Son Konular
Abbas Güçlü Ahmet Tan Alev Coşkun Ali Eralp Ali Sirmen Ali Tartanoğlu Alican Uludağ Altan Öymen Arslan BULUT Ataol Behramoğlu Atilla Kart Aydınlık yazarları Ayşenur Arslan Barış Yarkadaş Bedri Baykam Bekir Coşkun Bilim Teknik Bozkurt Güvenç Burak H. Özdemir Bülent Soylan Can Ataklı Can Dündar Celal Şengör Cengiz Önal Cengiz Özakıncı Cevat Kulaksız Ceyhun Balcı Coşkun Özdemir Cumhuriyet yazarları Cüneyt Arcayürek Deniz Kavukçuoğlu Doğan Kuban Dr. M. Galip Baysan Dünya haberleri Ece Temelkuran Ekonomi Emin Çölaşan Emine Ülker Tarhan Emre Kongar Erdal Atabek Erdal Atıcı Eren Erdem Ergin Yıldızoğlu Erhan Karaesmen Erol Manisalı Ertuğrul Kazancı Eğitim Ferhan Şensoy Fikret Bila Fırat Kozok Gündüz Akgül Güner Yiğitbaşı Güngör Mengi Güray Öz Gürbüz Evren Hakkı Keskin Hasan Pulur Hayrettin Ökçesiz Hikmet Sami Türk Hikmet Çetinkaya Hulki Cevizoğlu Hüner Tuncer Hüseyin Baş Işık Kansu Işıl Özgentürk Kemal Baytaş Kemal Kılıçdaroğlu Kurtul Altuğ Köşe Yazıları Kürşat Başar Levent Bulut Levent Kırca Leyla Yıldız Mehmet Ali Güller Mehmet Faraç Mehmet Haberal Mehmet Halil Arık Mehmet Türker Melih Aşık Merdan Yanardağ Meriç Velidedeoğlu Mine Kırıkkanat Miyase İlknur Mustafa Balbay Mustafa Mutlu Mustafa Sönmez Mümtaz Soysal Müyesser Yıldız Necati Doğru Necla Arat Nihat Genç Nilgün Cerrahoğlu Nuray Mert Nusret Ertürk Oktay Akbal Oktay Ekinci Oray Eğin Orhan Birgit Orhan Bursalı Orhan Erinç Rifat Serdaroğlu Ruhat Mengi Rıza Zelyut Sabahattin Önkibar Saygı Öztürk Sağlık Selcan Taşçı Serpil Özkaynak Sevgi Özel Sinan Meydan Siyaset Soner Yalçın Spor Sözcü yazarları Süheyl Batum Tarih Tarım Tayfun Talipoğlu Tekin Özertem Tülay Hergünlü Tülay Özüerman Tünay Süer Türey köse Türkiye Türkkaya Ataöv Utku Çakırözer Uğur Dündar Uğur Mumcu Vatan Yazarları Video Yakup Kepenek Yazı Dizileri Yaşar Nuri Öztürk Yaşar Öztürk Yener Güneş Yeniçağ yazarları Yurt Yazarları Yüksel Pazarkaya Yılmaz Özdemir Yılmaz Özdil Zeki Tekiner Zeynep Göğüş Zeynep Oral Zulal Kalkandelen chp genel lozan muharrem ince Çiğdem Toker Ömer Yıldız Özdemir İnce Özgen Acar Özgür Mumcu Öztin Akgüç Ümit Zileli İlhan Cihaner İlhan Selçuk İlhan Taşçı İnci Aral İrfan O. Hatipoğlu İsmet İnönü Şükran Soner

Ahmet Bey'in Seçim Sevinci - Güner Yiğitbaşı
Ahmet Bey de, herkes gibi, AKP'nin bu seçim zaferini hiç ummuyordu.

Öyle ya, 7.Haziran seçimlerinde tek başına iktidardan düşürülmüş, aradan geçen yaklaşık beş aylık süre zarfında, AKP olarak ülke yararına hiçbir iş yapılmamış,buna karşılık, bölücü ve din eksenli terör tavan yaparak ülkede katliamlar yaşanmış, yüzlerce güvenlik görevlisi ve askerimiz şehit edilmiş ve yüzlerce sivil vatandaşımız bu terör sonucu hayatlarını kaybetmiş, ülkede can ve mal güvenliği kalmamış, belli bölgelerimizde, Devlet otoritesinin yerine bölücü örgütün otoritesi hakim hale gelmiş, döviz fiyatları fırlamış, cari açık daha da çoğalmış,basın ve düşünce özgürlükleri sınırlanmış, bazı basın organlarına el konulmuş, iktidar tarafından koalisyon kurdurulmayarak ülke hiç gereksiz bir şekilde yeniden seçime sürüklenmiş ve daha nice kötülükler bu AKP iktidarı tarafından bu ülke insanına reva görülmüş iken, yenilenen 1.Kasım seçimlerinde tek başına iktidar olmayı beklemediği gibi, 7.Haziran seçimlerinde kazandığı 258 milletvekilini korumayı dahi başarı sayacak konumda olan AKP lideri Ahmet Bey, 1.Kasım seçimlerinde sürpriz bir şekilde, %50'ye varan oy oranı ile ezici bir çoğunlukla tek başına iktidar olunca, çok sevinmişe benziyor.

Ahmet Bey; sanki, seçim üstüne seçim kazanmış ve ülkeyi 13 yıldır yöneten iktidar partisi AKP'nin lideri değil de, yıllardır iktidar hasreti ile tutuşan ve iktidara ilk kez gelen CHP'nin lideriymiş gibi seviçten havalara uçuyor, ülkenin o kadar sorununa rağmen şehir şehir dolaşarak, meydanlardan teşekkür konuşmaları yapıyor ve ağzına geleni söyleyerek inciler saçıyor, incir çekirdeğini doldurmayan laflar ediyor.

Sizler; hiç, zengin bir kişiye milli piyangodan para çıktığında çok sevindiğini ve  havalara zıpladığını gördünüz mü?

Ancak, fakir olup şimdiye kadar hiç para yüzü görmemiş ve paraya hasret bir kişiye piyango yoluyla havadan para çıkarsa, o fakirin aşırı sevindiğine tanık olmuş olabilirsiniz ve bunu da doğal karşılarsınız.

Ahmet Bey'in, çok abartarak günlerce kutlamaya devam edeceğini zannettiğimiz seçim zaferine baktığımızda, bugüne kadar çok seçimler kazanmış ve iktidara doymuş bir lider profili çizemediğini görünce, Ahmet Bey'in bu seçim zaferini hiç beklemediğini, bu seçim zaferini, piyangodan çıkan havadan bir zafer olarak algıladığını görüyoruz. İnşallah, elde ettiği bu iktidarı, sarayın müdahalesinden uzak ve rahat bir şekilde kullanır.

03/11/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

Chp niçin iktidar olamıyor? - 2 - Güner Yiğitbaşı
Bugün, “CHP Niçin İktidar Olamıyor” başlığı altında yazdığımız makalemize, “CHP Niçin İktidar Olamıyor-2” başlığı altında devam etmek ve konuyu biraz daha açmak istiyoruz.

Dün (02/11/2015) akşam CNN Türk Tv.Kanalında yayınlanan Tarafsız Bölge programında, Ahmet HAKAN da konuklarıyla bu konuları tartıştı.Biz de izledik ve gördük ki; tüm konuşmacılar, CHP de bir lider sorunu olduğunda, yaşlı liderlerle bu işin başarılamayacağında, genç liderlerle pek ala CHP'nin %50 lere varan oy tabanına sahip olabileceğinde hem fikir oldular.

Dünkü yazımızda da vurguladığımız gibi, bugün CHP'nin yaşadığı başarısızlıkta KILIÇDAROĞLU'nun payı devede kulak olup,yine tekrarlıyoruz, CHP için başarıya ulaşmanın yolunun,liderin değişmesinden ve yerine karizmatik bir lider bulmaktan ziyade, önemsenemeyecek çoğunluktaki insanlarımızın ve seçmen tabanının zihniyetinde ve dünya görüşlerinde çağdaş bir değişimin sağlanabilmesinden,bunun için de, eğitimdeki dini ağırlığa son verilerek, laik eğitime öncelik verilmesinden, eğitimsiz ve  cahil kitlelerin, laik ve çağdaş usullerle eğitilmesinden,çocuklarımızı ve gençlerimizi, kendilerine dini eğitim verilerek, biat ve ümmet kültürü ile ve dinin katı kalıpları içinde yetiştirme yerine, aklını kullanarak  muhakeme edip sorgulayarak, doğruyu ve yanlışı bulabilen, laik ve çağdaş eğitim sistemi içinde yetiştirmekten geçtiğini yineliyoruz.

Eğitim dışındaki yapılması gereken diğer değişiklikler için, dünkü yazımıza atıf yapmakla yetiniyor ve bu yazımızda, özellikle eğitim üzerinde daha geniş durmak istiyoruz.

Ne demişler, insan düşünen bir hayvandır. İnsanı hayvandan ayıran en önemli özellik de düşünebilmesi, sorgulayabilmesi ve bunun sonunda doğruya ve güzele ulaşabilmesidir.

Bu nedenle, modern ve gerçek demokrasilerde; düşünce, düşünce üretme ve üretilen bu fikir ve  düşünceyi açıklama, açıklanan bu düşünceleri, yazıya ve görüntüye dökerek kitlelere yayan basın özgürlükleri çok önemlidir.

Ancak, bu düşünce üretme, üretilen düşünceyi açıklama ve basın yoluyla kitlelere ulaştırma ve yayma özgürlüğünün bir anlam ifade edebilmesi ve insanlarımızın aydınlatılarak, iyi olanla kötü olanı ayırt edebilen, bilinçli, çağdaş ve uygar bir toplumun yaratılabilmesi için, o toplumu oluşturan insanları aydınlatacak fikir ve düşünceleri, bilgileri üretebilen ve topluma sunan,  sunulan bu çağdaş bilgi ve düşünceleri algılayabilen,toplumda olup bitenleri,yaşanan olayları, iktidarın icraat ve uygulamalarını, toplumdaki ekonomik ve sosyal eşitsizlikleri, gelir dağılımındaki adaletsizlikleri, demokrasiye,insan hak ve özgürlüklerine getirilen sınırlamaları, yok edilen yargı bağımsızlığını, aklınıza gelebilecek olan tüm kötülükleri algılayabilen ve sorgulayabilen kafalara sahip bir nesil yetiştirmek zorunludur.

Böyle bir nesli yetiştirecek büyük ve kitlesel bir eğitim projesi,büyük bir yatırım, merkezi bir plan ve program ve maddi imkan istediği için, bu eğitim projesini gerçekleştirmek,ailelerden ziyade, Devletin işi ve görevi olup,böyle bir projeyi gerçekleştirebilmek için iktidarda olmak ve devletin dümeninde olmak zorunludur.Bu nedenledir ki; CHP lideri KILIÇDAROĞLU, hiç değilse bizi bir dönem iktidar yapın ve yapacaklarımızı bir görün ve bizi deneyin diyerek, seçmenlere adeta yalvarmaktadır.

İş başındaki, ülkeyi 13 yıldan bu yana idare eden ve 1.Kasım seçimlerinde ülkeyi yönetmek için dört yıllık yeni bir süre kazanan AKP iktidarının bu seçim başarılarında, dolayısıyla CHP'nin seçim başarısızlıklarında yatan gerçek,açıkça görülmektedir.

AKP iktidarının dayandığı %50 lere varan oy tabanı hepimizin malumudur,AKP iktidarı, kindar ve dindar bir nesil yetiştireceğiz diye boşuna çırpınmamaktadır, eline geçen iktidarı 13 yıldır kendi siyasal geleceği adına çok iyi kullanmakta ve bir devrim yasası olan Öğretim Birliği Yasasına aykırı olarak, laik eğitime son verip, neredeyse tüm liseleri İmam Hatip Liselerine dönüştürmek için büyük bir gayret sarfetmektedir.

Amaç bellidir, dayandıkları oy tabanını daha da genişletmenin gayreti içindedirler.Yozlaştırılan İslam dininin dar kalıpları içinde,muhakeme ve sorgulama yapmaktan uzak,biat ve ümmet kültürü alan bir nesil yetiştirerek, yönetimde yaptıkları yanlışları, adaletsizlikleri sorgulamayan ve eleştirmeyen bu tabandan yararlanarak, kendi iktidarlarını sürdürme ve ileride de devletin yönetimini bu tabana teslim etmektir.

Dini eğitim alan,dinin katı kalıpları içinde, biat ve ümmet kültürü ile yetişerek, muhakeme ve sorgulama yetenekleri gelişmeyen insanların günden güne çoğaldığı ve bu insanların etkilemesi altındaki insanlardan oluşan bu geniş oy tabanının, CHP tarafından kendi saflarına çekilmesini, hangi lider sağlayabilecek zannediyorsunuz?

Açıkladığımız nedenlerle, sağlam bir demokrasi ve özgürlük kültürü edinememiş,sefaletten,açlıktan,işsizlikten,geçim derdinden ve eğitimsizlikten dolayı demokrasinin ve özgürlüklerin tadına varamamış,yargı bağımsızlığından, gelir dağılımındaki adaletsizlikten habersiz, maden facialarında ihmalden ölen yüzlerce işçinin bu ölümlerini kadere ve fıtrata bağlayan, fikir üretmekten aciz, olup biten kötülüklere tepkisiz, üretilen ve kendisine sunulan  iyi ve doğru fikirleri algılamaktan uzak,biat,iane ve ümmet kültürü alan geniş seçmen kitlesi,siyasal iktidarın demokrasiye ve insan hak ve özgürlüklerine yönelik saldırı ve tahribatını,ülkenin kötü yönetildiğini,gelir dağılımındaki adaletsizliği nasıl görüp değerlendirebilecekler ve demokrasi ve özgürlüklerden yana olan,ülkedeki açlığı,sefaleti,işsizliği,her konudaki tüm adaletsizlikleri gidermeye,ülkede gerçek demokrasiyi ve özgürlükleri hakim kılmaya aday olan CHP'ye nasıl yönelecekler?

03/11/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

Chp niçin iktidar olamıyor? - Güner Yiğitbaşı
1.Kasım seçimleri yapıldı ve resmi olmayan sonuçlarına göre, yüzde elliye yakın oy alan AKP,yeniden tek başına iktidar oldu.

Bu sonuç,AKP'nin 7.Haziran seçimlerine göre artırdığı oy oranı itibariyle, gerçekten sürpriz olmuş ve AKP yetkililerini dahi şaşırtmıştır.

Dünkü yazımızda belirttiğimiz gibi, bu seçimin tek kazananı, tek adamlığını ve ilan ettiği  fiili başkanlık sistemini tamamen pekiştiren ve meşrulaştıran ve dört yıl için rahat bir nefes alan Tayyip Bey olmuş,seçimin kaybedeni ise,hiçbir şeyin değişmeyeceği, hatta her şeyin daha da kötüye gideceği, özgürlüklerin iyice kısılacağı ülkemiz ve ülkemizin 78 milyon vatandaşı olmuştur.

Bu sonucun ortaya çıkmasında,AKP'nin tek başına iktidardan düşmesinin sarhoşluğu içinde, 7.Haziran seçimlerindeki kazanımlarını yeterli görmeyerek, kendilerini bulunmaz Hint kumaşı zanneden ve kendilerine sunulan her alternatife hayır diyerek, olası bir erken seçimde, AKP'yi daha da zayıflatarak güçleneceklerini uman MHP lideri ve yakın çevresinin tekerrür eden yanılgıları etkin rol oynamıştır.

Hatırlayınız, 7.Haziran seçimlerinin sonunda AKP tek başına iktidardan düştüğünde, Tayyip Bey üzüntüsünden sessizliğe gömülmüş,günlerce sesi çıkmamış olup, ancak MHP lideri BAHÇELİ'nin, seçim gecesinden itibaren sergilemeye başladığı, koalisyon içinde yer almayacaklarına ve altı milyon oy alan HDP'yi yok saydıklarına ilişkin beyanları ve asıl kırılma noktası olan Meclis Başkanlığını AKP adayına hediye ederek, raflarında yolsuzluk ve rüşvet dosyaları beklemekte olan Meclisi fiilen çalışamaz hale getirmesi üzerine, Tayyip Bey sessizliğini bozmuş ve kafasındaki, ülkeyi 1.Kasım seçimlerine ve AKP'yi yeniden tek başına iktidara taşıma planını uygulamaya koyma imkanına kavuşmuştur.

Devlet imkanlarını, örtülü ödenekleri, Sarayda muhtar ağırlamalarını, devlet ve bazı özel televizyon ve basın organlarının tek yanlı haber ve propagandalarını arkasına alarak, halkı can ve mal güvenlikleri üzerinden korkutarak eşit ve adil olmayan koşullarda yapılan 1.Kasım seçimlerinde,aldığı oy oranı dışında, AKP'nin tek başına iktidar olmasına pek de şaşırmamak gerekir.

Bugün gazetelere, medyaya ve sosyal medyaya bakıyor ve her kafadan bir ses çıkmakta olduğunu görüyoruz.Bir kısım insanımız,özellikle ana muhalefet partisi CHP'yi ve liderini suçlu ilan etmekte, KILIÇDAROĞLU'nu istifaya davet etmekte ve onun yerine bit pazarından eski liderlere çağrı yapılmakta, bir kısım insanımız ise, Barolar Birliği Başkanının CHP'nin başına getirilmesi çağrısı yapmakta, faturayı sadece KILIÇDAROĞLU'na çıkarma ucuzculuğuna ve yanlışına düşmektedirler.

Bize göre, son iki seçimde KILIÇDAROĞLU elinden geleni yapmıştır.Değiştirilmesi gereken CHP lideri değildir. Zira, CHP'nin başına lider olarak kim getirilirse getirilsin, değişen hiçbir şey olmayacaktır. Ülkemiz seçmeninin çoğunluğu, sağ ve muhafazakar tabandan gelmekte olup, sol'un tabanının  potansiyeli çok sınırlı olup, iktidar olmaya yeterli değildir.

Bu nedenle, sol'un, oylarını bölmeyen aklı başındaki seçmen tabanının genişletmesi zorunlu olup, bunu sağlayabilmek için de, liderden önce değiştirilmesi ve yapılması gerekenler;

İnsanlarımızdır, insanlarımızın eğitim seviyeleridir, refah düzeyleridir, eğitim ve refah düzeylerinin yükseltilmesidir, siyasilerin kendi siyasi menfaatleri için istismar ettikleri yozlaştırılmış İslam yerine, gerçek İslamın halkımıza öğretilmesidir.

İnsanlarımızın özgürlük anlayışlarının değiştirilmesi, insanlarımızın özgürlüklerle tanıştırılarak, özgürlüklerden zevk alır hale getirilmeleridir.

İşsizlerin ve açların, karınlarını kendi alın terleriyle kazandıkları helal paralarla doyurmaları için, iş sahibi yapılmaları ve bunun zevkini tatmaları sağlanmalıdır.

İnsanlarımızın, kadınlarımıza yönelik ilkel ve çağ dışı barbar anlayışlarının değiştirilmesidir.

Dine yönelik anlayış ve zihniyetin laik hale getirilmesidir.

İnsanlarımızın; kendilerine yönelik, bir dilim ekmek mi, yoksa özgürlük mü istersin sorusuna verecekleri cevabın, bir dilim ekmek yerine, bir tutam özgürlük olmasını sağlayabilmektir.

Yönetimde şeffaflığın sağlanmasıdır, yolsuzluk ve rüşvetin önlenmesidir.

Kuvvetler ayrılığı ilkesinin uygulanır hale getirilmesidir.

Hukukun üstünlüğünün sağlanması ve hukukun üstünlüğüne saygılı toplum yaratılmasıdır.

Devletin temelini oluşturan Adaletin tarafsız ve bağımsızlığının sağlanmasıdır.

Saydığımız ve çoğu fiilen ülkemizde var olmayan bu değişimleri sağlayamadan, CHP'nin şu anda %25-30 ile sınırlı olan oy tabanını, lider değişikliğine de gidilse, asla artıramazsınız ve iktidar yüzü göremezsiniz.

Bu değişimleri sağlamak için de, ana muhalefet partisi olmak yeterli olmayıp, en az iki dönem tek başına iktidar olup, devletin dümenine geçmek zorunludur.

Onun içindir ki; Sayın KILIÇDAROĞLU, seçim meydanlarında konuşurken, bizi hiç değilse bir defalığına dört yıl için iktidar yapın ve deneyin diyerek, halkımıza adeta yalvarmaktadır.

CHP'nin iktidar olması, yumurta mı tavuktan çıkar, yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar sorusuna verilecek olan cevabın çıkmaz sokağı içinde yok olup gitmektedir.

02/11/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

Tamamlanamayan yazı! - Gündüz Akgül
Sevgili Dostlar,
Resmi olmayan seçim sonuçları açıklanınca duygularımı Facebook sayfamda “Söyleyecek söz bulamıyorum. Çünkü sözün bittiği yerdeyim.” Diye açıklayıp sizlerle paylaştım…

Olup bitenlerden sonra bu halkı anlamakta zorlandığımdan, hala ………………………………………………………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………………………………………
………………………………………………………………………………………………………………………………
……………………………
ayni yerdeyim…

Seçimden sonra yazılması gereken yazımı bu nedenle tamamlayamadım…
Lütfen, boş kalan yerleri hakaret içermeyen, hukuk kurallarının dışına çıkmadan yorumlarınızla tamamlayarak yazıyı tamamlar mısınız?
Katkılarınız için teşekkürler…

02.11.2015 (Saat 05.00)
Gündüz AKGÜL
Emekli Cumhuriyet Savcısı

Bu Seçimin Tek Galibi Tayyip Erdoğandır
Seçim sonuçları aşağı yukarı belli oldu, bu seçimlerde MHP lideri BAHÇELİ'nin ve onun etrafında kümelenen polit büro üyelerinin çok bilmişlikleri, 7.Haziran seçimlerinde altı milyon oy alan HDP'yi yok saymaları,ellerine kadar gelen Meclis Başkanlığını, kendi elleriyle AKP'ye teslim etmeleri, muhafet olarak oy çoğunluklarına rağmen birlik olamamaları seçmeni kızdırmış ve seçmen, 7.Haziran seçimlerinde de en çok oyu almasına rağmen,tek başına iktidardan düşen AKP etrafında toplanarak, AKP'yi tek başına iktidar yapmış ve Tayyip Bey'in Anayasayı ihlal ederek fiilen ilan ettiği başkanlığına onay vermişlerdir.Seçim sonuçları,Tayyip Bey tarafından da bu şekilde yorumlanacak ve Saray'ın darbesi aklanmış sayılacaktır.

Bu nedenledir ki; bize göre, seçimlerin tek galibinin Tayyip Bey olmasına karşılık, bu galibiyeti kendi hırs ve çıkarları ve tek adamlığı için kulllanarak, ülkeyi Anayasa ve yasa tanımaz bir şekilde istediği gibi yönetmeye çalışıp bu günlerimizi de aratacak şekilde otoriter ve keyfi bir şekilde idare etmeye kalkışacağı, ülkedeki bölünme ve gerginliği daha da artıracağı ve bundan da ülkemiz ve halkımız zarar göreceği için, bu seçimin tek mağlubu da, AKP'ye oy verenlerle vermeyenler, tüm halkımız olacaktır.

Bu seçim başarısından dolayı Tayyip Beyi kutluyor ve onun bükemediğimiz elini öpmesek de tokalaşarak sıkmak istiyoruz.

CHP lideri KILÇDAROĞLU, bu başarısızlıkta, bize göre tek suçlu değildir, o mevcut koşul ve imkanlar içinde elinden geleni fazlasıyla yapmış olup, halkımızın genlerine işleyen CHP'ye yönelik yıllara dayalı kemikleşmiş önyargıların olumsuzlukları eşliğinde, eşit ve adil koşullarda yapılmayan bir seçimden, CHP'nin alabileceği azami orandaki oyları almış olup, parti içinde ileriye dönük yapısal reformlara yelken açmalıdır.

MHP ve lideri için, liderlikten derhal istifa ederek, kendim ettim kendim buldum türküsünü dinlemekten başka yapacak  bir şey yoktur. MHP'nin kılınacak olan cenaze namazına tüm halkımız davetlidir.

01/11/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

Kaçak Lüks Otomobiller - Güner Yiğitbaşı
Vatandaşların, kaçak olduklarını bilmeden satın aldıkları ve büyük paralar ödedikleri lüks otomobillerin, kaçak olduğu sonradan ortaya çıktığında yasa gereği ellerinden alınması nedeniyle mağdur oldukları, büyük maddi kayıplar yanında, basit ve yüzeysel bir soruşturma ve değerlendirme yapan ve öküzün altında buzağı arayan savcılarımız tarafından, bir de bilerek kaçak otomobil satın aldıkları ve kaçakçılık yaptıkları gerekçesiyle haklarında davalar açılarak, mahkeme kapılarında sürüklenip manevi olarak da büyük zararlar görüp  üzüntü çektiklerini, İzmir DGM de görevli iken, teşekkül halinde işlenen bu tür kaçak lüks otoların soruşturmaslarını yapmış olan bir emekli savcı olarak çok yakından bilmekteyiz.

Allaha şükürler olsun ki; iyi bir soruşturma yapan ve öküzün altında buzağı aramayan bir savcı olarak, bilmeden, devletin yasal ve resmi trafik kayıtlarına güvenerek, çok büyük  paralar ödeyip, özellikle  lüks Mersedes ve BMV otomobiller satın alan  mağdur vatandaşlar hakkında, ayrıca  kaçakçılık suçundan kamu davası açarak onları bir de manen üzmemiştik.

Şimdi bize, durduk yerde bu konuyu niçin gündeme getiriyorsunuz diye soracaksınız?

Hazır, politika yapamayacağımız bu seçim gününü değerlendirerek, bu konuya ilişkin bir Danıştay kararını değerlendirmek için,bu makalemizin konusunu, Danıştayın son  kararı ışığında kaçak lüks otomobillere ayırmış bulunuyoruz.

Basından öğrendiğimize göre, Danıştay son bir karar vermiş, kaçak olduğunu  bilmeden kaçak lüks oto satın alan ve bu otoların kaçak olduklarının sonradan anlaşılması üzerine de otomobilleri ellerinden alınan ve mağdur olan kişilerin zararlarını İçişlei Bakanlığı, yani devlet karşılayacakmış.

Geç kalan ve çok yerinde olan bu  kararından dolayı Danıştayı yürekten kutluyor ve alkışlıyoruz.

Gerçekten burada İçişleri Bakanlığının, yani Devletin, çok büyük günahı ve hatası vardır. Devlet, hizmet kusuru işlemektedir, yasalarımıza göre devletin, bu hizmet kusurundan dolayı vatandaşın zararını ödeme mecburiyeti vardır.

Peki neden? Onu da izah etmeye çalışalım.

Gümrüğü ödenmeden şu veya bu yolla yurda kaçak olarak sokulan lüks otolar için, bu işin kaçakçılığını yapan kişiler; herhangibir gümrük kapımızdan, örneğin Edirne Gümrüğünden, gümrük vergileri ödenerek yasal olarak yurda sokulmuş otomobillermiş gibi, Edirne Gümrüğünden  düzenlenmiş gibi, sahte gümrük trafik şahadetnameleri düzenlemekte, yine sahte gümrük vergisi alındı makbuzları düzenleyerek, bu belgelerle örneğin İstanbul Trafik Ve Tescil Şube Müdürlüğüne giderek, bu kaçak otomobilleri trafiğe kayıt ettirerek, devletin resmi trafik tescil belge  ve ruhsatlarını elde ettikten sonra, devletin resmi ve yasal tarfik kayıt, belge ve ruhsatlarına dayanarak, bu otomobilleri büyük paralarla vatandaşlara satıyorlar, saf alıcılar da otomobilin resmi kayıtlarına bakarak ve güvenerek, kaçak olduklarını bilmeden ve korkmadan bu otomobilleri satın alıyorlar.

Burada gerçek suçlu tabii ki devlettir.Kardeşim, lüks otolarda kaçakçılığın kol gezdiği bilinen bir gerçek olup, atıyoruz, örneğin İstanbul Trafik Tescil Şube Müdürlüğüne kaçak bir otomobilin tescili için bir başvuru yapıldı diyelim, yine atıyoruz, Edirne Gümrüğünden yasal olarak sokulmuş gibi, o gümrükte görevli ilgili kişilerin imzalarını ve mühürünü taşıyan gümrük şahadetnamesi ve vergi alındı makbuzlarının sahte olup olmadıklarını gözle tespit edemiyorsan, ilke haline getireceğin bir uygulamayla, ilgili gümrük dairesine en seri şekilde ulaşarak, gerekli bilgileri de vererek, bu gümrük şahadetnamesinin ve vezne alındı makbuzlarının, gümrüğünüzce düzenlenen yasal ve gerçek  belgeler olup olmadığını soracaksın ve bu sorunun olumlu cevabını almadan da, o aracı trafiğe kayıt edip ruhsat vermeyeceksin.Bu kadar basit bi mesele.

Devlet olarak, bilemediğimiz nedenlerle, bu basit ilemi gerçekleştirmez, gerekli teyitleri almadan kaçak otoların trafiğe kayıt edilmelerini sağlarsan, tabii ki, saf ve temiz vatandaşların uğradıkları zararı ödeyeceksin.Tabi, o zarara sebep olan ve devleti de zarara uğratan o görevliden de hesap soracak ve devlet olarak vatandaşa ödediğin tazminatı da o görevliden talep edeceksin.

Danıştayı, bu kararından dolayı tekrar tebrik ediyor, hukukçu olmadıklarından dolayı işin aslını bilemedikleri için, kaçak oto satın alan kişilerin zararını niçin devlet ödesin ki diyerek, Danıştayın bu çok haklı ve yerinde olan kararını eleştiren vatandaşları da aydınlattığımızı umuyoruz.

01/11/2015
Güner YİĞİTBAŞI
İzmir Barosu Üyesi Avukat

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget