Bu sene de, en büyük
bayramımız olan Cumhuriyet Bayramını ve Cumhuriyetimizin 103.yıldönümünü, geçtiğimiz
yıllarda olduğu gibi, yine buruk kutlayacağız.
Cumhuriyet ve onun temel
kurucu ilkeleri ve Cumhuriyetin kurucusu ATATÜRK ile sorunları olan AKP iktidarı döneminde,
tüm milli bayramlarımızı, özellikle de Cumhuriyet Bayramımızı, kısıtlı ve buruk
kutlamaya alıştık artık.
Daha doğrusu, bizler
alışmadık ama, Cumhuriyetimizin ikinci yüzyılının başlangıcında kurtulmayı çok
arzu etmemize rağmen kurtulamadığımız AKP iktidarı; bizi bu duruma alıştırmakta
kararlı gözüküyor.
Mutlaka bir bahane bularak, Cumhuriyet
Bayramı Kutlamalarına sınırlandırma getirmeyi, kutlamaların yoğunluğunu ve
coşkusunu asgari düzeye indirmeyi alışkanlık haline getirdiler.
Bu sene, 29 Ekim 2026 da
Cumhuriyetin 103.yaşını, millet olarak, ikinci yüz yıla yakışan görkemli bir
şekilde kutlayacağız ama, fon vurgunuyla uğaşan, fon vurgunu nedeniyle vurgun
yiyen saray iktidarında bu konuda yine hiçbir kıpırdanma ve hareketlilik yok
maalesef.
İktidar, FETÖ ile kol kola
iken, aynı hedefe birlikte yürürlerken, icat ettikleri kutlu doğum haftasını,
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na alternatif bir kutlama haline
getirerek, 23 Nisan Bayramını gölgelemeye çalıştığı gibi, Cumhuriyetin 103.
yılını kutlayacağımız bu sene de, kutlamaları etkisizleştirmenin gayreti içine
girecek ve marjinal bir yandaş grup tarafından, ulu önder ATATÜRK'ün huzurunda,
Recep Tayyip ERDOĞAN sloganları atılacaktır.
İktidar; ne yaparsa yapsın, Cumhuriyeti
ve Cumhuriyetimizin 103.yılının önemini ve görkemini, asla gölgeleyemeyecek, birilerini
ATATÜRK'e şirk koşamayacak ve 103.yaşına basan Cumhuriyetimizi ve ATATÜRK'ü,
asla itibarsızlaştıramayacaktır. 103 yaşındaki Cumhuriyetimiz; Cumhuriyet ve
ATATÜRK sevdalısı halkımızın yüreğinde, tüm canlılığı ve görkemi ile yaşamaya
devam edecektir.
Cumhuriyetin, en başta
laiklik olmak üzere, tüm değerlerine sadık olan biz Cumhuriyet ve ATATÜRK
sevdalıları; Cumhuriyet Bayramı’nı, Cumhuriyetin 103.yılını, iktidarın tüm engellemelerine
rağmen, hak ettiği değerde ve coşkuda kutlamakta kararlıyız.
Hepinizin, Cumhuriyet
sevdalısı Milletimizin Cumhuriyet Bayramını, yürekten kutluyor, bu vatanı ve
Cumhuriyeti bize kazandıran ve emanet eden
ATATÜRK ve tüm silah arkadaşlarını, rahmetle, minnetle ve şükranla
anıyorum. Mekanları cennet olsun.
29.Ekim.2011 yılında, Cumhuriyetin 88.yıldönümünde, yine çok kısıtlı ve buruk olarak kutladığımız Cumhuriyet Bayramı nedeniyle, bundan on beş sene önce yazdığımız ve güncelliğini hiç kaybetmeyen, “ŞİMDİ GERÇEKTEN ÖLDÜM İŞTE!” başlıklı yazımızı, aşağıda sizlerle yeniden ve aynen paylaşıyorum.
29/10/2026
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu
ŞİMDİ GERÇEKTEN ÖLDÜM İŞTE!
Ben, Van ve Erciş de yüzlerce
kişinin enkaz altında kalarak öldükleri depreme Erciş de yakalanarak enkaz
altında yaşamını yitiren onlarca öğretmenden biriyim.
Ben, Cumhuriyet çocuğuyum, bu
nedenle, Cumhuriyetin kazanımlarından yararlanarak ve Cumhuriyetin ilkelerini
benimseyerek okudum ve öğretmen oldum.
Cumhuriyetin kazanımlarını ve
ilkelerini benimseyerek, bunların savunuculuğunu yapacak ve Türkiye
Cumhuriyeti’ni daha da ileriye götürecek olan genç nesiller yetiştirmek üzere,
tüm sıkıntılarına, yokluklarına ve zorluklarına katlanarak, Erciş ilçesinde
severek ve isteyerek öğretmenlik yapmaya başladım.
Hayatın cilvesi işte, her şey
iyi ve yolunda giderken, tabii bir afet olan depremin, Van ve Erciş'i vurması
üzerine, yıkılan bir binanın enkazı altında kalarak, hayata veda ettim.
Beni bu fani dünyadan
uzaklaştıran depremden üç beş gün sonra, 29.Ekim.2011 de, Cumhuriyetimizin 88.
kuruluş yıl dönümü kutlanacaktı. Tek arzum; öğrencilerimle birlikte 29.Ekim Cumhuriyet
Bayramı’nı kutlamak ve bu vesileyle, ülkemizde Cumhuriyeti kuran Atamızı ve
diğer büyüklerimizi anıp, onlara şükranlarımızı sunmak ve öğrencilerime,
Cumhuriyetin ilkelerini ve pozitif kazanımlarını anlatarak; onların,
Cumhuriyetin ilkelerine ve Türkiye Cumhuriyeti Devletimize dört elle
sarılmalarına katkı sağlayabilmekti.
İnanın, depremde enkaz
altında kalarak bedenen sizlerden ve aile yakınlarımdan ayrılmış olmam, beni
hiç üzmedi, tek üzüntüm, 29.Ekim.2011 tarihinde Cumhuriyetimizin 88.kuruluş yıl
dönümünü kutlama imkanından mahrum kalmış olmamdı.
Aslında daha yolun
başındaydım ve bu vatana ve bölge halkına yapacağım ve yapmak istediğim daha
çok güzel şeyler vardı. Ancak, benim için kısmet bu kadarmış.
Ülkemizde, Cumhuriyetin
ilkeleri doğrultusunda yetişmiş, insan hak ve özgürlüklerini ve demokrasiyi
benimsemiş ve özümsemiş çok sayıda insan ve öğretmenin var olduğunu bildiğim için,
deprem yüzünden hayatımı kaybederek, Cumhuriyetimizin 88. kuruluş yıl dönümünü
kutlayamamaktan kaynaklanan üzüntüme rağmen, teselli buluyor ve gözüm arkada
kalmıyordu.
Canlı bedenim sizlerden ve
ülkemden kopmuş olsa da, ruhum sizlerle ve ülkemle birlikte, tüm canlılığı ile
yaşamaya devam edecek, Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşlarının yadigarı olan,
insan hak ve özgürlüklerine dayalı demokratik ve laik sosyal bir hukuk devleti
olan Türkiye Cumhuriyetinin yaşatılması ve daha da ileriye götürülmesi için
yapılacak olan icraatları uzaktan izleyerek, teselli bulacaktım.
Biliyordum ki; benim
yapamadıklarımı, arkamda bıraktığım arkadaşlarım yapacaklar, Cumhuriyetimizin
kuruluşunun 88.yıl dönümü, tüm ülkede coşkuyla kutlanacak, Cumhuriyetimizi
kurarak bize emanet eden Mustafa Kemal ATATÜRK ve arkadaşları, minnetle
anılacak, bu coşkulu kutlamalarla, demokratik ve laik Türkiye Cumhuriyeti’nin
her kesimden tüm iç ve dış düşmanlarına korku salınacak ve hak ettikleri cevap
verilecekti.
Heyhat!
Bir de ne duyayım; her
fırsatta insan hak ve özgürlüklerinden, demokrasiden, Cumhuriyetten dem vuran
ve daha özgür bir yeni Anayasa yapma hazırlığında olan Türkiye Cumhuriyeti’nin
Başbakanı Recep Tayyip ERDOĞAN, bir genelge yayınlamış ve tüm yurtta, çelenk
sunumu ve tebriklerin kabulü dışında, Cumhuriyetimizin 88.kuruluş yıl dönümü
olan bu seneki Cumhuriyet Bayramı kutlamaları ve resmi geçit törenlerini iptal
etmiş.
Gerekçe olarak da, benim de
enkazı altında kalarak hayata veda ettiğim Van depremini göstermiş. Asıl beni
üzen husus da, Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının iptaline, benim de enkazı
altında kalarak bu hayattan göçmeme neden olan Van depreminin gerekçe
yapılarak, benim cansız bedenimin, bu gereksiz iptal kararına alet edilmiş
olmasıdır.
Oysa ki, benim tek arzum ve
vasiyetim, geride bıraktığım arkadaşlarım tarafından, Cumhuriyetin 88. kuruluş
yıl dönümü olan 29.Ekim.2011 bugün, Cumhuriyet Bayramının coşkuyla
kutlanmasıydı. Şunu da ilave edeyim; Cumhuriyet Bayramı kutlamalarını iptal
ettiniz ama, görüyorum ki, ölenle ölünmüyor ve herkes, olduğu gibi günlük
yaşantısına aynen devam ediyor.
Kaldı ki, ülkemiz, tabii afet
olsun, PKK terörü olsun, çok sık aralıklarla onlarca toplu ölümlere maruz
kalıyor, bu koşullarda, Milli Bayramlarımızı iptal etmeye kalktığımızda, hiçbir
bayramı kutlama imkanı bulamayacağımız çok açık. Önümüzde, bir de dini Kurban
Bayramı var. Kurban Bayramı için Sayın ERDOĞAN ne düşünüyor bilemiyorum.
İşte, en önemli Milli
Bayramız olan 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının, hem de, benim de
içlerinde bulunduğum Van depreminde ölenler gerekçe gösterilerek iptal
edilmesiyle, şimdi ben gerçekten öldüm.
Sizlerin, kutlanması
yasaklanan, ancak hepinizin gönüllerinizde yürekten kutladığınızdan emin
bulunduğum 29 Ekim Cumhuriyet Bayramınızı kutluyorum.
Hoşça kalın.
29.Ekim.2011
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu

Yorum Gönder