Son Konular
Abbas Güçlü Ahmet Tan Alev Coşkun Ali Eralp Ali Sirmen Ali Tartanoğlu Alican Uludağ Altan Öymen Arslan BULUT Ataol Behramoğlu Atilla Kart Aydınlık yazarları Ayşenur Arslan Barış Yarkadaş Bedri Baykam Bekir Coşkun Bilim Teknik Bozkurt Güvenç Burak H. Özdemir Bülent Soylan Can Ataklı Can Dündar Celal Şengör Cengiz Önal Cengiz Özakıncı Cevat Kulaksız Ceyhun Balcı Coşkun Özdemir Cumhuriyet yazarları Cüneyt Arcayürek Deniz Kavukçuoğlu Doğan Kuban Dr. M. Galip Baysan Dünya haberleri Ece Temelkuran Ekonomi Emin Çölaşan Emine Ülker Tarhan Emre Kongar Erdal Atabek Erdal Atıcı Eren Erdem Ergin Yıldızoğlu Erhan Karaesmen Erol Manisalı Ertuğrul Kazancı Eğitim Ferhan Şensoy Fikret Bila Fırat Kozok Gündüz Akgül Güner Yiğitbaşı Güngör Mengi Güray Öz Gürbüz Evren Hakkı Keskin Hasan Pulur Hayrettin Ökçesiz Hikmet Sami Türk Hikmet Çetinkaya Hulki Cevizoğlu Hüner Tuncer Hüseyin Baş Işık Kansu Işıl Özgentürk Kemal Baytaş Kemal Kılıçdaroğlu Kurtul Altuğ Köşe Yazıları Kürşat Başar Levent Bulut Levent Kırca Leyla Yıldız Mehmet Ali Güller Mehmet Faraç Mehmet Haberal Mehmet Halil Arık Mehmet Türker Melih Aşık Merdan Yanardağ Meriç Velidedeoğlu Mine Kırıkkanat Miyase İlknur Mustafa Balbay Mustafa Mutlu Mustafa Sönmez Mümtaz Soysal Müyesser Yıldız Necati Doğru Necla Arat Nihat Genç Nilgün Cerrahoğlu Nuray Mert Nusret Ertürk Oktay Akbal Oktay Ekinci Oray Eğin Orhan Birgit Orhan Bursalı Orhan Erinç Rifat Serdaroğlu Ruhat Mengi Rıza Zelyut Sabahattin Önkibar Saygı Öztürk Sağlık Selcan Taşçı Serpil Özkaynak Sevgi Özel Sinan Meydan Siyaset Soner Yalçın Spor Sözcü yazarları Süheyl Batum Tarih Tarım Tayfun Talipoğlu Tekin Özertem Tülay Hergünlü Tülay Özüerman Tünay Süer Türey köse Türkiye Türkkaya Ataöv Utku Çakırözer Uğur Dündar Uğur Mumcu Vatan Yazarları Video Yakup Kepenek Yazı Dizileri Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Öztürk Yener Güneş Yeniçağ yazarları Yurt Yazarları Yüksel Pazarkaya Yılmaz Özdemir Yılmaz Özdil Zeki Tekiner Zeynep Göğüş Zeynep Oral Zulal Kalkandelen chp genel lozan muharrem ince Çiğdem Toker Ömer Yıldız Özdemir İnce Özgen Acar Özgür Mumcu Öztin Akgüç Ümit Zileli İlhan Cihaner İlhan Selçuk İlhan Taşçı İnci Aral İrfan O. Hatipoğlu İsmet İnönü Şükran Soner

Lozan Müzakereleriyle Kıyaslamak Talihsizliktir Hanımefendi
Tarihçi olduğunu söyleyen Hanımefendi; gazeteci Fatih ALTAY ile konuşurken, kendisinin,   tek kadın lider olarak yer aldığı altılı masadaki zorlu mücadelesi ile rahmetli İNÖNÜ'nün Lozan’daki zorlu geçen müzakerelerdeki mücadelesi arasında,  adeta paralellik kurmaya kalkışmıştır. 


Hanımefendi tarihçi ama, savaşta galip gelmiş olan ülkemizin baş müzakerecisi rahmetli İNÖNÜ'nün; Lozan da, savaş meydanında yenilmiş olan ve  ülkemizi paylaşmak isteyen sömürgeci büyük düşman devletlerin delegeleriyle müzakere ettiğinin farkında değil sanırım. 


Hanımefendi; birlikte ittifak kurduğu ve altılı masada kendisiyle eşit düzeyde yer alan ve  bu ülkenin meşru siyasi partilerinin liderleriyle yer aldığını,  müzakere konusunun da , aşağı yukarı belli olmuş olan ortak Cumhurbaşkanı adayının belirlenmesine ilişkin bir müzakere olduğunun farkında değil sanırız. 


Hanımefendiye, konuştukça battığını, partisindeki birileri hatırlatmalı ve yorgun olduğu anlaşılan hanımefendi, biraz dinlenmelidir.

Güner Yiğitbaşı

08/03/2023

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Dünya Emekçi Kadınlar Günü Tüm Kadınlarımıza Kutlu Mutlu Ve Selam Olsun
Bugün,  (8. Mart. 2023) Dünya Emekçi Kadınlar Günüdür. 


Bu güzel ve çok özel gün, tüm kadınlarımıza kutlu,  mutlu ve selam olsun. 


Birleşmiş Milletler Genel Kurulu,  8. Mart'ı Dünya Emekçi Kadınlar Günü kabul etmiş olduğundan, her 8. Mart,  Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanmaktadır. 

Dünya Emekçi Kadınlar günü deyince; benim aklıma, hemen ülkemizdeki ezilen, kocaları ve hatta bazılarının da babaları tarafından fiziksel, cinsel ve psikolojik şiddete maruz kalan, can güvenliklerinden yoksun, eğitim ve çalışma alanında,  siyasette,  erkeklerin çok gerisinde bırakılan kadınlarımız ve çocuk gelinler geliyor. 

Emekçi kadınlar deyince; sadece, bir işverene bağlı olarak ücretle çalışan ve bu çalışmalarını ev kadını olarak evlerinde de sürdüren kadınlar akla gelmemelidir. 

Bir işverene bağlı olarak işte çalışan kadınlarımızın yanında, sadece evlerinde çalışan ev kadınlarımız da;  bize göre,  emekçi kadınlarımızdır. 


Eşine ve çocuklarına,  hem de bile ücret,  hiçbir karşılık beklemeden, karın tokluğuna sosyal güvenceden yoksun olarak fedakarca bakan, çalışan, büyük emekler sarf eden kadınlarımızı da günüdür bugün. 


Ülkemizde;  kadınlarımıza verilen değeri,  daha doğrusu değersizliği, kadınlarımıza çok görülen ve  verilmeyen hak ettikleri değeri,  bir kadın yazarımız;  Duygu ASENA, “kadının adı yok” diyerek,  çok güzel ifade etmiştir. 


Gerçekten,  “kadının adı yok” sözü,  maalesef ülkemizde kadına verilen değeri, daha doğrusu değersizliği çok güzel ifade etmeye yetiyor ve artıyor da. 


Aslında anayasamıza bakıyoruz, anayasanın yasa önünde eşitliği düzenleyen 10.  maddesinde,  cinsiyet farkı gözetmeksizin, kadın ve erkek herkesin,  yasa önünde eşit oldukları yazıyor. 


Yüce ATATÜRK de,  kadınlarımıza verdiği değer nedeniyle, kadın ve erkeğin eşit yurttaşlar olduklarını topluma yaymak ve kadınlarımızı bu konuda bilinçlendirmek için, 5. Aralık. 1934 tarihinde milletvekili seçme ve seçilme hakkını,  demokrat geçinen çoğu Avrupa ülkelerinden çok daha önce kadınlarımıza tanımıştır. 


Ancak, din kurallarının ve çağ dışı geleneklerin hakim olmaya bugün dahi devam ettiği, laiklik ilkesinin içselleştirilemediği, laik eğitimin yaygınlaştırılamadığı, erkek egemenliğinin yok edilemediği ülkemizde, hala kadınlarımıza eksik etek gözüyle bakan, kadınlarımıza;  erkeklerle eşit kişi ve yurttaş olarak değil de, evde oturan, evde erkeğine hizmet eden,  erkeğinin cinsel arzularını tatmin eden ve onlara soylarını sürdürmeleri için erkek çocuk doğurmakla görevli bir dişi gözüyle bakan, kadınları erkeklerle eşit düzeyde görmeyen,  azımsanamayacak sayıda erkeğin, hatta kadının ve politikacıların bulunduğu,  üzücü olsa da,  inkar edilemez bir gerçektir. 


Asıl üzücü olan da; kadın ve erkek cinsiyet ayrımının,  insan hak ve özgürlükleri yönünden bir eşitsizlik yaratma amacına yönelik olmadığını, kadın ve erkek cinsiyet ayrımının,  iki cins arasında doğal ve işlevsel eşit bir iş bölümü olduğunu bilmeyen veya bilmek istemeyen erkekler yanında, bu gerçeği bilmeyen ve kendilerini karşı cins karşısında eşit haklara sahip bireyler olarak görmeyen, bu gerçeği kabullenmeyen ve erkeklerin kendi lehlerine  yaptıkları kasıtlı ayrımcılığa, yaratılan kadın ve erkek eşitsizliğine boyun eğip destek vererek,  kendi ayaklarına kurşun sıkan, kadın ve erkek eşitliğini toplumumuza yerleştirmeye çalışarak bu yolda çok mesafeler alan, kadınlarımıza  kişiliklerini kazandıran ATATÜRK'e sahip çıkamayan,  ATATÜRK'ü savunamadıkları gibi,  hatta eleştiren ve sevmeyen çok sayıda kadınlarımızın var olmalarıdır.  


Bu gerçekler karşısında,  özellikle kırsal kesimlerde, daha genç kız olmaya başladıkları andan itibaren ezilmeye, cinsel istismara, çocuk gelin olmaya, fiziksel, bedensel ve ruhsal şiddete, eğitimsizliğe maruz kalan kadınlarımızı konuşmaya, kadın erkek eşitliğini, kadın haklarını savunmaya daha uzun seneler devam edeceğiz maalesef. 


Bize göre, kadınlarımızın erkeklerle eşit bireyler olarak; ırz ve can güvenlikleri, eğitim ve çalışma alanındaki hakları, siyasi hakları, sosyal yaşamda hak ettikleri yere gelebilmeleri,  erkeklerle her alanda eşit haklara sahip olabilmeleri için; bu konuda erkeklerden bir çaba beklemeden,  bizzat kadınlarımızın kendileri, bilinçlenerek haklarına sahip çıkmaları, seslerini yükseltmeleri, örgütlenmeleri, özellikle kız çocuklarının eğitimlerine azami gayret sarf etmeleri, kendilerini erkeklere biat eden ve erkekler olmadan ayakları üzerinde duramayan kişiler olarak görmemeleri,  kendilerine öz güven duymaları, özellikle;  erkeklerin seks kölesi olmadıklarını göstermeleri, seks yaşamlarında erkeklerle  eşit ve aktif rol üstlenerek işe buradan başlamaları, büyük ATATÜRK'ün kurtuluş mücadelesini başlattığında,  Amasya Tamiminde açıkladığı gibi, nasıl ki; Milletin bağımsızlığını,  yine milletin kendi azim ve kararı kurtaracaksa ki;  kurtarmıştır,  kadınlarımızın haklarını da, bizzat,  yine kadınlarımızın azim ve kararları kurtaracak ve kadınlarımız erkeklerle eşit düzeye geleceklerdir. 


Bu duygularla, varlıklarından onur duyduğum, varlığımı borçlu olduğum anamın da hemcinsleri olan, Dünyadaki insanların yarısını oluşturan, diğer yarısını da doğurarak Dünya'ya getiren;  ücretle bir işveren yanında çalışan ve/veya sadece evinde çalışan emekçi ve fedakar tüm kadınlarımızın,  Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nü,  en iyi dileklerimle kutluyor, fedakar ve saygıdeğer  tüm  kadınlarımıza,  buradan selam olsun diyorum.  


Ayrıca, tüm kadınlarımızı,  bu özel günlerini neşe ve mutluluk içinde kutlamak üzere, barışçıl anayasal toplantı ve gösteri yürüyüşü haklarını kullanmaya davet ediyorum.

Güner Yiğitbaşı

08/03/2023

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Meral Akşener'e Açık Mektup
Size yazmaya, en son söyleyeceğim sözleri en başa almakla başlıyorum. 


İYİ PARTİ'yi, büyük güçlüklere ve engellere göğüs gererek siz kurdunuz, kısa sürede halkın sevgisini kazandınız, ancak siz bu kısa sürede gelen başarıyı taşıyamadınız,  hazmedemediniz, partinizin parçalı yapısından kaynaklı dipten gelen homurdanmaları bastıracak ve partiyi homojen bir yapıya ve ideolojiye oturtma becerisini gösteremediniz, sözün kısası siz de başbakan olma idealini gerçek kılacak liderlik vasıfları olmadığı için,  altılı masaya ve ülkenin geleceğine, insanların umutlu bekleyişlerine ihanet ederek, kurucularından olduğunuz, tüm toplantılarına el sıkışarak ve gülücükler dağıtarak büyük bir memnuniyet içinde katıldığınız altılı masanın,  en başta KILIÇDAROĞLU olmak üzere, diğer tüm liderlerini, insani ve politik ahlaka uymayan, ahlak dışı, kavgada dahi söylenmemesi gereken  ağır ve haksız söz ve suçlamalarla, sert ve küstah bir üslupla ve bir darbe lideri edası ve özgüveniyle değersizleştirmeye yönelik muhtıranızla masadan ayrıldınız ve kurucusu olduğunuz İYİ parti'nin ipini  kendi ellerinizle çekerek, siyaset tarihinin kirli karanlığındaki yerinizi aldınız. 


Şunu da hemen söyleyelim; hiç beklemeyiniz, sizin masadan ayrılmanızın ve altılı masaya yönelik haksız ve ahlaksız suçlamalarınızın, seçimlere yönelik hiçbir olumsuz etkisi olmayacaktır. Altılı masa beşli olarak ve dışarıdan alacağı vatansever ve demokrasi aşığı muhalif diğer partilerimizin de destekleri ve en önemlisi de,  size güvenerek İyi Partili olan ve oy veren ülkesini seven sağduyulu ve seçmenlerin,  İYİ Parti saflarından ayrılarak,  oylarıyla beşli masaya katkı sunmaları sonucunda seçimleri kazanacak ve saray iktidarına sandıkta son verecektir. 


Evet, sizin bu akıl almaz sürpriz ihanetiniz, altılı masadan umut bekleyen ve özellikle de İYİ Partiye gönül bağlamış olan muhalif seçmenleri şaşkına çevirdi ve çok üzdü ama, inanın ki; aklı selim sahibi muhalif seçmenler kendilerini çabuk toparlayacaklar ve size oy vermeyi düşünen seçmenler,  asla ve asla size oy vermeyip altılı masasının beşe düşen partilerine oy vererek sizi cezalandıracaklardır. 


Bu akıl almaz, başbakan olma iddiasındaki profesyonel bir siyasetçi ve lidere asla yakışmayan ihanetinizin tüm olumsuzlukları,  sizin ve partinizin üzerine bir enkaz gibi çökecek, keşke bu enkazı yaşayacağıma , Maraş depreminin enkazının altında kalsaydım belki hayatta kalma şansım olurdu diye hayıflanacaksınız. 


Meral Hanım; bayan olmanız, partiyi kurarken karşılaştığınız haksız engeller, bu engellere göğüs gerişiniz, azminiz, çarşı pazar dolaşarak esnaf ziyaretleriniz, grup toplantılarında yaptığınız konuşmalarla saray yönetimine ağır eleştiriler getirmeniz sizin sevilmenize neden oldu. Aslında topluma somut hiçbir proje sunmadınız, bu projeleri sunan, devletin aksayan kurumlarıyla mücadele eden, beşli çete denen ve hazineyi hortumlayan rant çevreleriyle savaşan, kellesini koltuğuna alan, 418 milyar doların bunlardan geri alınacağını vaat eden ve bu konudaki kararlılığını ifade eden KILIÇDAROĞLU'nu kıskandınız, aşağılık kompleksine kapıldınız. 


Siz tarih hocasısınız çok iyi bilmeniz gerekir. Adaylığına karşı itirazınızda,  somut ve inandırıcı hiçbir haklı gerekçe gösteremediğiniz, YAVAŞ ve İMAMOĞLU'nun adaylığı üzerinden  itiraz ettiğiniz KILIÇDAROĞLU; yüz yıllık ve bu ülkenin kurucusu ATATÜRK'ün partisi ve yadigarı CHP'nin Genel Başkanıdır hanımefendi.  


CHP; sol bir kitle partisi olup, ülkenin seçmen çoğunluğunun sosyolojik yapısı,  zamanın koşulları gereği,  ufak tefecik tavizler vermek zorunda kalınmışsa da, idelojisi , seçmen kitlesi oturmuş, gelenekleri gelişmiş cumhuriyetle yaşıt yüz yıllık bir partidir. Siz, kiminle dans ettiğinizin farkında değilsiniz, CHP ile aynı masaya oturmak ve piste çıkıp dans etmek,  size ancak onur ve değer kazandırır hanımefendi. 


Sizin kurduğunuz partinizin tabanı ve ideolojisi, kişisel ve duygusal nedenlerle MHP'den fiilen ve hukuken ayrılmak zorunda kalan, ancak akılları ve gönülleri hala MHP'de kalan  kişiler tarafından oluşturulan taban ve ideolojidir. Bunun dışında kalan seçmen ve yoldaşlarınız, sizin cazibenize, parlak ama somut projelere dayanmayan  boş konuşmalarınıza, bayan oluşunuza güvenerek gelen,  temelde MHP idelojisini benimsemeyen, laik ve demokrat kişiler olup, bunların sözleri maalesef partide ağırlık ve etkinlik kazanamamıştır, partiniz dayandığı temel kitle ve ideolojisini belirleyerek oturmuş bir parti değildir, böyle parti mi olur hanımefendi?


Bu nedenle; siz öncelikle,  ağırlıklı olarak hangi kitlenin, tabanın ve ideolojinin temel partisi olacağınıza karar vermeli ve KILIÇDAROĞLU ile uğraşacağınıza, Don Kişot'un yel değirmenlerine saldırdığı gibi CHP ve KILIÇDAROĞLU'na saldıracağınıza,  partinizin sağlıklı bir şekilde dizayn edilmesi,  tabanıyla ve ideolojisiyle  homojen ve oturmuş bir parti olmasını sağlamalıydınız hanımefendi. 


Hanımefendi; siz masadan ayrıldınız ve yapayalnız kaldınız. Bir B Planınız bile yok. Seçilme şansı sıfır olan Erşan ŞEN'e,  medya aracılığı ile adaylık önerecek kadar şaşkın ve çaresizsiniz. 


Bugüne kadar sizin ve parti kurmaylarınızın,  Cumhur İttifakına yönelik ağır, yenir ve yutulur olmayan eleştirileri arşivlerde yer almaktadır. 


Bu nedenle,  Cumhur İttifakına katılma şansınız da asla yoktur, böyle bir davranış sergilerseniz,  partinizin erimesini ancak daha da çabuklaştırmış olursunuz. 


Hanımefendi; siz masadan ayrıldınız diye,  size şu veya bu nedenle oy verenlerin tamamının da masaya oy vermeyeceğini düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Size kızan seçmen kitlenizin çoğunluğu,  size inat, ülkenin menfaati için masaya ve KILIÇDAROĞLU'nun ortak adaylığı lehine oy vereceklerdir. 


Bu yazıyı yazarken, sizin masaya dönmeniz için masanın beş partisi tarafından yapılan iyi niyetli çabaya layık değilsiniz, hatta masaya dönerseniz başka birlikteliklere zarar vereceğiniz için masaya belki de zarar vereceksiniz. 


Hanımefendi; şu anda,  burnundan kıl aldırmayan sözcünüz konuşuyor, masaya döneceğinizin sözde müjdesini veriyor, yine milletin arzusuyla (!) masaya döneceğinizi beyan ediyor. Zaten başka çareniz yoktur hanımefendi. 


Vazoyu çatlattınız, ben çatlayan vazoyu sizinle yapıştırarak, yapıştırılmış vazoyla seçime gireceğime, sizin olmayacağınız beşli masaya dışarıdan destek olacak yeni oluşumlarla yenilenen vazoyla girmeyi tercih ederdim hanımefendi. 


Son sözüm de; beşli masaya, nedir bu AKŞENER'e atfettiğiniz değer ve alttan almalar?


Yazımızı hala yazmaya devam ederken bir son gelişme, siz Hanımefendi mutlu olsun gönlünü yapalım diye, YAVAŞ ve İMAMOĞLU'na seçimden sonra cumhurbaşkanlığı katında görev, yetki ve sorumluluk vereceklermiş. Tam bir akıl tutulması ve ilkesizlik. 


Soruyorum sizlere; bu ülke AKŞENER; İMAMOĞLU ve YAVAŞ'a mahkum mudur? yok mudur ülkeyi kurtaracak başka değerli insanlar, Türkiye'yi AKŞENER,  İMAMOĞLU ve YAVAŞ'a mahkum zannedenlere ve siz hanımefendiye eseflerimi bildirerek son veriyorum yazıma.

Güner Yiğitbaşı

06/03/2023

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Durum Netlik Kazanmaya Başladı
AKŞENER'in;  zehir zemberek bir konuşmayla,  altılı masadan sürpriz bir şekilde ayrılması,  muhalefet cephesinde yer alan halkımızı büyük bir hayal kırıklığına uğrattı ve bu ayrılmanın sebepleri üzerinde herkes kafa yormaya başladı. 


Biz de,  bu konudaki görüşlerimizi,  ana hatlarıyla,  dünkü yazımızda açıklamaya çalışmış ve bu ayrılışın sebebinin;  şımarıklık, haddini bilmezlik,  nankörlük,   kişisel ve parti çıkarlarına öncelik vermek olduğunu, belirtmiştik.  


Genel olarak aynı görüşteyiz. 


Geçen kısa zaman zarfında ortaya çıkan yeni durumlar mercek altına alındığında,  AKŞENER'in;  masadan çekilirken ileri sürdüğü “milletimiz İMAMOĞLU ve YAVAŞ'ı istiyor KILIÇDAROĞLU seçilemez, dayatma ile karşı karşıya bırakıldık, milletimin iradesi dışındaki bir oluşumun içinde bulunamam” gerekçesinin,  tamamen asılsız olduğu, AKŞENER ve İyi Partinin; bilakis,  KILIÇDAROĞLU'nun seçilebilecek aday olması nedeniyle masadan ayrıldığı,  tamamen netlik kazanmıştır. 


AKŞENER'in; dün akşam bir televizyon programında,  ben cumhurbaşkanlığına adayım diyen bir medya starı ve akademisyen olmaktan başka hiçbir özelliği ve taban olmayan bir zat'a ulaşarak, İyi Partiden  adaylık teklifinde bulunmaya yeşil ışık yakılması, İYİ Parti grup başkan vekili Erhan USTA'nın;  bir soru üzerine,  seçim ikinci tura kalırsa KILIÇDAROĞLU'na oy verir misiniz sorusuna,  ona şimdiden bir cevap veremeyiz demesi, masadan ayrılmanın temel nedeninin KILIÇDAROĞLU'nun seçilememe riskinin olmayıp, bilakis seçilebilecek aday olduğunun kesin olarak anlaşılmasından kaynaklandığına netlik kazandırmıştır. 


Yine dün Halk Tv. de yayınlanan bir tartışma programında tanınmış bir gazetecimizin;  iktidarın desteklediği malum finans ve sermaye çevrelerinin İYİ Parti ile görüştükleri iddiası üzerine, KILIÇDAROĞLU'nun iktidara geldiğimizde uyuşturucu ve inşaat ihalelerinden haksız rantlar sağlayan,  kendisinin beşli çete olarak nitelendirdiği firmaların hazineden hortumladıkları 418 milyar doları geri alıp, bu paranın gerçek sahibi olan halkımıza dağıtılacağı vaadi önem kazanmaya başlamış ve bu konuda halkımıza hiçbir vaatte bulunmayan İYİ Parti ve liderinin,  KILIÇDAROĞLU'nun bu vaadinden rahatsızlık duyduğu ve tek neden olmasa da,  KILIÇDAROĞLU'nun bu vaadinin de,  AKŞENER'in masadan ayrılmasına sebep olduğuna yönelik çok ciddi şüpheler uyandırmaktadır. 


Bu nedenle, halkımızın büyük bir desteğini kazanan KILIÇDAROĞLU ve halkımızın enseyi karartması için hiçbir haklı neden yoktur. 


Ancak, başarı için;  beşli masanın bileşeni partilerin dik durmaları, kenetlenmeleri ve özellikle KILIÇDAROĞLU'nun öne çıkan ve fincancı katırlarını ürküten,  ülkemizin kalkınmasının önündeki en büyük engel  ve milletimizin soyularak fakirleştirilmesinin baş nedenlerinden birisi olan,  hazineyi hortumlayan, fakir halkın paralarının transfer edildikleri inşaat ve ihale baronlarıyla mücadele ve hortumladıkları 418 milyar doların kendilerinden alınarak fakir halkımıza iade edileceği vaadinin,  beşli masadaki diğer liderler tarafından da açıkça kabul ve destek görmesi zorunludur. 


Başarı için pazartesi günü beşli masanın adayı,  mutlaka,  halkımıza açıklanmalı, aday olacağı kesinlik kazanan KILIÇDAROĞLU; üzerindeki mahalle baskısını atmalı, inandırıcılığı kalmayan ERDOĞAN'ın,  aleyhe propagandalarına kulak asmadan,  HDP dahil muhalefet cephesinin tüm liderleriyle görüşerek; ülkenin içinde bulunduğu ağır koşulları,  seçimlerin ülkenin beka sorunu haline geldiğini onlarla paylaşarak, masa dışından onların da desteklerini arkasına almalı ve seçimlere kadar, çok kısalan önümüzdeki günlerde, beş lider topluca ve  yoğun bir şekilde,  iktidara geldiklerinde yapılacakları,  halkımıza anlatmalı, özellikle deprem bölgesindeki halkımıza;  yıkılan şehirlerinin,  acele etmeden, ancak en kısa sürede bilim ışığında ve depreme dayanıklı olarak yeniden kurulacağını ve tüm mağduriyetlerinin giderileceğini anlatmalıdır.

Güner Yiğitbaşı

05/03/2023

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Akşener Hata Üzerine Hata Yapıyor
Son hatası olan altılı masadan haksız bir gerekçeyle ayrılmasından önce de, hata yaptı AKŞENER. 


Nasıl mı?


2018 Seçimlerinde, partinin ağır abilerinin dolduruşuna gelerek, seçilemeyeceğini çok iyi bilmesine rağmen İYİ Partinin Cumhurbaşkanlığı adaylığına soyundu. 


Onu adaylığı itelediler,  emrivaki yaptılar ama, o aklını kullanarak ben seçilemem milletvekili olmalıyım, mecliste grubumu yalnız bırakmamalıyım, dokunulmazlık kazanmalıyım diye düşünemedi. 


Onun yerine biz düşündük bunu ve yazdık, yapmayın milletvekili olup dokunulmazlık kazanın ve mecliste grubunuzun başında olunuz dedik. 


İlaveten, milletvekili olmayan bir genel başkanın, başarılı olamayacağını,  güvenceden yoksun olacağını,  o koltuktan düşürülebileceğini hatırlattık. 


AKŞENER; beklendiği gibi Cumhurbaşkanı seçilemedi ve milletvekili seçilme olanağını da kaybetti. Partisinin mecliste grubu var ama, AKŞENER milletvekili olmadığı için,  grubunun başkanı değil, sadece genel başkan. 


İYİ Parti Meclis Grubunun başkanı ismini bilmediğim bir milletvekili. 


Bize göre,  AKŞENER;  milletvekili ve dolayısıyla meclis grup başkanı olmadığı için,  İYİ PARTİNİN Meclisteki grup toplantılarına başkanlık ve meclis grubunda konuşma yapması,  hukuken mümkün değildir. Partili milletvekillerine genel merkezde hitap edebilir. 


Aksini savunanlar da olabilir tabi.

Güner Yiğitbaşı

04/03/2023

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Masayı Devirmenin Nedeni Şımarıklık Haddini Bilmezlik Kendini Dev Aynasında Görmek Nankörlük Ve Kişisel Ve Parti Çıkarlarını Öncelemektir
Evet, AKŞENER ve partisi İYİ Partinin altılı masayı devirerek masadan ayrılmasının nedeni; şımarıklık, haddini bilmezlik, kendisini dev aynasında görmek ve nankörlüktür. 


Yazımın başında hemen söylemeliyim ki; sürekli olarak ve ısrarla,  ortak adayın belirlenerek açıklanmasını isteyen yazılarıma; çok biliyorlarmış gibi, daha erken,  adayı şimdi açıklarsak yıpratırlar diyenler, haklı çıktıkları için(!) artık kına yakabilirler. 


Biz, aktif politikacı değiliz ama, okur yazarız, hukukçuyuz, yaşımız 73 olmasına rağmen hala kafamız çalışıyor ve hayat tecrübemiz var. 


Sizler hiç mi futbol maçına gitmediniz? Ben, futbol maçlarından örnekler vererek, aday belirleme ve açıklama işini son dakikalara bırakmayalım,  altılı masayı lidersiz bırakmayalım, son dakikalarda gol yiyen takım, bu golü telafi edebilmek için kendisine zaman bulamaz, son dakikalarda yenecek bir golün telafisinin zorluğu nedeniyle, erken gol atmak gerekir, diye görüş bildirdik. Gerçi altılı masa olarak golü rakipten değil, kendi oyuncumuzdan kendi kalemize atarak yedik ama, değişen bir şey yok, altılı masa olarak;  son dakika gol yiyen bir takımın, maçı  lehine düzeltememe riski ve açmazı içinde kaldık maalesef. 


AKŞENER ve İYİ Partinin,  KILIÇDAROĞLU'na yönelik muhalefetini,  işin başından beri görebiliyorduk. Bu nedenle, ortak adayın belirlenmesini;  seçimlere çok az bir zaman kala, yani yumurta deliğe geldikten sonra yapmaya kalkışmasaydık, AKŞENER ve İYİ Partinin altılı masaya yönelik beklenmeyen ihanetine ve  darbesine çok daha önce tanık olacak ve yeni bir oluşuma geniş bir zamanımız kalacaktı. 


Benim adayı belirleyin artık feryatlarıma; ”Cumhur İttifakı bile henüz adayını açılamadı” diyerek gerekçe gösterenlere,  k. . . la gülüyordum. Bu çok bilmişlerin tek bilemedikleri husus;  ERDOĞAN,  sağ ve sağlıklı olduğu sürece,  anayasa elvermese bile,  Cumhur İttifakının tartışmasız tek adayının ERDOĞAN olacağını bilememeleriydi. 


Biz, 2018 Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesinde de, çok yazdık ve çoklu aday değil,  ortak aday olmasını savunduk. Dedik ki; ”seçimin ikinci tura kalacağının garantisi var mıdır? Eldeki kuş, daldaki kuştan iyidir. ”


İYİ Partiden aday olan AKŞENER'i de, açıkça uyardık, arşivlerde var. Sayın AKŞENER, siz Cumhurbaşkanlığına aday olmayınız, seçilemezseniz milletvekili de olamayacaksınız, meclis dışında kalacaksınız, meclis grubunuzu başsız bırakacaksınız,  sonra sizin genel başkanlığınızı bile sorgulayanlar çıkabilir dedik ve dediğimiz gerçekleşti. 


Seçimler birinci turda bitti, ikinci tura ümit bağlayan çok bilmişler açığa çıktılar. AKŞENER,  milletvekilliğini de kaçırdı ve meclis grubunu başsız bıraktı. İYİ Partinin meclis grup başkanı şu anda AKŞENER değildir. 


AKŞENER; İstanbul ve Ankara onun sayesinde kazanıldı ve bu nedenle;  kendisinin,  İstanbul ve Ankara Belediye Başkanları üzerinde söz hakkının bulunduğu ve onlar üzerinde tasarrufta  bulunma yetkisinin olduğunu ve onları, CHP'ye rağmen CHP'nin içişlerine karışarak orta aday yapma konusunda doğal hakkının bulunduğunu zannederek,  büyük bir yanılgıya düşmektedir. Yok öyle bir dünya hanımefendi. 


AKŞENER'in; İMAMOĞLU'nun mahkum olması üzerine, KILIÇDAROĞLU'nun Almanya’da bulunmasını fırsat bilerek, derhâl İstanbul'a Saraçoğlu’na koşup İMAMOĞLU'na sahip çıkarak rol çalması da, AKŞENER'in son aymazlığı karısında, artık kesin olarak netlik kazanmıştır. 


Hatta, yine aynı nedenle İstanbul’da İMAMOĞLU'na destek amaçlı olarak, altılı masanın tüm liderlerinin iştirak ettikleri ve konuşmalar yaptıkları mitingde,  AKŞENER ile İMAMOĞLU arasında yaşanan,  duygusal olmasa da, politik amaçlı yakınlaşmanın, atkı alışverişi ve sarılmaların, AKŞENER'in ileriye dönük,  kurgu senaryosuna dayalı,  politik bir oyun olduğu da netleşmiştir. 


Sayın AKŞENER; İstanbul ve Ankarayı ben kazandırdım diye böbürlenme. CHP'nin adayını geri çekmesine neden olduğun Balıkesir,  senin yüzünden kaybedilmiştir,  asla unutma. Şunu da asla unutma ki; başarılı görüp ortak aday yapma uğruna masayı dağıttığın İMAMOĞLU ve YAVAŞ,  KILIÇDAROĞLU tarafından aday yapılmışlardır, kimse itiraz etmeye kalkışmasın, 2019 seçimlerine,  KILIÇDAROĞLU tarafından fark edilip İstanbul'a aday yapılana kadar,  İMAMOĞLU'nu kendi yöresi dışında kim tanıyordu? Allah’ınız aşkına. 

AKŞENER;  şu gerçeği de asla unutmamalıdır ki; Mansur YAVAŞ ve Ekrem İMAMOĞLU'nun başarılarında,  KILIÇDAROĞU'nun katkı ve destekleri ve hoşgörüsü,  etkin bir rol oynamıştır. Onların başarılarındaki KILIÇDAROĞLU'nun katkı ve desteklerini inkar etmek, büyük bir haksızlıktır. 


AKŞENER; masayı devirdiğini açıkladığı konuşmasında;  velinimeti olan KILIÇDAROĞLU'nu sıtmaya benzetecek kadar küçülmüş,  haksız, etik ve gerçek dışı, iyi niyet kurallarıyla asla bağdaşmayan, kendini beğenmiş, çarşı pazar izlenimlerini, seksen beş milyondan ibaret tüm milletin iradesi olarak kabullenen,  kaba ve nobran konuşmasıyla, politik hayatına kendi elleriyle son vermiş, asla bir siyasi partinin lideri olacak vasıflara sahip olmadığını kanıtlamıştır. 


AKŞENER'in konuşmasını tekrar izledim. Bu konuşma,  resmen masadan ayrılma iradesinin açıklanmasıdır. Bu nedenle,  masaya tekrar dönmesi asla mümkün değildir. 


AKŞENER; kendisinin ve partisinin altılı masanın dayatmasına maruz kaldığı iddiası gülünç ve akıl dışıdır. Asıl dayatmayı kendisinin ve partisinin yaptığının farkına varamayacak kadar kötü niyetlidir. 


Evet, Hanımefendi;  masanın aldığı karara göre, Millet İttifakının ortak adayını,  itifakın liderleri birlikte belirleyeceklerdi. Ancak, bu durum;  sizin,  tek başınıza KILIÇDAROĞLU'nun ortak adaylığına karşı çıkmanız halinde,  KILIÇDAROĞLU'nun kesinlikle ortak aday olamayacağı, aday belirlemede oy birliğinin şart olacağı anlamına gelmemektedir. 


İşin doğası ve adayın belirlenmesi yöntemi gereği; masadaki tüm liderler, kendilerinin düşündüğü ortak aday ismini,  ayrı ayrı masaya sürecekler. Ancak, KILIÇDAROĞLU ismi üzerinde,  dört veya beş liderin ittifak etmesi halinde,  İYİ PARTİ ve AKŞENER olarak siz, artık bu çoğunluk iradesine asla karşı çıkamazsınız. Siz de çoğunluğun bu iradesini kabul ederek KILIÇDAROĞLU ismi üzerinde uzlaşmak zorundasınız. Bu sizin ve partiniz İYİ PARTİ'nin,  masanın çoğunluğuna boyun eğmesi, kıskaca alınmanız, dayatıldığınız anlamına asal gelmemektedir. Demokrasi uzlaşma rejimidir. Siz de ve partiniz,  demokrasi ve uzlaşma kültürüne sahip olmadığınızı  göstermiş oldunuz. 


KILIÇDAROĞLU'nun;  bir yıldır yaptığı konuşmalarından, altılı masaya verdiği söz nedeniyle,  açıkça beyan etmese de, ortak adaylığa talip olduğu anlaşılmıştır. Ben aktif bir politikacı olmadığım halde bunu anlayabiliyorsam, AKŞENER'in bu gerçeği anlayamaması mümkün değildir. Bu gerçeğe rağmen, altılı masanın toplantılarına katılmasına, KILIÇDAROĞLU ile ikili görüşmeler yapmasına rağmen,  KILIÇDAROĞLU karşıtlığını net bir şekilde beyan etmeyerek, altılı masayı oyalaması, KILIÇDAROĞLU'nu umutlandırması nedeniyle;  suçlu ve kötü niyetlidir, telafisi çok zor olan bir aşamada, seçimlerin arifesinde,  altılı masayı dağıtarak seçimi zora sokması, Türk Milletine ve Türk Demokrasisine  yapılan bir ihanettir.

Güner Yiğitbaşı

04/03/2023

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget