Kendilerine Allahtan
rahmetler diliyorum, mekanları cennet olsun.
İdam'a mahkum olmayı ve bu
cezalarının kesinleşerek, yaşamlarının baharında genç bir fidan olarak asılıp
ölmeyi hak ettiler mi?
Tabii, kocaman bir HAYIR. Asla hak etmediler.
Her şeyden önce, idam bir
ceza değildir. Ne kadar suçlu olurlarsa olsunlar, insanların hayatına son vermek, asla bir ceza
olamaz.
İdam cezası; devletin, yani
kamunun, karşı taraftan bir öç almasıdır. Kan gütme ve öç alma saikiyle adam
öldürmek, nasıl öldürme suçunun
ağırlaştırılmış haliyse ve kişilere yasak ise, kan gütme ve öç alma saikiyle bir kişiyi
öldürme ve cinayet suçundan farksız olan idam cezası da, bize göre, devlet ‘in;
kan gütme ve öç alma saikiyle işlediği bir cinayettir.
Bu gerçeği en başta
vurguladıktan sonra, diğer gerçekleri de objektif olarak sıralamaya devam
edersek, ülkede yürürlükte olan pozitif hukuk kurallarına, beğensek de
beğenmesek de riayet etmek, herkesin görevidir.
Deniz GEZMİŞ ve arkadaşlarına;
o günün yürürlükte olan ceza kanunu hükümlerine göre illegal olarak kurdukları
örgüt adına işledikleri ve ceza kanununda tarif edilen anayasayı ihlale cebren
teşebbüs suçunun unsurlarını asla oluşturmayan münferit silahlı şiddet
eylemleri nedeniyle verilen idam cezası; eylemlerinin hukuki karşılığı olmayan
ağırlıkta ve vasıfta, hukuken hiç hak
etmedikleri bir ceza olup, hayatları
haksız ve hukuksuz bir şekilde ellerinden alınmıştır.
Deniz GEZMİŞ ve
arkadaşlarının; ülkelerini seven, ülkelerinin
tam bağımsızlığı ve halkının özgürlük ve refahı için, ellerini taşın altına
sokarak mücadele verdiklerinden en ufak bir şüphemiz asla yoktur. İdamlarından
bu yana 54 sene geçmesine rağmen, hiç
unutulmamaları ve hala çok sevilmeleri ve özlemle anılmalarının nedeni
de budur.
Ancak, amaç ne kadar ulvi ve
yüce olursa olsun; her insan gibi, onların da yürürlükteki pozitif ceza hukuku
kurallarına göre suç teşkil eden şiddete dayalı bir yöntemi seçerek mücadele
verecek yerde, legal ve suç teşkil
etmeyen, silah ve şiddet içermeyen bir yöntemi kullanarak mücadele etmeleri
gerekirdi diye düşünenlerdenim.
Zor ve meşakkatli ve uzun bir
zaman isteyen bu legal ve demokratik siyaset yolunu tercih etselerdi, onların
gayretleriyle ve devrimci ruhlarıyla, ülkemiz ve halkımız; belki de, bugün içinde bulunduğumuz, siyasi, ekonomik ve hukuki tüm sıkıntıları
yaşamayacak olabilirdi.
Kurtuluş Savaşında ATATÜRK ve
silah arkadaşlarının; emperyalist istilacı devletlere ve düşmanla işbirliği
yapan Osmanlı Saray yönetimine karşı halkımızı da arkasına ve yanına alarak
gerçekleştirdikleri örgütlü ve silaha dayalı mücadele ve kurtuluş savaşıyla, Deniz GEZMİŞ ve arkadaşlarının iktidara
yönelik şiddet içeren yöntemlerle giriştiği mücadeleyi, asla aynı kefeye
koyamayız. Bu ülkenin, meşru tam
bağımsızlık mücadelesi veren ve kazanan tek devrimcisi, Mustafa Kemal ATATÜRK ve yakın arkadaşlarıdır.
Amerikan emperyalizminin
dümen suyuna giren kurulu düzenin parti ve iktidarlarına karşı tam bağımsız ve
özgür bir düzen kurulması için mücadele veren Deniz GEZMİŞ ve arkadaşlarına
sevgi ve saygı duyuyorum, ölüm yıldönümlerinde onları sevgiyle ve rahmetle
anıyorum. Mekanları cennet olsun.
Ancak, karşılığı kesinlikle idam olmayan, hukuk
eğilip bükülerek, ihlal edilerek idam cezasına çarptırılmalarının çok büyük
haksızlık ve hukuksuzluk olduğu gerçeği kadar, o tarihte yürürlükte olan Türk
Ceza Kanunu hükümlerine göre, daha hafif
cezaları içeren, karşılığı idam ve ölüm olmayan bazı münferit suçları işlemiş
oldukları hukuki gerçeğini de, herkes
kabul etmelidir.
İdam cezası; devlet eliyle
bir insanın yaşamına son veren o kadar
haksız ve hukuksuz bir cezadır ki; idam cezası ile haksız bir şekilde hayatı
sonlandırılan kişilerin, yürüklükteki
pozitif ceza kanunlarında suç sayılan bazı şiddet eylemlerini dahi
meşrulaştırmakta ve görünmez kılmaktadır.
Tüm gerçekler, gazete arşivlerinde yerli yerinde durmaktadır.
06/05/2026
Güner YİĞİTBAŞI
Hukukçu

Yorum Gönder