AKP iktidarı sayesinde, ülkenin acil çözüm bekleyen sorunları yerine, ülke çapında muhalif belediyelere yönelik olarak açılan siyasi davaların duruşmalarını takip edip tartışıyoruz. Yani, ülkenin yararına olmayan yapay meseleleri tartışarak havanda su dövüyoruz.
İBB Başkanı İMAMOĞLU ve arkadaşları hakkında açılan davanın
duruşmaları ülkemiz için gündem oluyor. İMAMOĞLU'nun savunma hakkının
kısıtlandığından dem vuruyoruz.
Aslında, yargılamanın başında, iddianamenin okunmasından
sonra yapılan yargısal işlem, sanıkların sorgularının yapılması işlemidir, savunma
alma değildir.
Yargılamayı yapan hakimler heyeti; bu sorgu safhasında, iddianamede
sanığa yöneltilen suçlamalara konu edilen iddiaları hatırlatırlar ve bu
iddialarla ilgili olarak ne diyeceğini sanığa sorarlar. Bağımsız ve tarafsız
bir mahkeme iddianame ile bağlı değildir, bu iddiaları peşinen kanıtlanmış
sayamaz, duruşma öncesinde, duruşmaya hazırlık döneminde dosyada mevcut
delilleri ve iddianameyi okurken maddi hakikate ulaşmak ve eylemin hukuki
tavsifini doğru yapabilmek adına, sanığa soracakları soruları belirleyerek not
alır ve duruşma açıldığında sanığın sorgulanması safhasında bu soruları sanığa
sorarak cevaplarını almaya çalışırlar. Bu sorular, tarafsız ve bağımsız yargıda,
maddi hakikate ulaşmaya yönelik sanığın lehine ve aleyhine sonuçlar
doğurabilecek sorulardır. Hakim'in yargılamadaki ve doğru kararı vermekteki
başarısı, bu sorgu aşamasının başarılı geçmesiyle doğru orantılıdır.
Uygulamada; bu sorgu aşaması savunma aşamasıyla
karıştırılmaktadır. Aslında farklı kavramlardır.
Hakimler dahi, iddianame okunduktan sonra sorguya
başladığında, sanığa, haydi savunmanı yap derler ve bu yanlıştır.
Evet sorguda sanığa sorulacak sorulara sanığın vereceği
cevaplar, genellikle hakkındaki iddiaları inkara ve bu iddiaların doğru ve
gerçek olmadığına ve kendisini savunmaya yönelik olsa da, yapılan işlem
sorgulamadır. Sanık yönünden sorgulamada kendisine yöneltilen iddialara ve
kendisine sorulan sorulara vereceği cevaplar, içerik itibariyle bir ön savunma
niteliğindedir.
Çoğu avukat arkadaşımız da, özellikle müvekkili sanık
tutuklu ise, sorgudan hemen sonra veya oturum kapatılırken, tahliye talebine
esas olmak üzere, müvekkilinin suçsuz olduğuna yönelik savunma yapmakta ve
tahliye istemiyle yetinmeyerek, nihai savunmasını yapmış gibi, müvekkilinin beraatine
de karar verilmesini talep etmektedir. Tahliye talebine gerekçe olarak yapılan
kısa savunma, savcının esas hakkındaki mütalaasını sunmasından sonraki aşamada
yapılması gereken nihai savunma değildir. Tahliye talebiyle yetinilmelidir.
SANIKLAR;
Sorgu aşamasını müteakip, delillerin ortaya konulması, ikamesi
ve tartışılması sonrasında,
Gerçeğe ulaşma yönünden şayet eksik kalmışsa, mahkemece
resen veya tarafların talepleriyle yapılacak olan kovuşturmanın genişletilerek
tamamlanmasından,
Ve iddia makamından esas hakkındaki mütalaasının
alınmasından sonra gelinen bu son noktada,
Haklarındaki iddialarla ilgili olarak toplanan ve tartışılan
dosya içeriği tüm delilleri değerlendirip bir senteze varacakları asıl ve nihai
savunmalarını yapacaklardır.
Asıl önem verilmesi ve üzerinde durulması gereken savunma, bu
nihai savunmadır. Nihai savunma, yargılama biterken, yasaya göre sanığa
sorulması gereken “son sözünüz nedir”? sorusunun cevabı ve karşılığı değildir, Yargılamanın
üç temel ayağından birisi olan savunmanın bel kemiği olan ana savunmadır.
Bu savunma; sanığın, iddia makamının esas hakkındaki
mütalaasına karşı, dosyadaki tüm delilleri değerlendirerek kendi lehine bir
sentez oluşturacağı, hükme esas alınacak olan nihai savunmadır.
İşte, asıl önemli olan ve İMAMOĞLU'nun dikkat etmesi ve
mutlaka sonuna kadar kullanması gereken savunma, savcının esas hakkındaki
mütalaasının sunulmasından sonra yapacağı bu nihai savunmadır.
23/08/2026
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu

Yorum Gönder