Bazı Kısıtlamalara Hazırlıklı Olun

Adalet Bakanı Akın GÜRLEK'in; yeni bir misyonla Adalet Bakanlığına getirildiği, özellikle tutuklu İBB Başkanı İMAMOĞLU'nun sesinin kısılarak toplum i

Bazı Kısıtlamalara Hazırlıklı Olun
Adalet Bakanlığına atanan çiçeği burnundaki yeni Adalet Bakanımız Akın GÜRLEK'in T24 Haber Merkezince özetlenen; İstanbul'un tutuklanarak görevden uzaklaştırılan Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na yönelik olarak,  Mahkeme salonlarının siyaset arenası olmadığına, tutuklu isimlerin sosyal medyadan açıklamalarının yayılmaya devam etmesine ve mitinglerde mektuplarının okunmasının yanlışlığına, tutuklularla ilgili yasal mevzuat boşluğunun varlığına,  Avukatların cezaevlerine saat sabah sekizde gelip gece çıktıklarına, tutukluların avukatlarla görüşmesi ve not vermesi konusunda eksikliklerin var olduğuna, bu konular hakkında yasal düzenleme yapılması için talimat verdiğine yönelik açıklamalarına bakıldığında, eni Adalet Bakanı Akın GÜRLEK'in;  yeni bir misyonla Adalet Bakanlığına getirildiği, özellikle tutuklu İBB Başkanı İMAMOĞLU'nun sesinin kısılarak toplum ile bağının koparılarak etkisiz hale getirilmesinin, kısa bir süre sonra başlayacak olan İMAMOĞLU duruşmalarında, İMAMOĞLU'nun hakkında açılmış olan davaların siyasal temele dayalı asılsız suçlamaları içerdiğine yönelik siyasi içerikli savunma yapmasına sınır ve engel getirilmesinin planlandığı şüphesi akıllara takılmaktadır.

 

Herkes şunu iyi bilmelidir ki; masumluk karinesine göre, İMAMOĞLU dahil herkes,  suçlu olduğuna dair yargı tarafından hakkında verilerek kesinleşen bir yargı kararı olmadan suçlu kabul edilemez. Kesinleşen yargı kararına kadar herkes masumdur.

Tutuklanan şüpheli ve sanık da aynı şekilde hakkında verilen kesin bir hüküm olmadan masumdur.

 

Tutuklama maddi hakikate ulaşabilmek için ilgili yasada öngörülen koşullarda istisnai olarak baş vurulabilen yasal ve geçici bir emniyet tedbiridir. Amacı da hakikate ulaşmanın önündeki;  birincisi,  kaçma ve ikincisi de, delillerin karartılması engellerine mani olmaktır.

 

Bu nedenle; haklarında kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan, suçlu oldukları için değil,  tedbiren tutuklananların,  tutukevinde tabi tutulacakları sınırlandırmaların,  suçlulukları ve cezaları kesinleşen, masumiyet karinesinden istidadeleri sonlanmış bulunan hükümlü statüsündeki tutuklulara nazaran, asgari düzeyde ve tutuklamadan beklenen amaçlarla sınırlı olması şarttır.

 

Şüpheli ve/veya sanığı;  demir parmaklık arkasında ve dört duvar arasında kapalı cezaevinde tutarak,  kaçması önlenmektedir. Aynı şekilde cezaevinde tutarak delilleri karartmasının önüne geçilmektedir. Masum kabul edilmesi gereken tutukludan başka ne istiyorsunuz Allah’ınız aşkına? Hatta,  tutuklular için,  yolu ve çatısı ayrı sadece tutukluların kapatılacağı ayrı ve müstakil bir tutukevi yapılması da zorunlu olmalıdır.

 

Bu gerçeklere rağmen,  yeni Adalet Bakanı çıkmış ve masumluk karinesinden yararlanan,  haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı bulunmayan tedbiren geçici olarak tutukevinde tutulan, beraat etmeleri olası insanlara ileride önüne geçilmesi imkansız mağduriyetlere neden olacak, tutuklamanın amacını aşan,  daha ağır ve ilave  kısıtlamalar getirmenin yollarını arıyor.

 

CMK 154 çok açık. şüpheli veya sanık vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz.

 

Adalet Bakanının savunduğu gibi yasal bir boşluk yoktur. Yasa,  görüşmenin  zaman ve mekanını açıkça belirtmiştir.

 

Ne zaman? “her zaman”

 

Nerede? “başkalarının duyamayacağı bir ortamda”

 

Buna rağmen, yasada boşluklar var bahanesiyle,  ek bazı yasal düzenlemeler yapma  arayışına girmek; bugün uygulanmakta olan şüpheli ve sanık ile müdafiin görüşmelerine bazı yeni ek sınır ve engellemeler getirme arzu ve isteği olarak algılanmalıdır.

 

Ne demek yasal boşluklar var?

 

CMK 154 maddesi neyinize yetmiyor?

 

İngilterede yazılı bir anayasa dahi yok. Ama,  adamlar anayasal bir boşluk var diyerek bir mazeret üretmiyorlar, vatandaşlarının özgürlüklerine yazılı bir anayasa olmadığı halde azami saygı gösteriyorlar. Adamların niyetleri üzüm yemek, bağcı dövmek değil.  Üzümü de yazılı bir anayasaları olmadığı halde yiyebiliyorlar. Niyetleri,  bağcı dövmek, yani özgürlükleri kısıtlamak olsa,  onlar da sanırım yazılı bir anayasamız olsun mazeretine sığınarak özgürlükleri kısıtlayan yazılı bir anayasa yapma yolunu seçerlerdi.

 

Adalet Bakanının; mahkeme salonlarının siyaset arenası olmadığı, siyasi savunmaların yapılamayacağına ilişkin beyanı da mahkeme hakimlerine verilen gizli ve dolaylı bir talimat niteliğinde olup; bu beyan, savunma hak ve özgürlüğü adına çok sakıncalı ve  tehlikelidir. Maalesef,  yargı bağımsızlığı ve hakim teminatı yok edildiği için, Adalet Bakanının memuru konumuna getirilen hakimlerimizin bu talimattan etkilenerek,  yargılama evresinde özellikle İMAMOĞLU'nun savunmalarının, siyaset yapıyorsunuz, sadede geliniz gerekçesiyle sık sık kesilmeye kalkışılması halinde ne olacak, hiç düşündünüz mü?

 

İMAMOĞLU'nun;  Cumhurbaşkanı adayı olarak ERDOĞAN'a meydan okuması nedeniyle,  siyaseten ve siyasi geleceğini sonlandırmak amacıyla suçlanarak tutuklandığını bilmeyen yok, bu nedenle,  İMAMOĞLU'nun savunmasının temeli de doğal olarak siyasi olacak ve savunmasını siyasetin gerçekleriyle bina edip güçlendirecektir.

15/02/2026

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget