Uğur Mumcu'yu, otuz üç sene önce bugün, Ankara’daki evinin önünde uğradığı hain ve kalleş bir bombalı suikast sonucunda kaybettik.
Aradan geçen bu otuz üç sene
gibi uzun bir zamana rağmen; onun, suikast eylemini doğrudan ve fiilen gerçekleştiren, katil veya katillerini, yani aracına o bombayı
fiilen yerleştiren veya yerleştirenleri, kişi bazında belirleyip hak ettikleri cezayı
veremedik.
Ancak, Uğur MUMCU'yu yok etmeye karar veren ve ona
yönelik bu hain saldırıyı planlayarak uygulamaya koyanların kimler olduklarını;
zihniyet olarak, benimsedikleri ideoloji ve fikir bazında çok iyi biliyoruz.
Bunlar; Uğur MUMCU ve onun gibilerinin yok
edilmesinden yarar sağlayacak olan, Atatürk ilke ve devrimlerine, hukukun
üstünlüğüne, demokratik ve laik Türkiye
Cumhuriyetine, Cumhuriyetin temel ilkelerine karşı olan, tüm karşı devrimciler ve çıkar gruplarıdır.
Bu itibarla, bize göre; Sevgili Uğur MUMCU'nun otomobiline bombayı
fiilen koyan veya koyanları yakalayarak hak ettikleri cezayı verememekten
dolayı üzülmek yerine, bu hainleri yetiştiren, besleyen, sırtlarını sıvazlayan
ve azmettiren karşı devrimcilerle mücadele ederek, onları etkisiz kılmakla da, Uğur MUMCU'ya olan vefa borcumuzu yerine
getirmiş ve onu katledenlere hak
ettikleri cezayı vermiş olacağız.
Çok iyi biliyoruz ki; esasen,
onun fiili katillerini yakalayarak ceza vermekle yetinmek, Uğur MUMCU'yu ve onu sevenleri asla mutlu
kılmayacaktır. Bu nedenle, Uğur MUMCU'yu gerçekten seviyorsak, özlüyorsak, onun
mezarında rahat uyumasını istiyorsak, bu ülke için yaptıklarının yarım
kalmasını istemiyorsak, onu katleden bombayı elleriyle tutan ve Uğur MUMCU'nun
aracına yerleştiren o zavallı maşa ve robotları değil, o hain suikasta karar veren ve planlayan, onun
gerçek katilleri olan perde arkasındaki, ancak
hepimizin malumu olan karşı devrimcilerle mücadele etmek, Atatürk devrim
ve ilkelerine dayalı laik ve demokratik Cumhuriyete sahip çıkmak zorundayız.
Uğur MUMCU'yu halkımızın
çoğunluğu, Cumhuriyet Gazetesinde köşesi
olan ve makaleler yazan, kitaplar yayınlayan araştırmacı ve muhalif bir
gazeteci olarak tanırlar.
Uğur MUMCU; kitaplar ve köşe
yazıları yazan, ülkemizin yetiştirdiği çok değerli araştırmacı bir yazar
ve gazeteciydi ama, her şeyden önce Atatürk ilke ve devrimlerine
bağlı, ülkesini seven, hukukun üstünlüğünü, insan hak ve özgürlüklerini yılmaz
bir şekilde savunan, iyi eğitim almış, Ankara
Hukuk Fakültesini bitirmiş cesur bir hukukçu ve devrimciydi.
Uğur MUMCU; ayrıca, altmışlı yılların sonlarında ve 12 Mart
muhtırası öncesinde, mezun olduğu Ankara Hukuk Fakültesinin İdare
Hukuku Kürsüsünde asistan olarak
akademisyenlik yapmış olup, bu
satırların yazarı bendeniz de, Ankara Hukuk Fakültesinde öğrenci iken, 3. sınıfta okuduğumuz idari yargı dersinde
onun öğrencisi olma şerefine ve mutluluğuna erişmiş bir kişiyim. Bana, idari yargıyı sevdiren ve önemini
kavratan, idari yargı konusunda
öğrendiklerimin tümünü, Sevgili Uğur
MUMCU'nun, Danıştay kararlarından
örneklerle uygulamalı olarak vermiş olduğu çok değerli anlatımlarına ve
öğrettiklerine borçlu olduğumu, burada belirtmeyi, kendim için bir görev
sayıyorum.
Demokratik ve laik cumhuriyetimize yönelik tehdit ve
tehlikelerin had safhaya ulaştığı, laik devletin tamamen ortadan kalktığı, anayasanın
rafa kaldırıldığı, Anayasa Mahkemesinin bağlayıcı kararlarına dahi uyulmadığı, laik
eğitime son verildiği, Laik T. C. Devletinin
resmi dini olmadığı halde, İslam dininin koruyuculuğuna ve savunmanlığına, yaygınlaştırılmasına
soyunan, İslam dinini vatandaşlarına adeta dayatan, laik eğitimi İslam dininin
tasallutu altına sokan, laik cumhuriyet okullarına cemaatleri ve imamları sokan
protokollara imza koyan, ilk okul öğrencilerini camilerde eğitme ve zorla namaz
kılmalarını sağlama hazırlığı içinde olan, çağ dışı, din ve düşünce özgürlüğünü tanımayan, İslam dinini küçük beyinlere dayatan laiklik
karşıtı eylem ve faaliyetlerin odağında olduğu, yıllar önce Anayasa
Mahkemesinin kararıyla tescillenen bir iktidar tarafından yönetilen ülkemizin
bugünkü koşullarında, Uğur MUMCU'dan
mahrum kalmış olmak, bu ülkenin en büyük
kaybı, karşı devrimcilerin ise, büyük kazancı olmuştur.
Uğur MUMCU; işte bu kayıp ve kazanç hesaplarını çok iyi
yapan demokrasi ve laik cumhuriyet düşmanı ve karşıtı zihniyet tarafından
acımasızca katledilmiştir.
Demokratik ve laik, bağımsız Cumhuriyet karşıtlarının, karşı
devrimcilerin, liboş ve döneklerin, her türden çıkar çevrelerinin korkulu
rüyası, demokratik ve laik Cumhuriyetin yılmaz savunucusu, laik ve demokratik
cumhuriyeti savunduğu mevzide uğradığı hain bir suikast sonucunda, vatanına
yapmakta olduğu üstün hizmetleri yarıda bırakarak zamansız bir şekilde
bizlerden koparılan güzel ve dürüst insan değerli hocam UĞUR MUMCU’yu, ölümünün
otuz üçüncü yıl dönümünde, minnetle ve
rahmetle anıyor, laik ve demokratik Türkiye Cumhuriyetine yaptığı katkıları
nedeniyle; kendisine, ülkem ve şahsım adına, sonsuz teşekkürlerimi arz ediyorum.
Mekanın cennet olsun, nurlar içinde yat, Sevgili Uğur MUMCU.
24. Ocak. 2026
Hukukçu
Not:Bu yazı, geçen otuz üç seneye rağmen yokluğuna asla alışamadığımız, yokluğunu sürekli olarak derinden hissettiğimiz, çok değerli hukukçu ve gerçek araştırmacı yazar yürekli insan büyük devrimci Uğur MUMCU için, onun otuz ikinci ölüm yıldönümünde yazdığımız yazının aynen tekrarıdır. G. Y.

Yorum Gönder