Türk insanı olarak maalesef
çok duygusalız ve bu duygusallığımızı dış politikalarımıza, uluslararası
diplomatik ilişkilerimize de yansıtıyoruz maalesef.
Mesela Pakistan ve
Azerbaycan'ı ve başlarına yönetici olarak kim gelirse gelsin bu iki ülkeyi
yöneten kişileri, kardeş ilan ediyoruz. Çok
yanlış.
Aralarında kan bağı olan
gerçek kardeşler arasında dahi, karşılıklı menfaat çatışması halinde, bu kardeşliğin kanlı bıçaklı düşmanlığa çevrildiğine
dair örnekleri görüyor ve yaşıyoruz.
Ayinesi iştir kişinin, söze bakılmaz. Pakistan ve Azerbaycan ile
ülkemizi kardeş ilan eden karşılıklı söylemlere rağmen; bu iki ülke, hala. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini bağımsız bir
devlet olarak tanımış ve kabul etmiş
değillerdir. Bu nasıl bir kardeşliktir diye isyan etmeye hakkımız yoktur, zira
ülkeler arasında kardeşlik diye gerçek bir bağ ve yakınlık yoktur, ülkelerin
çıkarları söz konusudur, aslında.
Bir ülkeyi ve liderini kardeş
ve/veya dost olarak ilan ederseniz, öyle bir an gelir ve olay yaşarsınız ki; bu
kardeş ve dost yakıştırmanız, sizi güç
durumda bırakabilir. Öyle bir olay olur ki, bu olay karşısında nasıl bir tavır koyacağınızı
şaşırır ve apışıp kalırsınız.
Mesela iş başındaki AKP
iktidarının lideri ERDOĞAN ile yakın ilişkisi olan ve ERDOĞAN'ın kendisine
kardeşim dediği Venezüella’nın devlet başkanı Mudura'nın, yine kendisine dostum dediği ve kendisini
dostu olarak ilan ettiği ABD başkanı Turump tarafından uyurken sarayından
paketlenerek gözaltına alınıp
kaçırılmasından sonra, ERDOĞAN'ın; hiç alışık olmadığımız bir şekilde, lehde veya aleyhte bir yorum yapamaması ve
sessizliğe gömülmesinin temelinde de, duygusallığının esiri olarak ve uluslararası
ilişkilerin diplomatik kurallarına aykırı bir şekilde, vakti zamanında
Mudura'yı kardeş, Trump'u da dost olarak ilan etmiş olması yanlışlığı
yatmaktadır.
ERDOĞAN için gerçekten zor
bir durum, ERDOĞAN'ın dostu Trump, yine ERDOĞAN'ın kardeşi egemen Venezüella
devletinin başkanı Mudura'yı Uluslar arası hukuka aykırı olarak paketleyerek
gözaltına alıp kaçırmıştır. Yukarı tükürse bıyık aşağı tükürse sakal, eylemi
kınasa bir türlü, desteklese bir türlü, Allah
kimsenin başına vermesin.
Ülkemizin önünde yatan bir
SDG ve ondan kaynaklı Suriye meselesi var. Ülkemizin güvenliği ve olası bir
Kürt Devletinin kurulmasına kadar gidecek olması nedeniyle önem arz eden
Kuzeydoğu Suriye’deki silahlı SDG oluşumunun Suriye merkezi Şam yönetimiyle
entegrasyonu nedeniyle ortaya çıkacak olan bir olumsuzlukta, İsrail ve Amerika’nın,
kendi ülkelerinin yararları ve çıkarları için SDG'den yana tavır almaları ve
Türk Ordusunun ise, Suriye’de SDG'ye
karşı askeri operasyon kararı almaları-ki; koşullar SDG'den yana tavır
alacaklarını işaret ediyor-halinde, ERDOĞAN'ın dostum dediği ve dost ilan
ettiği Trump, ERDOĞAN'ın gözünün yaşına
bakacak ve dostluk gösterecek mi acaba?
Bekleyip hep birlikte
göreceğiz.
04/01/2026
Hukukçu

Yorum Gönder