Amerika ve İsrail’in
saldırıları birinci ayını tamamlamasına rağmen, evdeki hesap çarşıya uymadığı
için, saldırganlar henüz son darbeyi
vurarak arzuladıkları sonuca ulaşamadıkları gibi, tüm bölgeyi ateş altına aldılar ve Dünya
çapında bir enerji krizine neden oldular.
Hürmüz Boğazının kapatılması
sonucunda, Basra Körfezi çıkışlı
akaryakıtı taşıyan tankerlerin körfezden
çıkamamaları nedeniyle, akaryakıt krizi
her geçen gün artmaktadır.
Bu krizden ülkemiz de
nasibini almış ve benzin ve motorin fiyatları fahiş oranlarda artmış ve artmaya
da devam etmektedir.
İran; ülkelerinde, Amerikan üstleri bulunan ve savaşta Amerika
tarafından kullanılan körfezdeki Arap ülkelerini de, savunma amaçlı olarak vurmakta ise de, ATATÜRK'ün
Yurtta Sulh Cihanda Sulh ilkesine uyarak savaşta tarafsız kalan ülkemiz, savaşın dışında kalmayı başarmış, ancak, aradan geçen bu bir aylık süre içinde, İran’dan atıldığı söylenen ve ülkemizi hedef
alan dört füze, Akdeniz’deki Nato unsurları tarafından havada vurularak
etkisiz hale getirilmiştir.
İran makamları, bu füzeleri kendilerinin atmadığını, ısrarla savunmuşlardır. Ülkemizin tarafsız
kalması ve İran’a yönelik hasmane bir davranış içinde bulunmaması ve İran
tarafından ülkemize yönelik yeni bir cephe oluşturmanın İran açısından hiçbir
yararının bulunmaması ve bilakis İran’ın aleyhine sonuçlar doğuracak olması
dikkate alındığında, ülkemize yönelik
İran orjinli füzelerin İran tarafından atıldıklarının kabulü, hayatın olağan akışına açıkça aykırıdır.
Bu nedenle, ülkemize yönelik bu füzelerin atılmasında, İran’da cirit atan Amerika ve İsrail
ajanlarının parmaklarının bulunduğu, bir
olasılık olarak kabul edilebilir. Zira, Amerika ve İsrail'in, İran’a sınırdaş
ve güçlü bir ordusu olan ülkemizin kendi
yanlarında savaşa katılmasında çok büyük yararları vardır.
Ülkemize yönelik İran orjinli
füzelerin, ülkemizi savaşa kışkırtma
amaçlı olarak saldırgan güçler
tarafından atılmış olması, mantıklıdır.
İran’dan atıldığı söylenen
ülkemize yönelik dört füzenin de Akdeniz’de konuşlu Nato unsurları taflanından
havada vurularak etkisiz hale getirilmiş olması, bir tesadüf müdür?
Nato unsurları, bir Nato
üyesi olan ülkemizin hava sahasını sürekli gözetleyip korumaya mı soyunmuş, yoksa
ülkemizi savaşa bulaştırmak için İran dışındaki güçler tarafından kontrollü bir
şekilde fırlatılan malum füzeleri havada kontrol altına alarak zararsız hale mi
getirmişlerdir?
Kuşkulanmamak mümkün değil, düşünmeye
değer doğrusu.
30/03/2026

Yorum Gönder