatmış, söylemiş. (Ermeni din adamı Sawen Ter Jerijalan, “Cemal Paşa’nın ‘görev icabı’ katlettiğini” söylemektedir).  Kaderin ihanetine bakın ki, Cemal Paşa 4. Ordu komutanı iken, Suriye ve civarındaki Ermenilere çok fazla yardım etmesine, onları övmesine rağmen Ermeniler tarafından katlediliyor.
Cemal Paşa anılarında devamla şunları anlatmaktadır:
…İkiyüzlülük bilmezler” (Ermeniler), “Dostluklarına sadık, düşmanlıklarına güçlüdürler. Özellikle bizi inancımız vardır ki, Ermeni unsuru ile Türk unsuru arasındaki düşmanlığı başlıca nedeni Rusya siyasetidir. Din ayırımı yani Müslümanlık ve Hıristiyanlık meselesi bundan altmış yetmiş yıl öncesini ve daha doğrusu 1977-1978 Osmanlı Rus Savaşından beş on yıl öncesine kadar bu iki unsur arasında kesinlikle bahis konusu değildi. Anadolu’da, İstanbul’da ve Rumeli’de özetle bütün Osmanlı memleketlerinde Ermeniler ile Türkler arasında o kadar büyük bir anlaşma vardı ki, Osmanlı tarihi o zamana kadar en ufak bir Ermeni meselesi bile kaydetmemiştir. (sf 333)
Özel ilişkilerinde Türklerle Ermeniler arasındaki dostluk her türlü sınırı aşardı. Anadolu köylerinde oturan bir Türk, ticaret işleri dolayısı ile uzak bir yere gitse, ailesinin hak ve namusunu komşusu Ermeni’nin nezaretine ve vesayetine bırakır ve Ermeni de aynı itimadı Türk komşularına karşı göstermekten çekinmezdi.
Ne Anadolu’da, ne Rumeli’de, ne de İstanbul’da hiçbir Ermeni yoktu ki, Ermenice bilsin. Bütün okullarda Ermeni harfleri ile Türkçe okutulur ve kiliselerde ruhani ayin aynı Türkçe ile yapılırdı. Devletin en önemli kurumlarının başına Ermeniler getirilmiş, özetle Ermeniler Osmanlı devletinin en sadık tebaası sayılmıştı.
Osmanlılar Kürdistan beylerini emirleri altına aldıkları zaman onların idareleri altında yaşayan Ermenilerin bağımsız bir devletleri yoktu. Ermeniler, Kürt beylerinin idareleri altında hissedilir derecede bir tazyike maruz kalıyorlardı.
“…İlk Osmanlılardan gördükleri dostluk ve arkadaşlık, Ermenileri Türklere karşı minnettar bırakmış ve asırlık bir zaman içinde bir Ermeni Türk itilafı görülmediği gibi Türk’ün lisanı ile konuşmayan, Türk’ün adaletini alışkanlık haline getirmeyen hiçbir Ermeni kalmamıştı.
              
Fatih İstanbul’da Ermenilere Patrikhane Kurdurmuştu.

Ermeniler Tarafından Katledilen Cemal Paşa’nın Ermenileri Öven Sözleri
Millet-i Sadıka (sadık millet Ermeniler) denilerek çok çeşitli imtiyazlar verilen, bin yıldır Türk-Kürt-Ermeni halkların bir arada kardeşçe yaşadığı Osmanlıda, başta doğuda Ruslar, öteki bölgelerde Fransızlar ve İngilizlerin kışkırtmaları ile Ermeniler Türk ve Kürtlere karşı kışkırtarak çeşitli isyanlara neden oldular. Birinci Dünya Savaşının devam ettiği 1914-1918 yılları arasında çok değişik cephelerde çarpışmak zorunda kalan Osmanlı bir yandan da iç isyanlarla uğraşıyordu. Osmanlı, arka cephede bulunan kendi öz halkını koruyabilmek için isyan ve saldırılarda bulunan Doğu Anadolu’daki Ermenileri 1915 de Mezopotamya- Suriye bölgelerine doğru tehcire (göçe) göndermek zorunda kaldı.
Fatih Sultan Mehmet Han İstanbul’u fethettiği zaman nasıl ki, hiçbir dış tazyik sonucu olmayarak sırf kendi isteği ile Rum Patrikhanesinin olduğu gibi bırakmış ve Rumlara mezhep imtiyazları adı altında birçok özel haklar bahşetmişse, Anadolu’nun iç taraflarında İslam unsurları arasında çok aciz bir azınlık halinde yaşamakta olan Ermeni unsurunun hak ve menfaatlerini daha yakından koruyabilmek için doğrudan doğruya saltanat merkezinde bir Ermeni Patrikhanesi kurmuştu. Ermenilere de Rumlara bahşettiği hak ve özel imtiyazları ihsan eylemiştir. (sf 334-335)
Tehcir Kararında Yoktum, Katliam Yapmadım, Ermenilere Her Türlü Yardımı Yaptım.
İşte bu tehcir kararının alındığında Cemal Paşa, Suriye-Filistin de bulunan 4. Ordu Komutanlığı görevini yapıyordu. Cemal Paşa Suriye’ye tehcir edilen Ermeni göçmenlere çeşitli yardımlar yapmış, yiyecek erzak dışında, Ermeni çocuklar için yetimhaneler, okullar açmıştı.
Halide Edip Adıvar, Cemal Paşa’nın, Ermeni meselesinde Osmanlı devlet adamına yakışır bir tutum aldığını yazmıştır: ’Hatta Suriye’de Ermeni kıtali çıkarmaya sebep olabilecek bir vaziyet için bir müteşebbisini idam ettirmişti. Cemal Paşa’nın en büyük müşkülatı, Türk ordusu da dâhil, Arapların, Ermenilerin iaşesi meselesi idi. Mamafih ordu büyük bir âlicenaplık göstererek, yardım teşkilatlarına kendi erzakından elinden gelen fedakârlığı yapmaktan çekinmemişti (...)’
Halide Edip Adıvar’a göre; Cemal Paşa ve İzmir Valisi Rahmi Bey, İttihatçılar arasında Ermeniler tarafından en fazla saygı duyulan şahsiyetlerdir. O kadar ki, Cemal Paşa, Suriye’deki Ermenilere karşı planlar içinde olan iki İttihatçıyı da idam ettirmiştir.
Yine Halide Edip Adıvar’ın anlatımına göre; Cemal Paşa, Ermeni kadınları ve çocukları için büyük bir insani yardım projesi başlatmıştır. Ermeni kadınları; Paşa’nın kendilerine Hızır gibi yetiştiğini söylemiş ve boyunlarında onun resimlerini taşımışlardır." (2)
Tehcir için anılarında Cemal Paşa ölmeden önce kendini şöyle savunuyordu:
“-…Devletin neden dolayı Ermenilerin genel tehcirine karar verdiğini bilmiyorum. O sırada İstanbul’da alınan müzakere ve kararlara katılamadığım gibi bu konuda benim görüşümü sormadılar.
Ancak, günün birinde bütün vilayetlere gönderilen genelgede, Ermenilerin geçici kanun gereği Doğu bölgemizdeki Ermenilerin Mezopotamya civarına geçici olarak harp sonuna kadar tehcir edildiği, yol boyunda bütün valilerin yol emniyeti sağlamaları gerektiği bildiriliyordu.
Ben ise 1. Kanal seferi hazırlıkları ile meşgulken Ermeni Muhacirlerin Pozantı-Halep güzergâhına gelmekte olduğunu öğrendim. Buna son derece kızmıştım. Ama nafile İstanbul merkezinden kanun gereği gerekli erzak ve kolaylıkların, emniyetin sağlanması bildiriliyordu. Bense bu Ermenilerin Konya, Ankara, Kastamonu dolaylarında iskân edilmelerini istiyordum. Kesin emir aldığı için yol boyunca Ermeni kafilelerinin güvence altında gitmeleri için Adana-Halep güzergâhında her türlü yardım ve kolaylığı sağladım. (sf 385)
Yol boyunca ordu menzil ambarlarından Ermeni muhacirlerine yemek verilmesini emrettiğim gibi menzil tabiplerinin Ermeni hastalarını tedavi etmelerini tembih ettim.(sf 386)
Kısaca Cemal Paşa, tehcir kararında rolü olmadığı halde, Ermenilere her koşulda her konuda yardımcı olduğu halde, dış güçler İttihat ve Terakki’nin öbür paşaları gibi tehcirden onu da suçlu sayıp hedef gösteririler. Bu konuda anılarında Cemal Paşa şunları anlatmakta:
-Ermenilere bölgemde bu kadar yardımlarıma rağmen, siyasi dış düşmanlarımız beni de bu Ermeni olaylarından dolayı manevi sorumlu addetmek isteyeceklerini ve hatta mütareke esnasında İstanbul’da kurulan kukla hükümet tarafından beni de tehcir ve katliamdan ortak sorumlu sıfatı ile idama mahkûm ettikleri için bir parça tafsilatla bahsetmeyi yani nefsi müdafaayı uygun gördüm.
“…Kamuoyu Ermeni Tehcir ve katliamları ile benim zerre kadar alakam olmadığımı bilir. Tehcir kararı verildiği zaman müzakerelere katılmadığım, katliam yapmadığım gibi de buna engel oldum. Tehcir zamanı ve sonrası muhacirlere azami ölçüde yardımlar yaptım”. (Sf 387)
Cemal Paşa’nın bedduası Ruslara
Ermeniler Tarafından Katledilen Cemal Paşa’nın Ermenileri Öven Sözleri
Türk ve Kürt unsurları ile Ermeni unsurları arasında altmış yetmiş seneden beri işlenmiş olan düşmanlık duyguları kine dönüşmüş, asırlardan beri beraber yaşayan bu üç milleti birbirine can düşmanı eden Moskof (Rusya) siyasetinin Allah belasını versin”.
“…Kendi ordumun mıntıkasından Ermenilerin tehcirleri sırasında münferit bazı olayların dışında Ermenilere tecavüz edilmesine izin vermedim”.
Rus İşgali sırasında Ermeni katliamlarında, göçlerde öldürülen bir buçuk milyon Türk ve Kürtlerden Ermeniler neden sorumlu olmuyor?
Bakın bir Rus raporunda şunlar yazılıyor:
“…Asıl kabahat bunları (Türk-Kürt ve Ermeni’yi) birbirleri aleyhine böyle zalimle teşvik eden Rus siyasetidir. Türk’ü öldürmek, onu mahvederek mirasına konmak isteyen, kan içmekten başka hiçbir şey düşünmeyen Moskof, Ermeni’yi Türk’e musallat etti. Türk “ölmemek için Ermeni’yi öldürmek lazımdır” fikrine düştü. Sonunda 600 bin Ermeni tehcirde, bir buçuk milyon Türk işgal ve katliamlarda helak edildi”.(3)
Cemal Paşa Tiflis’te yaverleriyle birlikte 21 Temmuz 1922’de
Ermeniler Tarafından Katledilen Cemal Paşa’nın Ermenileri Öven Sözleri
Karakin Lalayan ve Sergo Vartanyan adlı iki Ermeni komitacı tarafından öldürüldü. Ancak, bu suikastın, Stalin’in emriyle, o sırada Gürcistan Çeka’sının başında olan Lavrenti Beria tarafından düzenlendiğine dair önemli iddialar da mevcut. Cenazesi Doğu Cephesi Komutanı Kazım Karabekir tarafından Erzurum’a getirilerek Karskapı Şehitliği’ne defnedildi. (4)
Tiflis'de Cemal Paşa’nın öldürüldüğü yere Sovyet döneminin ardından Gürcüce ve Türkçe dillerinde yazılmış bir plaket (onurluk belgesi) yerleştirilmiştir. Buplakette şunlar yazılı idi:
Değerli Türk devlet adamı ve vatansever komutan Ahmet Cemal Paşa (1872-1922) 21 Temmuz 1922 tarihinde burada şehit edilmiştir. Dost Gürcü ve Türk halklarının kalplerinde yaşayacak aziz hatırasına ithaf olunur”.
Bu plaketin 2009 yılında Ermenistan Büyükelçiliğinin uyarısı üzerine, Gürcü devletinin izni olmadan asılması gerekçesiyle indirildiği bilinmektedir. 
Cevat Kulaksız  

Cevat Kulaksız

SONNOTLAR
(1)Cemal Paşa (1872-1922)
Tam adı Ahmet Cemal olan, Paşa 6 Mayıs 1872'de Midilli'de doğdu. 1890'da Kuleli Askeri İdadisini, 1893'de Harbiye Okulunu bitirdi. 1895'de Kurmay yüzbaşı olarak orduya katıldı. Önce, Genelkurmay I. Şubesinde görev aldı. 1896'da 2. Orduya bağlı Kırklareli İstihkâm İnşaat Şubesine atandı. Ertesi yıl Kolağası (ön yüzbaşı) oldu. 1898'de Selanik'teki 3 üncü Orduya, Redif Fırkası (Tümeni) Kurmay başkanı olarak atandı. İttihat ve Terakki Cemiyetine girdi. Cemiyetin askeri kanadının örgütlenmesi görevini üstlendi. 1905'te Binbaşı oldu. Ertesi yıl Rumeli Demiryolları Müfettişliğine getirildi. Bu görevi sırasında, İttihat ve Terakkinin Rumeli'de örgütlenmesinde etkin rol oynadı. Cemiyetin "bölük" adı verilen yerel birimlerini oluşturdu. 1907'de 3. Ordu Kurmay Heyetine atandı. Burada Binbaşı Fethi (Okyar) ve Kolağası Mustafa Kemal ile birlikte çalıştı.
Babıâli Baskını (23 Ocak 1913) olarak bilinen, hükümet darbesinin ardından İttihatçılar başa geçince, İstanbul Muhafızlığına getirildi. Fransız yanlısı olarak bilinen Cemal Paşa, I. Dünya Savaşına girerken, Fransız desteğini kazanmak amacıyla Fransa'ya gitti. Ama siyasal ittifak sağlayamadı ve bunun üzerine, Alman yanlısı Enver ve Talat Paşalarla birlikte, 2 Ağustos 1914'de yapılan Osmanlı-Alman İttifakını destekledi. Osmanlı Devletinin I. Dünya Savaşına girmesi üzerine Bahriye Nazırlığının yanı sıra, II. Ordu Komutanı olarak görevlendirildi. Cemal Paşa 1908-1918 döneminde İttihat ve Terakkinin önde gelen yöneticilerindendi. Özellikle "Üç Paşalar İktidarı" olarak ta bilinen, 1913-1918 arasında Osmanlı Devleti'nin iç ve dış siyasetinin belirlenmesinde etkin rol oynadı.
1917 yılı Aralık ayında İngiliz Generali Allenby'nin ilerlemesi karşısında, Osmanlı ordusunun peş peşe yenilgiye uğraması üzerine, Dördüncü ordu komutanlığı görevinden ayrılarak İstanbul'a geldi. Cemal Paşa, İttihat ve Terakki Fırkasının 1917 yılındaki son olağan kongresinde, merkez-i umumi azalığına getirildi. Talat Paşa kabinesinin istifasından sonra 1-2 Kasım 1918 tarihinde İttihat ve Terakki'nin yedi lideriyle birlikte ülke dışına kaçan Cemal Paşa, önce Berlin, daha sonra da Münih ve İsviçre'ye giderek İttihatçıların yurt dışı faaliyetlerinin düzenlenmesinde önemli roller oynadı. Osmanlı'da yaşayan Arap unsurlarının isyanına sebep olmakla suçlanan Cemal Paşa Divan-ı Harb-i Örfi tarafından gıyaben idama mahkûm edildi. Daha sonra Rusya'ya giden Cemal Paşa, Afgan ordusunun modernleştirilmesi için Afganistan'a gitti. Bolşeviklerin siyaset değişikliği ve Hacı Sami Beyin aleyhindeki propagandası sonucu Tiflis'e gitti. Burada yaverleriyle birlikte 21 Temmuz 1922 günü öldürüldü. Naaşı Erzurum'a getirilerek bu şehirde defnedildi.
İttihat ve Terakkinin spor ve kültür etkinliklerini yürüten Türk Gücü Cemiyeti ve Müdafaa-i Milliye Cemiyetinin kurucuları ve yöneticileri arasında yer alan Cemal Paşa'nın, Plevne Müdafaası (1898), Alte Denkmaeler aus Syrien, Palastina und West Arabien (1918; Suriye, Filistin ve Batı Arabistan'daki Eski Anıtlar) ve Cemal Paşa Hatırası 1913-1922 (ö 1923 / Hatıralar, vb 1959,1977) adlı eserleri yayımlanmıştır.
http://canakkale.gen.tr/kisiler/k3.html.

(2) http://www.hurriyet.com.tr/gundem/ermeni-kadinlarin-boynunda-cemal-pasa-nin-resmi-vardi-11199092
(3) Cemal Paşa Anılarım (hazırlayan Fahri Parin) Parola Yayınları 2016 sf 333
(4) http://www.hurriyet.com.tr/gundem/ermeni-kadinlarin-boynunda-cemal-pasa-nin-resmi-vardi-11199092

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget