Biriktirdiğim Dolarları Nasıl Dolandırıcılara Kaptırdım
Şimdi size başıma gelen ve
ay ay biriktirdiğim 8250 dolarımı +200 bin lira paralarımı dolandırıcılara
nasıl kaptırdığımın, içimi yakan bu olayın öyküsünü anlatacağım. İşte bu
aşağıda anlatacağım başıma gelen dolandırıcılık olayı yüzenden yazılarıma ara
vermek zorunda kaldım, bu aldatılma dolandırılma olayı beni o denli sarstı ki
üzüntümden 86 kg’dan 69 kg ama düştüm.
2026’nin şubat ayında
sanırım bir sosyal paylaşım sitesinde idi, orada Koç Grubunun Onursal Başkanı
Sayın Rahmi Koç’un bir konuşmasına rastladım. Rahmi Koç konuşmasında “birikimlerinizi
yatırıma yönlendirin….”özünü sözleriyle anlatıyordu. İlgimi çektiği için “adınız ve
telefonunuzla buradan başvurun” yazısını da görünce, oraya adımı telefonumu
yazıp” beklemeye başladım.
Bir gün geçmedi, bayan erkek
peş peşe telefonda “yüzde yüz getirisi olacak” diyerek defalarca aramaya
başladılar, “bu çok güvenli” diyerek yatırmamı önerdiler ve “arkamızda
Koç Finans ve Yapı Kredi Bankası var” dediler. Ben tereddüt içindeydim,
ortalıkta dolandırıcılık olayları dolaştığı için korkuyordum. 2026 Mart ayı
başlarında Koç Finans elemanlarının Barış Aksu, Mert Yıldırım, Furkan, Murat
Öztürk ve Asya Hanım olduklarını söyleyenlerin önermeleriyle, yayınlanan formu
doldurarak dolar yatırımında bulunmak için başvurdum. Benim çekingenliğimi
gören bayan ararken, “şimdi Koç Finans’tan müdür yardımız sizinle konuşacak”
diyerek bir beyle konuşturdular, telefondaki kişi beni cesaretlendiren ve
oldukça kar vaat eden sözler ve yönlendirilen finansçıların bildik ve dürüst
insanlar olduklarını da vurgulayıp söyleyince ben de dedikleri şekilde
yazıldım.
İsviçre’de yaşadığını ve finansçı
olduğunu söyleyen, kendisinden Koç Grubundan övgüyle bahsedilen Kaan Ateş’e
yönlendirdiler. Yönlendirirken de “şansın varmış iyi bir finansçıya düştün”
dediler. Koç Finans adına bu işi yaptıklarını söyleyen bu kişiler Koç Finans
gibi güzide bir kuruluşun adını kullanarak müşterilere güven vermeye
çalışıyorlarmış, sonradan öğrendim.
İlk
etapta bana güven verdikleri için 5000 doları söyledikleri hesaba İş
Bankasından parayı çekip yatırdım. O an dikkat etmemiştim, parayı gönderen
benim, alıcı finansçım Kaan Ateş değil başka bir ad ve başka bir İBAN numarası
vardı. Kaan Ateş çok az bir süre sonra “parayı aldık merak etme hemen
yatırım işlemlerine başlıyoruz” dedi.
Oysa bu isim farkını ileride
herhangi bir adli soruşturma olursa “benim adıma böyle bir para gelmedi”
demek için farklı bir alıcıyı paravan olarak kullanmışlar bunu polisçe
soruşturma yapılırken öğrendim. Yani tuzak dolandırıcılık daha ilk gün başlamış
oluyor. İlerlemiş 81 yaşımın yorgun hafızası ile bu ayrıntılara dikkat
etmiyordum, meğer adamlar daha ilk adımda tuzağa kılıf ayarlamışlar.
Beni İsviçre’de yaşayan Türk
kökenli Türkiye ve İsviçre vatandaşı olduğunu söyleyen “finans uzmanı” diye
anılan, tespit edebildiğim beş altı tane telefon numarası olan Kaan Ateş’le sık
sık görüşüyorduk. O arıyor birlikte telefon ekranımdan paranın alım satım işini
izliyordum. Bazen petrol bazen altın alıp satıyor ve ne kadar kar edildiğini gösteriyordu;
bir buçuk ay içinde paranın 240 bin lira getirisi olduğunu söylüyordu. Bana oldukça nazik davranıyordu. Ayrıca Kaan
Ateş’in asistanı olduğunu söylediği ve orada yaşayan Finansçı Cankut Öztürk’le
de müştereken para yönlendirmeleri önerileri
için telefonla görüşüyorduk. Bu finansçılıktan epey kazandıkların Türkiye’de
Bodrum ve başka yerlerde villalarının olduğunu, dünyada yüz kadar ülkeyi
gezdiklerini söylüyorlardı.
Bu
böyle devam ederken Kaan Ateş bana evli olup olmadığımı sordu, ben de eşimi beş
yıl önce kaybettim yakında bir bayanla evleneceğim dedim. Kaan Ateş, bana “oo
iyi o zaman nikahta bulunmak isteriz, evlenince salon takımı almak
istediklerini de söyleyince bende bir rahatlama oldu, yatırdığım 5000 doların
maaşımdan daha fazla getirisi olduğunu ve onların yakınlık gösterdiğini
görünce, ben de ona, bankada kalan 2250 dolarımın daha olduğunu buraya
yatıralım daha çok gerisi olsun diyerek bu 2250 doları da onlara banka kanalı
ile gönderdim.
Kaan Ateş hemen her gün
İsviçre’den Ankara’ya bana telefon ediyor “şu paranın getirisine bakalım”
diyerek para akışını izliyorduk, ekranda 8250 doların 240 bin lirayı aşan
getirisi olduğunu gösteriyordu. İran’la ABD körfez savaşı yapılıyor, petrol bir
artıyor bir azalıyor, duruma göre Kaan Ateş petrol alıyor satıyor böylece
paranın getirisi de artıyordu. Yani para benimdi, onlar ortaklaşa hesabı açıp
gözlüyorduk. Sadece onlara piyasanın durumuna göre paramı işletiyorlardı.
Biz
Kaan Ateşle şöyle bir anlaşma yapmıştık, paranın sadece getirisinin yüzde
20’sini finansçı Kaan Ateş alacak, yüzde 80’nini de ben alacaktım. (Oradaki tüm
finansçılar bu koşulda al sat karının yüzde 20 sini alıyorlarmış, öyle
dediler),
Böylece maaşımdan fazla getirisi
olduğunu görünce, ben hayaller kuruyordum her ay iki torunuma çeyrek altın
almayı düşlüyordum...
Paranın getirisi
şöyle dursun, ayrıca 200 bin lira da borçlandırdılar.
Bu
arada “yatırımdaki paranın sigortası yatırmak gerek sigorta yatmazsa para
çekilemez” dediler. Sigortası yatması için 200 bin lira (yüz bin İş
bankasından yüz bin de Yapı kredi bankasından olmak üzere) mal alıp sattırarak
kredi çektirdiler. Ben ilerlemiş 81 yaşımla olayı pek anlayamadım, para benim
adıma borç olacağını bilmiyordum, olayı kavrayamadım. Şimdiye değin böylesine
büyük bir borç işlemi yapmamıştım.
Bu paranın getirisini Kaan Ateş’le anlaşma oranlarımıza göre almak paylaşmak istedim, ayrıca her ihtimale karşı 2000 dolarımı da geri almak istediğim sırada, 9 Mart 2026 günü İsviçre’de sigortacı olduğunu söyleyen Erhan Aykut telefonda konuşmaya katılarak 5000 dolarla sigorta yapılacağını bildirdi.
Bu
arada Cankut Öztürk’le (Kaan Ateş buna “asistanım” diyordu) zaman zaman
telefonla kredi kartla bana Türkiye’de tanımadığım ve onların bildiği
adreslerinden altın aldırıp altın satarak para elde ediliyordu, böylece İş
Bankası’ndan 30 Mart’ta 100 bin, Yapı Kredi Bankasından 100 bin liralık altın,
elektronik araç alıp satarak para elde edildiğini bunun parasının da sigorta
için dediklerini anımsıyorum. Peş peşe sigorta nasıl olur. Bu ikisi telefonla
soruşturan satışın tarafımdan yapıldığını alım satımın doğru olduğunu anında
arayan banka görevlisine söylettiriyorlardı. Sonunda bu paranın kredi kartıma
yansıtılacağını bilmiyordum, yani benim adıma alım satım yapılarak kredi
kartıma yansıtılan bu borcun bana ait olduğunu 81 yaşını geçmekte olan yaşlı
bir zihinle olayı kavrayamadım. Ben sadece paranın yüzde yüz getirisinin
hayalinde idim, ilkin kavrayamadım, çünkü böyle bir işlemi hiç yapmamıştım.
“Sigorta”
diyerek yine dolandırıldım, ana paraya yakın sigorta olur mu?
Sonradan telefonla katılan Avrupa’da sigortacı olduğunu söyleyen…… numaralı telefonuyla görüşmemize katılan Erhan Aykut bu işlemin sigortası olması gerektiğini, sigortası ödenmeden para hareketi olamayacağını ve sigorta için 250 bin lira yatırmamızı bundan 500 dolar sigorta bedeli alınıp paranın gerisinin iade edileceğini söyledi. Benden gönderilen bu yüz bin lirayı finansçılar tarafından sigortaya yatırıldığını, öteki yüz bin liranın da bilgim dışında sermaye artışı adı altında veya ayrı durduğunu, sigortaya da 150 bin lira yatırmam gerektiğini söylediler. Sigorta ödenmedikçe parama ve getirisine dokunamayacağımı şaşkınlıkla öğrendim.
Paramı
güvenilir bir finansçıya yatırdım, yüzde yüz getirisi var diyerek rehavete
kapılarak seviniyor ve öteki işlerime odaklanıyordum. Bu sigorta dolandırıcılığını hiçbir
sigortacıya danışma gereğini bile duymamıştım. Oysa bir sigortacıya danışsa
idim, yüzde yüz sigorta olmaz bir dolandırıcılıkla karşı karşıya olduğumu
söylerlerdi.
Şimdi 150 bin lirayı
sigorta için yatırmam isteniyor oysa ben dar gelirli bir emekli memur olarak bu
parayı ödemem mümkün değil. Ayrıca öte yandan İş Bankası ve Yapı kredi bankası
benim adıma yatırılan ve kredi kartıma yansıtılan 100 er bin lirayı istemekte.
Yatırdığım paradan ve getirisinden yatırmak istedim, 150 bin yatırılmadıkça bu
paralardan alamayacağım söylendi. Gerçek rakam 500 dolar sigorta bedeli için
250 bin lira istenmesi yasal mıdır, bilmiyorum, bu yüzden ne ana paramı ne
getirisini alamıyorum, 250 bin lirayı da ödeme olanağım yoktu.
Bu para yatırım işinde iç içe üç
dolandırıcılığa maruz kaldım.
Burada içi içe ilginç bir
dolandırıcılıkla karşı karşıya olduğumu sonunda dehşetle öğrendim. 8250
dolarımı adeta gasp eden bu dolandırıcılar paramı dolarlarımı gasp ederken 250
bin lira (anaparanın 5000 doların iki katı sigorta parası isteyerek ikinci dolandırıcılık,
sigortaya yatıracağız diyerek İş bankası ve Yapı Kredi Bankalarına yüzer bin
lira çektirip oralara da borçlandırılarak üçüncü dolandırıcılıkla karşı karşıya
olduğumu dehşetle üzüntü ile öğrenince sağlığımı yitirmeye başladım. 86 kg’dan
69 kg ya düştüm.
Olanca tasarrufum olan
8250 doları yatırdım hiç dokunamıyorum 250 bin lirayı ödeyemediğimi bütçemin
buna elvermediğini söyledim. Bu sigorta sorunu nedeni ile işlerimi yapamıyorum.
Sigorta bedeli olan 500 doları içeride bulunan paramızdan kesilmesini, 250 bin
lirayı ödeme gücümün olmadığı nedeni ile sürecin böylece devam ettirilmesini
istemde bulunduk. Bu üç dolandırıcım “AB ülkelerinde bütün para hareketleri
sigortalıdır, sigortaya tabidir, sigortayı ödemedikçe ne ana parayı ne de
getirisini alamazsınız” diye doğruyu söylüyorlardı ama, sigorta için neden
250 bin lira istediklerini söylemiyorlar ve “250 bin lira yatırmam
gerektiğini, bunun 25 bini sigorta olarak kesildikten sonra 225 bin liranın
iade edileceğini” söylüyorlardı. Oysa sigorta için 250 bin lira istemeleri
tam bir dolandırıcılık olduğunu bilmiyordum. Eğer 250 bin lirayı -aman şu
sigorta derdinden kurtulayım nasıl olsa param geri gelecek düşüncesi ile bu
parayı borç harç bulup yatırsa idim- onlar da gidecekmiş.
Bu yatırdığım önce 5000
dolar, sonra 2250 dolar 8250 doların her türlü belge, kanıt, telefon
mesajlaşmalarımızı belgelendirerek Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına, MASAK’a
bildirdim, soruşturma devam ediyor, sonunda dava açılacak karar İsviçre ve
Almanya’ya bildirilerek paranın iadesi sağlanacak deniliyor. Bilmem ne çıkacak.
Türkiye’den şikâyetim
üzerine Ankara Başsavcılığı ve MASAK tarafından soruşturma başlatıldığını öğrenen,
halen telefonu açık olan Kaan Ateş’e paranın akıbetini telefon mesajı ile
sordum. Yasal süreçten çekindiği için yatırdığım parayı getirisi birlikte Almanya’da Frankfurt Borsasına 23790 dolar
olarak yatırdığını mesajla bildirdi. Umarım bu rakam doğru olur ve yargılama
sonunda param iade edilecek diye umuyorum.
Benim finansçılar zenginmiş.
Ben bu yatırımdan maaşımın
iki katı getiri alacağımın hayali ile havalanıyordum; iki torunuma her ay iki
altın almayı düşünüyordum. Ama Türkiye’dekilerin teşvik ve önermeleri ile bir
dolandırıcılık tuzağına düştüğümün bilincinde değildim. Bu yukarıda adları
yazılı sözde iki finansçı Ankara’da ODTÜ mezunları imiş, ama finansçılığın in
ince dalaveresini iyi biliyorlarmış önceden iyi kurguluyorlarmış böyle
planları. Hem İsviçre hem Türk vatandaşı olan bu iki finansçı, telefondaki
konuşmalarında özel finans büroları, şoförleri, avukatları olduklarını ve
Türkiye’de Bodrum gibi nice yerlerde villaları olduklarını övünürken dünyada
100 ülke gezdiklerini ballandıra ballandıra anlatıyorlardı. Kendi kendime demek
ki benim gibi tecrübesiz saf insanların güya yatırımlarını dolandırarak servet
yapıyorlarmış demek ki diye düşündüm.
Halen
telefonu açık olan ve telefon
numarasından resmini kaldıran Kaan Ateş’e sordum
Çocuklarımdan habersiz
böyle bir finans yatırımına para kaptırdığımı üstelik iki bankaya 200 bin lira
borçlandığımı öğrenen çocuklarım beni eleştiri bombardımana tuttular.
Üzüntümden de zayıfladığımı görünce sağlığımdan endişe etmeye başladılar, beni
teselli etmeye başladılar. Ve elimize geçmeyen almadığım dolandırıcılara giden
200 bin lirayı önce İş bankasını yapılaştırarak 24 ayda 350 bin lira olarak
çocuklarımla zorlukla ödemeye başladık. Finansçım Kaan Ateş’e de “Allah’ın
laneti üzerinize olsun” diye beddua ederken, yatırım derken batırıma
battığımızı söylendim durdum.
Cumhuriyet Başsavcılığının
ve MASAK’ın bu dolandırıcılık konusunda soruşturmaları devam ederken, bazı
yetkililer “bu batık parayı alırsın ama yargılama bir yıla uzanır”
dediler. Ben de tövbe ettim bundan sonra
yatırım yapmaya.
Bu dolandırıcılık
olayından sonra garip mesajlar gelmeye başladı
Bu
dolandırıcılık olayı ile ilgili olarak daha önceleri garip mesajlar geliyor
önemsemiyordum. Son olarak telefonuma şöyle bir sözlü mesaj geldi:
30 Temmuz
2026 günü saat 11.52 de Aleyna adındaki Rus kökenli olduğunu söyleyen bir bayan
aradı, telefonda şunları söyledi: “Hangi banka ile çalışıyorsunuz dedi, ben
o bankadan alıyorum dedim. Kayıp 23.790 lira bir kaybınız varmış, yarın hangi
saatte uygunsunuz, parayı iade edeceğiz, Ateş Bey biraz sonra sisinle
görüşecek” dedi. Ben bu gerçekmiş gibi sözlere kandım telefon numarasının
başında artı dört (4) vardı. Ertesi gün de paranın iadesi olacak mı diye
bekledim durdum.
*
Bir ay kadar
önce telefonla başka birisi telefonla arayarak şöyle diyordu:
“Ben
tayin edilen bir kayyumum, öğleden sonra 470 bin lira olan paranı iade
edeceğiz, telefonumu bekle” diyen bu garip adamı sahiden yetkili kayyum
zannederek bu dolandırıcıya dua ettim…
Başıma gelen
bu dolandırıcılık olayını duyan bazı hukuk büroları da “4600 lira dosya
masrafı, ayrıca paranın yüzde onunu almak koşulu ile paranızı bir ayda
getiririz” diyorlardı.
Yani başıma
gelen bu dolandırıcılık olayı ile başka dolandırıcılar benimle dalga geçiyor
olmalı diye düşündüm.
Cevat
Kulaksız kulcevat599@gmail.com
Fotoğraflar:
Oturarak viski içen Kaan Ateş, ayaktaki Cankut Öztürk, kravatlı olan sigortacı
olduğunu söyleyen Erhan Aykut.
Not: Bu resimleri telefon numaralarından almıştım.




