Son Konular
Abbas Güçlü Ahmet Tan Alev Coşkun Ali Eralp Ali Sirmen Ali Tartanoğlu Alican Uludağ Altan Öymen Arslan BULUT Ataol Behramoğlu Atilla Kart Aydınlık yazarları Ayşenur Arslan Barış Yarkadaş Bedri Baykam Bekir Coşkun Bilim Teknik Bozkurt Güvenç Burak H. Özdemir Bülent Soylan Can Ataklı Can Dündar Celal Şengör Cengiz Önal Cengiz Özakıncı Cevat Kulaksız Ceyhun Balcı Coşkun Özdemir Cumhuriyet yazarları Cüneyt Arcayürek Deniz Kavukçuoğlu Doğan Kuban Dr. M. Galip Baysan Dünya haberleri Ece Temelkuran Ekonomi Emin Çölaşan Emine Ülker Tarhan Emre Kongar Erdal Atabek Erdal Atıcı Eren Erdem Ergin Yıldızoğlu Erhan Karaesmen Erol Manisalı Ertuğrul Kazancı Eğitim Ferhan Şensoy Fikret Bila Fırat Kozok Gündüz Akgül Güner Yiğitbaşı Güngör Mengi Güray Öz Gürbüz Evren Hakkı Keskin Hasan Pulur Hayrettin Ökçesiz Hikmet Sami Türk Hikmet Çetinkaya Hulki Cevizoğlu Hüner Tuncer Hüseyin Baş Işık Kansu Işıl Özgentürk Kemal Baytaş Kemal Kılıçdaroğlu Kurtul Altuğ Köşe Yazıları Kürşat Başar Levent Bulut Levent Kırca Leyla Yıldız Mehmet Ali Güller Mehmet Faraç Mehmet Haberal Mehmet Halil Arık Mehmet Türker Melih Aşık Merdan Yanardağ Meriç Velidedeoğlu Mine Kırıkkanat Miyase İlknur Mustafa Balbay Mustafa Mutlu Mustafa Sönmez Mümtaz Soysal Müyesser Yıldız Necati Doğru Necla Arat Nihat Genç Nilgün Cerrahoğlu Nuray Mert Nusret Ertürk Oktay Akbal Oktay Ekinci Oray Eğin Orhan Birgit Orhan Bursalı Orhan Erinç Rifat Serdaroğlu Ruhat Mengi Rıza Zelyut Sabahattin Önkibar Saygı Öztürk Sağlık Selcan Taşçı Serpil Özkaynak Sevgi Özel Sinan Meydan Siyaset Soner Yalçın Spor Sözcü yazarları Süheyl Batum Tarih Tarım Tayfun Talipoğlu Tekin Özertem Tülay Hergünlü Tülay Özüerman Tünay Süer Türey köse Türkiye Türkkaya Ataöv Utku Çakırözer Uğur Dündar Uğur Mumcu Vatan Yazarları Video Yakup Kepenek Yazı Dizileri Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Öztürk Yener Güneş Yeniçağ yazarları Yurt Yazarları Yüksel Pazarkaya Yılmaz Özdemir Yılmaz Özdil Zeki Tekiner Zeynep Göğüş Zeynep Oral Zulal Kalkandelen chp genel lozan muharrem ince Çiğdem Toker Ömer Yıldız Özdemir İnce Özgen Acar Özgür Mumcu Öztin Akgüç Ümit Zileli İlhan Cihaner İlhan Selçuk İlhan Taşçı İnci Aral İrfan O. Hatipoğlu İsmet İnönü Şükran Soner

Erdoğan mutlaka aday olacak ama....
Bugünlerde tek tartışma konusu; erken seçim olacak mı, Anayasadaki açık hükme rağmen ERDOĞAN üçüncü kez cumhurbaşkanlığına aday olacak mı, Millet İttifakının cumhurbaşkanı adayı kim olacak?

Yatıp kalkıp bunları konuşup tartışıyoruz.

Yapılan tüm anketlere göre, ERDOĞAN'ın yeniden cumhurbaşkanı seçilmesi imkânsız gibi bir şey.

İşte, önümüzdeki günlerde AKP Genel Başkanı ERDOĞAN'ın adaylık konusundaki kesin kararını bu gerçek belirleyecek.

ERDOĞAN; büyük olasılıkla seçimi kaybedeceğine göre, kesinlikle cumhurbaşkanlığına aday olamaz, aday olmak istemez.

Dikkat ediniz, anayasadaki engel nedeniyle demiyoruz, seçimi kaybedeceğini bile bile aday olmaz demek istiyoruz.

Neden mi?

ERDOĞAN; seçim meçim yok, ben ölene kadar bu ülkenin tek sahibiyim ve sarayda oturmaya devam edeceğim demeyecekse, erken veya zamanında bir seçim yaptıracaksa, yaşamına ülkesinde devam edecekse, kaybedeceğini bile bile Cumhurbaşkanlığına yeniden aday olmaz ve olamaz.

Biliyor ki; cumhurbaşkanlığını kazanamazsa, milletvekili de olamayacak, sade bir vatandaş ve AKP Genel Başkanı sıfatıyla hiçbir dokunulmazlığı kalmayacak, seçimi kazanacak olan yeni iktidar, ERDOĞAN aleyhinde kollarını sıvayacak ve yargı sürecini başlatacak.

Bu itibarla, cumhurbaşkanlığını garanti görmeyen bir ERDOĞAN; kendince çok haklı olarak, milletvekilliği dokunulmazlığına dahi dört elle sarılacaktır.

Bunun için de, kaybedeceğini bile bile cumhurbaşkanlığına değil, hiç yoktan iyidir diyerek, kazanması kesin olan milletvekilliğine aday olacaktır.

Ben ERDOĞAN'ın yerinde olsam, cumhurbaşkanı adayı asla olmam, kazanacağım kesin olan İstanbul’dan milletvekili adayı olurum,  milletvekilliği dokunulmazlığını kazanarak bir süreliğine de olsa rahat bir nefes alırım.

Güner Yiğitbaşı

18/06/2022

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Bülent Arınç
AKP'nin  kurucularından, kendi deyimiyle AKP içinde özgül ağırlığı olan bir kişi(ydi). 
Bir zamanlar belki öyleydi. 
Partinin ağır ağabeyiydi. 
Şimdi yüzünü dahi görmek istemese de, ERDOĞAN'da kendisine bir zamanlar ağabey derdi. 
ERDOĞAN sıcak bakmadığı halde, bu özgül ağırlığından yararlanarak, seçimlerden sonra direndi ve kendisini kerhen de olsa Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı seçtirmeyi başardı, Devlet protokolünün ikinci koltuğuna oturdu ve zaman zaman Meclis Başkanı olarak Cumhurbaşkanlığına da vekalet ederek, vekaleten de olsa Devletin bir numaralı koltuğuna da oturma onurunu kazandı. 
Meclis Başkanlığı tercihi,  erken ve yanlıştı bize göre, sonradan iki numaralı koltuktan inerek, bakanlık koltuklarına oturdu, bize göre attan inip eşeğe binmeyi kendisine yakıştırabildi. 
Aslında, Bülent ARINÇ'ın parti içindeki statüsü ERDOĞAN ile eşitti. 
ERDOĞAN; AKP içinde eşitler arasında birinciydi sadece. 
Bülent ARINÇ hukukçu kimliğine, birikimlerine ve hitabetine rağmen, ERDOĞAN'ın karizması karşısında aciz kaldı, mum gibi eridi. 
Zaman zaman kamuoyunun hoşuna giden çıkışlar yaptı parti içinde, esmese de gürledi.  
Hiçbir çıkışının sonucunu getiremedi, eleştirileri semeresiz kaldı, sonunda hep geri çekildi. 
Parti içindeki haklı eleştiri ve uyarılarındaki İnandırıcılığını, samimiyetini ve saygınlığını yitirdi. 
Bülent ARINÇ, son günlerde yine özgül ağırlığını hatırlayarak konuşmaya,  eleştirmeye başladı. 
Bülent ARINÇ, dibe vuran ve asla düzelmesi mümkün olmayan AKP'den ne bekliyor hala?
Bülent ARINÇ da biliyor, ERDOĞAN parti
 içinde var olduğu sürece, bu vakitten sonra AKP'nin düzelip ayağa kalkamayacağını. 
Ama,  Bülent ARINÇ, buna rağmen  eski alışkanlıkla, çıkışlarına devam ediyor, Bülent ARINÇ klasiklerine bir yenisini ekliyor. 
DAVUTOĞLU ve BABACAN'ın gösterdiği feraseti gösteremeyen Bülent ARINÇ'da biraz gurur varsa, kurucusu olduğu ve bugün tanınmaz hale gelen, ülkeyi faşizme sürükleyen AKP'yi eleştireceğine, o gemiden iner,  AKP'den istifa eder,  köşesine çekilir ve günahıyla sevabıyla anılarını yazar.

Güner Yiğitbaşı

17/06/2022
Hukukçu

Saray Ve Emrindeki Bağımlı Yargı Daha Rahat Çalışacak Bundan Sonra
Basın ve sosyal medyaya yeni yaptırımlar getiren düzenleme,  TBMM Adalet Komisyonu’ndan geçti.  Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörülen ‘halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma’ suçunun yer aldığı 29.  madde de kabul edildi. 

Teklifin 29’uncu maddesiyle Türk Ceza Kanunu’nun 217’nci maddesine 217/A maddesi eklendi.  Halkı Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma başlıklı madde

“Sırf halk arasında endişe,  korku veya panik yaratmak saikiyle,  ülkenin iç ve dış güvenliği,  kamu düzeni,  genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi,  kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse,  bir yıldan üç yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılır” şeklinde.  

Bu madde;  basın, düşünce ve düşünceyi açıklama, halkın doğru bilgi edinme özgürlüğünü tamamen yok edecek, ülkemizde olmayan demokrasinin cenaze namazını kıldıracak, ileride ne gibi  toplumsal çalkantı ve patlamalara neden olacağı bugünden kestirilemeyecek korkunçlukta,  çok tehlikeli bir düzenlemedir. 

Komisyondan geçen bu yasa maddesinin meclis genel kurulunda da aynen kabul edilerek yasalaşması halinde, uzun vadede en büyük zararı, iş başındaki saray iktidarı görecektir. 

Bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngören bu madde ile getirilen suçun tanımı, ceza hukukunun evrensel kuralı olan, kanunsuz suç ve ceza olmaz, suçların kanuniliği ilkesine açıkça aykırıdır. 

Bu suçun kanuni unsurları, net ve açık bir şekilde tanımlanmamış, sınırları net bir şekilde çizilmemiş, suç oluşturacak maddi eylemin kalıbı açıkça ortaya konmamıştır. 

“Sırf halk arasında endişe,  korku veya panik yaratmak saikiyle” cümlesinde yer alan;  “sırf”ne anlama gelmektedir?

Sanırım;  sadece, münhasıran anlamına gelmektedir. 

Gerçeğe aykırı bilginin; sırf, yani münhasıran endişe, korku ve panik yaratmak saikiyle yayıldığını nasıl anlayacaksınız? Endişe, korku ve panik yaratmak saikiyle yayılmış bilgileri, endişe, korku ve panik yaratmak saikiyle yayılmamış olan bilgilerden nasıl ayırıp tespit edeceksiniz, işinize geldiği gibi mi? 

“ülkenin iç ve dış güvenliği,  kamu düzeni,  genel sağlığı”ne anlama gelmektedir. ?

Her yere çekilebilecek, eğilip bükülebilecek,  iki ucu açık kavramlardır bunlar. 

“Gerçeğe aykırı bilgiler” den maksat nedir?

Hangi gerçeklere aykırı bilgiler?

Objektif, evrensel, bilimsel, yaşanan olaylarla örtüşen, demokratik gerçeklere mi, 

Yoksa;  sarayın, iş başındaki iktidarın ve onun emrindeki savcı ve hakimlerin kafalarındaki sübjektif, işlerine gelen kendi kafalarından geçirdikleri kişisel gerçeklerine aykırı bilgiler mi?

Hangisi?

“kamu barışını bozmaya elverişli şekilde” ibaresi ne anlama gelmektedir?

Kamu barışı nedir, kamu barışını bozmaya elverişlilik ne anlama gelmektedir?

Tanımları, başı ve kıçı belli olmayan her yöne çekilebilen, soyut kavramlar bunlar. 

“Alenen yaymak” bu yeni suç tipinin en anlaşılabilir net ve açık tek kavramıdır. 

Alenen yaymaktan murat edilenin; basın ve sosyal medya olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Yani, gazeteciler ve sosyal medya kullanıcıları, bu yeni suç tipinde topun ağzındaki kişiler olacaktır. 

Yeni düzenlemeye göre; 

Saray'ın; bilim dışı, evrensel kurallara ve doğrulara, kanıtlanan maddi olaylara ters düşen sübjektif ve kişisel doğrularına aykırı olarak, bir basın mensubunun ve/veya sosyal medya kullanıcısının; objektif, bilimsel,  evrensel,  gerçekleşen maddi olaylarla tam  örtüşen gerçekleri ve doğruları, alenen söylemesi, yazması halinde, gerçeğe aykırı bilgileri alenen yayma suçunu işlemiş sayılabilecektir. 

Örneğin; 124 milyar dolara ne oldu, kimlere peşkeş çekildi? diye sormak, enflasyonun nedeni faiz değildir, faiz neden, enflasyon sonuçtur demek yanlıştır, diye haber yapmak ve sosyal medyada paylaşmak, imamın beyanı ile kanıtlandığı halde, gezi olaylarında camide içki içilmedi haberini yazmak ve sosyal medyada paylaşmak suç sayılabilecektir. 

Bu haliyle yeni düzenleme; düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğünün defterini dürmeye, halkın sesini kısmaya ve doğru bilgi edinme özgürlüğünü yok etmeye yönelik,  antidemokratik çok korkunç ve tehlikeli bir düzenlemedir.

Güner Yiğitbaşı

17/06/2022

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

BASINA VE KAMUOYUNA

Tüm Emekliler Sendikasının basın açıklaması
“Sistem emeklileri açlığa ve sefalete mahkûm etmek istiyor”.

2021 Tüm Emekliler Sendikası Genel Merkezince, Türkiye’deki bütün emeklilerin pahalılık karşısında ezilmeleri, sendika haklarının alamama, maaşların yaşam koşullarına göre ayarlanması gibi çeşitli konuları içeren basın açıklaması yapıldı. Ankara Ulus meydanındaki anıt önünde 16 Haziran günü yapılan basın açıklamasına, sendika üyelerinden başka halktan kimseler yoktu. Çoğunluğunu sivil polislerin oluşturduğu ve basın açıklamasına katılan sendika üyelerinden daha fazla olan polisler, anıtın önündeki meydana vatandaşların girmesini engelliyorlardı. Böylece sendika üyelerinin istem ve haklarının halk tarafından polislerce adeta duyulmasını istemiyorlar gibi bir intiba uyandırıyordu. Açıklamayı merak eden halktan bazıları da uzaktan uzağa anlamsızca bakıyorlardı.  Basın açıklaması açıklanırken sendika temsilcileri ellerindeki dövizlerle aşağıdaki sloganlar sloganları atıyorlardı. Atılan sloganlar arasında basın açıklamasını yapan Sendika Genel Merkezi Başkanı Salman Hürkardeş şunları söylüyordu: 

“İktidarın, emekli ve emekçi/çalışan karşıtı politikası devam ediyor. Bu politikanın özü, yoksullardan ve çalışanlardan alıp, zenginlere, yandaşlara ve para babalarına vermektir.

Memleketin kaynaklarını peşkeş çekmektir. 20 yıllık sürede ölçüsüz lüks harcamalar, gelir garantili modeller, yolsuzluklar, hesapsız kitapsız iç ve dış borçlanmalar, merkez bankası ve hazine kaynaklarının yağmalanması sıradanlaştı. Bu yüzden enflasyon ve döviz kontrolden çıktı. Kaynak dağıtımında adalet ortadan kalktı. Bu krizde en büyük faturayı biz emekliler ödüyoruz. Yandaş zenginler daha zengin olurken, milyonlarca emekli ve çalışan emekçinin payına yoksulluk ve açlık düştü.

İktidar, TÜİK eliyle ve emirle, gerçeklerden uzak, hayali, akla ve vicdana uymayan rakamlara dayanarak enflasyon açıklatıyor. Bu rakamlara dayanarak, yüzdelik zamlar yapıyor. Yapılan zamlar, tamamen hayat pahalılığı gerçeğinin dışında olduğundan, refah sağlamıyor, tersine daha yoksullaşmamıza sebep oluyor. Çünkü 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 6.000 TL, yoksulluk sınırı 20   bin lirayı geçti. Bütün emekliler asgari ücretin altında maaş alıyorlar. Gerçek enflasyon %142.

Başta petrol ürünleri olmak üzere, elektrik, doğalgaz ve temel gıda maddelerine, günaşırı ölçüsüz ve vicdansız zamlar geliyor. Böyle bir ortamda iktidarın hayali rakamlara göre verdiği zamların, hiçbir kıymeti yoktur. Böyle bir zammı kabul etmiyoruz.

Emekliler insanca bir yaşam istiyorlar. Buna hakkımız da var. Yoksulluk ve açlıkta yaşamamız kader değil, iktidarın izlediği, emekli ve emekçi karşıtı politikadır. İktidar yıllardır bizi görmezden geliyor, sorunlarımızı çözmüyor, daha da ağırlaştırıyor.

Tüm Emekliler Sendikasının basın açıklaması
2021 TÜM EMEKLİ SEN, emeklilerin örgütlenmesini ve emeklilerin birliğinin sağlanması için çaba gösteriyor. Bütün emeklileri sendikamıza üye olmaya, destek vermeye, gücümüze güç katmaya çağırıyoruz. Çünkü kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz.

İktidar emeklilerin örgütlenmesini, haklarını savunmasını istemiyor. Kurduğumuz emekli sendikalarını kapatıyor. Ancak biz yılmayacağız. Kapatsalar da yenisini kuracağız. 2021 Tüm

EMEKLİ SEN, bu alanda kurduğumuz üçüncü sendikadır. Yılmayacağız. Amacımız emeklileri örgütleyerek, iktidarın yüzdelik komik zamlarına boyun eğmek değil, İktidarla TOPLU SÖZLEŞME pazarlığı ile, haklarımızı almaktır. Bunun yolu da meclisten EMEKLİ SENDİKALARI STATÜ

Tüm Emekliler Sendikasının basın açıklaması
YASASININ çıkarılmasını sağlamaktır. Emekliler olarak, sendikamızda örgütlenirsek, birliğimizi sağlarsak ve güç olarak ortaya çıkarsak, hiçbir iktidar bizi görmezden gelemez.

Bizlerin oyuna başvuran siyasi partilerden talebimiz, emekli sendikaları statü yasasının yanı sıra, SGK’nın güçlendirilmesi, ulaşılabilir parasız devlet hastanelerinin yaygınlaştırılmasıdır.

Desteğimiz emeklinin, EYT linin taleplerini karşılayana olacaktır.

Yaşadığımız ekonomik ve sosyal krizde işsizlerden sonra en çok etkilenen ve perişan olanlar emeklilerdir. İktidar bizlerin ekonomik, sosyal ve demokratik taleplerimizi görmüyor ve çözmüyor.

Emekliler açlıkla mücadele ediyorlar. Memleketin bütçe kaynaklarından, milli gelirinden paylarını alamıyorlar. Sağlık ve ilaç kesintileri devam ediyor. Milyar dolarlar, gelir garantili işlerine, yandaş şirketlere, yandaş vakıflara, kur korumalı bir avuç para babasına aktarılıyor ama, yılda iki defa verilen bayram ikramiyelerimize bile, mali disiplini bozar, ödeme dengesi bozulur bahanesiyle, bir kuruş bile zam yapılmıyor. Milyonlarca emekli iktidarın emeklileri mahkûm ettiği açlık ve yoksulluğu unutmayacaktır. İktidarın Emeklileri yoksullaştırma ve açlığa mahkûm etme politikasına geçit vermeyecektir

ACİL TALEPLERİMİZ

1. Asgari ücret, güncel açlık ve yoksulluk sınırına göre artırılsın

2. En düşük emekli maaşı ve bayram ikramiyesi, güncellenmiş asgari ücretle eşitlensin.

3. Tüm emekli maaşlarına gerçekleşmiş enflasyon oranına göre seyyanen zam yapılsın,

4. Emekli sendikaları Statü yasası ile EYT yasası TBMM tatile girmeden çıkarılsın

EMEKLİ SENDİKALARI HAKTIR, EMEKLİ SENDİKALARI KAPATILAMAZ.

YAŞASIN EMEKLİLERİN ÖRGÜTLÜ BİRLEŞİK GÜCÜ

YAŞASIN EMEKLİLERİN EKONOMİK VE DEMOKRATİK HAK MÜCADELESİ

YAŞASIN 2021 TÜM EMEKLİLER SENDİKASI

MERKEZ YÜRÜTME KURULU ADINA

SALMAN HÜRKARDEŞ

GENEL BAŞKAN

Basın açıklamasından sonra, bazı anneler mikrofonu ellerine alarak, “yoksulluktan, parasızlıktan, geçinemediklerini, çocuklarını okutamadıklarını söylüyorlardı”. Olgun bir hava içinde yapılan basın açıklamasından sonra, sendikacılar aynı olgunlukla dağıldılar.

Cevat Kulaksız

Cevat Kulaksız  kulcevat@gmail.com

Sökülecek Rütbeniz Yoksa Yandınız
Emekli devlet memurundan ne istiyorsunuz?

Adam,  yıllarca devlete hizmet etmiş, emniyet müdürü olmuş, Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olarak görev yapmış ve şerefiyle emekli olarak köşesine çekilmiş. 

CHP İstanbul İl Başkanı Canan KAFTANCIOĞLU'nun haksız mahkum edilmesine tepki göstererek,  KAFTANCIOĞLU'nu savunan bir twet atmış, suçu bu. 

Evet Sabri UZUN'dan bahsediyoruz. 

Sen misin? tweet atan, hakkında idari soruşturma açılmış ve bu soruşturma kapsamında tırnaklarıyla kazıyarak elde ettiği emniyet müdürü rütbelerinin sökülmesine karar verilmiş. 

Bu iktidar,  şu rütbe sökme işini çok sevdi. 

Önce, bu ülkede yaptığı anayasa hala yürürlükte olan, tüm devlet yetkisi kullananların kullandıkları bu yetkilerin meşruiyet kaynağı olan darbeci Kenan EVREN ve arkadaşlarının, sonra 28 Şubatçı emekli paşaların rütbeleri söküldü, şimdi de emekli emniyet müdürü Sabri UZUN'un rütbelerini söktüler. 

Bu ülkede rütbe sahibi olmak gerekiyor. 

Sökülecek rütbeniz yoksa, vay halinize. Yandınız. 

Sökülecek rütbeniz yoksa, sökmeye alıştılar ya, yeleğinizi sökecek ve iplerini yumak yapıp elinize verecek değiller, herhalde. 

Büyük bir ihtimalle,  dişlerinizi söker elinize verirler. 

Kendinize mukayyet olun lütfen. 

Sabri UZUN'un suçu çok büyükmüş. 

Teröre, terör yandaşlarına arka çıkmış, yani terörle iltisaklı bulunmuş. 

Bu duruma göre, CHP İstanbul İl Başkanı Canan KAFTANCIOĞLU,  terörist ve törer yanlısı kabul edilmiş yani. 

Bu ülkenin kurtarıcısı ve devletimizin kurucusu ATATÜRK tarafından kurulan,  ATATÜRK'ün partisi CHP'nin İstanbul İl Başkanı,  terörist ve terör yanlısı ilan edilmekte dikkatinizi çekerim. 

Yargı kararlarıyla tescilli en büyük terörist, 15 Temmuz hain darbe girişiminin başında bulunan FETÖ'yü bu ülkenin başına musallat edenler ve buna rağmen hala ellerini kollarını sallayarak serbestçe dolaşanlar, Mecliste parmak kaldıranlar, FETÖ'nün siyasi ayağına mensup olanlar,  ne olacak peki?

Bu ülkede kamu görevlisiysen en büyük teminatın, namuslu olmayacaksın. 

Yüzün kızarmadan yolsuzluk yapacaksın, ihaleye fesat karıştıracaksın, rüşvet alacaksın, doğru söylemeyeceksin, gerçek olmayan şeyleri,  doğruymuş gibi sürekli tekrarlayacaksın. 

O zaman, bak gör sana ne kapılar ardına kadar açılacak. 

Büyükelçi dahi olabilirsin, yabancı dil bilmene gerek de kalmadan.

Güner Yiğitbaşı

15/06/2022

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Merkez Bankası
Sürekli yazmaya başladığımızda yazdığımız ilk makale, 23. 01. 2008 tarihinde kaleme alıp yayınladığımız, Merkez Bankası başlıklı makaledir. 

Bugün televizyon izlerken, altılı masanın uzmanları tarafından oluşturulan komisyon tarafından,  Merkez Bankasının Merkezinin, yeniden Ankara'ya taşınacağına ilişkin çalışma yapıldığını izleyince, Merkez Bankası Başkanlığının ve merkezinin, Başkent Ankara'da olmasını ve Ankara’da çalışmasını, İstanbul'a taşınmamasını savunduğumuz MERKEZ BANKASI başlıklı 2008 senesinde yazdığımız ilk makalemizi hatırladık ve güncelliğine binaen,  bu makalemizi,  bazı bölümlerini çıkararak aşağıda aynen yayına alıyoruz. 

Güner YİĞİTBAŞI 


MERKEZ BANKASI

Biz bu yazımızda;  sayın Başbakan Erdoğan’ın;  Merkez Bankasının merkezinin İstanbul iline taşınmasına ilişkin girişiminin, hiçbir haklı gerekçesinin olamayacağını, bu girişimin gerisinde, kamu oyundan saklanan,  gizli niyetlerin olduğunu izah etmeye çalışacağız. 

Her şeyden önce şunu belirtmeliyiz ki; Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, diğer özel veya yarı özel bankalar gibi, halktan para toplayıp para satmak suretiyle, sadece kar amacıyla kurulmuş ve ticari piyasada faaliyet gösteren klasik ticaret şirketi konumunda bir banka değildir. Bu nedenle; kar amaçlı ticaret şirketi olan diğer bankalar gibi, merkezinin, finans ve ticaret başkenti olan İstanbul iline taşınması zorunluluğu yoktur. 

T. C. Merkez Bankasının kuruluş yasası olan 1211 sayılı yasanın 1. maddesine göre, Merkez Bankası; Türkiye’de banknot ihracı imtiyazına münhasıran sahip olmak ve yine özel yasasında belirtilen görev ve yetkileri yapmak ve kullanmak üzere, ”Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası” unvanı altında anonim şirket olarak kurulmuş olan ve tabir yerinde ise, Türkiye Cumhuriyetinin hazinesi konumunda bir bankadır. 

1211 sayılı kanunun 4. maddesine göre;  Bankanın temel amacı; fiyat istikrarını sağlamaktır.  Banka,  fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler. 

Hükümetle birlikte Türk Lirasının iç ve dış değerini korumak için gerekli tedbirleri almak ve yabancı paralar ile altın karşısındaki muadeletini tespit etmeye yönelik kur rejimini belirlemek,  Türk Lirasının yabancı paralar karşısındaki değerinin belirlenmesi için döviz ve efektiflerin vadesiz ve vadeli alım ve satımı ile dövizlerin Türk Lirası ile değişimi ve diğer türev işlemlerini yapmak, Bankaların ve Bankaca uygun görülecek diğer mali kurumların yükümlülüklerini esas alarak zorunlu karşılıklar ve umumi disponibilite ile ilgili usul ve esasları belirlemek, reeskont ve avans işlemleri yapmak, Ülke altın ve döviz rezervlerini yönetmek, Türk Lirasının hacim ve tedavülünü düzenlemek,  ödeme ve menkul kıymet transferi ve mutabakat sistemleri kurmak,  kurulmuş ve kurulacak sistemlerin kesintisiz işlemesini ve denetimini sağlayacak düzenlemeleri yapmak,  ödemeler için elektronik ortam da dahil olmak üzere kullanılacak yöntemleri ve araçları belirlemek, finansal sistemde istikrarı sağlayıcı ve para ve döviz piyasaları ile ilgili düzenleyici tedbirleri almak, mali piyasaları izlemek, bankalardaki mevduatın vade ve türleri ile özel finans kurumlarındaki katılma hesaplarının vadelerini belirlemek, merkez bankasının temel görevlerindendir. 

Tek elden Türkiye'de banknot ihracı imtiyazı, Hükümetle birlikte enflasyon hedefini tespit etmek ve buna uyumlu olarak para politikasını belirlemek, tek başına para politikasını uygulamak, fiyat istikrarını sağlamak amacıyla bu Kanunda belirtilen para politikası araçlarını kullanmak,  uygun bulacağı diğer para politikası araçlarını da doğrudan belirlemek ve uygulamak,  Merkez Bankasının başlıca temel yetkileri olup, ayrıca Merkez Bankası; Hükümetin mali ve ekonomik müşaviri,  mali ajanı ve haznedarıdır.  Bankanın Hükümetle ilişkisi,  Başbakan aracılığı ile sağlanır. Merkez Bankası, müşavirlik görevinin gereği, finansal sistemle ilgili olarak istenilecek hususlarda Hükümete görüş verir, bankalar ve uygun göreceği diğer mali kurumlar hakkındaki görüşlerini ve tespitlerini Başbakanlık ile bu kurum ve kuruluşları düzenleme ve denetleme yetkisine sahip kuruluşlara bildirebilir. 

Merkez bankasının kendi özel kuruluş yasası olan 1211 sayılı yasanın 4. maddesinde yer alan ve yukarıda özetlediğimiz, temel kuruluş amacı, temel görevleri ve temel yetkileri, mali ve ekonomik konulardaki hükümete yapacağı müşavirlik görevleri dikkate alındığında, Merkez Bankasının, merkezi hükümetin görev yaptığı Türkiye Cumhuriyetinin başkenti olan Ankara’da görevine devam etmesi, yasal bir zorunluluk olup,  İstanbul’un,  finans ve ticaret merkezi olması, Merkez Bankasının merkezinin, bu ile nakledilmesinin haklı ve yasal nedeni olamaz. 

Biz, banka merkezinin İstanbul’a nakli’ne ilişkin,  sayın başbakanın asıl gizli niyeti konusunda komplo teorileri üretmeden, Başbakan’ın,  konunun üzerinde yeniden ve daha sakin kafa ile düşüneceğini umarak, başbakan olmadan önce İstanbul ilinde oturması ve bu ilde Belediye Başkanlığı yaparak, başbakanlığa kadar uzanan önlenemeyen yükselişinin bu il’de filizlenmesi nedeniyle, İstanbul iline olan diyet borcunu ödemek amacıyla böyle bir girişimde bulunmak istemiş olabileceğini düşünmek istiyoruz. 

Güner Yiğitbaşı

23. 01. 2008

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget