Son Konular
Abbas Güçlü Ahmet Tan Alev Coşkun Ali Eralp Ali Sirmen Ali Tartanoğlu Alican Uludağ Altan Öymen Arslan BULUT Ataol Behramoğlu Atilla Kart Aydınlık yazarları Ayşenur Arslan Barış Yarkadaş Bedri Baykam Bekir Coşkun Bilim Teknik Bozkurt Güvenç Burak H. Özdemir Bülent Soylan Can Ataklı Can Dündar Celal Şengör Cengiz Önal Cengiz Özakıncı Cevat Kulaksız Ceyhun Balcı Coşkun Özdemir Cumhuriyet yazarları Cüneyt Arcayürek Deniz Kavukçuoğlu Doğan Kuban Dr. M. Galip Baysan Dünya haberleri Ece Temelkuran Ekonomi Emin Çölaşan Emine Ülker Tarhan Emre Kongar Erdal Atabek Erdal Atıcı Eren Erdem Ergin Yıldızoğlu Erhan Karaesmen Erol Manisalı Ertuğrul Kazancı Eğitim Ferhan Şensoy Fikret Bila Fırat Kozok Gündüz Akgül Güner Yiğitbaşı Güngör Mengi Güray Öz Gürbüz Evren Hakkı Keskin Hasan Pulur Hayrettin Ökçesiz Hikmet Sami Türk Hikmet Çetinkaya Hulki Cevizoğlu Hüner Tuncer Hüseyin Baş Işık Kansu Işıl Özgentürk Kemal Baytaş Kemal Kılıçdaroğlu Kurtul Altuğ Köşe Yazıları Kürşat Başar Levent Bulut Levent Kırca Leyla Yıldız Mehmet Ali Güller Mehmet Faraç Mehmet Haberal Mehmet Halil Arık Mehmet Türker Melih Aşık Merdan Yanardağ Meriç Velidedeoğlu Mine Kırıkkanat Miyase İlknur Mustafa Balbay Mustafa Mutlu Mustafa Sönmez Mümtaz Soysal Müyesser Yıldız Necati Doğru Necla Arat Nihat Genç Nilgün Cerrahoğlu Nuray Mert Nusret Ertürk Oktay Akbal Oktay Ekinci Oray Eğin Orhan Birgit Orhan Bursalı Orhan Erinç Rifat Serdaroğlu Ruhat Mengi Rıza Zelyut Sabahattin Önkibar Saygı Öztürk Sağlık Selcan Taşçı Serpil Özkaynak Sevgi Özel Sinan Meydan Siyaset Soner Yalçın Spor Sözcü yazarları Süheyl Batum Tarih Tarım Tayfun Talipoğlu Tekin Özertem Tülay Hergünlü Tülay Özüerman Tünay Süer Türey köse Türkiye Türkkaya Ataöv Utku Çakırözer Uğur Dündar Uğur Mumcu Vatan Yazarları Video Yakup Kepenek Yazı Dizileri Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Öztürk Yener Güneş Yeniçağ yazarları Yurt Yazarları Yüksel Pazarkaya Yılmaz Özdemir Yılmaz Özdil Zeki Tekiner Zeynep Göğüş Zeynep Oral Zulal Kalkandelen chp genel lozan muharrem ince Çiğdem Toker Ömer Yıldız Özdemir İnce Özgen Acar Özgür Mumcu Öztin Akgüç Ümit Zileli İlhan Cihaner İlhan Selçuk İlhan Taşçı İnci Aral İrfan O. Hatipoğlu İsmet İnönü Şükran Soner

Şaka Gibi
AKP Genel Başkanı ERDOĞAN; TÜGVA 5.  Olağan Genel Kurulu ve 6.  Gençlik Buluşması'nda yaptığı konuşmada “Yolsuzlukların olmadığı,  rüşvetin olmadığı,  yoksulluğun olmayacağı bir Türkiye'yi biz hallederiz.  Şu an itibarıyla onun hazırlığı içindeyiz” demiş. 

Şaka gibi bir konuşma. 

Ama şaka değil, maalesef bir gerçeğin dil sürçmesi itirafıdır,  bu beyanlar. 

Yolsuzluk ve rüşvet iddialarının ayyuka çıktığı, bu iddialarla ilgili adli soruşturmalar yapılmasının önüne geçilmesi ve engellenmesi nedeniyle,  iddiaların havada asılı kaldığı, şuyuunun vukuundan (dillendirilmesinin, gerçek olmasından) beter olduğu bugün, ERDOĞAN'ın bu beyanları açık bir suçluluk  itirafıdır. 

AKP'nin yirmi yıldır tek başına yönettiği bu ülkede, yolsuzluk, rüşvet ve yoksulluk var ki; bunların olmayacağı bir Türkiye'yi yaratacaklarını vaat ediyor ve bunun hazırlığı içinde olduklarını beyan ediyor,  ERDOĞAN. 

Bu beyanlar; beni bir kez daha seçin, size söz veriyorum, ben bir daha yolsuzluk yapmayacağım gibi,  yapanlara da göz açtırmayacağım, yolsuzluklara ve rüşvete son vereceğim anlamı da taşımaktadır, maalesef. 

Yirmi yıldan sonra, tövbe anlamına gelen bu sözlere inanacaklar kalmış mıdır? Bilemiyoruz. 

Güner Yiğitbaşı

11/10/2022

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Kordiplomatik
Hoppala, şu pazar günü kordiplomatik de ne oluyor, nereden çıktı şimdi bu? Diye soran  okuyucuları duyar gibi oluyorum. 


Bekleyiniz biraz,  nedenini anlayacaksınız. 


Öncelikle kordiplomatik ne demek kısaca onu belirtelim. 


Kordiplomatik; bir devlet nezdinde akredite diplomatların tümünü oluşturan gruba verilen isimdir.  Yani, bir ülkede bulunan yabancı elçiler ve elçilik görevlileri topluluğuna,  diplomat topluluğuna kordiplomatik denir. 


Diplomatik araçların plakasında yer alan “cd” rumuzu da buradan gelir. 


Gelelim şimdi sadede. 


Hepiniz biliyorsunuz, AKP iktidarına yanaşan eski Türkiye Barolar Birliği Başkanı, geçtiğimiz günlerde Türkiye’nin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) nezdinde Lefkoşe'ye Büyük elçi olarak atandı. 


Bu atama;  bir taltif midir, yoksa bir cezalandırma mıdır? 


Şimdi onu kendi şahsi görüşümüze göre açıklamaya çalışacağız. 


İşte Kordiplomatik kavramının önemini ve işlevini açıklamak için, bu kavramın ne demek olduğunu izah ettik,  yazımızın başında. 


Kordiplomatik neydi? Bir daha hatırlayalım. 


Bir ülkede bulunan yabancı elçiler ve elçilik görevlileri topluluğuna,  diplomat topluluğuna kordiplomatik deniyor. 


KKTC; hepimizin bildiği gibi, bağımsız bir devlet olarak sadece Türkiye Cumhuriyeti tarafından tanınmış olup; bizim dışımızda,  Türk dostu, İslam ülkeleri dahil hiçbir devlet tarafından tanınmamıştır. 


Bu şu anlama gelmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti;  sadece T. C. Devleti tarafından tanındığına göre,  KKTC de sadece Türkiye Cumhuriyeti  Devletinin Büyük elçisi bulunmakta olup, onu tanımayan diğer ülkelerin büyük elçileri KKTC de mevcut değildir. 


Bu durumda, KKTC de kordiplomatik olarak, yabancı devletlerin elçi ve elçilik görevlilerinden oluşan bir diplomatlar grubu ve topluluğu mevcut değildir, sadece T. C. Devletinin atadığı bir büyük elçiden ibaret tek kişilik bir kordiplomatik mevcuttur. 


Eski TBB Başkanı FEYZİOĞLU; kordiplomatik olarak,  Lefkoşe’de yalnızdır, inziva halinde bir büyük elçilik yapacaktır. T. C. Devletinin özel günlerinde,  resmi bayramlarında vereceği resepsiyonlara davet edeceği, mutluluğunu paylaşacağı, canı sıkıldığında telefon edeceği bir yabancı devlet büyük elçisi bulamayacaktır. 

Diplomat ve büyük elçi atanmıştır ama, kolu ve kanadı kırıktır. Kıbrıs bir ada olduğuna göre, tek kişilik kordiplomatik mensubu büyük elçi olarak, Kıbrıs’ta, İmralı'dan farksız sıkıcı ve münzevi  bir görev yapacaktır. 


Diplomatlığı çok severim, idealim olmasına rağmen,  koşullar elvermedi olamadım. Çok sevmeme rağmen,  beni KKTC'ne büyük elçi olarak atasalardı,  teşekkür eder ve kabul etmezdim.

Güner Yiğitbaşı

09/10/2022

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Gerçekten Sekiz Ay Çok Zor Geçecek
Otoriter, kendisine yönelik muhalif tek sese dahi tahammül edemeyen Saray iktidarının,  sandık yoluyla demokratik bir şekilde iktidardan uzaklaştırılmasına, yani,  seçimlere sekiz ay kaldı, ama inanın bu sekiz ay çok zor geçecek, sekiz ayın sonu da maalesef çok flu, ülke demokratik ve sağlıklı bir şekilde seçimleri yaşayabilecek mi? İnanın,  bugünden kesin bir şey söylemek adeta imkansız. 

Uzun lafın kısası, millet olarak,  demokratik ve laik geleceğimiz,  gerçekten çok karanlık gözüküyor. 

Saray iktidarının gözü kararmış ve adeta gemileri yakmış. 

Saray iktidarı; bağımlı yargıyı ve emrindeki RTÜK'ü,  silah olarak kullanarak, basını ve sosyal medyayı ağır cezalarla susturacak sansür yasasını çıkarma gayreti içine girerek, halkın doğru haber almasını engellemek ve seçimlere,  muhalif tek ses bırakmadan,  dikensiz gül bahçesi içinde girmenin hazırlığını yapmakta olup, iktidarın bu girişimlerini üst üste koyduğumuzda, ülkenin demokratik geleceğinin büyük tehlike altında olduğunu anlayamamak için adeta aptal olmak gerekiyor. 

Bugün (06/10/2022) RTÜK;  Sedat Peker’in,  Serhat Albayrak ve AKP Milletvekili Zehra Taşkesenlioğlu’na ilişkin iddialarının tartışıldığı Halk TV’ye 2,  Tele 1’e 2,  KRT’ye de 1 ceza verdiğini açıkladı. 

Kanallara verilen yüzde 3 para cezası kararının dayandırıldığı gerekçe ise;  Sedat Peker’in iddialarını televizyonda tartışarak Serhat Albayrak ve Zehra Taşkesenlioğlu’nun “küçük düşürülmesi” olarak gösterildi. 

Bu ceza uygulaması ile RTÜK, kendisini yargıç yerine koymuş ve ceza verdiği TV kanallarının yayını ile hakaret suçunun işlendiğine hükmetmiştir. 

Masumluk karinesine göre; hiç kimse,  hakkında mahkemelerce verilecek ve yargısal denetim yollarından geçerek kesinleşen bir yargı kararı olmadıkça suçlu ilan edilemez, yani masum sayılır. 

Bir milletvekili veya kişi; televizyon yayınlarıyla kendisinin küçük düşürüldüğünü,  hakarete uğradığını iddia ediyorsa, savcılığa suç duyurusunda bulunur ve  gerçekten kendisine yönelik hakaret teşkil eden bir yayın varsa,  ilgili yayın kuruluşu yetkilileri hakkında kamu davası açılır.  

Bu konuda RTÜK'ün yargısal bir işlevi yoktur. RTÜK, bu ceza kararıyla suç işlemiş,  fonksiyon gaspında bulunmuş, evrensel ceza hukuku ilkesi olan masumluk karinesini yok saymıştır. 

Haklarında ceza verilen televizyon kanalları,  halkın haber alma özgürlüklerinin gereğini yapmış, kendisini yargıç yerine koyarak hiç kimseyi kesin olarak suçlayarak yargısız infaz yapmamış ve konuyu,  bir iddia olduğunun altını çizerek tartışmaya açmış, kamuoyunun bilgilerine sunmuştur. 

Demokrasilerde;  hiç kimsenin, hele politikacı olarak sahneye çıkan,  halkın gözü önündeki kişilerin, iddia olduğunun altı açıkça  çizilerek,  haklarında yapılan tartışmalara tahammül etmeme gibi bir hak ve lüksleri yoktur. 

Muhalif bazı televizyon kanallarındaki yayınlar sebebiyle küçük düşürüldüğüne RTÜK tarafından hükmedilen sayın iktidar milletvekili; bize göre,  bu iddia televizyon kanallarında tartışmaya açıldığı  ve halk bilgilendirildiği için değil, hakkında iddia edilen bu yüz kızartıcı suçlamaların süjesi olmaktan dolayı,  hicap duyarak üzülmelidir.  Bu iddianın süjesi olmak,  kendisini küçük düşürmelidir, 

RTÜK'e de,  şu gerçeği hatırlatmakta yarar vardır. 

Haklarında cezalar kestiği televizyon kanalları; hukuka ve insan haklarına saygılı olarak, tartışmaya açtığı kişileri kesin bir dille suçlayarak yargısız infazda bulunmamış ve sadece bir iddianın varlığını dile getirerek, iddia üzerinden konu tartışılmıştır. 

RTÜK ne yapmıştır peki?

Kendisini yargıç yerine koyarak, kesin olarak hakaret suçunun işlendiğine hükmetmiş ve televizyon kanallarını hakaret suçlusu ilan edip,  ağır cezalar vermiştir. 

Şu garabete bir bakar mısınız?

Güner Yiğitbaşı

06/10/2022

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Nedir sizin bu anayasa yapma merakınız?
Evet, Sayın ERDOĞAN'a ve AKP iktidarına soruyoruz. Nedir,  sizin her vesileyle gündeme getirdiğiniz,  sarayın kalın ve ses geçirmeyen duvarları arkasında, dar bir saray kadrosuyla hazırlığını yaptığınız,  bu yeni anayasa yapma arayışınızın ve merakınızın gerçek ve gizli nedeni?

Gerçekten merak ediyoruz. 

Sizin bu yeni anayasa yapma merakınızın, artık gizliliğini yitiren gerçek sebebini çok iyi biliyoruz. 

Anayasalar; demokrasilerde,  kişilerin doğuştan kazandıkları, devredilemez ve vazgeçilemez temel hak ve özgürlüklerinin,  can güvenliklerinin;  diğer kişilere ve adına devlet denen acımasız devasa aygıtın keyfiliğine, şiddetine ve terörüne  karşı güvence altına altına alınmasını, kişileri devletin amaçlarına araç ve alet kılmayan, kişi hak ve özgürlüklerinin amaç, devletin ise bunu sağlamak için bir araç olduğunun kabul edildiği, ancak kişi hak ve özgürlüklerini uygulanabilir kılmak, toplumsal huzur ve güveni de sağlamaya yönelik olarak kişi hak ve özgürlüklerini, onların özüne dokunmaksızın sınırlamanın koşullarının belirlendiği, saray yönetimi dahil, 85 milyon insanın uymakla yükümlüğü olduğu hükümlerin yer aldığı, herkesi bağlayan içtimai (toplumsal) bir mukavele olup, yasalar hiyerarşisinde en üst mertebededir. 

Anayasalar; iktidar partisinin tüzükleri değildir. 

Anayasalar;  uygulanmak için yapılırlar. Bu nedenle, kimsenin anayasaları rafa kaldırma hak ve yetkisi yoktur. 

Anayasaların, bu öneminden dolayı, ceza yasalarında anayasayı ihlal gibi çok ağır yaptırıma bağlanan özel suç tipine yer verilmiştir. 

İktidardayken,  kendilerinden yargı önünde hesap sorulamadığına bakmayınız,  sanıldığının aksine, anayasaları;  idare edilen, yönetilen  insanlar değil, idare eden ve seçimle iş başına gelen ülkeyi yönetmekte olan siyasal iktidarlar,  ellerindeki dayatmacı ve zora dayalı devlet ve polis gücünü ve baskısını, bağımlı yargıyı,  ellerindeki parlamento çoğunluğunu kullanarak çıkardıkları anayasaya aykırı baskıcı ve faşist yasaları  kullanarak, anayasanın hükümlerini fiilen askıya alıp, özgürlükleri yok etmek suretiyle,  çok kolay ihlal edebilirler. 

Bu nedenlerdir ki; benim canım yeni bir anayasa yapmak istedi, benim anayasa ihlallerim ve  suçlarım çok kabardı, onları meşrulaştırmak için, fiili durumuma anayasal bir çerçeve ve dayanak oluşturayım, ileride benden hesap sormasınlar düşüncesiyle, Sarayın kapalı kapıları ve kalın duvarlarının arkasında anayasa hazırlayarak, bunu 85 milyon insana dayatamazsınız. 

Yeni bir anayasa, anayasa dışı uygulamalara anayasal dayanak ve meşruiyet kazandırmak için yapılamaz. 

Yeni bir anayasa yapacağım diyerek ortaya çıkanlar, önce aynaya bakmalılar ve ben acaba yenisini yapmak istediğim eski anayasanın insanlara tanıdığı hak ve özgürlükleri onlara kullandırıyor muyum diyerek bir özeleştiri yapmak zorundadırlar. 

Yeni anayasalar, toplumsal bir ihtiyaçtan dolayı yapılırlar. 

Eski anayasa tüm hükümleriyle uygulandığı halde, bu anayasanın özellikle kişi hak ve özgürlükleri, basın özgürlüğü, parlamentonun işlevi ve yargının bağımsız ve tarafsızlığını sağlamada yetersiz kaldığının anlaşılması ve bunda toplumun büyük çoğunluğunun hemfikir olması ve uzlaşması halinde, çeşitli platformlarda 85 milyon arasında görüşülüp tartışılarak üzerinde uzlaşılan  bir ortak metnin parlamentoda kabulüyle yapılabilir yeni bir anayasa. 

ERDOĞAN Saray yönetimi; öncelikle,  cumhuriyetin kurucu değerlerine, kişi hak ve özgürlüklerine, parlamentonun saygınlığına ve işlevine,  yargının bağımsızlığına saygılı davranmalı, uygulamadığı darbe anayasası diyerek küçümsediği bugün yürüklükte olan anayasayı,  tam olarak uygulamalıdır. 

Demokrasi, insan hak ve özgürlükleri için yazılı bir anayasa bile gerekmemektedir.  Demokrasinin beşiği olan İngiltere’de yazılı bir anayasa dahi yoktur. 

Anayasa, öncelikle kafalara yazılmalıdır. Anayasadan önce kafalar ve o kafaların içindeki demokrasi, hak ve özgürlükler  ve laiklik karşıtı düşüncelerin ve zihniyetin değiştirilmesi gerekir. 

Mevcut saray yönetimi, anketlere göre sekiz ay sonra yapılacak ilk seçimlerde demokratik yollarla iktidar koltuğunu muhalefete devredecektir, bu dahi başlı başına ERDOĞAN yönetiminin giderayak en temel yasa olan anayasa yapmaya yetkili ve mezun olmadığının kanıtıdır. 

Demokrasinin geleneklerinde, gidici bir iktidarın kendi dar kadrosuyla ve kapalı kapılar ardında yeni bir anayasa hazırlayarak halka dayatma gibi bir uygulama bulunmamaktadır. 

Bize göre, saray yönetiminin bu girişimi ciddiye dahi alınmamalıdır.

Güner Yiğitbaşı

05/10/2022

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Bay Kemal sana bu aklı kim verdi?
Tam Bay Kemal olmuş ve emin adımlarla Altılı Masanın ve muhalif kanadın  Cumhurbaşkanlığı ortak adaylığına ve daha sonrasında da; bu ülkede,  tekrar özgürlükçü demokratik ve parlamenter sistemi yeniden tesis edecek olan muhalefet cephesinin,  T. C. nin 13.  Cumhurbaşkanlığına doğru ilerliyordun, hedefe ulaşmaya çok yaklaşmıştın, Bay KEMAL. 


Ama,  bir de ne görelim?


Aslında,  günümüzün sorunu olmaktan çıkmış olan başörtüsü ve türban konusunu gündeme getirerek, konuya ilişkin tüm sorumluluğu partin ve kendi üzerine aldın ve sözüm ona,  soruna yasal bir dayanak ve güvence sağlamak amacıyla, bırak başına türban takmayı, kıçını kapatmak için,  kıçına don alamayan halkımızın içinde bulunduğu ve ülkenin en büyük sorunu olan ekonomik kriz ve buhranı görmezlikten gelerek, ülkeyi sürüklediği ekonomik kriz ve açlık nedeniyle esasen bitmiş ve tükenmiş olan, iktidardan uzaklaşmak için gün saymaya başlayan, bu nedenle hırçınlaşan, tamamen otoriterleşen, bitmiş ve tükenmiş olan ERDOĞAN'ı, son yerel seçimler hariç, her girdiğin seçimde kendisine karşı  mağlup olmanın kompleksi içinde, hala kendisini seçim kazanacak kadar güçlü görme gafletine düştüğün ERDOĞAN'ın elinden,  sözüm ona başörtüsü ve türban kozunu alma ve onu zor duruma düşürerek, altılı masaya oy devşirme popülizmine kurban ettin kendini, BAY KEMAL. 


Bay KEMAL; ekonomik ve özgürlük sefalet ve yoksulluğu içinde kıvranan halkımızın tüm beklentilerini ve umutlarını; seçimleri kaybedeceği açıkça ortada olan ERDOĞAN'ı, daha da  köşeye sıkıştırma ve ona daha fazla  oy kaybettirerek, onu ağır bir yenilgiye uğratarak, bugüne kadar kaybettiğin tüm seçimlerin toplam intikamını alma,  ucuz hesabına girdin. 


ERDOĞAN; zaten,  ilk seçimde sandıkta yenilerek iktidardan uzaklaşacak ve üflesen düşecek kadar zayıflamış, halkımız ekonomik olarak perişan durumda, bu kışı aç ve üşüyerek geçirmeye hazırlanmış,  burnundan zor nefes alır hale gelmiş, bu tamaha ne gerek vardı Allahınaşkına?


Türban'a güvence verecek olan yasa teklifinin sana ve partine kazandıracağı oy ile kaybettireceği oyu bir bilene hesaplattın mı,  Bay KEMAL?


Sen de çok iyi biliyorsun ki; polemikte, ERDOĞAN'ın eline su dökemezsin. 


ERDOĞAN'ın;  senin bu yasa teklifine olur vermeyeceğini sen de çok iyi bilmene rağmen, siyasi hırsının kurbanı oldun ve salt,  ERDOĞAN'ı köşeye sıkıştırarak zor durumda bırakmayı amaçladın. Senin amacın da,  aslında üzüm yemek değil bağcıyı dövmekti. ERDOĞAN'a,  içine düşeceği bir kuyu kazdın ama, kendi kazdığın kuyunun içine umarım sen ve partin düşmez. 


Olmadı Bay KEMAL. Sana ve genel başkanı olduğun ATATÜRK'ün kurduğu laik CHP'ye bu tavrın hiç yakışmadı, kendini, partini ve bizleri yaktın. 


Şimdi ne olacak biliyor musun?


Senin, iyi niyetli olarak açtığın,  araladığın bu laiklik karşıtı kapıdan, cemaat ve tarikatlar,  karşı devrimciler, ERDOĞAN ve onun temsil ettiği laik ve özgürlükçü  demokrasi karşıtı zihniyet,  ellerini kollarını sallayarak girmek için,  karşı hamleler yapacaklar ve korkarım ki; girmeyi de başaracaklar. 


Bay KEMAL;  yarını bekle lütfen, göreceksin ve hep birlikte göreceğiz, ERDOĞAN da karşı resti sana  çekecek ve sana, tamam Bay KEMAL; asıl sen,  bu teklifinde samimiysen, küçük bir anayasa paketi hazırlayalım ve bu teklifi anayasanın temel hak ve özgürlükler bölümüne ilave edelim diyecektir. O zaman ne yapacaksın Bay KEMAL?


Hatasız kul olmaz, Bay KEMAL. 


Şimdi derhal yapman gereken bir şey var. 


Hata yaptığını kabul edecek, muhalefet bloğundan, laik ve özgürlük yanlısı halkımızdan özür dileyerek, derhal,  sunduğun yasa teklifini geri çekeceksin Bay KEMAL. 


Bay KEMAL; biliyorum, ifade tarzım iyi olmadı,  bu bir talimat değil,  ülkemiz, ülkemizin demokratik ve laik geleceği için bir rica ve yakarış sadece. 


2023 seçimleri,  bu ülkenin karanlığa gömülmemesi için son çare, bu çareyi lütfen heba etmeyelim, sen hata yaptığını açıklayarak halkımızdan ve tüm muhalefet kanadından özür dilersen, tabi bazı kayıplar versen de,  bu yüce millet;  biraz da çaresizlik ve alternatifsizlikten dolayı seni anlayacak, affedecek ve kaldığın yerden devam etmene izin vererek, arkandan gelmeye devam edeceklerdir. 


Maalesef,  şu da bilinen  bir gerçek ki; bu milletin de, altılı masa ve diğer muhalefet cephesine güvenmek ve sarılmaktan başka yapabilecekleri başka bir şeyleri yoktur.

Güner Yiğitbaşı

04/10/2022

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Seçilebilecek Aday
Yerim ben,  sizin seçilebilecek adayınızı. 

Sizler;   altılı masanın bileşeni partilerin liderleri,  nereden biliyorsunuz, seçilebilecek veya seçilemeyecek adayın kim ya da kimler olduğunu?

Cumhurbaşkanını siz seçmeyeceksiniz ki, sadece kriterlerinize uygun aday belirleyeceksiniz, seçmenler oy vererek seçecekler. Siz,  seçmenin beynini mi okuyorsunuz?

Cumhurbaşkanı ortak adayında aranan üstün vasıfları ve kriterleri belirlediniz. O vasıf ve  kriterlere fazlasıyla sahip olan CHP Genel Başkanı KILIÇDAROĞLU'nun seçilebilecek aday olmadığı sonucuna nereden varıyorsunuz?

Cumhurbaşkanı ortak adayında bulunmasını  aradığınız vasıflar KILIÇDAROĞLU'nda fazlasıyla varsa, artık kendinizi milyonlarca seçmen yerine koyarak, bu yetmez bir de seçilebilecek biri olmalı, KILIÇDAROĞLU seçilebilecek bir kişi değil,  demeye ne hakkınız var, utanmıyor musunuz?

Altılı masanın diğer beş liderine, özellikle de İYİ PARTİ lideri AKŞENER'e diyoruz ki; sizler oynamak istemeyen gelin misali,  yerim dar oynayamam demek istiyorsunuz. Sizler, evet KILIÇDAROĞLU Cumhurbaşkanında aradığımız tüm üstün vasıflara sahip ama, onu otak aday olarak belirlemek içimizden gelmiyor deyiniz,  biraz yürek varsa sizlerde, açık olunuz açık. 

Cumhurbaşkanı adayında bulunması gereken vasıflara sahip bir aday aramakta haklısınız, ama işte oraya kadar sizin hakkınız. Sizler, seçilebilecek olup olmadığını takdir ve belirleme hak ve yetkisine sahip değilsiniz, buna hakkınız yoktur. 

Sizler, bana kalırsa KILIÇDAROĞLU'na karşısınız, bunu açıkça söylemeye yüreğiniz yetmediği için, falcılık yaparak,  seçmenin iradesine hükmederek,  en kolay yolu seçip topu seçmene atıyorsunuz. Ne yapalım,  seçmen KILIÇDAROĞLU'na oy vermez diyor ve yan çiziyorsunuz. 

O zaman bu liderler soruyoruz, sizin göreviniz nedir, makam odalarında oturup makam araçlarına binmek midir?

Sizin ilk göreviniz; sizin hak ve yetkinizde olmayan seçile bilirlik özelliği dışında, Cumhurbaşkanı ortak adayında bulunmasını istediğiniz vasıf ve kriterlere uygun kişiyi belirlemektir. Kusura bakmayınız, yani,  KILIÇDAROĞLU'nu ortak aday olarak belirlemeniz ve kamuoyuna açıklamanızdır. Bu ilk göreviniz çok kolaydır. 

İkinci göreviniz ise; altılı masanın ortak adayı olarak belirlediğiniz kişinin, yani KILIÇDAROLU'nun seçilmesi, seçilmesinin sağlanması, yani onu seçtirmek için; sizlerde varsa tabi, üstün liderlik özelliklerinizi, tabanınızda uyandırabildiğiniz güven duygusunu kullanarak, seçmen tabanınızın KILIÇDAROĞLU'nun adaylığı etrafında toplanmasını, ona sahip çıkmasını sağlamak için, azami gayreti göstermektir. 

Yok öyle hazır yemek. Halk oylaması yap,  seçmenin arzusunu belirle ve sen de masada, en fazla arzu duyulan kişiyi noter gibi aday olarak  belirle ve parti seçmenine ve tabanına hakim olma, tabanını ortak adaya oy vermesi için ikna ve yönlendirme çalışmaları yapma, seçmen kitlene ve parti tabanına söz geçirebilme, onları ikna edebilme kabiliyeti olmayan, seçmen ve parti tabanına gerekli güveni veremeyen sözde bir lider olarak,  yan gel yat. Yok öyle yağma. 

Altılı masanın diğer beş lideri, bizzat kendilerinin belirledikleri tüm vasıflara fazlasıyla sahip olan, Millet İttifakının ve Altılı Masanın kurucusu ve en büyük partisinin genel başkanı KILIÇDAROĞLU'na,  tüm bu özelliklerine rağmen hala burun kıvırıyorlar ve seçileceğine güvenemiyorlarsa ve hala diğer vasıflarını göz ardı ederek ve ondan daha üstün tutarak,  seçile bilirlik kriterini öne çıkarıyorlarsa ve bu güvensizliklerini seçmene hissettiriyorlarsa, böyle bir masadan ve liderlerinden bu ülkeye hiçbir hayır gelmez. Gösterin o zaman Sayın ERDOĞANI ortak aday,  bu iş kapansın gitsin. 

Seçilebilir aday olmaz. 

Gerçekten;  seçmeninize ve tabanınıza güven veren ve parti tabanına ve teşkilatına hakim,  gerçek bir liderseniz, adayınızı belirlersiniz millete açıklarsınız ve onu seçtirirsiniz. 

Kıvırmayın lütfen.

Güner Yiğitbaşı

02/10/2022

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget