Son Konular
Abbas Güçlü Ahmet Tan Alev Coşkun Ali Eralp Ali Sirmen Ali Tartanoğlu Alican Uludağ Altan Öymen Arslan BULUT Ataol Behramoğlu Atilla Kart Aydınlık yazarları Ayşenur Arslan Barış Yarkadaş Bedri Baykam Bekir Coşkun Bilim Teknik Bozkurt Güvenç Burak H. Özdemir Bülent Soylan Can Ataklı Can Dündar Celal Şengör Cengiz Önal Cengiz Özakıncı Cevat Kulaksız Ceyhun Balcı Coşkun Özdemir Cumhuriyet yazarları Cüneyt Arcayürek Deniz Kavukçuoğlu Doğan Kuban Dr. M. Galip Baysan Dünya haberleri Ece Temelkuran Ekonomi Emin Çölaşan Emine Ülker Tarhan Emre Kongar Erdal Atabek Erdal Atıcı Eren Erdem Ergin Yıldızoğlu Erhan Karaesmen Erol Manisalı Ertuğrul Kazancı Eğitim Ferhan Şensoy Fikret Bila Fırat Kozok Gündüz Akgül Güner Yiğitbaşı Güngör Mengi Güray Öz Gürbüz Evren Hakkı Keskin Hasan Pulur Hayrettin Ökçesiz Hikmet Sami Türk Hikmet Çetinkaya Hulki Cevizoğlu Hüner Tuncer Hüseyin Baş Işık Kansu Işıl Özgentürk Kemal Baytaş Kemal Kılıçdaroğlu Kurtul Altuğ Köşe Yazıları Kürşat Başar Levent Bulut Levent Kırca Leyla Yıldız Mehmet Ali Güller Mehmet Faraç Mehmet Haberal Mehmet Halil Arık Mehmet Türker Melih Aşık Merdan Yanardağ Meriç Velidedeoğlu Mine Kırıkkanat Miyase İlknur Mustafa Balbay Mustafa Mutlu Mustafa Sönmez Mümtaz Soysal Müyesser Yıldız Necati Doğru Necla Arat Nihat Genç Nilgün Cerrahoğlu Nuray Mert Nusret Ertürk Oktay Akbal Oktay Ekinci Oray Eğin Orhan Birgit Orhan Bursalı Orhan Erinç Rifat Serdaroğlu Ruhat Mengi Rıza Zelyut Sabahattin Önkibar Saygı Öztürk Sağlık Selcan Taşçı Serpil Özkaynak Sevgi Özel Sinan Meydan Siyaset Soner Yalçın Spor Sözcü yazarları Süheyl Batum Tarih Tarım Tayfun Talipoğlu Tekin Özertem Tülay Hergünlü Tülay Özüerman Tünay Süer Türey köse Türkiye Türkkaya Ataöv Utku Çakırözer Uğur Dündar Uğur Mumcu Vatan Yazarları Video Yakup Kepenek Yazı Dizileri Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Öztürk Yener Güneş Yeniçağ yazarları Yurt Yazarları Yüksel Pazarkaya Yılmaz Özdemir Yılmaz Özdil Zeki Tekiner Zeynep Göğüş Zeynep Oral Zulal Kalkandelen chp genel lozan muharrem ince Çiğdem Toker Ömer Yıldız Özdemir İnce Özgen Acar Özgür Mumcu Öztin Akgüç Ümit Zileli İlhan Cihaner İlhan Selçuk İlhan Taşçı İnci Aral İrfan O. Hatipoğlu İsmet İnönü Şükran Soner

Hasta Gözlemiyle Kanıtlanan Prostat Hastalığıyla Yüksek Tansiyon Bağıntısı
Hasta gözüyle iyi huylu prostat hastalığı konusunda deneyim ve gözlemlerime dayalı olarak bir makale yazmış ve iyi huylu prostat hastalarının, idrar keselerinde normalin üzerinde idrar kalması halinde,  bunun insan vücuduna, özellikle böbrek ve mesaneye verdiği zararları ve bundan kurtulmanın tek radikal yolunun ameliyat olduğunu,  dilimin döndüğünce izah etmiş ve yaşadıklarımı siz okurlarla paylaşmamın benim için vicdani bir görev olduğunu belirtmiştim. 


Bu yazımızda iyi huylu prostat hastası olarak yaşadığım yüksek tansiyonumu her gün aldığım iki tansiyon ilacına rağmen kontrol altına alamadığım halde, prostat ameliyatı olduktan sonra geçen bir aylık süre zarfında,  aynı tansiyon ilaçlarımla, 15, 16 ve 17 lerde dolaşan ve hatta prostat ameliyatımın anestezi almadan belden aşağı uyuşturularak yapılmasına neden olan yüksek tansiyonumun 12 ve 13 lere düşerek kontrol altına alınabildiğini sizlerle paylaşmayı,  yine vicdani bir görev kabul ederek bu yazıyı yazıyor ve sizlerle paylaşıyorum. 


Evet değerli okurlar. Bir ay öncesine kadar iyi huylu prostat hastasıydım, her gün aldığım prostat ilacına rağmen idrarımı tam boşaltamıyor ve mesanemde çok miktarda idrar kalıyordu. İzmir Bayraklı Şehir Hastanesinin çok değerli üroloji uzmanı Prof. Dr. İbrahim Halil BOZKURT hocamın yaptığı başarılı ameliyat sonucunda,  bir taşla birkaç kuşu birlikte vurdum. Prostat illetinden kurtulduğum gibi,  normal idrar akışı sağlandığı için,  bozulmaya başlayan mesanem ve böbreğim kurtulduğu gibi, mesanede idrar kalmasına bağlı mesaneye ve böbreklere yönelik olumsuzluklar nedeniyle,  iki ilaçla kontrol altına alamadığım yüksek tansiyonum da Allaha şükür normale düştü ve yüksek tansiyonun  uzun vadede damarlarıma ve kalbe vereceği zararların da önüne geçilmiş oldu. 


Bu yazıyı yazmak için ameliyattan sonra bir ayın geçmesini beklememin nedeni, tansiyon ölçümlerime ve  gözlemlerime devam ederek sizleri yanıltmamak, doğru ve  kesin bilgiler vermeyi düşünmemdir. 


Evet, prostat hastalığı ve dolayısıyla mesanede idrar kalması ve bunun olumsuz etkilerine maruz kalan böbreklerle yüksek tansiyonun bağıntısı, benim şahsımda kanıtlanmıştır. Tabi yüksek tansiyonu tetikleyen ve ilaçlarla kontrol altına alınmasını engelleyen veya zorlaştıran başka nedenler de olabilir. Ben hukukçuyum,  doktor değilim, sadece kendi bedenim üzerindeki deneyim ve gözlerime dayanmaktadır benim burada yazdıklarım. 


Benim durumuma uyan binlerce prostat hastasının varlığını düşünerek, yaşadıklarımı paylaşıyorum. 


Ben yüksek tansiyondan dolayı birçok kalp doktoruna gittim,  yaşıma ve erkek oluşuma ve verdikleri ilaçlara rağmen,  tansiyonumu kontrol altına almakta zorlanan kardiyoloji uzmanları,  siz de prostat rahatsızlığı var mı? diye sormadı ve ürolojik bir muayene ve testten geçmemi önermediler. 


Hastalarına bu kontrolü yaptırıp gelmelerini öneren kardiyoloji doktorlarını ayrık tutuyorum tabi. 


Ben buradan,  yaşları altmışın üzerinde olup, aldıkları ağır ilaçlara rağmen tansiyonlarını kontrol altına alamayan erkek arkadaş ve okurlarıma, kardiyoloji uzmanları önermeseler dahi,  mutlaka bir üroloji uzmanına giderek,  esaslı bir şekilde ürolojik muayene olmalarını,  gerekli kan ve  işeme testlerini yaptırmalarını,  mesaneleri doluyken ve hemen sonra işeyerek tekrar ultrasonla mesanelerini kontrol ettirmelerini,  şayet mesanelerinde çok miktarda idrar kalıyorsa, bu prostat sorunlarını ameliyatla gidermelerini,  özellikle tavsiye ediyorum. 


Hepiniz sağlıklı kalınız.

28/04/2024

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Bunlar mı devlet adamı?

Aziz Türk Milleti!

Cumhuriyet Tarihimizin hiçbir anında bu kadar çapsız, cahil, geçmişinden ve özünden kopuk yöneticilerin birarada olduğu bir dönem görmedin!

Sanki Cenab-ı Allah tümünü bir çuvala doldurup, 2002 yılında ülkemizin üzerine dökmüş gibi! Al birini vur ötekine…

Önümüzdeki ilk seçimde, gerçekten Yerli-Milli, Atatürkçü, Çağdaş, 

öz evlatlarına görev verip, bu toptan temizliği yapmak zorundasın.

Bu borç, Atatürk’e-Devletimizi kuran tüm şehitlerimize ve Cumhuriyete olan borcundur. Bunu sen başaracaksın, başarmak zorundasın.

DOĞRU Parti ve kurulmakta olan ittifak ortakları olarak, sen yetki verirsen, neler yapacağımızı açıkça ve mertçe sana anlatacağız. Takdir senindir…

Aziz Türk Milleti, TİP’in Genel Başkanı Erkan Baş’ı bildin di mi?

Hani uzun boyu, bir çuval bıyığı olan, Boşnak Türkü olduğunu iddia eden çocuk! Dedi ki;

“109 yıl önce (1915) kadim Ermeni halkının katliamlarla, sürgünlerle, bu topraklardan sökülüp atılması, en büyük acılardan biridir!”

Ona sadece TİP’in ilk Genel Başkanı Mehmet Ali Aybar’ın, Fransız düşünür Jean Paul Sarte ile yaptığı görüşmenin zabıtlarını okumasını öneririm. Balkanlarda, 6 Milyon Türk’ün soykırıma uğramasını, ailesinin başına gelenleri bile görmeyen bu çocuk, YALANLARLA Ermeni Devletinin emrinde çalışan bir zavallıdır. Sosyalist Lider M. Ali. Aybar’ın ayakkabısının bağı olamayacak bu kişiyi, senin şaşmayan vicdanına havale ediyorum…

Aziz Türk Milleti, 27 yıldır MHP Genel Başkanı Bahçeli’yi bildin di mi?

Bahçeli, Ferdi Tayfur’un bir şarkısını fonda kullanarak, sözde mesaj verdi?

Dünyanın hiçbir Demokratik ülkesinde böyle saçmalıklar olmaz. 

Bu ilkelliktir, zavallılıktır. 

Dürüst siyasetçi, eğer bir fikri varsa, bir mesaj vermek istiyorsa söyleyeceğini açıkça ve mertçe yapacağı bir basın toplantısı ile duyurur.

Bahçeli, tam 76 yaşında! Bu yaşta biri, böyle meyhane köşesinden bağırır gibi mesaj verir mi? Allah ıslah etsin…

Aziz Türk Milleti;

Huber Apo’nun ve Bahçeli’nin arkadaşı Kılıçdaroğlu’nu ve onun yerine seçilen Özgür Özel’i bildin di mi?

Özgür Özel bu günlerde öyle şen ki!

Kolay mı, 22 yıldır ülkeyi yöneten ve Türk Devletinin, Cumhuriyetin tüm kurumlarını tahrip edip, Türkiye’yi “Siyasal Federe Ümmet” devletinin yamacına getiren AKP Genel Başkanı Erdoğan tarafından KABUL edilecek!

Bu ziyaretin provası TBMM’de yapıldı! CB Erdoğan altın kaplı koltukta tek başına! Türk Milletinin BİRİNCİ Parti yaptığı CHP Genel Başkanı ve RTE’ye biat etmiş çok sayıda eleman, Hüda-Par Genel Başkanı dahil hepsi “Menemen Bardağı” sıkış-tepiş dizilmişler RTE’nin ağzına bakıyor! RTE’nin topluma verdiği mesaj şu; “Sen birinci yaptın ama, bak o da benim adamım’”…

Kemal Bey, bir başka partinin Genel Başkanını eleştirir gibi, Kurultayda yenildiği kendi Genel Başkanını eleştiriyor?

Yakışanı şu değil midir? Eğer bu ziyareti doğru bulmuyorsan, asgariden telefonla düşünceni iletirsin ve aranızdaki çatışma kamuoyuna yansımaz!

Kemal Bey, ayrıca sen 15 Temmuz’dan hemen sonra yapılan “Yenikapı Mitingine” katılarak, AKP’nin yaptırdığı darbe girişimine meşruiyet kazandırmadın mı? Daha Ekmelettin-Diyanet Akademisi-MV Dokunulmazlığı gibi niceleri var. İkinizin de yaptığı, Türk Milletine hakarettir…

Aziz Türk Milleti, CB Erdoğan’ı artık tanıdın di mi?

23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayramı Törenlerine ve Anıtkabir ziyaretine katılmadı! Ya nereye katıldı? Kurulması, çalışması RTE’nin üzerine yemin ettiği Anayasa ile yasaklanmış bir tarikat liderinin cenaze törenine!!!

RTE, Tarikat liderinin cenazesine katılmakla, daha önce birçok kez yaptığı gibi Anayasanın Laiklik ilkesini çiğnedi. Başta, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Laik Cumhuriyetin Kurumları, Basın, Üniversiteler, Odalar, Sendikalar tek kelime ile itiraz etmediler!

Aziz Türk Milleti;

Yetki sende! Eğer sen DOĞRU Parti ve ittifak ortaklarına görev verirsen, tüm bu kanunsuzlukların hesabını hukuk önünde sorarız ve emperyal devletlerin kölesi olmuş “Siyasal Ümmetçiler ve İşbirlikçilerini” bir daha gelmemek üzere tarihe gömeriz. 


Sağlık ve başarı dileklerimle 27 Nisan 2024

Rifat Serdaroğlu

DOĞRU Parti Eş Genel Başkan

Aşık Daimî ölümünün 41 yılında türkülerle anıldı
Ölümünün 41 yılında Ünlü Halk Ozanı Aşık Daimî türküleriyle anıldı. Halk Ozanları Kültür Derneği’nin (Ozan Der) destek ve organizasyonu ile Petrol İş Sendikasının salonunda 27 Nisan 2024 günü anıldı. Salonu dolduran Aşık Daimi’yi sevenlerin ilgi ve beğenileri ile çeşitli amatör sanatçılar ve derneğin sanatçılarının sazları ve sözleri ile söyledikleri türküler deyişler çok beğenildi. Anma töreni sonunda dernek üyelerinin hazırladığı çörekler, pastalar izleyenlere ikram edildi.
Ozan Der Başkanı Kenan Şahbudak’ın tanıtım konuşmasından sonra, Araştırmacı Yazar Süleyman Zaman, Aşık Daimî ve aşıklık geleneği, halk ozanlığı topluma etkileri gibi konularda geniş açıklamalarda bulunuldu. Törende Aşık Daimi’nin kızı Yadigâr Ozan Daimî hakkında bazı açıklamalarda bulundu. Anma günüde şu ozan ve sanatçılar sazları, sözler, türküleri etkinliğe renk kattılar: Ozan Leşgeri, Özgür Özdemir, Battal Özdemir, Hatice Genç, Güler Ayyıldız, Hasan Öztürk İlhami Polat, Nurgül Ateş

Aşık Daimî ölümünün 41 yılında türkülerle anıldı


Aşık Daimî kimdir?

1932 yılında İstanbul'da doğdu. Asıl adı İsmail Aydın'dır. Kökleri Erzincan'ın Tercan ilçesinden gelmektedir. Her iki dedesinin de saz şairi olmasının etkisiyle küçük yaşta bağlama çalmayı ve Davut Sulari'den aşıklık geleneğini öğrenmiştir.
Aşık Daimî, 1950 yılında İstanbul'dan ayrılarak Tercan'a yerleşmiştir. Özellikle bu yıllar, yörede duyulduğu ve sevildiği dönemdir. Aynı zamanda kendisinin de aşıklık geleneğini pekiştirmesini sağlamıştır. 1962’den sonra yeniden İstanbul'a dönen Daimî ölümüne dek orada yaşamıştır. İstanbul’dayken Âşık Beyhani ile tanışmıştır. Geçmişi dolayısıyla Daimî Baba, Tercanlı Daimî gibi adlarla anıldı.
Önceleri usta malı türküler söyleyen Aşık Daimî daha sonra kendi deyişlerine ağırlık verdi. 1948 yılında "Bir seher vaktinde indim bağlara" dizesiyle başlayan ilk şiirini yazıp müziklendiren, yaşamı boyunca arşivlere yüzlerce türkü kazandıran Aşık Daimî, TRT tarafından açılan sınavı kazanarak kaşeli sanatçı olmuştur.
Anadolu’nun yetiştirdiği âşıklarda, insan sevgisi, hoşgörü, saygı, birlik ve beraberlik gibi duygular ana temalardır. Bu temaları eserlerinde en güzel işleyen âşıklardan biri de Daimi’dir. Onun hayata bakışını ve düşünce yapısını şiirleri kadar kızı tarafından aktarılan sözleri de yansıtmaktadır: “En güzel varlık insan ve tüm güzellikler insan içindir.”, “Kâmilin kemali cennet, cahilin cehli cehennemdir.”, “Vicdan, insanları Hakka götüren en büyük rehberdir.”

Aşık Daimî ölümünün 41 yılında türkülerle anıldı

İki dedesi de saz ustası olan âşık, ilk eğitimini Dursun Dede’den alır. Badeli âşıklardan olan İsmail Aydın, rüyasında Pir elinden bade içer. Rüyasında, adının “Âşık Dâimi” olduğu ve Yedi Ulu Ozan kervanına katıldığı bildirilir. Âşık 1948 yılında “Bir Seher Vaktinde İndim Bağlara” adlı eserini yazar ve besteler. 1953 yılında Behçet Kemal Çağlar ile birlikte TRT Radyosu’nda ilk programını yapar.

Mahlasını aldıktan sonra farklı bölgelerde sanatını icra eden âşık, birçok önemli isimle tanışır ve çalışır. Bu âşıklar arasında; Âşık Veysel, Âşık Ali İzzet, Âşık Dursun Cevlanî, Âşık Davut Sularî, Âşık Beyhanî ve Âşık Mahzunî gibi isimler sayılabilir. İsmail Aydın’ın en çok etkilendiği isimler arasında karşılıklı şiir yazdığı Eyüp Dede İsyanî ve yine şiir yazdığı Potik Dede yer almaktadır.(1)

Aşık Daimî ölümünün 41 yılında türkülerle anıldı

Özellikle yaşamının son 20 yılında birçok genç ozanı etkilemiştir. Uzun yıllar birçok sanatçı ve ozana bağlama dersleri vermiştir. Türkiye ve Avrupa'nın çeşitli kentlerinde konserler vermiş, onlarca kaset ve plak doldurmuştur. Şiirlerinde sevgi, doğa ve her türden ayrımcılığı eleştiren, insan ögesini öne çıkaran konuları işlemiştir. Kızı Yadigâr Aydın Orhan tarafından hazırlanan Daimi'nin tüm şiirleri ve deyişlerinin toplandığı kitap "Aşık Daimî, Hayatı ve Eserleri" (1999) adıyla yayınlanmıştır. Sezen Aksu, Ahmet Kaya, gibi sanatçılar Aşık Daimi'nin eserlerini albümlerinde seslendirmişlerdir. Sezen Aksu; "Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahım", Ahmet Kaya "Gitme turnam, gitme" adlı eserlerini başarıyla yorumlamıştır.

Aşık Daimî 17 Nisan 1983 tarihinde İstanbul'da ölmüş ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnedilmiştir.(2)

 

Aşık Daimî ölümünün 41 yılında türkülerle anıldı

Pek çok türküleri Türk Halk Müziğine kazandıran Halk Ozanının, her gün radyo ve televizyonlarda izleyip dinlediğimiz şu iki eseri Aşık Daimi’ye aittir.

Bir Seher Vaktinde

Bir seher vaktinde indim bağlara
Öter şeyda bülbül, dil yarelenir
Bakmaz mısın sinemde dağlara
Derdim dökmeye dil yarelenir

Boş geçirmeyelim gel bu çağları
Dolaşalım sahraları dağları
Bir gün gazel döker ömrün bağları
Eser sam yelleri dal yarelenir

Daimi’yim yanar aşkın çırağı
Dostun muhabbeti cennet otağı
Ancak şu dünyada derdim ortağı
Sazım figan eder tel yarelenir

Ne Ağlarsın Benim Zülfü Siyahim

Ne ağlarsın benim zülfü siyahım
Bu da gelir bu da geçer ağlama
Göklere erişti figânım âhım
Bu da gelir bu da geçer ağlama

Bir gülün çevresi dikendir, hardır
Bülbül gül elinden âh ile zardır
Ne de olsa kışın sonu bahardır
Bu da gelir, bu da geçer, ağlama

Daimî’yim her can ermez bu sırra
Gerçek âşık olan yeter o nûra
Yusuf sabır ile vardı Mısır’a
Bu da gelir bu da geçer ağlama. (3)

Cevat Kulaksız kulcevat599@gmail.com
Sonnotlar

(1) https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/daimi-ismail-aydin

(2) https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%82%C5%9F%C4%B1k_Daimi

(3) Aydın Orhan, Yadigâr (1999). Âşık Daimî Hayatı ve Eserleri. İstanbul: Can Yay

Erdoğan; ın Yeni Anayasa Topuna Girecek Olursa Özgür Özel Biter
Farkında mısınız, dikkatinizi çekti mi?


Partili Cumhurbaşkanı ERDOĞAN;  Meclisin kurulduğu gün olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı için Anıtkabir ve Mecliste düzenlenen törenlere katılmadı ama, bir cemaat liderinin cenaze namazına katıldı. 


23 Nisan Bayramını yok sayan bu ERDOĞAN'ın; hayatın olağan akışına göre,  23 Nisan gecesi Mecliste verilen resepsiyona da katılmaması gerekmez miydi?


Gerekirdi tabi. 


Ancak,  ERDOĞAN;  Mecliste gece verilen resepsiyona katıldı. Neden acaba?


ERDOĞAN; bu resepsiyonu fırsata çevirmesini bildi ve CHP Genel Başkanı Özgür ÖZEL ile yakın temas kurarak birlikte çay içtiler ve Özgür ÖZEL'in yapmayı düşündüğü saray ziyaretinde mutabık kaldılar. 


ERDOĞAN'ın ağzı kulaklarına varıyordu, çok mutluydu bu yakınlaşmadan. 


Haksız da değildi. 


Bize göre,  yapılacak olan bu görüşme, ERDOĞAN ve ÖZEL ikilisi arasında bir bilek güreşi olacak. 


Özgür ÖZEL'in bu görüşmedeki ana amacı; kazanılan yerel yönetimler yoluyla,  halka daha fazla hizmet sunarak partisini güçlendirip,  2028 seçimlerinde iktidara yürümek, bu nedenle merkezi yönetimin vesayeti altındaki yerel yönetimlerin,  hizmet için gerekli finansı sağlamak, büyük projelere onay alabilmek için,  merkezi yönetimden,  yani ERDOĞAN'dan destek almaları,  onun engellemeleriyle karşılaşmamaları gerekiyor, işte ÖZEL bu nedenle, gerekli desteği sağlamak amacıyla ERDOĞAN'a yaklaşarak onunla görüşmek, ilişkileri sıcak tutmak istiyor. 


ERDOĞAN; ÖZEL'in kendisiyle görüşerek ilişkileri sıcak ve samimi tutmak isterken güttüğü bu amacın,  mutlaka farkında. ERDOĞAN; CHP ve lideri ÖZEL ile iyi ilişkiler içine girerek CHP'nin yerel iktidarına destek olduğunda,  bunun kendisine değil CHP'ye prim getireceğinin de çok farkında. 


Kimse bize ön yargılı demesin ama, artık 22 seneden bu yana ERDOĞAN'ı çok iyi tanıdık. Ülke yararına da olsa,  kendisine ve partisine yarar sağlamayacak hiçbir icraatın içine girmez ERDOĞAN. 


Peki o zaman ERDOĞAN;  Özgür ÖZEL ile görüşecek olmaktan dolayı niçin mutlu, niçin ağzı kulaklarına varıyor ve pozitif bir görüntü sergiliyor. 


Çok açık. Demokratik bir anayasadan asla yana olmayan, özgürlükleri halkına çok gören, Anayasa Mahkemesi kararlarını dahi uygulamayan, keza Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamayarak yok sayan, yargı bağımsızlığına karşı,  Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin yerine tekrar parlamenter sisteme dönmeye asla taraftar olmayan, birkaç kişinin anayasal toplantı ve gösteri yürüyüşü ve protesto haklarını kullanmaya kalkmaları halinde, göstericileri gözaltına aldıran ve bu hakların kullanılmasına tahammül edemeyen, özgür basına karşı, darbe anayasası olarak suçladığı birçok değişikliğe uğramış mevcut anayasayı dahi uygulamayan bir ERDĞAN; aslında,  mevcut anayasadan dahi daha antidemokratik, cumhuriyetin kuruluş ilkelerini ortadan kaldıracak, özelikle laiklik ilkesini anayasadan silecek olan kafasında planladığı yeni anayasa tartışmalarına,  ana muhalefet partisi CHP ve Özgür ÖZEL'i de dahil etmek ve yeni anayasa tartışmaları minderine çekmeyi amaçlıyor. 


Bu nedenle, Özgür ÖZEL'in dikkatini çekiyoruz buradan. 


Anayasa Mahkemesinin bağlayıcı Can ATALAY ve KAVALA ve DEMİRTAŞ hakkında verilen ve diğer Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları uygulanmadan, ERDOĞAN'ın;  yeni anayasa ve özgürlükler konusundaki samimiyeti,  bu şekilde test edilmeden, ERDOĞAN ile asla ve asla yeni anayasa konusunda tek kelimelik dahi bir diyaloga, görüşme ve tartışmaya girilmemelidir. 


Bu kararlı duruş mutlaka sergilenmeli ve ERDOĞAN bu konuda ısrarcı olursa, yani, yeni anayasanın  görüşme gündemine dahil edilmesinde ısrarcı olursa, hiç taviz vermeden,  ERDOĞAN ile başlayan görüşmeye o anda ve derhal  son verilerek toplantı yeri terk edilmelidir. 


2019 yerel seçimlerini kazanarak;  İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin,  Muğla gibi belediyelerimizi yöneten CHP, merkezi yönetimin başı olan ERDOĞAN'ın desteğini almadan, onun kösteğine ve belediye meclisinde azınlık olunmasına rağmen başarılı hizmetler vermişler ve 31 Mart yerel seçimi,  bu başarılı hizmetler sayesinde fazlasıyla yeniden kazanılmıştır. Bu nedenle, ERDOĞAN'ın desteğini alacağız savıyla, yeni anayasa konusunda taviz verilerek,  ERDOĞAN ile görüşmekte ısrarcı olunması, halka hizmet için kaçınılmaz değil, bilakis vatana ihanettir. 


Buradan tekrarlıyoruz, ÖZEL sakın ola ki; ERDOĞAN'ın oyununa gelerek yeni anayasa masalına kanarak,  asla topa girmemelidir. ERDOĞAN tarafından,  yeni anayasa konusunun da,  görüşmenin gündemine alınmasının dayatılması halinde, görüşmeye derhal son verilmeli ve 2019 ruhuyla,  yerel iktidarda halka hizmet verilmeye devam edilmelidir. 


CHP de bu güç vardır.


24/04/2024

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

23 Nisan'ın Anlamı Ve Önemi
Her 23 Nisan gününde; 23 Nisan 1920 tarihinde ATATÜRK tarafından açılan ve günümüzün,  hukukun üstünlüğüne dayalı laik ve modern Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşuna, saltanat ve halifeliğin kaldırılışına giden yolun ilk durağı olan, devrim yasalarını çıkaran Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun yıldönümünü, Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak, büyük bir coşkuyla kutluyoruz. 


23 Nisan 2024 Türkiye Büyük Millet Meclisinin kuruluşunun 104. yıldönümünü kutladığımız tarihi ve anlamlı günlerimizden biridir. 


Her 23 Nisan günlerinde kutladığımız bu bayram; ATATÜRK tarafından çocuklara armağan edilmiş ve bu nedenle adında çocuk bayramı sözü varsa da; bu bayramın asıl anlam ve önemi;  saltanatın ve halifeliğin reddedilerek,  Türkiye Büyük Millet Meclisinin kurulup açıldığı ve egemenliğin, kayıtsız ve şartsız millete ait olduğunun kabul ve tescil edildiği kutlu günün 104. yıldönümü olmasıdır. 


Dünyada, yarının büyükleri olan çocuklara armağan edilen ilk ve tek bayram olmasının da,  ayrı bir anlamı ve önemi bulunmaktadır. 


Partili Cumhurbaşkanı ERDOĞAN'ın; önceki yıllarda 23. Nisan gününü, salt çocuk bayramına indirgeyerek, bu günün anlam ve önemini hafife alması ve bu günü,  ATATÜRK'ü kabrinde ziyaret edip onu anmayarak, egemenliğin tecelligahı Türkiye Büyük Millet Meclisindeki özel oturuma katılmayarak, Türkiye Büyük Millet  Meclisinin bulunduğu devletimizin başkenti Ankara dışında, İstanbul ilinde çocukça ve çocuklarla, alternatif bir törenle kutlaması,  egemenliğin asıl sahibi, oylarıyla kendisini Cumhurbaşkanı olarak seçen Türk Milletine ve onun iradesine büyük bir saygısızlıktır. 


ERDOĞAN'ın bu bilinçli tavrı; milli iradeyi, milletin egemenlik hakkını yok saymak, reddetmek, egemenliğin millete ait olduğunu inkar etmek, kaldırılan saltanatın  hortlatılarak, Osmanlıda olduğu gibi egemenliğin tek başına kendi uhtesinde olduğunun dolaylı olarak ifadesidir. 


104. Kuruluş yıldönümünü kutladığımız Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin bir diğer önemi; ülkemizin emperyalist devletlerle giriştiği kurtuluş savaşına karargahlık yapmış olması ve bu savaşın yönetilmesi ve kazanılmasında oynadığı etkin rolüdür. 


Bu nedenle; 1920 ve 1930'lu  ATATÜRK döneminin, ATATÜRK devrimlerinin gerçekleştirildiği,  Cumhuriyetin ilan edildiği, saltanatın ve hilafetin kaldırıldığı yılların Türkiye Büyük Millet Meclisine,  Gazi Meclis denilmektedir. 


Burada yeri gelmişken tekrar belirtmekte ve altın çizmekte fayda görüyoruz.  Özellikle,  AKP'nin iktidara geldiği yıllardan günümüze kadar geçen geçen süre içinde,  her görüşün temsil edilmesi gereken çoğulcu demokrasiye son vererek demokrasiyi çoğunluğun iradesine indirgeyen ve çoğunluğun iradesini mutlak ve üstün gören, meclisteki çoğunluğuna dayanarak,  muhalefeti yok sayıp,  sadece kendi çoğunluk iradesini hakim kılan,  Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemini getirerek Meclisi işlevsiz kılan, FETÖ denilen terör örgütünü bilinçli bir şekilde devletin kurumlarına yerleştiren, aynı menzile doğru beraberce yol alırlarken illegal FETÖ paralel yapı ile ihtilafa düşen AKP ve onun lider ERDOĞAN'ı devirmeye yönelik,  2016 Fetö darbe girişimi sırasında bombalanan günümüzün işlevi tamamen yok edilen ve içi boşaltılan Türkiye Büyük Millet Meclisine,  gazi meclis denilmesini şiddetle reddediyoruz. 


Bu ülkenin tek gazi meclisi vardır ve o da; kurtuluş savaşına karargahlık yapan, savaşın kazanılmasında etkin bir rol üstlenen, sonrasında Cumhuriyeti ilan eden, saltanatı ve hilafeti kaldıran,  kararların alındığı, çıkardığı yasalarla ATATÜRK devrimlerine imza atan,  1920 ve 1930'lu ATATÜRK döneminde faaliyet gösteren,  Türkiye Büyük Millet Meclisidir. 


FETÖ tarafından gerçekleştirilen darbe girişimi sırasında 15. Temmuz.  2016 günü gecesi bombalanan meclisin bombalanma nedeni, iktidardaki legal ve meşru yönetim ile devlet kadrolarına yerleştirilen illegal ve paralel yönetim arasındaki güç ve iktidar mücadelesi ve  kavgası olup, meclisin bu yüz kızartıcı nedenle bombalanmasından bir gazi meclis sonucu ve efsanesi asla çıkarılmamalıdır.  


Yasama, yürütme ve yargıdan oluşan ve kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olan ulusal egemenliğin en önemli erki olan yasama erkini,  Türk Milletini temsilen onun adına kullanan Türkiye Büyük Millet Meclisinin 104. kuruluş yıldönümünü;  Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi adı altında Türk Milletine dayatılan ucube sistemin,  yüce meclisi işlevsiz bırakması, yasama yürütme ve yargı yetkisini tek adamda toplaması,  milletin egemenliğini reddetmesi  nedeniyle, bu sene de buruk bir şekilde kutlayacağız. 

Buruk kutlayacak olsak da; Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, tüm ulusumuza ve çocuklarımıza kutlu ve mutlu olsun. 

Bizlere, Türkiye Büyük Millet Meclisini ve bu bayramı kazandıran Yüce ATATÜRK'e ve tüm emeği geçenlere şükran ve minnetlerimizi sunuyoruz, hepsine Allahtan rahmetler diliyoruz, mekanları cennet olsun.


22/Nisan/2024

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Olası Erdoğan Ve Özgür Özel Görüşmesi Ve Muhtemel Sonuçları
Yerel seçimlerden başarıyla ve birinci olarak çıkan,  birçok büyükşehir, şehir, ilçe ve belde belediye başkanlıklarını kazanarak yerel iktidarı eline geçiren CHP'nin yeni genel Başkanı Özgür ÖZEL'in; bir ezberi bozarak, ilk önce bayramda ERDOĞAN'ı arayarak bayramlaşması ve sonrasında,  önümüzdeki günlerde ERDOĞAN ile yüz yüze görüşme kararı alması ve bu görüşmeyi gerçekleştirecek olması, ülkenin karpuz gibi ortasından ikiye bölündüğü ve insanların  iki kutba ayrıştığı ve siyasetin had safhada gerginleştiği günümüzde, bu bölünmenin ve gerginliğin yumuşatılması adına çok isabetli ve yerinde bir karardır. 


Özgür ÖZEL'i,  bu siyasetçi olgunluğundan dolayı kutluyoruz. 


Dileriz bu görüşme;  ülkemizde genel, yani merkezi yönetimin başında olan  iktidar ile yerel yönetimin başındaki, yerel iktidarı kazanmış olan  ana muhalefet partisi CHP arasında,  ülke yararına bir işbirliğine vesile olur. Samimi dileğimiz budur. 


Ancak, ERDOĞAN'ın; 31 Mart seçiminden sonra çeşitli ortamlarda yaptığı,  kamuoyuna yansıyan konuşmalarından, 31 Mart yerel seçimlerindeki yenilgisini, CHP'nin seçim başarısını kabullenmediği, anayasal bir yönetim şekli olan yerel yönetimleri ve yerel iktidarı yok saydığı, ülkede tek bir iktidarın olduğunu, o iktidarın da genel ve merkezi yönetim iktidarı olduğunu, bu iktidarın sahibinin de, 14 ve 28 Mayıs seçimlerini kazanan kendisinin olduğunu savunduğunu görüyoruz. 


Anayasal bir gerçek olmasına rağmen,  yerel yönetimlerin ve yerel iktidarın  varlığını kabul etmeyen, ülke genelinde yerel yönetimlerin yüz de seksenini kazanan,  ülkenin insan sayısı ve ekonomisi olarak çoğunluğunu yerelde yönetme hakkını kazanmış bulunan CHP'nin bu başarısını ve yereldeki iktidarını içine sindiremeyen ve kabul etmeyen ERDOĞAN'ın;  bu kafa yapısı ve anlayışla,  Özgür ÖZEL ile yapacağı görüşmesinin,  ülkeye bir yarar sağlamayacağı, aslında, iktidarını ellerinde tuttukları yerel yönetimlerin, yani belediyelerin halka hizmet yarışında muhtaç oldukları kredi ve sair parasal kaynakların elde edilmesi ve bazı projelerin hayata geçirebilmesi için merkezi yönetimin,  yani ERDOĞAN'ın onayına ihtiyaç duyulmasından kaynaklı bir işbirliği arayışından dolayı zorunlu olarak ERDOĞAN ile yüz yüze  görüşmek isteyen CHP Genel Başkanı ÖZEL'in, özellikle bugün yerel yönetimler çalış tayında yaptığı güzel konuşmasında da açıkladığı gibi, CHP'nin yerel yönetimlerdeki olası başarılarını basamak yaparak,  2028 de yapılacak olan seçimlerde birinci parti olmayı hedefleyerek iktidara yürümekte olduğunu göremeyecek kadar akılsız olmayan ERDOĞAN'ın,  CHP ve Özgür ÖZEL'in bu iktidar yürüyüşüne izin vermeyeceği,  Özgür ÖZEL'in ülke yararına uzatmak istediği eli havada bırakacağı büyük bir olasılıktır. 


Açıkladığımız nedenlerle, ERDOĞAN Özgür ÖZEL'e randevu verecek ve makamında kabul ederek, basına poz verecek, KILIÇDAROĞLU'na karşı yaşayamadığı, Özgür ÖZEL'i ayağına getirme başarısını kazanan partili bir Cumhurbaşkanı olma hazzını yaşayacak ve bu görüşme bir protokol görüşmesi sınırları içinde gerçekleşecek ve kalacak, CHP'nin ve Özgür ÖZEL'in, yerel yönetimlerde başarılı olarak iktidara yürümesinin önünü kesmek için asla kalıcı bir işbirliğine dönüşmeyecektir. 


Partili Cumhurbaşkanı ERDOĞAN, her zaman olduğu gibi ülkenin yararını değil kendi iktidarının yararını ve  geleceğini önceleyecektir. Aksi, ERDOĞAN'ın siyaset anlayışının doğasına aykırıdır. 


Ancak, bu ziyaret kalıcı bir işbirliğine dönüşmese de, Özgür ÖZEL;  ben,  ülkemin yararını düşünerek elimden geleni yaptım,  elimi uzattım,  ancak,  ERDOĞAN uzattığım eli havada bıraktı deme hakkını kazanacaktır. Bu dahi,  Özgür ÖZEL ve CHP adına olumlu ve artı bir adım olacaktır.


20/04/2024

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget