Son Konular
Abbas Güçlü Ahmet Tan Alev Coşkun Ali Eralp Ali Sirmen Ali Tartanoğlu Alican Uludağ Altan Öymen Arslan BULUT Ataol Behramoğlu Atilla Kart Aydınlık yazarları Ayşenur Arslan Barış Yarkadaş Bedri Baykam Bekir Coşkun Bilim Teknik Bozkurt Güvenç Burak H. Özdemir Bülent Soylan Can Ataklı Can Dündar Celal Şengör Cengiz Önal Cengiz Özakıncı Cevat Kulaksız Ceyhun Balcı Coşkun Özdemir Cumhuriyet yazarları Cüneyt Arcayürek Deniz Kavukçuoğlu Doğan Kuban Dr. M. Galip Baysan Dünya haberleri Ece Temelkuran Ekonomi Emin Çölaşan Emine Ülker Tarhan Emre Kongar Erdal Atabek Erdal Atıcı Eren Erdem Ergin Yıldızoğlu Erhan Karaesmen Erol Manisalı Ertuğrul Kazancı Eğitim Ferhan Şensoy Fikret Bila Fırat Kozok Gündüz Akgül Güner Yiğitbaşı Güngör Mengi Güray Öz Gürbüz Evren Hakkı Keskin Hasan Pulur Hayrettin Ökçesiz Hikmet Sami Türk Hikmet Çetinkaya Hulki Cevizoğlu Hüner Tuncer Hüseyin Baş Işık Kansu Işıl Özgentürk Kemal Baytaş Kemal Kılıçdaroğlu Kurtul Altuğ Köşe Yazıları Kürşat Başar Levent Bulut Levent Kırca Leyla Yıldız Mehmet Ali Güller Mehmet Faraç Mehmet Haberal Mehmet Halil Arık Mehmet Türker Melih Aşık Merdan Yanardağ Meriç Velidedeoğlu Mine Kırıkkanat Miyase İlknur Mustafa Balbay Mustafa Mutlu Mustafa Sönmez Mümtaz Soysal Müyesser Yıldız Necati Doğru Necla Arat Nihat Genç Nilgün Cerrahoğlu Nuray Mert Nusret Ertürk Oktay Akbal Oktay Ekinci Oray Eğin Orhan Birgit Orhan Bursalı Orhan Erinç Rifat Serdaroğlu Ruhat Mengi Rıza Zelyut Sabahattin Önkibar Saygı Öztürk Sağlık Selcan Taşçı Serpil Özkaynak Sevgi Özel Sinan Meydan Siyaset Soner Yalçın Spor Sözcü yazarları Süheyl Batum Tarih Tarım Tayfun Talipoğlu Tekin Özertem Tülay Hergünlü Tülay Özüerman Tünay Süer Türey köse Türkiye Türkkaya Ataöv Utku Çakırözer Uğur Dündar Uğur Mumcu Vatan Yazarları Video Yakup Kepenek Yazı Dizileri Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Öztürk Yener Güneş Yeniçağ yazarları Yurt Yazarları Yüksel Pazarkaya Yılmaz Özdemir Yılmaz Özdil Zeki Tekiner Zeynep Göğüş Zeynep Oral Zulal Kalkandelen chp genel lozan muharrem ince Çiğdem Toker Ömer Yıldız Özdemir İnce Özgen Acar Özgür Mumcu Öztin Akgüç Ümit Zileli İlhan Cihaner İlhan Selçuk İlhan Taşçı İnci Aral İrfan O. Hatipoğlu İsmet İnönü Şükran Soner


Bir Taşla Üç Kuş - Güner Yiğitbaşı
Şeytanın aklına gelmez.

Oya gibi işlenen, önceden hazırlanarak uygulamaya sokulan, akıl almaz bir plan ve proje. Bravo doğrusu!

Planın, önemli ve son halkası olan, 29.Ekim.Cumhuriyet Bayramının ertesi, seçimlerin yapılacağı 1.Kasım Pazar gününün öncesi Cuma gününün tatil edildiği, kamu personelinin idari izinli sayılacakları karar, resmen açıklandı.

Bunda ne var? Bu uygulama, AKP iktidarının sürekli başvurduğu olağan bir uygulama demeyin lütfen.

Şöyle bir düşünün, 30.Ekim Cuma gününün tatil ilan edilmesiyle oluşan kesintisiz dört günlük tatil; siyasetten,seçimlerden, demokrasiden, ülkemizin yarar ve menfaatlerini düşünmekten, milli birlik ve beraberliğimizin çimentosu milli bayramlarımızın önemini kavramaktan uzak,miktarları azımsanamayacak hatırı sayılır bir kesimin arayıp da bulamadıkları bir imkandır.

Bu tatili fırsat bilerek otomobillerine, uçaklara ve otobüslere atlayarak yollara düşecek ve tatil moduna girecek binlerce kişinin, tatil rehaveti ve telaşı içinde, dört günlük tatil içine rast gelen 29.Ekim.Cumhuriyet Bayramınının kutlama ve coşkusuna ortak olamamaları nedeniyle, her milli bayramda olduğu gibi, Atatürk'ün ön plana çıkacağı ve anılacağı Cumhuriyet Bayramının coşkusuz ve sönük kutlanacak olması, bu iktidarın arayıp da bulamayacağı bir imkandır.AKP'nin bir taşla vuracağı üç kuştan biri budur.

Yine, tatil rehaveti ve telaşı içine giren ve kayıtlı oldukları seçim bölgelerinden ve seçim sandıklarından uzak yerlere giderek, bir vatandaşlık görevi olan seçme ve oy kullanma hakkını ve görevini yerine getirmekten imtina edecek ve oylarını kullanmaktan vaz geçebilecek binlerce seçmen yüzünden, seçimlere katılımın azalması, bundan yararlanacak olan AKP'nin, arayıp da bulamayacağı ve çok önemseyip özellikle  arzuladığı, ikinci ve önemli bir imkandır.Bu seçim kuşu da,AKP iktidarının bir taşla vuracağı ve  AKP iktidarına belki de hayat suyu verecek olan çok önemli ikinci kuştur.

Hepinizin bildiği gibi, AKP iktidarının ülkemizi kötü yönetmesinden kaynaklı olarak hortlayan terör yüzünden, turizmde çoğu dış rezervasyonlar iptal edilmiş ve ülke turizmi dibe vurmuş, turizm sektörü ve bu sektörden kazanılan dövizin azalması nedeniyle, devlet hazinesi büyük zararlar görmüş olup, bu nedenle ilk ve orta öğretimde okulların açılışını erteleyerek iç turizme canlılık getirmeye ve turizm sektörüne şirin gözükmeye çalışan AKP iktidarı, 29.Ekim Cumhuriyet Bayramını fırsat bilerek, 30.Ekim Cuma gününü tatil ilan edip dört günlük bir tatil yaratmak suretiyle, iç turizmi canlandırma ve seçim öncesinde turizm sektörüne yaranma çabası içine girmiştir.AKP iktidarının, bir taşla vurmak istediği üçüncü kuş da, turizm sektörüdür.

Ancak, AKP iktidarının kendi beklentilerine yarar sağlayan, bu bir taşla üç kuş vurma planı ve kurnazlığı; asla, demokrasimize, özgürlüklerimize,ülke insanına,ülkemizin birlik ve beraberliğine ve selametine, yarar sağlamayacaktır.

Şu husus da unutulmasın ki; 30.Ekim Cuma gününün tatil ilan edilmesi nedeniyle, dört günlük bayram tatiline çıkarak, 29.Ekim Cumhuriyet Bayramı kutlamasından ve bayramın coşkusuna katılmaktan uzaklaşma ve1.Kasım seçimlerinde oy kullanamama gibi risklere maruz kalacak olan bir kısım insanımız, uzatılan her bayram tatilinde olduğu gibi, trafik canavarının da önüne atılmaktadır.

Seçimlerin yenilenmesine, seçimlerin, başka bir  gün yokmuş gibi, 29.Ekim Cumhuriyet Bayramının hemen sonrasına denk getirilmesine ve 30.Ekim Cuma gününü de tatil ilan ederek, seçimlerin yapılacağı 1.Kasım Pazar günü dahil, ülkede dört günlük tatil icat edilmesine yönelik kapsamlı ve anlamlı bu planı yapan ve uygulayanları, yürekten kutluyoruz!

Belki bu arada başka makale yazamayız, bu nedenle, hepinizin 29.Ekim Cumhuriyet Bayramınızı şimdiden kutluyor, uzatılan tatile çıkacak olan yurttaşlarımızın da, tatillerini ayarlayarak, seçim sandığına gidip oy vererek yurttaşlık görevlerini yerine getirmek suretiyle, AKP iktidarının bu sinsi planını bozmalarını ve bu plana alet olmamalarını diliyoruz.

23/10/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

Sorumlu Başbakan'ın Sorumsuz Beyanları - Güner Yiğitbaşı
Tayyip Bey'in; bu ülkeye başkan olmak için megola idea (büyük fikir,büyük ideal) haline getirdiği projesine taşeronluk yapan Ahmet Bey; teşbihte hata olmaz, Tayyip Bey'in Başkan olabilmesi için, adeta canlı bomba olarak kendisini patlatıp yok olma ve Başbakanlığını kaybetme pahasına, başında bulunduğu AKP'yi tek başına iktidara getirme adına, 1.Kasım seçimlerine yönelik akıl dışı ve çok korkunç beyanlara imza atıyor.

20/10/2015 tarihinde Van ilimizde yaptığı seçim propaganda konuşmasında; AKP iktidardan inerse, yani AKP'ye oy vermez de AKP'nin ktidardan düşmesine katkı yaparsanız, buralara yine beyaz toroslar gelir diyerek, bölge halkını faili meçhul cinayetlere kurban olursunuz diye tehdit ederek korkutma gafletinde bulunmuştur.

Ahmet Bey, yine katıldığı bir televizyon programında; “..Ankaradaki terör saldırısında anket yaptık, oylarımızda yükseliş var, %43-44 bandına doğru yükselme trendi sürüyor”diyerek,Ankara katliamını, oylarının yükselişine adeta  gerekçe yapıyor.Böyle bir niyeti yoksa da, bu beyanıyla en azından kamuoyunda böyle bir algı oluşmasına neden oluyor.

Ahmet Bey'in gözü, seçim kazanmak ve taşeronluk görevinde başarılı olabilmek için, o kadar kararmıştır ki, terör ve canlı bombalarla halkımızın hayatlarını kaybetmelerinden, faili meçhul cinayetlerin halkımız üzerinde oluşturduğu korkulardan dahi medet umar hala gelmiştir.

Ülkemizin insanlarının can ve mal güvenliklerinden sorumlu olan Başbakanlık koltuğunda oturan Ahmet Bey; halkının can ve mal güvenliğini, canlı bombalara ve faili meçhul cinayetlere karşı koruyarak, bu olumlu icraatıyla halkının siyasal ve oy desteğini elde edeceğine, siyasal geleceği için, can ve mal güvenliklerinden sorumlu olduğu halkının canlı bombalara ve faili meçhul cinayetlere hedef olma kokularına bel bağlamış, adeta, canlı bombalara haydi görev başına imasında bulunma anlamına gelebilecek, seçim anketleri yaptırarak bunların sonuçlarını katıldığı televizyon programlarında açıkça ilan etmiştir.

Düşünebiliyor musunuz? Ülkemiz ve ülke insanı için ne kadar korkunç ve vahim bir durum.

Biz, yine de iyi niyetimizi koruyarak, Ahmet Bey'in, ülkenin asayişinden, insanların can ve mal güvenliklerinden sorumlu bir Başbakanı olarak, bu korkunç beyanlarında samimi ve gerçekçi olmadığını, seçim kazanmak için ayak üstü, ağzından bilinçsizce ve acemice kaçıveren beyanlar olduklarını ummak istiyoruz.

22/10/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

“Softa sınıfının din simsarlığına müsaade edilmemelidir. Dinden maddi menfaat temin edenler iğrenç kimselerdir. İşte biz bu vaziyete muhalifiz ve buna müsaade etmiyoruz. (1930)” Mustafa Kemal ATATÜRK
Sayın Genel Başkanıma İtirazım Var - Gündüz Akgül

İmam Hatip Okulları 03.03.1340 (1924) Tarih ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat (Eğitim Birliği) Yasasıyla büyük önder Mustafa Kemal Atatürk tarafından kurulmuş meslek okullarıdır…
Yasanın 4. Maddesi aynen şöyledir…
Madde 4- Maarif Vekâleti yüksek diniyat mütehassısları yetiştirilmek üzere Darülfünunda bir İlahiyat Fakültesi tesis ve imamet ve hitabet gibi hidematı diniyenin ifası vazifesiyle mükellef memurların yetişmesi için de ayrı mektepler küşat edecektir.
Altını çizdiğim bölümün günün Türkçesiyle anlamı şudur…
“İmam ve Hatip gibi din hizmetlerini yürütecek memurlar yetişmek için İmam ve Hatip Okulları açılacaktır” 
Büyük önderin bu okulları kurmaktaki amacı dini hurafelerden ve cahil din adamlarının elinden kurtarmaktı…
Meslek okulları olarak bu amaçla hizmet ettikleri sürece, kurucusu CHP’nin bu okullara hiçbir itirazı olmaması gerekmektedir…
Ancak Turgut Özal dönemi ile başlayan ve meslek okulları olarak İmam ve Hatip yetiştirmekle kalmayarak tüm üniversitelere girmek hakkı verilmekle, durum değişmiş, laik eğitim gün geçtikçe dini eğitime, devlet kadrolarını işgal eden bürokratlar dindar ve dindar olmayan ayırımına tabi tutulmuştur…
Bu durum AKP’nin 13 yıllık iktidarı döneminde tavan yapmış, nerede ise bütün okullar İmam Hatip Okuluna dönüştürülerek, yurttaşlar çocuklarını gönderecek düz liseler bulmakta zorlukla karşı karşıya bırakılmışlardır…
Durum böyle iken 20.10.2015 tarihinde Fatih Altaylı’nın Haber Türk’te sunduğu teke tek programına katılan CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçdaroğlu’nun söylediklerinin bir bölümüne itirazım var…
  55 yıllık CHP seçmeni ve 19 yıllık üyesi ve delegesi olarak parti içi demokrasi gereği özgürce eleştiri hakkımı kullanarak, Genel Başkanımın “İmam Hatip Okulları ile bir sorunumuz yoktur” tümcesine itiraz ediyorum…
Meslek Okulu olarak işlev gördüğü sürece, Genel Başkanımın dediği gibi İmam Hatip Okullarına hiç birimizin itirazı olmadığı gibi bir sorunumuzda olamaz…
CHP’nin hiçbir zaman kutsal dinimizle bir sorunu olmamıştır ve olamaz. CHP’nin istediği dinin siyasallaşmaması ve bu nedenle tartışma konusu yapılmamasıdır…
Din üzerinden siyaset yapanlarda ısrarla dini siyasallaştırmaya çalışıyorlar. Karşı olduğumuz durum budur…
Bu haklı gerekçemizi de “CHP dine karşıdır” şeklinde istismar ediyorlar…
Bir meslek okulu olarak açılan, ancak bu gün bu işlevinin dışına çıkarak imam ve hatip kadrosunun çok dışında çok fazla mezun veren ve devlet kadrolarını her kademesini dolduran hallerine itirazımız var…
Ayrıca İslam dinine göre kadınların İmam ve Hatip olamayacakları gerçeği karşısında yüzlerce Kız İmam Hatip Okullarının açılışı da anlamladır…
Kamuoyunda oluşan algı İmam Hatip Okullarının AKP’nin arka bahçesi olduğu şeklindedir…
Uygulamalar bu algıyı doğrular niteliktedir…
İmam Hatip Okullarının meslek okulu olarak kalmasına itiraz edenler,  İmam Hatip Okuluna gönderdiği çocuklarının eğitim hakkının engellendiğini, İmam Hatip Okuluna gönderdiği çocuklarının Yargıç, Cumhuriyet Savcısı, Kaymakam, Doktor olarak meslek sahibi olmasını istediği gerekçesine sığınıyorlar…
Böyle düşünenlere,  İmam ve Hatip olmanın dışındaki bu meslekleri istiyorsanız çocuklarını düz liselere göndermek varken, neden İmam Hatip’te ısrar ettiklerini sormak gerekir…
Eminim ki verecekleri yanıt “çocuklarımız dinlerini öğrensinler” olacaktır…
Tüm ortaöğretimde Din Kültürü ve Ahlak öğretimi dersi olduğuna ve fiilen din dersi olarak öğretildiğine göre bu gerekçenin pek geçerli olmadığı görülecektir…

22.10.2015
Gündüz AKGÜL 
Emekli Cumhuriyet Savcısı

Beyaz Toros Tehdidi - Güner Yiğitbaşı
Bir Başbakan düşünün ki; ülkemizin çok önemli, adeta hayati iç ve dış sorunları varken, tüm dikkatini,çalışmasını ve çabasını bu sorunların çözümüne teksif edeceğine, 1.Kasım seçimlerini ve seçim propaganda çalışmalarını öncelikli mesele olarak kabul ediyor.

Sayın Başbakan seçim kazansa, tek başına iktidar olsa ve hatta tek başına Anayasayı değiştirebilecek çoğunluğu elde etse ne olacak ki?Bundan yararlanarak başkanlığını ilan edecek ve Saraya yakışan yeni bir yönetim sistemi kuracak olan Tayyip Bey.

Ahmet Bey, seçim beyannamesiyle seçmenlere birçok şey vaat etti. Bize göre, bu vaatlerin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.Zira, seçim vaatleri arasında bir madde var ki; buna göre, Ahmet Bey seçim kazanarak iktidar olursa, bindiği dalı kesecek ve ülkenin parlamenter sistemini değiştirerek, başkanlık sistemine geçiş konusunda çaba sarf edecekmiş. O zaman, diğer ekonomik vaatlere ne gerek var?Başkanlık sistemine geçilirse, kendisi başkan olamayacağına göre,vaatlerini nasıl yerine getirebilecek?Başkan olacak olan Tayyip Bey ise; haklı olarak diyecek ki; bu vaatleri ben yapmadım, bu vaatler ile ben bağlı değilim,Ahmet Bey'in vaatleri beni ilgilendirmez.

Haydi buyurun cenaze namazına.

Seçim kazanması halinde düşeceği bu açmazları düşüneceğine, Ahmet Bey hala ortalıkta dolaşmakta ve Ankara katliamından sonra hükümet sözcüsü ile halkımızdan ve muhalefet partilerimizden toplumu germemelerini, dillerine ve üsluplarına dikkat etmelerini,gerginlik yaratacak beyanlardan kaçınmalarını rica etmesine rağmen, 20/Ekim/2015 tarihinde Van ilimizde yaptığı seçim mitinginde, AKP iktidardan indirilirse,buralarda terör çeteleri dolaşacak, beyaz toroslar (doksanlı yılların faili meçhul cinayetlerini işleyenleri temsil eden, onların kullandıkları reno marka beyaz toros otomobiller kastedilmektedir) dolaşacak diyerek, bölge halkına ve seçmenlere faili meçhul cinayetleri hatırlatarak korku salıp, gererek tehdit etmektedir.Bu ne perhiz,ne lahana turşusudur? Anlayabilen beri gelsin.

Ahmet Bey, sorumlu bir Başbakan olarak, halkımızdan ve muhalefet partilerimizden istediği suhuleti,aklı selimi ve yumuşak üslubu, önce kendisi göstermek zorundadır.Keskin sirkenin kabına zarar vereceğini ne zaman anlayacaklar bilemiyoruz.İşte ağızlarına ve yüzlerine bulaştırdıkları, ülkemizi Ortadoğu batağına sokan ve kan gölüne çeviren, gayri milli, din ve mezhep eksenli yanlış ve tehlikeli Suriye politikasına göre, sözüm ona on beş gün içinde Esat'ı düşürecekler ve  Şam'a gidip Cuma Namazı kılacaklardı.

Bugün bakıyoruz, yıllar geçtiği halde Esat dimdik ayakta ve dış ülke gezmesine çıkarak, desteğini almak ve kendisinin de içinde bulunacağı geçiş süreci ve sonrasında da iktidarını sürdürme görüşmeleri yapmak üzere Rusya'ya gitmiş ve Putin ile görüşüyor. Tayyip Bey de, bugünkü (21/10/2015) Milli Güvenlik Kurulu toplantısına girmeden önce, açığa düşmemek için, Putin ile telefonla görüşmek zorunda kalıyor.

Vah bu ülkenin ve insanlarının haline.

Bu nedenle 1.Kasım seçimleri, ülkemiz ve insanlarımız için olmak ya da olmamak anlamına geliyor.Kendi düşen ağlamaz konumuna düşmemek için, aklımızı başımıza toplayarak, AKP iktidarının defterini demokratik yollardan dürmek zorundayız.

Sakın unutmayınız değerli okurlar.

21/10/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

Çankaya Belediyesince Sokak Hayvanları İçin Sağlık Ocağı Açıldı
Çankaya Belediyesince Çayyolu Koru Mahallesi Yeşiltepe Mevki Ali Rıza Bey Ormanları Üstünde Sokak Hayvanları Geçici Bakımevi yani sokak hayvanları için sağlık ocağını törenle açıldı.
Açılış törenine CHP Genel Başkan yardımcısı Tekin Bingöl, CHP Ankara İl Başkanı Adnan Keskin, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen, CHP Encümen üyeleri, Çankaya Muhtarları,  partililer, yöre halkı ve anaokulu öğrencileri bazı okullardan gelen öğrenciler katıldılar.
Münye ile birlikte binlerce sokak hayvanlarının aşılanması, kısırlaştırılması ve küpelenmesi [i] ve tedavi işleri için Çankaya Belediyesinin büyük gayret ettiği öğrenildi. Sokak Hayvanları için açılan bu sağlık ocağı, Koru, Çayyolu, Ahmet Taner Kışlalı, Yaşamkent, Dodurga, Konutkent, Alaçtı adlı mahallerin tümüne hizmet vereceği açıklandı. Bu sağlık ocağında çevrede yakalanan sokak köpeklerinin kısırlaştırma, küpelenmesi, aşılama ve tedavileri için kullanılacağı; içerisinde ameliyathane, aşı odası yavrular için oyun üniteleri yer alacağı; aynın yerde hekimler ve sağlık öteki sağlık destek ekiplerinin olacağı açıklandı.
Açılış konuşmasını yapan Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen şunları söyledi:
“-Göreve geldiğimiz günden itibaren görevimizin başında sokak hayvanları gelmekte. Her canlının yaşama hakkı var, her hakkının yaşama hakkına saygı duymak zorundayız. Hele son aylarda insanın yaşama hakkının bile gözetilmediği bir ortamda sesimizi daha bir gür sesle dile, gündeme getirmeliyiz. Sokak hayvanlarını çocuklarımızın sağlığı için belli bir noktada kontrol etmeliyiz. İnsanların ve hayvanların ortak olarak birbirini rahatsız etmeden sürdürmesi gerekiyor. Bu istasyon bu anlamda önemlidir. Ankara’da en büyük hayvan barınağı Çankaya Belediyesi’nin Münye’deki barınaklarıdır. Sokak hayvanları noktasında aşılamada, küpelemede, kısırlaştırmada bütün birinci sırada olan belediyesiyiz. Burada açacağımız geçici hayvan istasyonumuz Koru, Ahmet Taner Kışlalı, Ümitköy, Alacaçatı, Konutkent gibi mahallelere hizmet verecek.
Bu istasyonumuz çevrede yakalanan hayvanların kısırlaştırma, aşılama ve tedavisi için kullanılacak. Bu istasyonumuz 50 hayvan kapasiteli, Münye’deki ve buradaki hayvan sayısı Türkiye’deki birçok hayvan barınaklarına eşit bir sayı. Bu durak istasyonumuzda ameliyathane, tedavi, aşı odası ve yavrular için oyun üniteleri ve eğitim alanı da bulunuyor. İstasyonda iki hekim ve çeşitli personel görev yapacak.

 Kanun noktasında sokak hayvanlarının işi ilçe belediyelerinin işi değil, büyükşehir belediyelerinin görevi, büyükşehir belediyelerinin görev alanına giriyor. Çankaya’da da sokak hayvanlarının sorunu ciddi bir sorun. İlçe belediyesi olarak biz görevimizi yaparken, artık Büyükşehir belediyesini de görev yapmaya davet ediyorum. Çankaya’da sokak hayvanları olarak Büyükşehir belediyesinin mevzuat olarak kendi aslında görevi olarak bu konuda hizmet beklediğimizi, bütün Çankaya’lılar adına da Büyükşehir belediyesine duyurmak istiyorum ve duyuruyorum.
Çankaya Belediyesince Sokak Hayvanları İçin Sağlık Ocağı Açıldı
Hayvan barınağında sağlık, kısırlaştırma yanı sıra seminer, panel broşür gibi çok eğitici faaliyetlerde de bulunuyoruz. El ele ortak geliştirdiğimiz projeler de var. Bu bağlamda on farklı projeyi yürütüyoruz.
Bu güne kadar 1100 sokak hayvanını sahiplendirdik; 2400 sokak hayvanını kısırlaştırarak küpelendirdik. Eğitim çalışmaları yanında 2400 çocuk sokak hayvanları hakkında bilgilendirildi; 20336 hayvan da barınakta tedavi edildi. Çankaya da ne kadar sokak hayvanı olduğu böylece ortaya çıkar. Bu konuda, Büyükşehir belediyesini Çankaya belediyesine hizmet etmeye davet ediyorum. Çankaya Türkiye’nin temsil edildiği bir merkezdir, bir ilçedir; burada diplomatlar var, yabancı misyonlar var. Bu noktada yurt dışından gelen insanlar olara yurt temsili için Çankaya’ya da sokak hayvanları çok önemli ve burada on binlerden bahsediyoruz. Biz bu konuda görev yaparken, Büyükşehir belediyesini de görevini yapmasını davet ediyorum. 4317 sokak hayvanına aşı yapıldı, on farklı alanda da beslenme alanları oluşturuldu, Orman bakanlığından alınan 1200 mikrocip sokak hayvanlarına takıldı. İnternet ortamında barınakta kalan hayvanların resimleri güncellendi. 50 adet geri dönüşüm kulübesi alındı. Bu konudaki rakamlar ve çalışmalarla Çankaya belediyesini birinci sıraya koydu. Bütün canlılar gibi sokak hayvanlarının da yaşama hakkı vardır”.

 Açılış töreninde CHP Genl. Başk. Yardımcısı Tekin Bingöl de şunları söyledi:
Çankaya Belediyesince Sokak Hayvanları İçin Sağlık Ocağı Açıldı
“ (Tekin Bingöl, “halkla aramızdaki barikatları kaldıracağız, onun için bu şeriti kaldıralım” diyerek, kürsü ve önünü kare şeklinde saran bariyer görünümlü şerit kurdeleyi kaldırınca bir alkış koptu).
“-Gerçekten yoğun günlerden geçiyoruz, etkinlikler ve toplantılar bir dizi devam ediyor. Bir miktar geciktik, ama ben özellikle çocuklarımızdan ve gençlerimizden bu gecikme nedeni ile özür diliyorum. Çünkü gençlerimiz ve çocuklarımız bizim geleceğimiz, umudumuz TC ni ilelebet yaşatacak olan bizim çocuklarımız ve siz gençlersiniz. Onun için sizden özür diliyorum gecikme nedeni ile. Gerçekten çok mutluyuz, çünkü pırıl pırıl çocuklarımız en küçük art niyet ve küçük hesap gütmeden çocukluklarını ve gençliklerini taşıyan çocuklarımızla ve gençlerimizle beraberiz, onun için mutluyum. Ülkemizin ve bizim dünyada canlıları korumak gibi çok önemli bir görevimiz var. Ama gelin görün ki kazanma hırsı hava tahribatını, çevre kirliliğini bütün dünyada sorunların başına gelip oturttu. Pekiyi ya hayvanlara yapılanlar, bunlar da işkence düzeyine ulaştı ve maalesef çocuklarımız kadar saf, temiz, masum hayvanlar sokaklarda katlediliyorlar. İşte bunun önüne geçmek zorundayız. Bakın sevgili çocuklar Birleşmiş Milletlerin Evrensel Çocuk Hakları Beyannamesi var. Aynı şekilde yine Birleşmiş Milletlerin Evrensel Hayvan Haklarını Korum Bildirgesi var. Yapılacak bir tek şey var ülkemizde ve dünyada eğer biz de o beyannameyi imzalamışsak Hayvan Hakları Beyannamesini imzalamışsak bütün Türkiye’de laikiyle uygularsak, inanın sokaklarda ve caddelerde ve kuytu köşelerde ne hayvanlara işkence yapıla bilir, ne de hayvanlar katledilirler. Burada gençlerin ve çocukların olması çok önemli, çünkü çocuklarımıza daha küçük yaşta iken çevre bilincini aşılamak, hayvan sevgisini aşılamak çok ama çok önemli, çünkü bırakacağımız olan dünyayı koruyacak olan çocuklarımız ve gençlerimiz. Eğer bu bilinçle büyürse, inanın dünyada ve ülkemizde hem çocuklarımız rahat bir yaşam tarzı sürerler, hem de çevremiz korunur, hayvanlara da hak ettikleri değer verilir.
Bakın Ankara’da ilk kez 1996 yılında açıldı 100. Yılda. Kim açtı CHP li Çankaya belediyesi açtı. Ondan sonra yaygınlaştı. Bütün belediyelerimiz bu konuda son derece duyarlı, Türkiye’nin neresinde olursa olsun, bizim belediyelerimiz bu konuda çok hassaslar ve bu gün açacağımız tesisiler gibi, nitelikli, kaliteli tesisleri açmaya devam ediyorlar. Hiçbir hayvanın canının yanmasına müsaade etmedik, etmeyeceğiz”
Daha sonra tesisin açılış kurdelesi kesilerek, tesisler gezildi.

Cevat Kulaksız
ckulaksizster@gmail.com
DİPNOT


[i]  Küpelenme, özellikle sokak hayvanları veterinerce hastalıklara karşı kontrol edilip aşısı da yapıldıktan sonra, hayvanın kulağına numaralı sarı renkli bir küçük plaka takılır, buna küpelenme denir. Küpelenen hayvan tehlikesizdir.

Diyarbakır Baro Başkanının Başına Gelenler
Diyarbakır Baro Başkanının; CNN Televizyonunda katıldığı Tarafsız Bölge programında yaptığı konuşmada, “PKK bir terör örgütü değildir” demesi üzerine başına gelenlere hepimiz tanık olduk.

Diyarbakır Baro Başkanının bu sözünün; hukuken, PKK terör örgütünün propagandasını yapmak ve örgüte yardım etmek ve övmek anlamına gelip gelmediğini, bu yazımızda enine boyuna tartışacak değilsek de, bize göre, baro başkanının bu sözü, PKK terör örgütünün propagandasını yapmak ve örgüte yardımcı olmak,onu övmek amaç ve kastıyla söylediği kabul edilemez.Bu beyan, tartışmanın bütünlüğü içinde ele alınarak, Anayasal bir hak ve aynı zamanda demokrasinin olmazsa olmaz ilkelerinden olan, düşünce ve düşüncenin açıklanması özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir.

Her şeyi bir yana bırakalım, bu sözlerinden dolayı İstanbul Bakırköy C.Başsavcılığı tarafından hakkında açılan soruşturma nedeniyle Diyarbakır Baro Başkanına uygulanan yöntem, açıkça usul yasamıza aykırıdır, kendisinin kaçma şüphesi yoktur, Diyarbakır Adliyesinde makam odası bulunan bir Baro Başkanı olup, bugünkü teknoloji ve UYAP avantajları kullanılarak, Diyarbakır C.Başsavcılığı kanalıyla, suçlamayla ilgili sorgusu yaptırılabilir veya bizzat Bakırköy Adliyesinde  hazır bulunması isteniyorsa da, adına davetiye çıkarılması veya telefon mesajı ile Bakırköy C.Başsavcılığına çağırılması mümkündür.

Ne yazık ki, en güvendiğimiz kurumlardan biri olması gereken yargımız, giderek siyasallaşmakta ve üst düzey yönetim kadrolarındaki idarecilerimizin sorumsuz beyan ve demeçlerinden etkilenen yargı, usul yasalarını bir kenara koyarak, suçlamaya konu eylemle ve şüphelinin görev ve içtimai konumuyla bağdaşmayan sert ve yasa dışı tedbirlere başvurabilmektedir.

Diyarbakır Baro Başkanına yapılan uygulama, aynı zamanda, günün koşullarına uyan çifte standart bir uygulamadır.

Defalarca yazdık, 7.Haziran seçimleri öncesinde, henüz, sözde çözüm süreci masası devrilmeden önce, özellikle Doğu ve Güneydoğu bölgelerimizin il ve ilçelerinde, silahlı PKK militanları alenen dolaşmakta, mahkemeler kurup, vergi toplamakta, özel güvenlik birimleri kurarak yol kesip kimlik kontrolleri yapmaktaydı.

PKK'nın doğal lideri ÖCALAN ile devletin yetkilileri masaya oturarak, sözde barış müzakeresi yapıyorlardı, ÖCALAN; PKK lideri ve hükümlü olduğu halde, bir dediği AKP iktidarı tarafından iki yapılmıyor, her istediği talep yerine getiriliyordu.ÖCALAN, en ziyade müsaadeye mazhar suçlu ve hükümlü konumuna getirilmiş ve eşitlik kuralına ve yasalara aykırı olarak, kendisine, yazılı olmayan çok özel bir infaz sistemi uygulanıyordu ve halen de uygulanmaktadır.

PKK lideri ÖCALAN'ın ayağına, kendisiyle görüşme yapmaları için, devlet imkanlarıyla HPP'li milletvekilleri gönderiliyor, Nevruz kutlamalarında Diyarbakır meydanında okunmak üzere konuşma metinleri hazırlaması için, gözünün içine bakılıyordu. Tüm bunlar, PKK terör örgütünü görmezlikten gelen, onu adeta suç ve terör örgütü olmaktan çıkararak aklayan, PKK terör örgütünün barıştan yana iyi bir örgüt olduğunun propagandasını oluşturan,ÖCALAN'ı, adeta Nobel Barış Ödülü adayı haline getiren, PKK örgütü militanlarına yardım eden eylem ve davranışlar değil miydi?

Bu hoşgörü ve gerçek suçluların ve teröristlerin üzerine gidilmemesi nedeniyle, 7 Haziran seçimleri sonrasında, bölgeyi silah ve cephanelerle donatan PKK tarafından günahsız onca vatan evladı şehit edildi ve öldürüldü.

Bu olup bitenlerden sonra,düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğü çerçevesinde söylediği bir sözden dolayı, Diyarbakır Baro Başkanını gözaltına alarak sorgulayan savcılarımızın şahsında, ilgili tüm savcılarımıza buradan soruyoruz, 7.Haziran seçimleri öncesinde vukubulan ve  geçmişte kalan tüm bu olup bitenler karşısında, kime veya kimlere ne yapıldı?

Şimdi ne yapılıyor? Yeri yurdu belli, Adliye binasında makam odası olan Diyarbakır Baro Başkanı hakkında yakalama kararı çıkarılarak gözaltına aldırılıyor ve sorgulandıktan sonra serbest bırakılıyor.

Yapılmak istenen, korkutmak ve gözdağı vermektir.

Biz istersek, çifte standart bir uygulama da olsa, yasa, usul falan tanımayız, Baro Başkanı da olsa, insanı gözaltına alır, sorgulatır ve daha sonra serbest bıraktırarak korkuturuz ve huzursuz ederiz, ayağınızı denk alın mı denmek isteniyor?

Onun için, 1.Kasım seçimleri, demokrasimizin ve özgürlüklerimizin dönüm noktası ve sigortası olacaktır.Bu böyle biline.

21/10/2015
Güner YİĞİTBAŞI 
İzmir Barosu Üyesi Avukat    

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget