Oğlu intihar eden anne üzerine

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılında rekor sayıda öğrenci intihar ederek hayatını kaybederken, toplam intihar sayısı ise şimdiye kadarki en

İntiharlar artıyor mu?

 

Oğlu intihar eden anne üzerine

27 Şubat günü Ostim Metrosu ile Kızılay’a doğru gitmek üzere metro ile gidiyoruz. Ostim’i geçince Macunköy durağına doğru yaklaşırken yanımda oturan orta yaşlı bir bayan bilgisayar oyunu oynuyordu. Bayan’a doğru yönelip affedersin internetin var mı diye sordum, Google den bir şey yazdırabilir miyim, dedim. Kadın “var” deyince size Atatürk’le ilgili ilginç bir anekdot yazdırmak istiyorum. Bu internette yayınlanan benim yazım, dedim.

Neyse kadın googleyi açtı, ona yazma zahmetinde bulunmayın şu mikrofonu tıklayın bana doğru telefonu yaklaştırın lütfen dedim. Telefonun mikrofonuna şunu söyledim. Atatürk’ten beş lira isteyen sanatçı, Yazı internetten görününce kadın şaşırdı, Atatürk’ten beş lirayı sen mi istedin” diyerek şaşkınlığını dışa vururken, ben de hayır bu olayı yaşlı bir müzisyenden duydum ben de yazdım, dedim. Ben olamazdım çünkü Atatürk 1938 de öldü, ben de 1945 de doğdum.

Kadına anlatmaya başladım. Muhlis Sabahattin diye bestekarımız Atatürk’ten beş lira istemiş, Atatürk elini cebine atıyor, cebinden iki lira çıkıyor. “Sabahattin iki lira var” diyor. O da Paşam yetmez bana beş lira lazım” diyor.

Biz olsak ne yaparız, o birileri bizden beş lira istediğinde tam beş lira olmadığı zaman ne deriz. Adama “üzgünüm beş lira yok” deriz değil mi?

Atatürk öyle yapmıyor, yanındaki kişilerden birer lira alıyor beş liraya tamamlayıp Muhlis Sabahattin’e veriyor. Görüyor musun, Atatürk kahramanlığı yanında yüreği insan sevgisi ile dolu bir deha. Sen git de karşı sarayda oturan RTE den bir beş yüz lira iste bakalım ne oluyor. Kadın şöyle yanıt verdi, “yanına varamazsın ki, varsan bile Atatürk gibi davranır, mı?  Yanındaki polisler adeta insanı döver, “başkanımızı rahatsız ettin” diye ite kaka oradan uzaklaştırır.

Oğlu intihar eden anne üzerine
O da bir şey mi? Saray’da oturan RTE Atatürk ve İsmet Paşa’yı aşağılamak için yıllar önce başbakan iken “iki ayyaş” demişti. Atatürk ve İsmet Paşa’lar bizim ulusal kahramanlarımızdır onlara her şeyimizi borçluyuz. İnan dünyanın 30 dan fazla ülkede Atatürk’ün meydanlarına dikilmiş heykelleri var. Hiçbir ülkede Atatürk’ün bu heykellerine saldırılar olmadığı halde ülkemizde, ne yazık ki, “put” benzetmesi ile heykellerine saldırılar oluyor. ABD de bir eylem sırasında bir meydanda Atatürk’ün büstüne saldırırlar diye, zenci kadınlar Atatürk büstünün etrafını sararak saldırılardan korumaya çalışıyorlar. Türk olarak bundan insan gurur duyuyor.

 

 

İşte saldırıları gören bir Rus subayı şöyle diyor: “Acaba Atatürk başka toplumları mı kurtardı” diye şaşkınlığını dışa vuruyor.

Maalesef ülkemiz iyi yönetilmiyor, Saraydaki RTE sadece imam hatibi bitirmiş, “ben ekonomistim” diyor. İmam hatipten ekonomist mi çıkar. Saray’ın savurganlığına örnek vermek gerekirse, bir gerçeği açıklamak isterim.

Atatürk’ten beri Cumhuriyetin tüm kazanımlarını satıyor dünyanın hiçbir ülkesinde olmayan devasa bir saray yaptırıyor. Bu satılanların parasını saraylara değil de ülke tarımına sanayiye yatırsa idi ülkede her alanda üretim artardı, çocuklarımız böylece rahat iş bulurdu. Osmanlı da bu saray zihniyeti ile battı.

Atatürk’ten bu yana tüm cumhurbaşkanları Çankaya Atatürk Köşkünde kaldılar, oranın manevi değeri vardı, Kurtuluş Savaşı’mız orada planlandı, Ankara’ya hâkim çok güzel bir bahçe içindeki köşkte kalsa, o paraları yatırıma yönlendirse idi ülkede her alanda üretim artardı, bu enflasyon bu pahalılık olmazdı. İş sahaları üretimle birlikte artar çocuklarımız rahat iş bulurdu, ülkemizin kalkınma hızı daha da artardı. Ne yazık ki en aşağıdan en küçüğünden ta yukarı tepeye kadar ülke liyakatsiz ellerde ha bire yukarıdakiler kendi yandaşlarını liyakatli mi liyakatsiz mi düşünmeden önemli noktalara yakınlarını yerleştiriyorlar.

 Şimdilerde ise ülke pahalılık ve enflasyon için halk gittikçe fakirleşiyor. Öte yandan on binlerce genç iş bulamıyor, öğretmenler atanamıyor. Bu arada arana 5-10 yıllardır görev bekleyen atanamayan öğretmenlerin 50 tanesi intihar etti. Çeşitli dallarda mezun olmuş on binlerce yüzbinlerce genç iş bulamıyor.  Oysa AKP lilerin yukarıdakilerin çocukları hemen işe girebiliyor. Unutmayalım ki ülkeler bilimle kültürle çağdaş ülkeler seviyesine çıkar. Osmanlı da böyle liyakatsizlikten, bilimsizlikten battı.

Cumhurbaşkanı R.T. Erdoğan fırsat buldukça iki çocuklu ailelere “bu yetmez 4-5 çocuk yapmalısınız” diye uyarıyor. Bunu söyleyenler, üniversiteyi bitirmiş yüzbinlerce genç işe giremedikleri için evlerinde “ev oğlanı” diye beklemekteler. Böylece yazılı sınavda çok yüksek puan aldıkları halde, küçük puan alan gençler liyakate önem vermeden “         seç kat” yaparak kendi yandaşlarını işe alıyorlar.

Böylece atanamayan öğretmenler, yazılı sınavlarda yüksek puan alıp da dışlanan öğrencilerin, memur adayların içinde intiharlar çok hazin bir şekilde artıyor. Bunları yanımda oturan bayana anlatınca o bayan gözleri dolarak “benim oğlum da intihar etti” deyince yüreğim burkuldu, gözlerim doldu. Çünkü intihardan bahsederken üniversiteyi bitiren oğlu balkondan kendini aşağı atarak intihar ettiğini kadından duyduğum zaman kendimi tutamadım.

“Benim oğlum da intihar etti”.

Oğlu intihar eden anne üzerine
Yanlış yönetim yüzünden ülkede böylece intiharlar artıyor. Yanımda oturan Karadeniz yöresinden olan kadın bunları duyunca “benim oğlum da intihar etti” dedi gözaşılarını akıtmaya başladı ben de gözyaşlarımı tutamadım. Nasıl oldu anlatımısın lütfen dedim.  Bir yandan da metroda onun selviye birlikte resmini çektim.

Kadına, milyonlarca üniversiteyi bitirilmiş gençlerimiz evde “ev oğlanı” söylemiyle iş bekliyorlar dedim. Kadın şöyle dedi, “onlar evlerinde iş bekliyor, benimkisi de mezarda bekliyor” dedi.

Kadın şunları anlatıyordu: “Üç çocuğum vardı, altı sene önce eşimden ayrıldım, Sihhiyede medikal üzerine iş yerim var. Eşim benim adıma senetler kefillikle beni batırdı, yüzüm gülmedi 21 yaşındaki yavrumu toprağa verdim. Kendinden (kocasından) ayrıldım. İneceğim istasyona geldiğimiz için orada kadından ayrılmak zorunda kaldım.

2025 yılında 82 çalışan Emniyet Personeli intihar etti.

2026 Yılı Toplam İntihar Sayısı: 11

Onu [4.27] günde emniyet mensubu intihar ediyor.

2026 yılında çalışan emniyet mensubu intihar sayısı: 10

Onu [4.7] günde [1] çalışan emniyet mensubu intihar ediyor

Son yıllarda Türkiye'de öğretmenlerin intihar sayısı endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Son 10 yılda 300'e yakın atanmayan öğretmen intihar etmiş olup, bu oranın 2022'den sonra arttığı belirtilmektedir. Eğitim sistemindeki baskılar, işsizlik, maddi zorluklar ve psikolojik yükler, bu durumun temel nedenleri arasında yer alıyor. Trabzon'da biyoloji öğretmeni Hilal Uzunkaya'nın yaşamını yitirmesi gibi olaylar, mesleğin yalnızlık ve stresini gün yüzüne çıkarmıştır. Sosyal destek sistemlerinin yetersizliği ve psikolojik destek imkanlarının sınırlı olması, çözüm son yıllarda Türkiye'de öğretmenlerin intihar sayısı endişe verici boyutlara ulaşmıştır. Son 10 yılda 300'e yakın atanmayan öğretmen intihar etmiş olup, bu oranın 2022'den sonra arttığı belirtilmektedir. Eğitim sistemindeki baskılar, işsizlik, maddi zorluklar ve psikolojik yükler, bu durumun temel nedenleri arasında yer alıyor. Trabzon'da biyoloji öğretmeni Hilal Uzunkaya'nın yaşamını yitirmesi gibi olaylar, mesleğin yalnızlık ve stresini gün yüzüne çıkarmıştır. Sosyal destek sistemlerinin yetersizliği ve psikolojik destek imkanlarının sınırlı olması, çözüm yollarının

İntihar Vakaları en fazla İstanbul’da, 

Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılında rekor sayıda öğrenci intihar ederek hayatını kaybederken, toplam intihar sayısı ise şimdiye kadarki en düşük ikinci seviyeye geriledi.

Bakanlığın 28 Mart'ta yayınladığı rapora göre, 2024 yılında kaydedilen intihar sayısı 20.320 oldu; bu sayı bir önceki yıla göre 1.517 daha az ve istatistiklerin tutulmaya başlandığı 1978 yılından bu yana en düşük ikinci rakam.

Ancak, intihar eden ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin sayısı 16 artarak rekor seviye olan 529'a yükseldi.

Erkek intiharlarının toplam sayısı üç yıl sonra ilk kez azalarak 13.801'e düştü; bu rakam 2023'e göre 1.061 daha az. Kadın intiharları sayısı ise art arda ikinci yıl azalarak 6.519'a geriledi; bu rakam bir önceki yıla göre 456 daha az.

İntiharın en sık belirtilen nedeni veya gerekçesi 12.029 vakada “sağlık sorunları” olurken, bunu “ekonomik ve geçim sorunları” ve “ailevi sorunlar” izledi.

Genel intihar sayısında düşüş eğilimi görülürken, 19 yaş ve altındaki kadınların intihar sayısı, bir önceki yıla göre yaş gruplarına göre 51 kişi artarak yaklaşık yüzde 13 yükseldi.

Meslek gruplarına göre yalnızca "öğrenciler, lise mezunları vb." sayısında artış görüldü.

İntihar eden 529 öğrenciden 15'i ilkokul öğrencisi, 163'ü ortaokul öğrencisi ve 351'i lise öğrencisiydi.

İntihar sonucu hayatını kaybeden erkek öğrenci sayısı bir önceki yıla göre 20 azalırken, kız öğrenci sayısı 36 arttı. Özellikle ortaokul kız öğrencilerinde 19, lise kız öğrencilerinde ise yaklaşık %24 artış ve 19, yaklaşık %11 artış görüldü.

Aylık bazda, en yüksek öğrenci sayısı olan 59 kişi Eylül ayında intihar sonucu hayatını kaybetti.

İlkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinde görülen ölümlerin en yaygın nedeni olarak 272 vakayla "okul sorunları" gösterildi. Bunu "sağlık sorunları", "aile sorunları", "bilinmeyen" ve "diğer" nedenler izledi.

“Okul sorunları” arasında en yaygın neden 65 vakayla “akademik başarısızlık” olurken, bunu 60 vakayla “okul arkadaşlarıyla anlaşmazlık” (zorbalık dışında) ve 51 vakayla “kariyer yoluyla ilgili endişeler” (giriş sınavları dışında) izledi. Her iki cinsiyet için de en çok intihar artışı lise ve yükseköğretim seviyelerinde yaşanmış 33 vakada "giriş sınavlarıyla ilgili sorunlar " 9 vakada ise "zorbalık" suçlandı.

https://www.asahi.com/ajw/articles/15712511

Cevat Kulaksız kulcevat599@gmail.com

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget