Herkes şunu iyi
bilmelidir ki; masumluk karinesine göre, İMAMOĞLU dahil herkes, suçlu olduğuna dair yargı tarafından hakkında
verilerek kesinleşen bir yargı kararı olmadan suçlu kabul edilemez. Kesinleşen
yargı kararına kadar herkes masumdur.
Tutuklanan
şüpheli ve sanık da aynı şekilde hakkında verilen kesin bir hüküm olmadan
masumdur.
Tutuklama maddi
hakikate ulaşabilmek için ilgili yasada öngörülen koşullarda istisnai olarak
baş vurulabilen yasal ve geçici bir emniyet tedbiridir. Amacı da hakikate
ulaşmanın önündeki; birincisi, kaçma ve ikincisi de, delillerin karartılması
engellerine mani olmaktır.
Bu nedenle; haklarında
kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmayan, suçlu oldukları için değil, tedbiren tutuklananların, tutukevinde tabi tutulacakları
sınırlandırmaların, suçlulukları ve
cezaları kesinleşen, masumiyet karinesinden istidadeleri sonlanmış bulunan
hükümlü statüsündeki tutuklulara nazaran, asgari düzeyde ve tutuklamadan
beklenen amaçlarla sınırlı olması şarttır.
Şüpheli ve/veya
sanığı; demir parmaklık arkasında ve
dört duvar arasında kapalı cezaevinde tutarak, kaçması önlenmektedir. Aynı şekilde cezaevinde
tutarak delilleri karartmasının önüne geçilmektedir. Masum kabul edilmesi
gereken tutukludan başka ne istiyorsunuz Allah’ınız aşkına? Hatta, tutuklular için, yolu ve çatısı ayrı sadece tutukluların
kapatılacağı ayrı ve müstakil bir tutukevi yapılması da zorunlu olmalıdır.
Bu gerçeklere
rağmen, yeni Adalet Bakanı çıkmış ve
masumluk karinesinden yararlanan, haklarında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararı
bulunmayan tedbiren geçici olarak tutukevinde tutulan, beraat etmeleri olası
insanlara ileride önüne geçilmesi imkansız mağduriyetlere neden olacak, tutuklamanın
amacını aşan, daha ağır ve ilave kısıtlamalar getirmenin yollarını arıyor.
CMK 154 çok
açık. şüpheli veya sanık vekaletname aranmaksızın müdafii ile her zaman ve
konuşulanları başkalarının duyamayacağı bir ortamda görüşebilir. Bu kişilerin
müdafii ile yazışmaları denetime tabi tutulamaz.
Adalet
Bakanının savunduğu gibi yasal bir boşluk yoktur. Yasa, görüşmenin
zaman ve mekanını açıkça belirtmiştir.
Ne zaman? “her
zaman”
Nerede?
“başkalarının duyamayacağı bir ortamda”
Buna rağmen, yasada
boşluklar var bahanesiyle, ek bazı yasal
düzenlemeler yapma arayışına girmek; bugün
uygulanmakta olan şüpheli ve sanık ile müdafiin görüşmelerine bazı yeni ek
sınır ve engellemeler getirme arzu ve isteği olarak algılanmalıdır.
Ne demek yasal
boşluklar var?
CMK 154 maddesi
neyinize yetmiyor?
İngilterede
yazılı bir anayasa dahi yok. Ama, adamlar anayasal bir boşluk var diyerek bir
mazeret üretmiyorlar, vatandaşlarının özgürlüklerine yazılı bir anayasa
olmadığı halde azami saygı gösteriyorlar. Adamların niyetleri üzüm yemek, bağcı
dövmek değil. Üzümü de yazılı bir
anayasaları olmadığı halde yiyebiliyorlar. Niyetleri, bağcı dövmek, yani özgürlükleri kısıtlamak
olsa, onlar da sanırım yazılı bir anayasamız
olsun mazeretine sığınarak özgürlükleri kısıtlayan yazılı bir anayasa yapma
yolunu seçerlerdi.
Adalet
Bakanının; mahkeme salonlarının siyaset arenası olmadığı, siyasi savunmaların
yapılamayacağına ilişkin beyanı da mahkeme hakimlerine verilen gizli ve dolaylı
bir talimat niteliğinde olup; bu beyan, savunma hak ve özgürlüğü adına çok
sakıncalı ve tehlikelidir. Maalesef, yargı bağımsızlığı ve hakim teminatı yok
edildiği için, Adalet Bakanının memuru konumuna getirilen hakimlerimizin bu
talimattan etkilenerek, yargılama
evresinde özellikle İMAMOĞLU'nun savunmalarının, siyaset yapıyorsunuz, sadede
geliniz gerekçesiyle sık sık kesilmeye kalkışılması halinde ne olacak, hiç
düşündünüz mü?
İMAMOĞLU'nun; Cumhurbaşkanı adayı olarak ERDOĞAN'a meydan
okuması nedeniyle, siyaseten ve siyasi
geleceğini sonlandırmak amacıyla suçlanarak tutuklandığını bilmeyen yok, bu
nedenle, İMAMOĞLU'nun savunmasının
temeli de doğal olarak siyasi olacak ve savunmasını siyasetin gerçekleriyle
bina edip güçlendirecektir.
15/02/2026
Hukukçu

Yorum Gönder