Mekke Anlaşması Muamması

Mekke Anlaşması Muamması Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7/Ağustos/2026 tarihinde Riyad'da imzalanan ve ilk başlarda kamuoyunun dikkatin

Mekke Anlaşması Muamması
Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında 7/Ağustos/2026 tarihinde Riyad'da imzalanan ve ilk başlarda kamuoyunun dikkatini pek çekmeyen Mekke Ortak Savunma Anlaşması, onaylanması için meclise sunulan yasa üzerine kamuoyunun dikkatini çekmiş ve durduk yerde böyle bir anlaşmaya niçin gerek duyulduğu, bu anlaşmanın Yurtta Sulh Cihanda Sulh olarak ifade edebileceğimiz ülkemizin dış politikasına getireceği riskler tartışmaya açılmıştır.

 

Peşinen şunu ifade edelim ki; ülkelerin, karşılıklı çıkarları gerekli kılıyorsa Uluslararası anlaşmalar yapmaları, ittifaklar kurmaları, çok doğaldır.

 

Ancak, uluslararası anlaşma ve ittifakların yapılabilmesi için, ülkelerin ortak ve karşılıklı çıkarlarının böyle bir anlaşmayı gerekli kılması ve bu çıkarlarda ideolojik, sosyolojik, ekonomik, hukuksal ve siyasi ortak paydalarının bulunması, bu anlaşmanın ülke çıkarlarına elverişli olması şarttır.

 

Mekke Anlaşmasının karşı taraflarına bakıyoruz, karşımızda Pakistan ve Suudi Arabistan’ı görüyoruz.

 

Bu ülkelerle, din, mezhep ve ümmet bağı dışında; ideolojik, sosyolojik, ekonomik, hukuksal ve siyasal hiçbir ortak paydamız bulunmadığı gibi, bu anlaşma ile ülkemizin bir çıkar ve yarar sağlama ihtimali de asla yoktur.

 

Ülkemiz; zaten, ideolojik, sosyolojik, ekonomik, hukuksal ve siyasal ortak paydalarımızın bulunduğu Amerika ve batılı devletlerin içinde bulunduğu Nato Savunma İttifakına dahil bir devlet olarak, dış saldırılara karşı Nato'nun koruma şemsiyesi altındadır.

 

Hal böyleyken, ülkenin çıkarlarına uygun olmadığı gibi, bilakis ülke çıkarlarıyla taban tabana zıt Mekke Savunma Anlaşmasını niçin imzaladık öyleyse?

 

Bu sorunun ülkemiz yararına mantıklı ve akla uygun hiçbir cevabı yoktur.

 

Bu nedenle, ülke yararı açısından hiç gerekli olmadığı halde, Mekke Savunma Anlaşmasına niçin taraf olduğumuza yönelik sorumuzun cevapları da; spekülatif, yani, kesin kanıtlara veya net bilgilere değil, tahmine, kurguya veya kişisel muhakemeye dayalı düşünsel cevaplar olacaktır.

 

Hepimiz biliyoruz, ABD Başkanı TRUMP ile ERDOĞAN arasında, kurumsal değil, ülkelerinin iç politikalarına yönelik karşılıklı şahsi çıkarlara dayalı kişisel ve duygusal bir yakınlık (dostluk diyemiyoruz) bulunmaktadır.

 

ERDOĞAN; AKP Genel Başkanı olarak, Dünya lideri ABD Devlet Başkanı TRUMP ile dost olmaktan, onunla yakın dost görünmekten siyaseten hoşlanıyor ve bundan şahsen siyasi çıkar sağlamaya çalışıyor, ABD Başkanı TRUMP da; aynı şekilde, ERDOĞAN'a dost gözüküp ona Amerikan ve şahsi çıkarlarına denk düşen taleplerinin gereğini yerine getirtmekten hoşlanıyor. Nitekim, ABD Başkanı TRUMP; ikide birde demeçler vererek, ERDOĞAN ile yakın dost olduğunu, ondan ne talep ettiyse yerine getirildiğini beyan ediyor. Her iki taraf da halinden çok memnun gözüküyor.

 

ABD Başkanı TRUMP; işte, bu dostluğa dayanarak, İsrail, ABD ve İran arasında başlayan ve devam etmekte olan bu bölgesel savaşa, İran’ın Suudi Arabistan’a yönelik füze saldırıları, İran destekli Yemendeki Husilerin Suudi Arabistan’a saldırıları üzerinden, Mekke Anlaşmasına dayalı olarak, ülkemizi de Suudi Arabistan’ın savunulması bahanesiyle İran savaşına dahil etmeyi planlamış olamaz mı?

 

Bir adım daha ileri gidelim; Mekke Anlaşmasından kaynaklı olarak Suudi Arabistan’ı savunurken İran Savaşına dahil edilen ülkemizin uğrayacağı olası İran saldırıları nedeniyle, Nato Anlaşmasına dayalı olarak, Türkiye’nin savunulması adına İran Savaşına Nato ülkeleri topyekûn dahil edilebilir mi?

 

Tüm bu yazdıklarımız spekülatif, yani, kesin kanıtlara veya net bilgilere değil, tahmine, kurguya veya kişisel muhakemeye dayalı kesin olmayan bir düşünce ve iddiaya dayalı beyanlardır.

 

Bu anlaşmanın ismi de çok manidardır. Anlaşma Arabistan’ın Mekke şehrinde imzalanmadığı halde, niçin Mekke anlaşması olarak adlandırılmıştır?

 

Biliyorsunuz, Mekke şehri; Suudi Arabistan'ın batısında yer alan içinde Müslümanların hac ve umre yaptığı bir şehirdir. Müslümanlar için kutsal olan Kabe de bu şehrin tam merkezindeki Mescid-i Haram adlı caminin avlusundadır.  

 

Ülkemizin yararı açısından hiç de gerekli olmayan bu savunma anlaşmasına Mekke adının verilmesi, halkının çoğunluğu Müslüman olan ülkemiz vatandaşlarının, bu anlaşma Kabe'yi koruyacak düşüncesiyle gazının alınmasına yönelik olabilir mi acaba?

 

Hangi nedene dayalı olarak imzalanmış olursa olsun, ülkemizin çıkarlarına ve yararlarına asla uygun olmayan bu anlaşmanın, Türkiye Büyük Millet Meclisince onaylanmayıp reddedilmesi, ülkemizin yararına olacaktır.

 

25/10/2026

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget