Birini öldürmeye kalksak! - Can Ataklı

Bilgim yetersiz. Hukukçulara sormak istiyorum.
Diyelim ki bir nedenden ötürü birine çok öfkelendiniz ve onu öldürmeye karar verdiniz.
Bunun için pusuya yattınız .
Öldürmek istediğiniz kişi geliyor.
Tüfek elinizde, nişan alıyorsunuz, parmağınız tetikte.
Tetiğe tam dokunacakken bir nedenle vazgeçiyorsunuz.
Vazgeçme nedeniniz önemli değil, vicdanınız elvermemiş olabilir, yakalanıp hapiste ömür tüketmekten çekinmiş olabilirsiniz, öldürdüğünüz kişinin ailesinin kan davası güdeceğinden korkabilirsiniz, yani neyse ne.
Sonuçta pusu kurduğunuz, nişan aldığınız ve tetiği çekmeye hazır olduğunuz halde vazgeçmişsiniz.
Aradan 3-4 yıl geçmiş.
Bu süre içinde belki de o öldürmek istediğiniz kişiyle tekrar dost olmuşsunuzdur. Ortak işiniz bile vardır.
Ama hiç hesaplamadığınız bir şey oluyor.
Meğer siz pusuya yatmış, nişan almış, tetiği çekmeye hazır olduğunuz sırada biri sizi görmüş. Sizi izlemiş.
3-4 yıl sonra da polise gitmiş ve “Şu adam var ya, bu adamı öldürecekti, pusu kurdu, nişan aldı.”
Herhalde polis soracaktır: “Peki sonra?”
Sizi ihbar eden “Sonrası yok, öldürmedi, silahını toplayıp gitti” diyecektir büyük olasılıkla.
Sorum şu: Bu ifade üzerine savcı sizin için cinayete teşebbüs suçundan dava açabilir mi?
Konu şuradan aklıma geldi.
Yıllardır devam eden bazı siyasi davalar hep “eksik teşebbüs” olarak değerlendiriliyor.
“Yapacakmışlar ama yapmamışlar.”
Yine hukuk bilgimin eksikliğine rağmen şunu biliyorum, “bir suça teşebbüs, eğer o an yakalanırsa teşebbüs sayılır.”
Yani suç işlemeyi düşünmüş olabilirsiniz, bunun için hazırlıklarınızı da tamamlarsınız, ama sonuçta suçu işlemezsiniz.
İşte tam bu sırada yakalanırsanız “teşebbüs” olarak nitelenebilir bu.
Çünkü siz “vazgeçtim” deseniz bile görüntünüz suç işlemeye hazır görüntüsüdür.
Ama suç düşünülmüş fakat hiç harekete geçilmemiş, üstelik o suçu işleme kabiliyetiniz ancak belli bir görevde bulunduğunuz sürece geçerli ve emekli olarak bu kabiliyeti tamamen yitirmişsiniz.
Yine de “teşebbüs” olarak nitelenebilir mi?
“Darbe yapacaklardı” iddialarına bir de bu gözle bakmak gerek diye düşünüyorum.
*****

Demokrat paşalar sahnede
Hiç kuşkusuz Cumhuriyet tarihinin en ilginç Genelkurmay Başkanları’ndan biri Hilmi Özkök’tür.
Önce Ergenekon sonra Balyoz davaları ile yüzlerce Türk subayının tutuklanmasına neden olan “darbe yapılacaktı” iddialarının tam odağında olmasına rağmen kayda değer, dişe dokunur hiçbir şey söylemiyor.
Oysa asker kişiler arasında en rahat konumda olan O.
İktidar seviyor, yandaşları seviyor, öyle ki “Türk Silahlı Kuvvetleri’nde demokrasiye ve hukuka inanan tek komutan” olarak bile niteleniyor.
Yani konumu gereği Hilmi Özkök’ün ille de mahkemeye gidip ifade vermesine bile gerek yok.
Şimdi de bir dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç Yalman “gizemli” duruşu ile bir yerlere selam çakıyor. “Çağırsınlar konuşurum” diyor, tabii biliyor ki mahkeme onun da tanıklığını istemiyor.
Oysa bu iki “demokrat” paşanın ille de mahkemeye gitmelerine gerek yok. Lüzumlu lüzumsuz herkes televizonlarda konuşuyor. Madem sizi mahkeme çağırmıyor, çıkın bir televizyona ve konuşun.
“Efendim, yargıyı etkilemek istemiyoruz.” Yapmayın. Ne mahkemeyi etkilemesi Allah aşkına.
Yapacakları sadece üç kelimelik bir açıklama; “Darbe girişimi olmuştur” ya da “darbe girişimi olmamıştır” diyecekler.
Bu kadar basit bir beyanda bulunmaktan kaçınıyorlar.
Şerefli birer asker olarak belki birçoğuyla ta ortaokul yaşlarından beri birlikte oldukları arkadaşlarının hapislerde süründürülmesinden, itilip kakılmasından ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nin bu kadar hakarete uğrayıp aşağılanmasından keyif almıyorlardır herhalde.
Peki, hayattan ne bekliyorlar acaba?
*****

Kuran dersi kurnazlığı
AKP ve MHP Kuran’ın okullarda seçmeli ders olmasını kabul etti. İki parti bu kararı “Bugün tarihi bir gün onur ve gurur günü” diyerek kutladılar.
İsteyen herkesin dinini, Kuran-ı Kerim’i, peygamberimizin hayatını öğrenme hakkı var mı? Elbette. Ama eğer bunu yaygın eğitim sisteminin içinde yapmaya kalkarsanız hem dini siyasete alet etmiş olursunuz hem de bizzat dine zarar verirsiniz.
Ancak oy kaynaklarını dini istismardan alan iki parti çağdaş dünyanın kabul ettiği bu gerçeği görmezden geldiği gibi bunu bir gurur vesilesi olarak da kutlayabiliyor.
Daha da önemlisi ve vahimi, safiyane dini duyguları olan milyonlarca insanın önünde bunun doğru olmadığını söyleyenleri “İslam dinine karşı çıkmakla” suçlamaları.
“Sen neden İslam dininden korkuyorsun?” veya “Çocukların dinlerini öğrenerek büyümesi seni neden rahatsız ediyor?” türü popülist sorulara verilecek bir cevap yoktur.
İşte AKP ve MHP bu kurnazlıkla hareket ederek milyonların duygularını istismar etmekten çekinmiyor.
Bunun adı da “siyaset” oluyor, “milli irade” oluyor.
*****

Kapatalım okulları, hepsi özel olsun
Başbakan Kore-İran gezisine çıkmadan önce “Ben yokken gündem sıkıntısı çekmeyin” diye düşünmüş olacak ki, “Üniversitelere sınavsız girilecek, dershaneler kalkacak” demişti.
Gerçi tam iki yıl önce yine aynı cümleleri sarf etmişti ama, Menderes’in “hafızayı beşer nisyan ile maluldür” sözüne inandığımızdan, iki yıl sonra gelen aynı gündem maddesine yine kurtarıcı gibi sarıldık.
Böylelikle Başbakan yurt dışındayken oyalanacak bir gündem maddemiz oldu.
Başbakan bu konudaki görüşlerini belirtmeye uzun yurt dışı gezisinde de devam etti.
Örneğin “4+4+4 sistemi ile herkese özel okul fırsatı sağlayacağız” dedi. Başbakan “özel okula” özel vurgu yaptığına göre, özel okulların devlet okullarından daha iyi olduğuna inanıyor.
O halde boşuna uğraşmaya ne gerek var, Milli Eğitim kendi okullarını kapatsın, hepsini özel girişimcilere devretsin, her çocuk özel okula gitme şansı bulmuş olur zaten.
Ama sorun özel okul-devlet okulu ayrımında değil ki, sorunumuz kalite.
Özelde ya da devlet okullarında çocuklarımız nasıl yetişiyor? Eğitim ve öğretmen kalitesi ne alemde?
Özel okulların daha iyi olduğunu varsayanlar olabilir, çünkü bu okullar paralı olduğu için daha iyi öğretmenlere daha yüksek maaş verebiliyorlar. Ama özel okul sayısı arttıkça kaliteli öğretmen sayısı da artmış olmayacak ki.
Bu iş sonunda yine parası olana yarayacak demektir.

Yorum Gönder

[blogger][facebook][disqus]

Kemalın Askeri

İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *

Javascript DisablePlease Enable Javascript To See All Widget