Sayın Erdoğan Bu Kaçıncı Bu Sefer Yanılmayınız Lütfen

Sayın Erdoğan Bu Kaçıncı Bu Sefer Yanılmayınız Lütfen
Sayın ERDOĞAN; size,  politikacı, yani AKP Genel Başkanı kimliğinizle yazıyorum bu yazımı. 


Türk siyasi tarihinde belki de ileride hiç kırılamayacak, hiçbir politikacıya nasip olmayacak bir politikacı rekorunun sahibi olarak tarihe geçeceksiniz. 


Gençliğinizden, tabiri caizse delikanlılığınızdan itibaren politikanın içinde aktif bir şekilde yer almanıza rağmen; Türk Milleti,  sizi rahmetli ERBAKAN'ın partisinden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı adayı olarak seçim öncesinde katıldığınız açık oturumlara kadar pek tanımıyordu. 


O seçimlerdeki güçlü aday enflasyonu sonucu laik ve demokrat merkez sağ partilerin oyları aralarında  paylaşarak bölmesi sonucunda,  din ağırlıklı bir partinin adayı olarak aradan sıyrılarak, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildiniz. Yani,  seçimle ve halkın tercihleriyle başkan oldunuz ve karizmanız, koşullar,  şansınız ve gayretinizle otuz yıl içinde basamakları tırmanarak belediye başkanlığı,  milletvekilliği,  Başbakanlık ve  derken Cumhurbaşkanlığı makamına kadar  tırmanarak bugüne geldiniz. 


Kim ne derse desin, ülke sizin bu makamlardaki çalışmalarınız nedeniyle umulan refah seviyesine erişmiş, uluslararası başarı elde etmiş olsun veya olmasın, bizatihi sizin, eşit koşullarda yapıldıkları  tartışmalı olsa da,  seçim yoluyla demokratik bir şekilde,  peş peşe sırayla bu makamların koltuklarında oturabilmeniz,  ülke için olmasa da, siyaseten ve şahsınız adına gerçekten büyük başarı ve kırılması imkansız bir rekordur. 


Sizinle aynı politika ve dünya görüşünü paylaşmadığımı ve ülkemiz adına uzun süreli iktidarınızda başarılı olamadığınızı, bani ve ülkemin çoğu insanını, hatta AKP'ye oy veren çoğu seçmen kitlesini de hayal kırıklığına uğrattığınızı, açık yüreklilikle ve samimi bir şekilde beyan ediyorum. 


Bugüne kadar ülkeyi yönetirken, sayısız kere,  çok yanıldınız. 


Yanılmak insanlara  mahsustur ve doğaldır biliyorum. Bir insan olarak, ben dahil  herkes yanılabilir. 


Ancak, yıllarca tek başına iktidar olarak ülkeyi yöneten ve ülkenin kaderini elinde tutan belli mevkilere gelen ve önemli koltuklarda oturan kişilerin; ülkenin ekonomisine, siyasetine, dış politikasına, eğitim ve sağlık sistemine,  telafisi zor büyük zararlar veren,   birden ziyade yanılma hakları ve lüksleri yoktur. 


Sayın ERDOĞAN; siz, aslında yerinde ve  ülkenin birlik ve beraberliği, barış ve huzuru için çok yararlı olacak olan Kürt açılımını,  büyük bir cesaretle başlattınız.  Ancak, bu açılımı iyi yönetemediğiniz, belki de samimi olmadığınız için,  başarıya ulaştırıp sonuçlandıramadınız. Sanırım,  Kürt açılımının içeriğinde, koşullarında ve zamanlamasında yanıldınız ve Kürt sorunu hala gündeminizin ilk sıralarında varlığını korumaktadır. 


Asıl niyeti ve amacı, sinsi bir şekilde, atamalar yoluyla mensuplarını ülkenin tüm kurumlarına yerleştirerek devleti içeriden ele geçirip, son yumruk olan  silahlı darbeyle iktidara gelerek, demokratik ve laik Cumhuriyete son vermek olan FETÖ Silahlı Terör Örgütünü fark edemediniz, veya aynı menzile doğru ilerlediğiniz için  fark etmek istemediniz,  kendi ellerinizle attığınız imzalarla ve çıkardığınız yasalarla FETÖ'yü darbeyle devleti ele geçirme gücüne ulaştırdınız, FETÖ'nün Türk Silahlı Kuvvelerinin ATATÜRKÇÜ subaylarını, düzmece ve uyduruk kumpas soruşturma ve davalarla hapse atarak tasfiye etmesine göz yumdunuz, hadi size inanalım, elinizdeki tüm istihbarat raporlarına rağmen gerçekleri göremediniz ve ne istediler de vermedik dediğiniz, gel artık bu hasret bitsin diyerek meydanlardan ülkeye dönmesi için davetler yaptığınız FETÖ,  sizi yanılttı. Buna da kabul Sayın ERDOĞAN. 


Amerika’nın ve batının  dolduruşuna geldiniz, Esad'ı devirip Müslüman Kardeşler iktidar olsun diye,  Suriye’de baş gösteren iç çatışmalara destek verdiniz, bundan ülkemiz adına ve kendi din ve mezhep anlayışınıza uygun çıkarlar elde edeceğinizi, kısa zamanda Şam’da Cuma namazı kılacağınızı düşündünüz ve buna inandınız, Suriye’nin bölüneceğini, kuzeyinde yeni bir Kürt oluşumunun meydana geleceğini, sınır ötesi harekatlarla ülkemizin iktisaden zayıflayacağını, Suriye’nin bölünmesi sonucunda, Amerika, Rusya ve Kürtlerle sınır komşusu olacağımızı,  ülkemizin geleceği ve güvenliği adına büyük tehlikelerin oluşabileceğini düşünemediniz ve yine yanıldınız, Sayın ERDOĞAN. 


Ülke ekonomisinin,  Cumhuriyetin yüzüncü yılında erişeceği gelişmenin seviyesinde ve gayri safi milli hasıladan  kişi başına düşecek olan dolar miktarının tahmininde ve faiz sebep,  enflasyon sonuçtur tezini savunarak,  enflasyon tahminlerinde hedefleri tutturamadınız ve yine yanıldınız. Aşırı enflasyon sonucu, ülke ekonomisi büyük zarar gördü,  halkımız pahalılıktan geçinemez oldu, fakirleşti, ülkenin kaynakları alınan dış borç faiz ödemeleriyle eridi. Merkez Bankasının döviz rezervi de dibe vurdu. Yine yanıldınız. Bu ekonomik yanılmanız da,  halkımızı per perişan yaptı Sayın ERDOĞAN. 


Daha fazla uzatmaya gerek yok. Asıl konumuza gelecek olursak, şu 30 Ağustos mezuniyet töreninde kılıçlarını çekerek anayasanın gereği olan demokratik ve laik Cumhuriyetin değerlerini, ATATÜRK ilkelerini koruma adına ant içen ve çok doğal olarak, kendilerini ATATÜRK'ün askerleri olarak betimleyen sloganı paylaşan genç teğmenleri, hiç gereği yokken, bunlar ileride darbe yaparlar kuşkusuna ve vehimine kapılarak Türk Silahlı Kuvvetlerinden ihraç ederek yaşayacağınız yeni bir yanılgının eşiğindesiniz Sayın ERDOĞAN. 


Türk halkı üzerinde büyük bir travma etkisi yapacak, Türk Milletinin vicdanını sızlatacak, giderek azalmaya yüz tutan sevenlerinizin daha da erimesine yol açacak, size itibar ve seçmen kaybettirecek, Türk Silahlı Kuvvetlerini ayrıştıracak, tam anlamıyla siyasetin içine çekecek ve bunun sonucunda Türk Silahlı Kuvvetlerini zayıflatacak olan bu düşüncenizden ve yanılgınızdan,  vakit geçmeden dönünüz, ileride bu ihraçların yaratması muhtemel ülkeye ve şahsınıza yönelik kötü sonuçlarını yaşayarak  gördükten ve iş işten geçtikten sonra, ”ben yanılmışım halkımdan özür diliyorum” deme durumunda kalmayınız, bu haksızlığın muhtemel kötü sonuçlarını,  ülkemize ve kendi şahsınıza yaşatmaya hakkınız ve lüksünüz yoktur, Sayın ERDOĞAN.

20/11/2024

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Yorum Gönder

Blogger
Facebook
Disqus

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget