Suriye Çıkmazı

Suriye bir çıkmaz sokak içinde debeleniyor.Suriye'yi bu çıkmaz sokağa sokan en büyük ve asli neden; Suriye'nin kuzeydoğusunda konuşlanmış olan bugün

Suriye Çıkmazı
Suriye bir çıkmaz sokak içinde debeleniyor.

 

Suriye'yi bu çıkmaz sokağa sokan en büyük ve asli neden;  Suriye'nin kuzeydoğusunda konuşlanmış olan bugün SDG olarak anılan PKK'nın Suriye kolu YPG/PYD!nin; ABD tarafından  İŞID ile mücadelede bizim yol arkadaşımız ve silahlı gücümüz denilerek desteklenerek silahlandırılması ve bölgede yeni bir Kürt devletinin kurulmasında esas alınacak bir askeri ve siyasal özerk bir statü kazanmış olması  ve Büyük Kürdistan'ın kurulabilmesi için gerekli olan  kazanılan bu statünün  muhafaza edilmek istenmesi, merkezi Şam yönetimiyle entegrasyonun,  Kuzeydoğu Suriyede kazanılmış olan bu statünün kaybı sonucunu doğuracak olmasıdır.

 

Şam yönetimi ile SDG arasında imzalanan sekiz maddelik 10 Mart Mutabakatında; Suriye’nin Federatif bir yapısının olacağına ve Suriye'nin Kuzeydoğusunda yerleşmiş bulunan SDG oluşumuna da,  bu federal yapı içinde özerk ve bağımsız bir federe devlet statü tanınacağına ilişkin açık bir hüküm yoktur.

 

Mutabakatın 2. maddesine göre; Kürt toplumu, sadece Suriye devletinin asli bir unsuru olarak kabul edilecek ve vatandaşlık haklarıyla anayasal hakları güvence altına alınacaktır.

 

Mutabakatın 4. maddesine göre ise; Kuzeydoğu Suriye’deki tüm sivil ve askeri kurumlar, Suriye devleti yönetimi çerçevesinde entegre edilecek , sınır kapıları , havaalanları ve petrol ile gaz sahaları  devlet kontrolü altına alınacaktır.

 

!0 Mart Mutabakatının bu 2. ve 4. maddelerinden anlaşıldığı kadarıyla, tek bir üniter Suriye devleti olacak ve etnik ve dini kökenlerine bakılmaksızın,  herkes Suriyeli sayılacaktır.

 

Nitekim mutabakatın 1.  maddesinde de; Tüm Suriyelilerin siyasi süreçte temsil edilme ve devlet kurumlarına katılım hakkının; din ve etnik kökenlerinden bağımsız olarak sadece liyakat esasına göre güvence altına alınacağı yazılıdır.

 

Mutabakatın yukarıda zikrettiğimiz maddelerinden; Kuzeydoğu Suriye’de konuşlanan SDG topluluğuna özerk ve federe bir yapı oluşturma izni verilmediği, Suriye’nin; etnik ve dini kökenlerine bakılmaksızın Suriyeli olarak tanımlanan tüm vatandaşlarından oluşan üniter bir Suriye devleti olarak yapılandırılacağı,  açıkça anlaşılmaktadır.

 

10 Mart Mutabakatının uygulanması için öngörülen süre 31Aralık 2025 itibariyle sona erecektir.

 

SDG'nin;  imza koyduğu bu mutabakata uygun davranmadığı gibi,  bu mutabakata uymayı da asla düşünmediği anlaşılmakta ve sorun da bundan kaynaklanmaktadır.  

 

Sürece katkı sunan ÖCALAN;  yılbaşı nedeniyle yayınladığı son mesajında bu konuda açık bir tavır sergilememiş ve bilakis mesajın satır aralarında yer alan “ SDG ile Şam yönetimi arasında 10 Mart’ta imzalanan mutabakat çerçevesinde dile getirilen temel talep,  halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasal modeldir. ” ibareleri kafa karıştırmıştır. ÖCALAN'ın; ”Halkların kendi kendilerini bir arada yönetebileceği bir siyasal model” tanımlamasının altı çizilmelidir.

 

ÖCALAN; 10 Mart Mutabakatında yer almadığı halde, mutabakata göre temel talebin; halkların kendi kendini bir arada yönetebileceği demokratik bir siyasi model olduğunu açıklayarak,  10 Mart Mutabakatını çarpıtmış ve mutabakatın öngörmemesine rağmen, Suriye topraklarında;  halkların, yani Kürtleri temsil eden SDG'nin de, diğer halklarla birlikte,  kendi kendini yöneteceği özerk ve/veya federe bir siyasal model oluşturabileceğini savunarak, Kuzeydoğu Suriye’de konuşlanan SDG'nin Suriye Şam merkezi yönetimiyle entegrasyonuna karşı görüş bildirmiştir.

 

İçinde bulunduğumuz bugünün koşullarında, Suriye sorununun çözümü,  bölgede söz sahibi ve etkin olan ABD, Türkiye ve İsrail'den,  ekonomik ve askeri olarak en güçlü olanın iradesiyle çözüme kavuşacaktır. Bu durumda,  görüldüğü kadarıyla,  sonuç olarak, Suriye sorununun çözümünde,  ABD'nin,  yani, ERDOĞAN'ın dostu olan ve ERDOĞAN'ı öve öve bitiremeyen ABD Başkanı TRUMP'ın dediği olacaktır.

 

Yazımızı,  ABD eski Dışişleri Bakanı Kissinger'in meşhur sözüyle bitirelim.

 

ABD eski Dışişleri Bakanı Kissinger, bir zamanlar ne demiş?” ABD'nin düşmanı olmak tehlikelidir. Ancak, dostu olmak ölümcüldür. ”

 

31/12/2025

Güner YİĞİTBAŞI

Hukukçu

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget