Tabulaştırılan Tayyip

R.T.Erdoğan’ı böylece tabulaştıran, peygambere benzetilen nice örnekler varken ve de basına yansımışken, ne yazık ki R.T. Erdoğan hiçbirine itiraz et

Tabulaştırılan  Tayyip
Siyaset dünyamızda dini siyasete alet ederek iktidarını sürdüren R.T. Erdoğan öylesine dini siyasi çıkar haline getiriyor ki, Kemal Kılıçdaroğlu’na “senin namaz kılarken çekilmiş bir resmin var mı” diyerek dini siyasete alet etmeyi zirveye çıkarıyor. Çağdaş dünyada Avrupalı bir lider, aynı sözü “senin kilisede ibadet ederken çekilmiş bir resmin var mı” biçiminde rakip bir parti liderine söylemiş olsa, inanın ö sözü söyleyen lideri tefe koyup perişan ederler. Çünkü çağdaş dünyanın demokratik ülkeleri bulundukları refah düzeyine laik demokrasi ile ulaşmış olduklarından laiklikten asla ödün vermezler. 
 “Nas ümmet” diyerek dinsel simgeleri kullanan ve de zaten laik demokrasiye asla inanmayan ve diliyle de söyleyen R.T. Erdoğan’ın, iktidara geldiği 2002’den bu yana fırsat bulduğu her ortamda dini siyasete alet ettiğini nice örneklerden biliyoruz. Almanya 180-200 yıldır kilise yapmazken, Türkiye’de durmadan oraya buraya cami yapılmasını sağlayan isteyen R. T. Erdoğan, iktidarı döneminde çokça cami yapmayı bilime hizmet ettiğini sanıyor. Fen liselerini es geçip durmadan imam hatip okulu açan dinci RTE ve varlıklı yandaşları fakirin çocuğunu imam hatip okullarına yönlendirirken, kendi çocuklarını Amerika ve İngiltere’de okutuyorlar. Kendilerini İslamcı gösteren yöneticileri, müsbet ilimle ileri giden Batılı çağdaş ülkelere bir baksınlar, hangisinde din ağırlıklı İncil hatip liseleri var? İmam hatip liseleri müspet bilim öğretmez sadece kendilerine biatçe sorgulamayan, araştırmayan, düşünmeyen nesiller yetiştirir. Dinciliği, şeriatçılığı ön plana çıkaran 50 civarındaki Müslüman ülkelere bir bakın hangisi çağdaş, hiçbiri değil; hepsi de tek adamla yönetiliyor, hepsinde de demokrasi yok, hepsi de çağın en gerisindeler, bu ülkelerin hiçbirinde yüzyıllardır bir icatlar (buluşları) yok.   
Ayrıca Diyanet İşleri Başkanlığının bütçesini şimdiye kadar görülmemiş düzeyde öylesine artırıyor ki üç beş yatırımcı bakanlığın bütçesinden de daha fazla bütçe ayırıldığına tanık oluyoruz.(2)  Yine İmam maaşları da sanki bir devlet memuru gibi bu yönetimde eski yönetimlere göre oldukça fazla artırıldığı görülüyor. Bir imamın yaptığı görev bir devlet memurunun yaptığı hizmet kadar olamaz. Çağdaş dünyada Avrupa’da din adamlarının devlet memuru gibi maaş almadıklarını görüyoruz, en son   Yunanistan’da maaş alan papazların maaşları hükümetçe iptal edilmiştir. Dini konulardaki yanlışları yüreklice çekinmeden söyleyen Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk şunları söylüyor. “Parayla namaz kıldıran imamların arkasında namaz kılınmaz haramdır”. (Eğer bunlar doğru ise Diyanet İşleri Başkanlığı neden halka yanlış uygulamaları ve hurafeleri söylemez, Diyanetin görevi halkı aydınlatmak değil midir). Bakıyoruz Diyanet İşleri Bakanı Amerika’da, İngiltere’de süper villalar satın almış, Hicazda almış olsa anlarım.
          “Anıtkabir’i yıkıp cami yapacağız”
Tabulaştırılan  Tayyip


Bilgisayarımda saklı duran Babası R. T. Erdoğan kızı ile yan yana fotoğrafı bulunan başı örtülü Sümeyye Erdoğan, günümüzde iç çatışmaların halen devam ettiği Suriye ile bağlantı kurulduğu o resimde şunlar yazılı idi:
“Suriye’de olan Devrim İslam’ın zaferidir. İnşallah çok yakında Türkiye’de Kemalist rejimi yıkıp yerine şeriatı kuracağız. Allah’ın izniyle ilk işimiz Anıtkabri yıkıp cami yapmak olacaktır”.
Yine aynı Sümeyye Erdoğan babası R.T. Erdoğan’la yan yana durdukları bir resimde aynen şunlar yazılıdır:
“Babam İslam aleminin halifesi sayılır, yolsuzluk yapmış olsa bile bunu İslamiyet için yapmıştır”. 
Görüldüğü gibi, R.T. Erdoğan kendi ailesi içinde aile üyelerince halife olarak görüyor. Oysa Halifelik öteki devrim kanunlarıyla birlikte 3 Mart 1924’te TBMM’nin kabul ettiği Üç Devrim Yasası’ndan biri olan 431 sayılı yasa ile hilafet bu ülkede kaldırılmıştır. Halifeliği tekrar getirmek isteyen kişiler laik anayasa hükmünce devrim kanunlarına muhalefetten yargılanması gerekir.
Batı ülkelerinin Osmanlıya göre gelişmesinin temel nedeni kilise ve devletin ayrılması... Toplumun, laik yasalarla yönetilmesidir.
Müslüman ülkelerde ise kutsallığın kaynağını oluşturan ve yaşamın her alanını düzenleyen tek yasa şeriattır. Şeriatla yönetilip ilerlemiş çağdaşlaşmış bir devlet yoktur.
Tabulaştırılan  Tayyip

Baba Recep Tayyip Erdoğan bir ay kadar önce “emr-i hak vaki oluncaya kadar buradayım” diyerek ölünceye kadar iktidarda kalmayı arzuladığını söylerken, kızı Sümeyye de “babam İslam aleminin halifesi” diyerek babasının halife olduğunu anlatmaya çalışarak onu tabulaştırıyordu. Bilmiyorum İslam devletlerinin içinde ömrünün sonuna kadar iktidarda kalmayı düşünürken, halife olmayı da düşünen başka bir devlet adamı var mıdır? 
Söz ettikleri İslam şeriatı ile zenginleşen çağdaşlaşan bir İslam ülkesi gösterebilir misiniz? Dünyada 50 civarında olduğunu bildiğimiz dini saikle yönetilen laikliğe hor bakan Müslüman ülkelere bir bakınız hangisi Batı anlamında ileri gitmiş çağdaşlaşmıştır. Hiç birisi değil, hepsi de “tek adam” la yönetiliyor hepsinde de de demokrasi yok, hepsi de çağın en geri ülkeleri ve hiçbirinde bilimsel bir buluşları yok, hepsi de çağdaş Batı ülkelerine muhtaçlar.
Ergün Poyraz’ın Takunyalı Führer kitabının 23. Sayfasında şunları yazıyordu: “Tayyip Erdoğan Türk kökenli değildi. Türklük şuuru da taşımıyordu. Zorunlu olmadıkça Türk sözünü kullanmıyor, Türklüğü ve Türk Milliyetçiliğini ayırımcılık olarak görüyordu. Tayyip’in 2004 Ağustos’unda Gürcistan gezisi sırasında şunları söylüyordu: “Ben Gürcü’yüm. Ailemiz Batum’dan Rize’ye göçmüş bir Gürcü ailesidir”.  (3)
Takunyalı Führer Ergün Poyraz 1.baskı 2010 sf 23 

Tayyibi tabulaştıranlar
“Müslümanlar derhal halife seçmelidir”!
Sadece Tayipler mi şeriat istiyor? Atatürk Devrimlerini es geçip her türlü dinciliği savunan kişi ve partiler şimdiki dinç iktidardan cesaret alan HÜDA PAR’a yakın Peygamber Sevdalıları Vakfı’nın İstanbul Bağcılar’da düzenlediği mitingde Vakıf Onursal Başkanı Mehmet Göktaş, derhal halife seçilmesi isteğini dile getirmiş. HÜDA PAR Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu’nun da aralarında olduğu kitleyi bulunca, ulema olarak gördüğü Diyanet’e ve iktidara şu çağrıyı yapmış:
“Buradan bütün ulemaya sesleniyorum, yöneticilere sesleniyorum. Bu ülkenin İslam adına söz söyleme hakkı olan bütün sevdalılarına, âlimlerine sesleniyorum. Eğer Allah’ı razı etmek istiyorsak, eğer Resul’ünün ruhunu şad etmek istiyorsak, eğer Gazze’nin kurtuluşu adına gerçekten ciddi bir adım atmak istiyorsak derhal halife seçmelidir. Müslümanlar halifesini seçmelidir artık. Yetmez mi yüz yıldır yetim kaldığımız, halifesiz kaldığımız, öksüz kaldığımız, süründüğümüz, parçalandığımız, bölündüğümüz yetmez mi? Onun için derhal en kısa zamanda Müslümanlar başına halifelerini seçmelidir. Hilafet çalışmaları başlamalıdır.”
Çağdaş dünyada Laik T. C. nin bir parti başkanı ve Laik T. C. nin Cumhurbaşkanının kızı Laik T. C. Anayasasına aykırı olan söylem ve eylem içinde bulunuyorlardı. Demokrasiyi ve laik düzeni özümsemiş olan Cumhurbaşkanına karşı bunları söyleyebilir miydi? Unutmayalım ki çağın en zengin refah içindeki ülkeler o zenginliğe laik demokrasi ile ulaşmışlar. “Demokrasi bizim için bir tramvaydır, amaçladığımız yere geldiğimiz zaman o tramvaydan ineriz” diyen demokrasiye inanmayan bir düşünce adamı ile çağdaşlığa ulaşamayız. Tramvaydan indi, arzuladığı tek adam yönetimini kurdu, ne oldu ülke düze mi çıktı?
(Bu satırları yazarken internete girmem gerekti. Birkaç ay önce İstanbul’da bir yürüyüşün videosu geldi. Videoda Suudi Arabistan bayrakları eşliğinde insanlar tekbir getiriyorlar, “hilafet hilafet” diye topluca slogan atıyorlardı.) Oysa Halifelik İslam tarihinde İslam toplumlarına felaket getirmişti, (Dört halifenin üçü- Osman, Ömer, Ali -katledildiler. Bir Kerbela olayı ile yüzyıllardır Müslümanlar matem tutuyor).
Unutmayalım ki ülkeden laiklik gider de şeriat düzeni gelirse, tıpkı Taliban Afganistan’ı gibi toplum perişan olur, en çok da kadınlar zarar görür. Bir zamanlar (Taliban sözünün geçtiği bir ortamda RTE şöyle demişti “Onlarla (Taliban) “bizim gönül bağımız var”).
Şimdi R. T. Erdoğan’ın insanlar tarafından örneklerini izlediğim video ve okuduğum kitaplardan nasıl   tabulaştırıldığına örnekler verelim.
Zaman zaman sosyal paylaşım sitelerinde ve öteki bazı sitelerden veya cep telefonuma gelen videolardan tabulaştırmaya örnekler vermek istiyorum.
Birkaç gün önce telefonuma gelen videoda, bir kadın “benim peygamberim Recep Tayyip Erdoğan” diye bağırıyordu. Yine başka bir videoda “ben karımla kızımı Recep Tayyip Erdoğan (RTE) ile yatakta görsem aklıma bir şey gelmez” diyordu. Yine genç bir kadın “yarap yarap benim ömrümden al Tayyibin ömrüne ver, çünkü o namaz kılıyor”. Başka bir videoda bir erkek, “karımla kızımı Tayyiple aynı yatakta görsem aklıma bir şey gelmez” diyordu.
İki yıl kadar önce, Batıkent’te bir marketin semtlere müşteri servis ring aracında dönüyorduk.  Pahalılıktan bahsederken biri “RTE ülkeyi iyi yönetemiyor” gibi eleştirel laflar edilince arkalardan bir genç kız aynen şöyle dedi, “size Tayibin bokunu yediririm ha, ne kötülüyorsunuz”!  Böylesine vatandaş RTE yi tabulaştırıyordu, 80 yaşını geçtim bir parti liderini böylesine tabulaştıran kimselere rastlamamıştım. 

Tayyip Musa peygamber soyundan “mı? 
 Bu yazıma tabulaştırma örnekleri kaynakları derlerken Ergün Poyraz’ın Takunyalı Führer kitabını okuyordum. Kitabın 35. Sayfasına gelince şunlar yazılı olduğunu gördüm. “Tayyip’in bir dönem basından sorumlu başdanışmanlığını yapan Akif Beki Tayyip için 18 Şubat 2009 tarihli Radikal Gazetesindeki köşesinde “Musa peygamber soyundan geliyor” diye yazıyor böylece onu tabulaştırıyordu”. 
“Tayyip’in baş danışmanlığını yapan Akif Beki, aynı zamanda CIA Ortadoğu Masası Şefi Graham Fuller’in en yakın dostları arasında yer alıyordu. Beki, “Erdoğan’ın Harfleri” adlı kitabının 14. Sayfasında, “şerler hayra dönüşüyor” başlığı altında şu cümleleri kullanıyordu:
“Ve Tayyip Erdoğan’ın harfler hiyerarşisindeki peygamberin karakteristik özelliklerini taşıyor hem de hayatı, bu peygamberin yaşam öyküsüyle paralellik gösteriyordu.” (4)
AKP Diyarbakır il Başkanı Ömer İleri il başkanı olarak seçildikten sonra 12 Ocak 2025'te yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanı Erdoğan’a Nuh Peygamber olarak benzetmesi yaptı: “Geminin kaptanı Nuh Peygamberse hiçbir endişeye kapılmayacağız…” dedi. (5)

"AKP'li Şener Yediyıldız, Recep Tayyip Erdoğan'ı peygamber ilan etti"
AKP’li vekilden 'seçim fetvası'
Tabulaştırılan  Tayyip
Cumhuriyet’ten Cemil Ciğerim’in aktardığına göre “AKP Ordu Milletvekili Yediyıldız bir vekil, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı peygamber benzetme yapmasının ardından 2023 seçimlerinde herhangi bir oyun 'kılınmayan namazdan, tutulmayan oruçtan, gidilmeyen hacdan daha önemli' olduğunu savunan 'seçim fetvası' açıklamıştır. Şenyıldız, geçen ay katıldığı bir nikâhta yaptığı konuşmada da “Sayın Cumhurbaşkanımızın sünnetini yerine getirmeden de defteri vermek istemiyorum” ifadelerini kullanmıştı.
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Mersin Milletvekili Alpay Antmen de görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşmış, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’ı konuyla ilgili açıklama yapmaya çağırarak, “AKP Ordu Milletvekili Şener Yediyıldız, Recep Tayyip Erdoğan’ı peygamber ilan etti! Nikâh töreninde “Sayın Cumhurbaşkanımızın sünnetini yerine getirmeden nikâh defterini vermek istemiyorum” diyor. 
AKP Düzçe Milletvekili Düzce İmam Hatip Lisesi mezunu olan Fevai Aslan’ın Allaha şirk koşan konuşması “Dünya liderliği kabiliyetinde ve Allahuteala’nın bütün vasıflarına toplamış bir lider Sayın Recep Tayyip Erdoğan var.
Türkiye rüşvet ve yolsuzluk kovuşturmalarıyla sarsılırken insanın inanılması çok akıl sağlığını bozacak hiçbir Müslümanın kabul edemeyeceği türden savunmalara geliyor. Başbakan bakan ve çocuklarının isimlerinin karıştığı olayları içeren telefon tapeleri belge ve fotoğraflar toplumda geniş yer bulup yankılanırken sözde Ak Partililer de savunmalarının dozunu artırmaya başladılar. Yolsuzluk ve rüşvet iddialarıyla dış güçlere ait paralel devlet adı altında birleşen gruplara bağlayan AKP lier sonunda yolsuzlukların nedenini akıllara zarar bir gerekçeye dayandırdılar. Ancak bu gerekçeye kadar gelen süreç biraz uzun sürdü. Bir dönem İstanbul’da metrobüs istasyon açılışında açtıkları pankartta Erdoğan’ı “son Osmanlı Padişahı” diye millete lansetmeye çalıştılar. Tayyip Erdoğan’a da bir nebze yaranabilmek ve çevresinde yer alabilmek için sınır tanımayan açıklamalarda bulunan AKP’liler Erdoğan’ı ikinci Peygamber ilan ettiler. Yetmedi sonunda kantarın topuzunu kaçırdılar. Son yolsuzluk soruşturmasıyla önü kesilmesi gerekenleri ileri sürdüğünde Erdoğan için akla ziyan öyle gerekçe ileri sürdüler ki bu kadar da olmaz dedirtti. AKP Düzce Milletvekili Fevai Aslan “bütün inanç değerlerini bir kenara bırakıp Başbakan Erdoğan için “Allah’ın vasıflarını taşıyor, onun için engellemek istiyorlar” deme mecburiyetinde bulundu. İşte insanın kanını donduran inanç dışı tanımlama: “Başımızda öyle bir lider var ki dünya liderliği kabiliyetinde ve Allahuteala’nın bütün vasıflarını toplamış bir lider sayılacak bir tayip Erdoğan var. (6)
         R.T.Erdoğan’ı böylece tabulaştıran, peygambere benzetilen nice örnekler varken ve de basına yansımışken, ne yazık ki R.T. Erdoğan hiçbirine itiraz etmemiş, benzetenleri uyarmamış, sanki bu benzetmelerden haz duyuyormuş memnun oluyormuş intibaını veriyor veya bunda siyasi bir çıkar umuyor olmalı. Yukarıda biz birkaç benzetmeleri aldık, daha da çokları var ama sayfalarımız yeterli değil. Oysa tüm bu dinsel benzetmeler kesinlikle dinen yasaktır, İslami ifadeyle günahtır. Bu benzetmeleri elbette R.T. Erdoğan biliyor olmalı ve duyuyor olmalı. Ne ki bu yanlışlığı bu peygamber benzetmelerini günah olduğunu Diyanet İşleri başkanlığı bile gerekli eğitici öğretici uyarıyı yapmıyor.                          
                                *
Trabzonlu yaşlıca Yaşar amca seçim günü seçim kuruluna gelerek “Tayyip Erdoğan'a burdan mı rey veriliyor? Diyor, “yanlış olmasın ha” diye de seçim kurulunu uyarıyor.
                                *  

          RTE nin su içtiği bardağı kutsal saydılar.
Kırıkkale’de günün konusu olan ve akıl sır ermeyen bardak...
AKP grup toplantısına katılan Kırıkkale heyeti tarafından çorlanan bardak, şükür özel bi muhafazayla Kırıkkale’ye sağ salim ulaştırılmış...
Tez vakit bardak görücüye çıkartılıp, vatanın milletin aydınlanması sağlanır... ne de olsa bu kutsal! bardakla recep Tayyip Erdoğan hazretleri su içmiş... (7)
En doğru yolu Atatürk gösteriyor:
“Bugün ilmin, fennin, bütün kapsamı ile medeniyetin ışığı karşısında filan veya falan şeyhin uyarmasıyla maddi ve manevi mutluluğu arayacak kadar ilkel insanların Türkiye medeni toplumunda varlığını asla kabul etmiyorum.
Efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en gerçek yol, medeniyet yoludur. Medeniyetin gerektirdiğini yapmak insan olmak için yeterlidir.” – 
Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ağustos 1925, Kastamonu.

Cevat Kulaksız kulcevat599@gmail.com

1)Tabu: Kimi eski, ilkel kavimlerde dinsel inanış olarak, kutsal kabul edilen, korkuyla karışık saygı duyulan, dokunulması ya da kullanılması yasak olan, aksi yapıldığında zararı dokunacağı düşünülen kimi insan, hayvan ya da nesne.
2)(Diyanet. Yıllık bütçe: ₺174.389.341.000 (2026); Personel sayısı: 140.859 (2023 yıl sonu itibarıyla)
3) https://www.youtube.com/watch?v=SCp-FlKVuQk
4)Takunyalı Führer Ergün Poyraz sf 35 1.baskı 2010
5)https://www.youtube.com/watch?v=eIhdJhqmkCo
6)https://www.youtube.com/watch?v=SCp-FlKVuQk
7)http://www.ilgazetesi.com.tr/…-kirikkalede/0119781/



Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget