AKP-RTE iktidarı
sanki ülkede “darul harb” varmış gibi ülkeyi yağmalıyor, yandaşlarını zengin
ediyor ve de yağmalıyor.
Özellikle devlet kadrolarına atamalarda liyakate uyulmayıp sadakat düşüncesi ile eş dost tanıdık akraba, onun akrabası düşünce ile yapılan atamalar, kayırmaları, tabi dışlamaları, yolsuzlukları, rüşvet ve yasa dışı işlemlerin artmasına neden olduğu bilinmekle son olarak rastladığımız “fon yolsuzluk” olayları da devlet kademelerindeki çürümeyi dışa vurmuştur. Tüm bu yolsuzlukların kaynağı olan AKP-RTE iktidarı da her türlü yoğunlaşan artan yolsuzlukların kamuoyuna duyurulmasını istemediği için, gazetecileri yazdıkları bu yazılar yüzünden bahaneler bularak hapse atmakta. Gazete ve televizyonları kapatarak halka duyurulmasını önleyerek basın hürriyetini ihlal etmekte. “Basın halkın müşterek sesidir”, basın millet adına iktidarı denetler, basın hürriyetinin olmadığı bir ülke asla çağdaş olamaz, dünyada itibarı da olmaz.
Ayrıca, dinsel
düşüncesi ağır basan Şevki Yılmaz ve tarikatçıların Laik T.C. nin laik yapısına
kafa tutarcasına “darul-harb” düşüncesi ile, “muhalefete kalmasın yağmalayın”
bağnazlığı ile Cumhuriyetimiz tarihinde görülmemiş cüretle bu tür
yolsuzlukların, ne yazık ki arttığını görüyoruz.
Türkiye
Cumhuriyeti, İslam hukuku (fıkıh) ve uluslararası hukuk açısından kesinlikle
bir "darül harp" (savaş ülkesi) değildir. "Darül harp"
kavramını bahane ederek hırsızlık, gasp, yağma veya dolandırıcılık gibi suçları
meşru göstermeye çalışmak hem dini hem de hukuki olarak büyük bir sapmadır ve
ağır bir suçtur.
AKP-RTE iktidarının kendi
yandaşlarına yan çıkan uygulamalarına, yolsuzluklarına, fon
dolandırıcılıklarına baktığımız zaman, ülke sanki bir “Darul harp”diyarı imiş
gibi uygulamalar içinde olduğunu adeta gözlemliyoruz. Ayrıca soruşturma ve
idari uygulamalara muhalif ve yandaş uygulama konumlarına baktığımızda, bir
hukuk devletinde herkese eşit uygulanması gereken yasal uygulamalar, iktidar
yandaşlarına ayrıcalık ve koruyucu bir tavır görülürken, muhalif vatandaşlara
yer yer adeta sanki bir düşman hukuku uygulanıyor görünümünü taşımakta.
Bu konuda, Gazeteci yazar Rıza Zelyurt şöyle diyor: “Olayların özü; AKP
lileri yetiştiren Nakşibendi tarikatının Halidi şeyhlerine göre “Türkiye
darul-harb’dir. Yani kafir ülkesi”dir . Bu yüzden tarikatçıların dinine göre
yağmalanması heleldir..! Çıkıp ta bu vurgunu kınayan bir tarikat şeyhi ve
ilahiyatçı gördünüz mü?”
Şevki Yılmaz’ın Dedikleri
Şevki Yılmaz,
1990'lı yıllardaki Refah Partisi döneminde yaptığı çok sayıda radikal, sert ve
provokatif siyasi konuşmayla tanınan bir isimdir. Bahsettiğiniz "Türkiye
darül harptir, yağmalanabilir / devlete vergi verilmez / devlet malı gasp
edilebilir" yönündeki söylemler, Türkiye'deki bazı radikal marjinal
gruplar veya figürler tarafından geçmişte savunulmuş.
Şevki Yılmaz ile İlgili Benzer Tartışma Yaratan Diğer Konular Şunlardır:
28 Şubat
Süreci: 1990'lardaki sert ve hakaretamiz konuşmaları nedeniyle 28 Şubat
sürecinde hakkında davalar açılmış, milletvekilliği düşürülmüş ve bir dönem
yurt dışına çıkmak zorunda kalmıştır. "Ne Varsa
Satın" Açıklaması: Yakın dönemde (2021-2022 civarı) katıldığı bir
programda, ekonomiyle ilgili olarak "Seçimi kaybedersek muhalefete bir şey
kalmasın, ne varsa satın" şeklinde yorumlanan ifadeleri nedeniyle büyük
tepki toplamış ve gündeme gelmiştir. [i]
Tarihin En Örgütlü İhaneti
“Eski AKP
Milletvekili Yazar Orhan Miroğlu bugün (19 Ekim 2026) X’te yayınladığı
yazısında şöyle diyor:
“Türkiye,
servetine servet katmaktan başka bir amacı olmayan ve bunun için her yolu, her
yöntemi mubah gören, servetini kaybettiğinde ondan geriye hiçbir şey kalmayacak
olan birtakım adamların taammüden ve hemen hiçbir engelle karşı karşıya
kalmadan uyguladıkları bir kötülükle ve kendi tarihinin en örgütlü, en
kollektif ihanetiyle karşı karşıya kaldı. Beka sorunu diye bir şey varsa o da
bu ihanet ve bu kötülüğün ta kendisidir”.
Fon Yolsuzluğunda Ülkenin Parasal Kaybı
Fondaki ilk görüşe göre net tek rakam
yok çünkü 3 ayrı zarar kalemi hesaplanıyor:
1. Doğrudan fon içindeki para:
Konuşulan
rakam 18 milyar dolar ile 25 milyar dolar arası. Tasfiye edilen 66 fonun
portföyü bu kadar.
2. Borsanın toplam değer kaybı:
Borsa İstanbul
son 1 ayda BİST 100'de %15, BİST 100 dışı hisselerde %38 düştü. Bu düşüşün
toplam portföy kaybı 5,3 trilyon TL yani yaklaşık 100 milyar dolar olarak
hesaplanıyor.
Ali Babacan ve
Özgür Özel'in dile getirdiği rakam bu gazete memur.com Özgür Özel buna
dayanarak "Krizin maliyeti önce 20 milyar dolardı, sonra 90 milyar oldu,
şimdi uzmanlar 110 milyar dolar diyor. 6 Şubat depremi 100 milyar dolara mal
olmuştu, bu ondan büyük" dedi (sozcu.com.tr3) Devletin geri isteme hesabı:
Hazine / TMSF
141 gerçek kişi ve 73 şirkete "187 milyar 653 milyon TL'yi geri
ödeyin" yazısı gönderdi. Şimdiye kadar iade edilen miktar ise sadece 2
milyar 1 milyon 170 bin TL olarak açıklandı (haber.sol.org.tr) Bir de CHP'li
Cevdet Akay'ın iddiası var: 3 milyar + 5 milyar olmak üzere 8 milyar dolar
dijital varlık yaratılarak yurt dışına kaçırıldı diyor (karabukhabermerkezi.
Com) Resmi olarak Hazine ve Maliye Bakanlığı / SPK henüz kesinleşmiş toplam
zarar tablosu yayınlamadı, soruşturma devam ediyor.[ii]
Vurgunu Kim Yaptırdı?
“Bir ay oldu,
bir fon vurgununu gündüz-gece konuşuyoruz. Bu krizin ekonomimize doğrudan
maliyeti önce 20 milyar dolardı. Sonra 90 milyar dolara çıktığını açıkladılar.
Şimdi uzmanlar 110 milyar dolara ulaştığını söylüyor.
50 binin
üzerinde vatandaşımızın hayatını kaybettiği o 6 Şubat depremi ‘asrın felaketi’
100 milyar dolarlık kayba neden olmuştu.
Asrın soygunu,
asrın dolandırıcılığı, asrın vurgunu; asrın felaketi olan 6 Şubat depreminden
daha büyük hasar yaratmıştır.
Erdoğan bir
aydır bu sorunu çözecek bir yöntemi ortaya koyamıyor. Bu kadar açık sorumluluğu
varken ‘Dış güçler bize sabotaj yaptı’ diyor.
Sayın Erdoğan,
fon şirketlerinin yönetimine o AKP’li isimleri dış güçler mi atadı? Fatma Betül
Sayan Kaya Hanım’a 2,2 milyarlık vurgunu dış güçler mi yaptırdı?
Sorumlu
Erdoğan. Niye? O kurumlara tek tek atamaların hepsinin altında imzası var.”
Alıntı
Dini AçıdanTürkiye’de “darul harb”
Durumu
• Meşruiyet Zemin Yoktur:
Diyanet İşleri Başkanlığı ve İslam
alimlerinin ezici çoğunluğuna göre, ezanın okunduğu, Müslümanların ibadetlerini
özgürce yerine getirebildiği ve can/mal güvenliğinin yasal koruma altında
olduğu Türkiye gibi ülkeler darülharp olarak nitelendirilemez.
• Malın Dokunulmazlığı:
İslam dini, kimsenin malının haksız yere
yenilmesini kabul etmez. Bir yer "darül harp" olarak iddia edilse
bile, orada yaşayan sivillerin malını yağmalamak, hırsızlık yapmak veya
insanları dolandırmak İslam ahlakıyla ve hukukuyla tamamen çelişir. Kul hakkı
her şartta geçerlidir.
Hukuki Açıdan “darul harb” Durum
Ağır Ceza Müeyyideleri:
Türk Ceza Kanunu'na (TCK) göre
hırsızlık, yağma (gasp), dolandırıcılık ve mala zarar verme gibi eylemler çok
ciddi hapis cezalarıyla sonuçlanır.
Örgütlü Suç Kapsamı: Bu tür dini
kavramları suistimal ederek insanları organize bir şekilde dolandırmaya veya
mallarına çökmeye çalışan yapılar, "dini inanç ve duyguların istismarı
suretiyle nitelikli dolandırıcılık" veya "suç işlemek amacıyla örgüt
kurma" suçlarından yargılanır.
Dârülharp
(Arapça) Nedir
İslam hukukunda (fıkıh) Müslümanların
siyasi otoritesi ve şerî hukukunun geçerli olmadığı, gayrimüslimlerin yönettiği
ve İslam ile henüz barış (ahit/mütareke) anlaşması yapılmamış ülkeleri
tanımlamak için kullanılan bir kavramdır.
Temel Özellikleri
Siyasi ve Hukuki Statü: Ülkenin
yönetim, yargı ve yasaması İslam esaslarına dayanmaz.
İki yaşamlama:
Geleneksel fıkıhta dünya, İslam ülkesi anlamındaki Dârülislam ve
savaş/küfür ülkesi anlamındaki Dârülharp olmak üzere iki ana kategoriye ayrılır.
Mezheplere
Göre Şartlar:
Özellikle Hanefî mezhebinde (Ebû Hanife), bir memleketin Dârülislam’dan
Dârülharp’e dönüşmesi için; küfür hükümlerinin tamamen uygulanması, başka bir
kâfir ülkesine sınırdaş olması ve Müslümanlar ile zimmîlerin can/mal
güvenliğinin kalmaması gibi ağır şartlar aranır.
İslam
Hukukundaki Tartışmalar
İbadet ve
Sosyal Hayat:
Fakihler dârü-lharp sayılan yerlerde ibadetlerin
yapılıp yapılamayacağı, faiz ve ticaret hukuku gibi konularda farklı görüşler
öne sürmüştür. Türkiye’nin Durumu:
İslam âlimlerinin ve Diyanet İşleri Başkanlığı
gibi otoritelerin genel görüşüne göre, ezanın okunduğu, ibadetlerin serbestçe
yapıldığı, bağımsız bir ordu ve hukuki düzenin bulunduğu Türkiye bir dârül-harp
değil.
Cevat Kulaksız kulcevat599@gmail.com
Sonotlar
[i] (Şevki Yılmaz- Vikipedi Şevki Yılmaz (1955,
İzmit, Kocaeli), Türk siyasetçi, TBMM 20. dönem Rize milletvekili. 1990'larda
provokatif ve hakaretamiz konuşmalar yapmış bir siyasetçi...)
[ii] https://www.sozcu.com.tr/amp/fon-vurgunu-asrin-felaketinden-buyuk-p370185


Yorum Gönder