Son Konular
Abbas Güçlü Ahmet Tan Alev Coşkun Ali Eralp Ali Sirmen Ali Tartanoğlu Alican Uludağ Altan Öymen Arslan BULUT Ataol Behramoğlu Atilla Kart Aydınlık yazarları Ayşenur Arslan Barış Yarkadaş Bedri Baykam Bekir Coşkun Bilim Teknik Bozkurt Güvenç Burak H. Özdemir Bülent Soylan Can Ataklı Can Dündar Celal Şengör Cengiz Önal Cengiz Özakıncı Cevat Kulaksız Ceyhun Balcı Coşkun Özdemir Cumhuriyet yazarları Cüneyt Arcayürek Deniz Kavukçuoğlu Doğan Kuban Dr. M. Galip Baysan Dünya haberleri Ece Temelkuran Ekonomi Emin Çölaşan Emine Ülker Tarhan Emre Kongar Erdal Atabek Erdal Atıcı Eren Erdem Ergin Yıldızoğlu Erhan Karaesmen Erol Manisalı Ertuğrul Kazancı Eğitim Ferhan Şensoy Fikret Bila Fırat Kozok Gündüz Akgül Güner Yiğitbaşı Güngör Mengi Güray Öz Gürbüz Evren Hakkı Keskin Hasan Pulur Hayrettin Ökçesiz Hikmet Sami Türk Hikmet Çetinkaya Hulki Cevizoğlu Hüner Tuncer Hüseyin Baş Işık Kansu Işıl Özgentürk Kemal Baytaş Kemal Kılıçdaroğlu Kurtul Altuğ Köşe Yazıları Kürşat Başar Levent Bulut Levent Kırca Leyla Yıldız Mehmet Ali Güller Mehmet Faraç Mehmet Haberal Mehmet Halil Arık Mehmet Türker Melih Aşık Merdan Yanardağ Meriç Velidedeoğlu Mine Kırıkkanat Miyase İlknur Mustafa Balbay Mustafa Mutlu Mustafa Sönmez Mümtaz Soysal Müyesser Yıldız Necati Doğru Necla Arat Nihat Genç Nilgün Cerrahoğlu Nuray Mert Nusret Ertürk Oktay Akbal Oktay Ekinci Oray Eğin Orhan Birgit Orhan Bursalı Orhan Erinç Rifat Serdaroğlu Ruhat Mengi Rıza Zelyut Sabahattin Önkibar Saygı Öztürk Sağlık Selcan Taşçı Serpil Özkaynak Sevgi Özel Sinan Meydan Siyaset Soner Yalçın Spor Sözcü yazarları Süheyl Batum Tarih Tarım Tayfun Talipoğlu Tekin Özertem Tülay Hergünlü Tülay Özüerman Tünay Süer Türey köse Türkiye Türkkaya Ataöv Utku Çakırözer Uğur Dündar Uğur Mumcu Vatan Yazarları Video Yakup Kepenek Yazı Dizileri Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Öztürk Yener Güneş Yeniçağ yazarları Yurt Yazarları Yüksel Pazarkaya Yılmaz Özdemir Yılmaz Özdil Zeki Tekiner Zeynep Göğüş Zeynep Oral Zulal Kalkandelen chp genel lozan muharrem ince Çiğdem Toker Ömer Yıldız Özdemir İnce Özgen Acar Özgür Mumcu Öztin Akgüç Ümit Zileli İlhan Cihaner İlhan Selçuk İlhan Taşçı İnci Aral İrfan O. Hatipoğlu İsmet İnönü Şükran Soner

Zihniyete bak! - Gündüz Akgül
Yazılı medyada, Türkiye'nin Musul Başkonsolosluğunda rehin alınan Türklerden sorumlu olduğu belirtilen IŞİD komutanı, "Güvenliklerini sağlıyoruz, onları ülkelerine iade edeceğiz. Korkulacak bir şeyleri yok çünkü onlar Sünni ve Hanefi inancından" şeklinde konuştuğu haberi yayınlandı.
Bu zihniyette olanları çok yakından tanıdığımız için pek şaşırmadım.
Ta Muaviye’den beri bu zihniyet, İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in torunlarını katlederken ayni düşüncedeydi.
Sünni İlamın dışındaki Şii ve Alevi inancına sahip Müslümanların katli vacipti.
Yavuz Sultan Selim, Şah İsmail taraftarı binlerce Kızılbaş’ı (Alevi’yi) katlederken, Şeyhülislamı Müftü El Hamza’nın, “Kızılbaşların katli vaciptir” fetvasına dayanıyordu.
Kanuni döneminin Şeyhülislamı Ebussuud Efendi’nin, "Kızılbaşların canları, malları helâldir, onlarla savaşırken ölmek şehitliğin en yücesidir." ve "Kızılbaşların kestiği hayvanın eti mundardır, yenmez" fetvalarıyla binlerce Kızılbaş (Alevi) katledilmiş ve bu fetvanın etkileri hala Anadolu’da devam etmektedir.
Suriye’de Esat’a karşı savaşan muhalifler, sırf kendi mezheplerinden olmadığı için bir Suriye yurttaşının gırtlağını keserken, bir taraftan da Allahuekber narasını atıp karnını yarması, kalbini ve ciğerini çiğ çiğ yemesi de bu zihniyetin eseridir.
Kahramanmaraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Gazi mahallesinde Alevi yurttaşlara ve onları bağrına basan Sünni aydınlara karşı işlenen eylemlerle, yüzlerce kişiyi katleden yine bu zihniyetin ta kendisidir.
Domuz bağı ile insanları öldürüp beton mezarlara toplu gömen bu zihniyettir.
Bu zihniyet mensupları;
-Çağdışıdır.
-Zalimdir.
-İnsanlıktan nasibini almamıştır.
-İlim ve bilime inanmamaktadır.
-Kadını ikinci sınıf yurttaş saymaktadır.
-Yurttaşları dindar, dinsiz diye ayrıştırmaktadır.
-Laiklik ve cumhuriyetin kazanımlarıyla kan uyuşmazlığı vardır.
-Şeriat düzeni istemektedirler.
-Birey olamamış, kul olarak kalmışlardır.
Hem Allahuekber (Allah büyüktür) diyerek Allah’ı anacaksın, peşinden de adam boğazlayacaksın.
İslam dininde böyle bir ilahi emir yoktur. Bunu yapanlar yüce dinimize çok büyük bir kötülük yaptıklarının farkında değiller.
Bu hareketleri ile dünya arenasında İslami terör diye bir algının kökleşmesine neden oldular.
Bunlar dindar değil, kökten (radikal) dincidir.
Aklı başında olan ve başımızın üstünde yeri bulunan gerçek dindarların, bu zihniyete karşı çıkmaları dine yapılacak en büyük hizmettir.
Böyle biline…

16.06.2014
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı

Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) üyesi radikal İslamcı militanların Musul’u ele geçirmesi ve diplomatlarımızı esir almaları ile siyasal iktidar ve yandaşları travma geçirdi. Üç buçuk yıldır Suriye’de yakıp yıkmalarına, insanları din adına boğazlamalarına seyirci kalmışlardı. Sayıları binlerle ifade edilen TIR’lar ile insani yardım adı altında silah yardımı, sınırlarımızda büyük boyutlu yapılan petrol kaçakçılığı ile parasal kaynak sağladılar. Serpilip gelişmelerine değişik yollardan katkı yaptılar/göz yumdular. Bunları yaparken Suriye’deki iktidarın değişmesi hedef olarak gösterilse de arka planda 1400 yıl önce Muaviye tarafından yazılan, yarım kalmış kanlı öykünün “neoMuaviyeler” aracılığı ile tamamlanmasıydı. Irak-Şam İslam Devle ti (IŞİD) örgütünün hedef olarak koyduğu “Bağdat, Kerbela” izlencesi bunu doğrulamaktadır.

Ortadoğu tarih boyunca kanlı mezhep savaşlarının merkezi olmuştur. Mezhep savaşlarının en kanlısı 1400 yıl önce halife olmak adına Ali ve Muaviye arasında başlayan; Kerbela’da, Hüseyin’in öldürülmesi ile son bulan kavgadır. Din adına yapılan bu kavganın özünü ülkenin zenginliğine kimin el koyacağı oluşturur. Başka bir deyişle egemenler ile yoksullar arasında çıkan savaştır. Bugün Ortadoğu’da sürdürülen savaşta enerji kaynaklarının emperyalistler tarafından el konulması uğraşıdır. Irak, Suriye kan gölüne dönerken borulardan petrol akmaya devam ediyor. Petrol akışının devamı için radikal İslamcı, neoMuaviye’lere verilen görev bölgeyi ortaçağ karanlığında boğmak, kan gölünü çevirmek, ulusal uyanışın önüne kesmeleridir. Bunu da “şeriat devleti” kurmak adına yapmaktadırlar.

Bölgede savaşan radikal İslamcı örgütler emperyalistler tarafından verilen görevi yerine getiriyorlar. Şeriat devleti kurmak için egemen oldukları bölgeleri evrensel yönetim anlayışından arındırıp, ortaçağ karanlığına gömüyorlar. Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) terör örgütünün, Musul’u ele geçirdikten sonra yayımladığı bildirinin ortaya koyduğu gibi. Bildiride amaçlarının şeriat kurallarının egemen olduğu bir halife devleti kurmak olduğunu duyurdular. Uygulanmasını istedikleri bildirinin önemli maddeleri şunlardır: Kadınlar zorunlu olmadıkça evlerinden çıkmayacak. Evden çıkanlar ise, İslami kurallara göre giyinmek zorunda. Hırsızlar şeriat kurallarına göre cezalandırılacak. Tüm Müslümanlar 5 vakit namazını, namaz saatlerinde camilerde kılacak. “Dinsiz kurumlar” adına şimdiye kadar görev yapmış polis, asker ve taraftarlar tövbe edecek, tövbe etmeyenler idamla cezalandırılacaktır. Alkol, sigara ve uyuşturucu kullanmak, satmak yasaklandı. Ölüler anısına yapılan tüm türbeler, anıtlar ve mozoleler yıkılacaktır.

Şeriat özlemcileri Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarının saldırısı ile din temelli sürdürülen savaşın kanlı olduğunu, inananlar arasındaki mezhepsel ayrılığı derinleştirdiğini, barış getirmediğini gördüler. Yayımladıkları bildiri ile insan hakları, çağdaş insani değerin özellikle kadınlar açısından bir anlam ifade etmediğini öğrendiler. Mezhep kavgalarından uzak, çağdaş, laik bir ülke armağan ettiği için Mustafa Kemal’e teşekkür etmeliyiz.


İrfan O. Hatipoğlu /Cumhuriyet

Hem suçlu , hem güçlü! - Gündüz Akgül
Başlıktaki deyimin sözlük anlamı “Suçlu olduğu halde, suçunu bastırmak için başkalarını suçlu göstermeye çalışmaktır.”
Bizimki o hesap…
İktidarlar;
-Ülkesini iç ve dış tehditlere karşı korumak…
-Yurttaşlarının güvenliğini sağlamak…
-Yurttaşlarının eğitim, sağlık, sosyal ve ekonomik sorunlarını halletmek…
-Ülkede birlik ve dirliği sağlamak…
İçin vardırlar…
Son günlerin gündem konusu ISİD (Irak- Şam İslam Devleti) terörü…
ISİD militanları, önce TIR şoförlerimizi rehin alıyorlar…
Sonra…
Musul’daki Başkonsolosluğumuzu işgal ederek, Başkonsolos Öztürk Yılmaz dâhil 80 Konsolosluk personeli rehin alınıyor…
MHP Iğdır Milletvekili Sinan Ogan, Konsolosluğun işgalinden birkaç saat önce TBMM de yaptığı konuşmada, olacakları "Besleyip büyüttüğünüz IŞİD terör örgütü Musul Başkonsolosluğumuzun etrafını sarmış. Haberiniz var mı?" Diye dile getirirken, AKP Milletvekilleri "Atma, delilin var mı delilin?" Diye yalanlanıyordu…
Bu konuşmadan birkaç saat sonra işgal ve rehin almalar gerçekleşiyor.
Bu durumda sorumlu bir hükümetin yapması gereken, sorumluluğu üstlenmek ve ihmali görülenlerin istifası ve rehinelerin en seri şekilde güvenliklerinin sağlanarak serbest bırakılmalarının sağlanması…
Böyle mi yapılıyor?..
Nerede?...
Olayın suçlusu aranıyor ve bulunuyor…
Ana Muhalefet Partisi lideri Kemal Kılıçdaroğlu…
Diğer bir deyişle Başbakanın cankurtaran simidi…
Ne kötülük varsa, Kılıçdaroğlu’nun başının altından çıkıyor…
Ortada dolaşan savlar ise cabası…
Hükümetin;
-İktidarın ISİD militanlarına yardım ettiği…
-Türkiye-Suriye sınırından geçişlerine izin verdiği…
-Yaralılarının Türkiye’de tedavi ettirdiği…
Bu savlar doğru ise ülke büyük bir tehlike ile karşı karşıya demektir…
İktidar, yakınma yeri değildir…
Olan ve olabilecek tüm sorunlara çözüm bulmak yeridir…
Sorumluların çığlıklarını duyar gibi oluyorum…
“Hadi canım sende. Şu Kılıçdaroğlu olmazsa her şey güllük, gülistanlık”…
Beyler,
Biraz insaf…
Biraz sorumluluk…
Biraz ciddiyet…
Olayları izleyen, birçok şeyi açıkça gören yurttaşları enayi yerine koymaktan vazgeçin…
Olanlara suçlu aramayın…
Aynanın karşısına geçin, söyledikleriniz dinleyin suçlu olanı bulacaksınız…
Nokta…

14.06.2014
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı

Amerika’nın C planı - Tünay Süer
Tayyar Arı diye bir Profesör (Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi)TRT Habere telefonla bağlanıp  Musul’da Türk Konsolosluğu’na IŞİD tarafından yapılan baskını ve alınan rehineler için:
“Türkiye’de barış sürecini sabote etmeye yönelik durumlar… Türkiye’de bununla ilişkili olarak, küresel yapıyla, projeye bağlı olarak hareket eden bir Ergenekoncu yapı da var” diye değerlendirmiş.
Hay, Ergenekon kadar kafanıza taş düşsün inşallah emi?
                                                  ***
Nihat Genç Oda TV de Kıyamet başladı başlıklı yazısında :
“Otuz yıldır Türkiye’de sosyoloji, siyaset bilimi, kültür cahili liberal yazarlar g.tüne kına yaksın, ortalık kan gölü ve geri dönüşü yok, kaç on yıl sürer bilen yok” demiş.
Ah be sevgili Nihat Genç, ah!
Sadece onlar mı?
Kültür cahili okumuş bilim adamı geçinen Atatürk düşmanı dönekler yok mu?
Nurullah Aydın’ın bir yazısındaki sözlerini hatırladım.
“Aydınlar, toplumda birlik ve beraberliği oluşturacak ortak değerler yerine kutuplaşmayı zıtlaşmayı çatışmayı besleyen kaynak olmuşsa, başka toplum değerlerinin savunucusu haline gelmişse, o toplumun değerleri altüst olur, sarsılır. Toplumsal çözülüş kaçınılmaz hale gelir” demişti.
Evet, işte aynen öyle oluyor.
Şimdi bu aydın geçinenler münasip bir yerlerine kına yaksınlar gerçekten de.
Sömürüye, esarete, mandaya, işbirlikçiliğe karşı olmak, ulusun çıkarlarını, onur ve haysiyetini her şeyin üzerinde tutmak yerine kendi çıkarlarını düşünen, Türkiye’yi çağın gerisine götürmek isteyen hainler meğer ne kadar da çokmuş!
Gün gelecek bu sütü bozuklardan mutlaka  hesaplar sorulacaktır.Bundan kimsenin kuşkusu olmamalıdır.
                                                ***
Lice’de bayrağımızın indirilmesi üzerinden henüz saatler geçmiş, bizler buna isyan edip, tartışadururken bomba gibi bir haber aldık.
Binlerce sivil Irak’lıyı hükümet üyelerini ve uluslar arası müttefiklerinin ölümlerinden sorumlu IŞİD denilen azılı terör örgütü Musul’u almış, Türk Konsolosluğunu basmış
Selefi ideolojiye sahip IŞİD, Irak, Suriye, Filistin ve Ürdün topraklarını içine alan bölgede Şeriat’a dayalı bir devlet kurmak isterlermiş.
Suriye’deki askeri gücünün 6-7 bin civarında olduğu, Irak’taki silahlı üyelerinin sayısının ise 10 binin üstünde olduğu tahmin ediliyor. Yani toplarsak, fazladan 25 bin kişi diyelim.  IŞİD ve lideri Ebu Bekir Bağdadi, ABD, AB ve Türkiye’nin “terörist örgütler listesinde yer alırken nasıl yakalanamadılar? Üstelik IŞİD yaralılarının Türkiye hastanelerinde tedavi gördüklerini bilerekten. Hayret!
O zaman aklıma şu geliyor.
Hem Amerika’nın hem de Türkiye’nin baskınlardan haberleri vardı.
(Ne de olsa sayın başbakanımız BOP eş başkanıdır.)
Malum ABD nin Ortadoğu Projesi (BOP) umduğu gibi çantada keklik olamamıştı. Şöyle bir beyin fırtınası yaparsak, Türkiye Avrasya’nın kilidi konumunda bir ülke olduğundan, Ortadoğu’nun su ve zengin petrol kaynaklarını ele geçirmek için BOP a dâhil edilmeliydi.
BOP projesi 1912 de Amerika başkanı Woodrow Wilson’un kendi ismiyle anılan Wilson İlkeleri ile çizilmişti.
12. Maddede “Osmanlı İmparatorluğu’nun Türk olan kısımlarına egemenlik hakkı tanınmalı fakat Türk olmayan halklara bağımsızlık verilmelidir.
Çanakkale Boğazı sürekli olarak, bütün milletlerin ticaret gemilerine açık olmalı, bu durum milletler arası garanti altına alınmalıdır” deniliyordu.
Yani, Türkiye sınırları içinde Kürdistan ve Ermenistan sınırları o zaman çizilmişti.
Kurtuluş Savaşı ve 2. Dünya Savaşının çıkması Wilson prensiplerinin amacına ulaşamadığını göstermişti.
 Amerika yıllar önce çizilen projeyi hep saklı tuttu.
Abdullah Gül’ün dışişleri bakanlığı sırasında “ABD Dışişleri Bakanı Powell ile 2 sayfalık 9 maddelik bir plan üzerinde anlaşma yapmasından sonra, Oslo anlaşması Türkiye’yi Amerika’ya göbekten bağlar konuma getirdi.
Amerika bu projesini uygulayabilmek için bizim başbakanı BOP eş başkanı yapmıştı.
Ergenekon, Balyoz gibi davalarla Türk Ordusunun çökertilmesi, aydınların ve subayların zindanlara kapatılmaları da hep bu anlaşmalar sonucu yapıldı.
Başbakanın paralel devlet yaptı, kumpas gibi sözleri aslında gerçekleri saptırmaktan başka bir şey değildir.
Irak’ı işgal ile başladılar, sonra Kürt-Türk ayrışımı yaparak Türkiye’yi bölmeye kalktılar sağduyulu davranan Türk Milleti bu oyuna gelmedi.
Suriye’yi dağıtmayı düşündüler Esat dişli çıktı bir halt edemediler, olan onca masum insanın hayatlarına oldu.
Sözün özü tüm olanlar Türkiye’yi kanlı savaşlara götürüp parçalamaktır. Bunun için Kürtçüleri, PKK yı kullanıyorlar, diğer yanda Irak’ı karıştırıyorlar.
                                                               ***
Lice’de bayrağımızın indirilmesi, başbakanın hesabı askere kesmesinde samimi olduğuna açıkçası inanmıyorum.
Bayrak bir milletin namusudur, onurudur.
Hem PKK nın yaptığı bunca olaya karşı aman çözüm sürecine zarar gelmesin diyerek askere emir verecek, elini kolunu bağlayacaksın, sonra da kafa tutacaksın.
Askere gelince, söz konusu bayrak olunca ölümü göze alıp o bayrağı indirtmeyecekti.
 12 Haziran2014

Bayrak - Gündüz Akgül
Şair (Mithat Cemal KUNTAY) ne güzel söylemiş, “Bayrakları bayrak yapan üstündeki kandır. Toprak eğer uğrunda ölen varsa vatandır.”
Güzel yurdumuzu vatan bilerek uğrunda ölen aziz şehitlerimizin kanlarından rengini, bu kanın üzerine düşen hilal biçimindeki ay ve bir yıldızdan, Ay ve Yıldızını alan Al Bayrağımız;
-Türk milletinin bağımsızlık ve varlık sembolüdür.
-Onurumuzdur.
-Namusumuzdur.
İnsanlar onur ve namusu için yaşarlar, bu değerlerin uğruna her zaman ölmeği çekinmeden göze alırlar.
Diyarbakır’ın Lice İlçesinde meydana gelen olaylarda, 2. Hava Kuvveti Komutanlığı’nın bahçesindeki direkte asılı Türk bayrağını indiren yüzleri kapalı kişileri lanetle kınıyorum.
Bir taraftan Kürt hakları diye avaz, avaz bağıracaksın, diğer taraftan Türk milletinin (Türk milleti tanımı içinde, Türk, Kürt, Laz, Çerkez ve Türk vatandaşı olan herkes yer olmaktadır) bağımsızlık ve varlık sembolü olan bayrağa büyük saygısızlık yaparak kendini Türk milleti içinde kabul tüm halklara saygısızlığın en büyüğünü yapacaksın.
Eğer bu bir provokasyan (kışkırtma) değilse, büyük bir aymazlık ve ülkeyi kaosa (kargaşa) sürükleyecek hainliktir.
Bu çirkin hareket kabul edilemez.
Başta Kürt haklarının savunucularının, bu hareketin kışkırtma olduğunun arkasına sığınmadan şiddetle kınamaları gerekmektedir.
Bayrak, hangi milletin, hangi devletin olursa olsun, o devletin bağımsızlık simgesi olduğundan saygı gösterilmesi gerekmektedir.
Bu lanetle kınanası olayı büyük önder Mustafa Kemal Atatürk’ten bir anıyla bitirmek istiyorum.
 “Atatürk İzmir’in kurtuluşunda halkın coşkun gösterileri arasında kalacağı evin önüne gelince, kapının önüne serilmiş bayrağı görünce durdu, Bu ipekten kocaman bir Yunan bayrağı idi. Üzerine basılarak geçilecek bir yol halısı gibi serilmişti. Kapıdaki kalabalık halk yalvarıyordu:
- Buyurunuz, geçiniz. Bizim öcümüzü alınız! Yunan Kralı, bu evden içeri, bizim bayrağımıza basarak girmişti. Siz lütfedin. Bu karşılıkla o lekeyi silin! Burası sizin şehrinizdir. Bu ev sizin evinizdir. Bu hak sizindir.
Atatürk, o yerde serili bayrağın önünde, bulunduğu noktada kaldı.
Çevresindekilere tatlılıkla baktı.
-O, geçmişse hata etmiş. Bir ulusun bağımsızlık simgesi olan bayrak çiğnenmez. Ben onun yanlışını tekrar edemem.
Bayrağı yerden kaldırttı, bembeyaz mermerlere basarak içeri girdi.”
Türk devletinin Ay yıldızlı Al Bayrağı onurumuzdur, gururumuzdur.
Onu hiç kimseye indirtmeyiz.

10.06.2014
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı

Tünay Süer: Taş olsa çatlar…
Başbakan Erdoğan’ın verdiği emirle İstanbul Taksim’de beş kişi bir araya gelse polis acımasızca saldırıyor. Ortalık savaş alanına dönüyor. Tabi bu arada fırsattan istifade PKK lılar araya karışıyor, tıpkı Güneydoğu’da yaptıkları gibi, molotoflarla, taşlarla, sapanlarla karşılık veriyorlar, etrafı yakıp yıkıyorlar.
Arada, suçları sadece demokratik hakları olarak protesto yürüyüşlerini yapmak isteyen
halk ve çevre zarar görüyor.
Başbakan sonra da televizyonlara çıkıp bunlar terörist, CHP kışkırtıyor vs, aklına ne gelirse atıp tutuyor.
Uzağa gitmeye gerek yok İstanbul’un göbeğinde yapılan olaylara bakın. Şişli meydanında Öcalan’a özgürlük stantları açmaya kadar vardırdılar işi.
Polis ne yapıyor tepki gösteren halkı gözaltına alıyor.
Bağcılar, Okmeydanı, Gazi Mahallesi gün geçmiyor ki olaysız olsun.
Terörist başının doğum günüymüş, bilmem neyin yıldönümüymüş, özgür kalmalıymış.
Bahane çok.
Yetti artık ya!
Bu sefer de LİCE deki olayları bahane etmişler.
Yol kesmek bunlarda, haraç almak bunlarda. Askeri karakolları basmak, askere, polise ateş açmak, her türlü tahriki yapmak bunlarda!
İşte dün de Tokat’ta toplanıp Lice’de yol kapatmışlar. Attıklar el bombaları ile bir astsubayımız yaralanmış.
Güvenlik güçleri ile aralarında çatışma çıkmış, iki kişi hayatını kaybetmiş.
Kaç askerimiz yaralandı veya şehit oldu tık yok. Bunlar eminim gizleniyor.
Bitlis - Hizan Karayolunun Bölükyazı - Çeltikli yol ayırımında yol kesip kimlik kontrolü yapan PKK'lılar, olay üzerine bölgeye gelen güvenlik güçlerine roket atar ve uzun namlulu silahlarla taciz ateşi açmış. 
Konuyla ilgili Bitlis Valiliğinden yazılı açıklama gelmiş. Özeti:
PKK'lılarca atılan roket mermilerinin bölgedeki bir hayvan sürüsüne (!)isabet etmesinden dolayı, yaklaşık 10 küçükbaş hayvan telef olmuştur. Ayrıca güvenlik kuvvetlerimizce kullanılan zırhlı araçlara ise 102 mermi isabet etmiştir. Ancak araçlarda herhangi bir hasar meydana gelmemiştir. Güvenlik güçlerimizin aynı sağduyusu ve kararlı tutumu devam edecektir.
(Hey Allahım! Şu beyanata bak ya, güler misin, ağlar mısın?)
İyi güzelde bu sağduyu nereye kadar devam edecek ha vali bey?
Memleketin bölünmesi resmileşene kadar mı?
Düşünebiliyor musunuz roketatar, uzun namlulularla saldırıyorlar zırhlı araçlara ise 102 mermi isabet ediyor ve asker karşılık vermiyor.
Ya bu araçlar zırhlı olmasaydı…
Vallahi ben de bu güvenlik güçlerinin sabrına şaşırıyorum.
Taş olsa çatlar ya…
Hakkâri’de taş ve Molotof kokteyli ile kışlaya saldırılıyor, kışlanın tabelasını yakıyorlar.
2.Hv. Kuvvetleri Komutanlığımızın bahçesine atlayıp Türk bayrağını indiriyorlar.
Velhasıl Türkiye’nin her tarafına çil yavrusu gibi dağılmışlar saldırıp duruyorlar.
Oralarda daha neler oluyor bilemiyoruz.
Başbakan halen çözüm süreci diyor, bakan efendilerin ağızlarında aman bu sürece zarar gelmemeliymiş sözlerinden başka bir şey işitmiyoruz.
Lanet olsun böyle sürece.
Ana Muhalefet CHP den bu konularda çıt çıkmıyor.
Sn. Kılıçdaroğlu memleket neredeyse alev alev yanıyor, Allah aşkına biraz bu konulara değin  bir şeyler yap lütfen.
Türkiye hızla iç savaşa doğru sürükleniyor. Bu gün gibi aşikâr artık.
Görmüyor musunuz?
Ey AKP ye gönül vermiş kardeşim, sende uyan artık, lütfen uyan.
                                           ***
PKK hem kel hem hodul, hiçbir saldırı cevapsız kalmayacaktır demiş.
Sanki saldıran bizleriz.
Ah! Ah… Şu başbakan, şu AKP başımızda olmasaydı da siz cevabı görseydiniz diyorum ben de.
Meydanı boş buldular tabi.
Aslında PKK’nın bir atımlık canı var.
Bizi bekleyen büyük tehlike esasında HSY (hâkimler ve savcılar yüksek kurulu) adalet bakanının emrine bağlandığı andan itibarendir.
İşte o zaman Türkiye tamamen bir padişahlık devrine girecektir!
Zaten cumhuriyetimiz sadece kâğıt üzerinde kaldı. Türkiye’yi tek adam yönetiyor.
Bunun adı da dikta rejimidir.
Bu sözleri aşağı yukarı dört senedir yazıyor, haykırıyorum.
Meclis AKP çoğunluğu ile işgal edilmiştir. Muhalefet partilerinin hiçbir önergesi geçmiyor, geçemez de.
Orada Milli İrade değil, sadece Tayyip iradesi var.
Ey muhalefet partileri aklınızı başınıza devşirin.
Adalet bakanının izin vermediği hiç bir soruşturma açılamayacak; yürütülemeyecektir!
Adalet bakanlığı kime bağlı?
Recep Tayyip Erdoğan’a tabi!
Alelusul yaptıkları yasa ile MİT istediği her şeyi yapabilecektir, adam dahi öldürse hesap sorulamayacaktır.
Seçim diye bir şey olmayacaktır ve seçimler tamamen laf olsun diye yapılacak, hep AKP kazanacaktır!
Esas tehlike bunlardır.
Çünkü hile yapsalar, kafa göz yarsalar da kimse haklarında dava açamayacaktır!
Aslında ne parti kalacaktır ne de marti.
Birleşin, birleşin, birleşin, boş hayallere kaptırmayın kendinizi.
Tüm olanlara rağmen ben asla umudumu yitirmiyorum zira gün gelecek bu halk uyanıp ayağa kalkacaktır. O günler de yakındadır, yakında.
Bu karanlıkları mutlaka yırtacak güneşe kavuşacağız. Yeter ki birlik olalım. Yeter ki uyuyanları uyandıralım.
Sevgiyle kalın
9 Haziran2014

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget