Mustafa Kemal Paşa (1881-1938) ve Tevfik Fikret (1867-1915)

“Mustafa Kemal, “ben inkılap ruhunu T. Fikret’ten aldım”Türk dünyasına ışık tutan iki devrimci kişi Mustafa Kemal Paşa ve Tevfik Fikret’i örnek yaşant

Mustafa Kemal Paşa (1881-1938) ve Tevfik Fikret (1867-1915)
“Mustafa Kemal, “ben inkılap ruhunu T. Fikret’ten aldım”

Osmanlı Devleti’nin dağılma yıkılış yıllarına denk gelen o hazin üzüntü verici yıllarında, Türk dünyasına ışık tutan iki devrimci kişi Mustafa Kemal Paşa ve Tevfik Fikret’i örnek yaşantıları düşünceleri, devrimci yanlarının değerli olması nedeni ile bu yazımızda ikisini de örtüşen yanları ile irdelemek istedik.

Gerçekten de bu iki Türk büyüğünün aydınlık düşünce ve eylemleri her yıl bile bize rehber olduğundan yıkılışın külleri arasından bize ışık verdikleri için tarihimizde eşsiz değerleri vardır. İşte bu düşüncelerle anımsadığımız bu iki Türk önderinin birbiri ile düşüncelerinin bize rehber olan uyuşan yanlarına yer vereceğiz.

Tevfik Fikret’in üçüncü ölüm yıldönümü olan 19 Ağustos 1918 günü, Mustafa Kemal Paşa, iki tanınmış şair ve Harbiye’deki öğretmenlerinden Emin Bey ile birlikte, Tevfik Fikret’in evi olan “Aşiyan’ı ziyaret ediyor. Emin Bey’e diyor ki:

“Ben inkılap ruhunu ondan aldım”.   

Daha sonra Mustafa Kemal Paşa, eski öğretmenine tarihi kararını açıklıyor: “YAKINDA ANADOLU’YA GİDİYORUM”. (Kavcar sf. 26)

Sömürgecilere, saltanata, softalara, karşı “Yeni Türkiye’nin zaferini yaratan Mustafa Kemal’in Fikret’ten ilham (esin) aldığını söylemiş olması anlamlıdır.

Cumhuriyeti kurduktan sona, gençlere Fikret’in mert ülküsünü telkin etmesi de önemlidir. Abdülhamid’in baskılı yönetiminde, düşünceleri ve şiirleri yüzünden türlü haksızlıklara, tutuklamalara uğrayan Fikret, şu güçlü dizeyi haykırmıştı:

Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür bir şairim!”

1925’te Atatürk öğretmenlere yaptığı bir konuşmada, sadece “irfan” ve “vicdan” sözcüklerinin yerini değiştirerek şöyle diyordu:

Hiçbir zaman hatırınızdan çıkmasın ki, cumhuriyet sizden “fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister”.

Sonraki yıllarda Atatürk değişik yerlerde, Tevfik Fikret’ten çok etkilendiğini, Fikret’i en güçlü şair olarak gördüğünü tekrarlamıştır. Gençlerle yaptığı bir başka sohbette demiştir ki: “Ondaki heybet, ondaki vakur ahenk hiçbir şairimizde yok. Ve Fikret’in “Ferda” (Yarın) şiiri ezberden okumuştu: “Ferda senin, senin bu teceddüt (yenilik), bu inkılap…” dizisiyle başlayan, gençliğe “her şey senin değil mi ki zaten” diye seslenen şiiri…

Bir toplantıda Tevfik Fikret’e dil uzatmışlar. Atatürk gürlemiş: O karanlıklar içinde bir nur gören ve halkı o nura doğru götürmeye çalışan Fikret feryat koparırken sizler nerelerdeydiniz? Ben Fikret’e yetişemedim, onun sohbetinden faydalanamadım, kendimi bedbaht sayarım. Fakat onun eserlerini okudum, birçoğu da ezberimdedir. O hem büyük şair hem de büyük insandır. Efendiler! Zaten parmakla sayılacak kadar az olan büyük adamlarımızı küçültmeye kalkışmayalım.

Fikret yaşamında öz olarak neyi istiyor, neyi özlüyordu? Özgürlük, hak, adalet, onur, akılcı düşünce, eşitlik ve erdemlilik içinde yaşayacak bir Türk demokrasisi. O da Atatürk de “fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür” bir Türkiye’yi özlüyordu. Bu özlem gerçekleşti mi acaba? Aradan 110-120 yıl geçtikten sonra bile! Günümüzde bile düşünelim.

Türklerin modern ulus-devletinin fikir yönünden kurucusu Ziya Gökalp,” fiili kurucusu Mustafa Kemal’dir. Ziya Gökalp ve Tevfik Fikret, Cumhuriyet’in bilimci-fenci-laik-milli eğitiminin öncüsü olarak Mustafa Kemal tarafından takdir ve minnetle yüceltilen bir isimdir. Mustafa Kemal, “ben devrim ruhunu ondan aldım” diyerek Tevfik Fikret’i işret eder” Kavcar sf 27.

Mustafa Kemal Atatürk ile Tevfik Fikret’in ortak yönlerinden biri de ikisinin de yaşamları boyunca ülkenin gidişinden memnun olmayışlarıdır ama geleceğe büyük bir ümit bağlayarak ışığı, gerçeği ve medeniyeti sonraki nesillerin yani gençliğin başaracağına inanmalarıdır. (Kavcar sf 27) Tevfik Fikret Mustafa kemal gibi Cumhuriyetçidir, demokrattır, laiktir, devrimcidir, hem de düşünür, sanatçı, büyük bir şair, ressam ve büyük bir eğitimcidir.

Tevfik Fikret örnek insandır

Galatasaray Lisesi’ni bitirdikten sonra girdiği ilk memurlukta doğru dürüst bir iş yapmadığı ve aldığı maaşı hak etmediği için istifa eder. Sonradan erilmek istenilen gecikmiş maaşlarını da kabul etmez, bu paranın göçmenlere yardım komisyonuna bağışlanmasını ister. Hele günümüzde böyle bir tepkiye rastlamak mümkün mü? İşte böylesine bir vatansever insandır Tevfik Fikret.

Kendisine teklif edilen maarif nazırlığını (eğitim bakanlığını) kabul etmeyen Tevfik Fikret lise müdürlüğünü duraksamadan kabul etmesi çok önemlidir. Çünkü toplum ve ülke kalkınmasında eğitimin ne derece önemli olduğunun bilincine varan bir aydınlanmacıdır o.

Tevfik Fikret savaş düşmanı ve gerçek yurtsever bir aydın olduğu için, Osmanlı Devleti’nin 1. Dünya Savaşı’na girmesine bütün gücüyle karşı çıkmıştır. İnsanlarımızın yok yere ölmesini, savaş felaketini hiç istemiyordu. Sonucu hepimiz biliyoruz Osmanlı üç kıtada milyonlarca km toprağını kaybettiği gibi, Anadolu’nun işgaline de tanık olduk.  Tevfik Fikret’le aynı devrimci aydınlanmacı duyguları taşıyan ulusal kahramanımız Gazi Mustafa Kemal Paşa şimdiki vatanımızı kurtarabilmişti.

Eğitimde fırsat eşitliğini savunduğu ve kız-erkek ayrımını hiç doğru bulmadığı için bir şiirinde şöyle diyor. “Kızlarını okutmayan millet, oğullarını manevi öksüzlüğe mahkum  etmiş demektir, hüsranına ağlasın”.

Osmanlının yüzyıllarca kadınlarını geri plana ittiği kültürde Fikret gibi aydının yukarıdaki kadınlar için veciz sözü söylemesi ve yayınlaması için güçlü bir yürek, seçkin bir aydın olduğunun, nasıl bir düşünür olduğunun göstergesidir.  İşte bu nedenle, ünlü sosyoloğumuz Ziya Gökalp, Tevfik Fikret’i “uyanış devrimizin pedagogu” olarak nitelerken, Yusuf Ziya Ortaç da onun için: “Fikret, hala eğitim ve öğretim dünyamızın eşini bulmadığı adamdır” diyor. Kısaca Tevfik Fikret büyük bir eğitimcidir. Tevfik Fikret’in böylece 48 olan yaşantısına çok işleri sığdırması çok ilgi çekicidir.

Son olarak, eğitimci şairimiz T. Fikret’in ünlü şiirlerinden biri olan Han-ı yağma (Yağma Sofrası) şiirinin bir parçasını buraya alalım. Kişisel çıkarlarını her şeyden önde gören, kendi ceplerini doldurmak için çalıp çırpmaktan kaçınmayan asalak kimselere söylediği şu sarsıcı dizeler ok anlamlıdır.

Verir zavallı memleket, verir ne varsa: malını,

Vücudunu, hayatını, ümidini, hayalini,

Olanca rahatını, gönlünün tüm sevincini,

Hemen yutun, düşünmeyin haramını, helalini…

Yiyin efendiler yiyin, bu iştah sofrası sizin,

Doyunca, tıksırınca, patlayıncaya kadar yiyin!

Bu harmanın gelir sonu, kapıştırın giderayak!

Yarın bakarsınız söner bugün çatırdayan ocak!

Bugün ki mideler güçlü, bugün ki çorbalar sıcak,

Atıştırın, tıkıştırın kapış kapış, çanak çanak…

Yiyin efendiler yiyin, bu iştah sofrası sizin,

Doyunca, tıksırınca, çatlayıncaya kadar yiyin!”

Kaynak: Öğretmen, Şair, Ressam, Eğitimci Tevfik Fikret Hazırlayan: Prof. Dr. Cahit Kavcar

Cevat Kulaksız kulcevat599@gmail.com

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget